Hattımız mı var? İki tane da var. Eski yazıyı bilenler bilir. Bir Elif var, iki de var. Var. Derler, tariften mübalağa için. Onlar da tarif ayet. Oradaki Hii asli zikredilen Allah, Allah, u, u işte Allah, zikrilen şey Böyle olunca kolaylık var bizde. Nasıl kolaylık var? Nefesimiz de Allah diyor. Yeter ki gafil olmayalım. Hayvanların nefesi de Allah. Hepsini ona göre halk etti. Hoştur bir hayvanı. Senden iyi zikredin. Efendimiz buyururlar ki, en çok Mevla'sını zikreden taşlar, topraklar, ondan azıcık daha az zikreden ağaçlar, ondan azıcık daha az zikreden hayvanlar, onlardan daha çok az zikreden zikreden insanlar, cinler. Biz en azına geliyoruz bu zikrin. Onun için Efendimiz buyuruyorlar ki, kalbiniz çağırırsın. Az zikretmen, daimi Allah desin, diyorsun oraya, bütün letaif dursun. Bitecek kalp Allah'a ahdise, yani oradaki kabirde çürütmeyecek mi, o kula diyor, diyor ki Allah.
Kabirde çürümez kabirde de ümmetimin şereflisi hafız olanlar okuduğuyla amel edenler, bir de geceleri ihya edenler. Kalp geceleri ihya ediyor. Sen uyanma o zikreder. Bir saatte zikir değiştirirken, kalbi ruha değiştirirken kalbinin zikrini iki şey ile Birisi, gafillerin içinde mi Allah'ı zikreder ki ömür? Ha düşündün mü kıd kıd kıd, dir. Zaten sizin vücutunuzda bir muztay et parçası var diyor Muhammed Mustafa salyaları. O ayakla kavuştu, sıhhat buldu mu? Bütün vücut sıhhat buldu. O fesada gittiyse Osman oğlum! Kursilerde hocalarımızın daima verdiği vaaz. Lokman oğlum, hayvanlardan iki aza getir, en iyilerinden olsun, iki getir en kötülerinden olsun bir hayvanın parçalarından. Yetmiş iki tane lisanı ile kalbine almış gelmiş. Buyurun baba. En nimetlı bu mu oğlum? Bir de en fenasını getir. İbret, engiz bize bunlar. Koşmuş bir de fenasını getirmiş, gine diliyle kalbini getirmiş.
Buyur baba demiş. Oğlum iyi desen de bunu getiriyorum, kötü desen de bunu getiriyorum. Kalp ile dil iyi oldu mu bütün vücut iyi olur. Saha haklı Peygamberimizin hadisine misal veriyor mu? Kalp ile dil tesadüf ettiyse, bütün vücut tesadüf etti. Çünkü merkezi umumidir kalp. Orda iman var reis-i cumhur, akıl var baş vekil. Bütün şubelerine iyiliği dağılan bir alem-i ekberdir insan, alem-i ekberdir. Bu alemden büyüktür. Efendimiz diyor ki ne diyeyim mi? O Marifetnamei ney yazan karşı azamı ney birer birer parsele ayırmış görün kitabını. Öyle değil mi kardeşim? Parsellenmiş bütün, ölçmüş, santimlarıyla ölçmüş, parçalamış. O, şu Suveyda-i Derun un kalp noktası yaptı onu. Çünkü, üstadı duydum tarifini tarif ediyorum. Şöyle bir camilerde topak bir ayna aslı ortasında bakın ona on bin cemaat geçse hepsi içinde bütün ağaçlar kutlalar da içinde her şey içinde o camiyi kim içine alır o.
Büvünden de alır üstünden de alır altınla. Çünkü topak. Efendimiz buyurdular ki kalp, Süveydai Derun vezbibey gibi nokta topaktır. Arş, pürüzsüz, levhu, kalemi, dünyayı, ahireti gösteren bir noktadır. Bizim keramete meyilimiz yok diyor, yoksa üstadımız hiç emretmez ve duyurmaz bile. Gözünüzü açın bir huzur hurat olursa, görmeyin, dünyaya aldanınız burdan kalırsınız. Bu kadar alemi ekleyen olan kalp bizde var. Hepimizde var. Bizimki gibi gaflette olanı var. Açmış dört köşe, yedi iklını seyrederek var.