Bunu inkar edemeyiz. Böyle içimizde bir boşluk var bunu inkar edemeyiz. Namaz da kıssak, dersimizi de çeksek rabıta da yapsak murakıbede bir boşluk var. Şöyle tam bir tatmin yönümüz yok Bir sıkıntımız var böyle içimizde bunu hissediyoruz hissediyoruz bunun tek sebebi şu Esselamü Me men aura da and dik Kim bizim zekimizden ayrılırsa onlar için sıkıntılı bir hayat var Nasıl var derseniz bu sıkıntılı bir hayat maddi olarak değil sadece, gönül olarak. Şimdi Rabatü'l Adeviyye annemiz diyor ki bak hiç boşluk bırakmamış Ya Rabbi diyor sen sev yeter ki diyor. Bunun dışında bütün alem bana düşman olsun diyor. Bak boşluk bırakmamış. Öyle bir orayla alakayı Cenabıhakk'a vurmuş ki öyle bir riayet etmiş, en ince edeplerine kadar riayet etmiş zaten halk pişman olsun derken halk ona aşık olmuş zaten dualarını beklemişler.
Öyle annelerimiz var bizim büyüklerimizden Cünnih-i Bağdadi geçti ya, o bile üstadım diyor onlara. O kadar hakikati elde etmişler. Biz Mevla'ya yakın temin edersek Mevla'mıza, onun her an bizimle beraber olduğu duygusunu yaşarsak bu dostluk kalmaz. Hep bu ondan gelin. Şimdi şöyle diyelim biz ibadet etmiyor değiliz ediyoruz. İbadet ediyoruz da büyüklerimiz iki şekilde bunu tespit etmiş Ulema Aleyhisselam bir İnsan günahından tevbe eder. Yapmış olduğum hatadan, bir de ibadetteki gafletlerinden tevbe ediyorlar. Yapıyorum ama Hadis-i Şerif'te Allah'ı görür gibi bir ibadet. Ya Rabbi diyor ben seni görür gibi ibadet yapamıyorum diyor. Bu dünya-i mebuza mebuz dedi bu Sami Efendi Hazretlerinin ifadesi çok müstesna o gününe göre söylüyor. Şimdi dilimizi değiştirmişler bizim bir kütüphaneye git böyle Raşit Efendi Kütüphanesi'ne, kanserde kimse bulamaz. Çok az bir iki kişi. Çünkü dil değişmiş.
Ne büyük o harf inkilafı var ya harf inkilafı, bitirmiş. Bizim ehlullah ile alakamızı tamamen kesmiş. Ondan mübarek diller anlaşılmıyor. Halbuki ifade o kadar güzel ki Türkçe dört yüz tane kelime belki. Bir Osmanlıca derseniz Arapça var içinde, parça var Türkçe ve olgun bir değil. İşte onların anlaşın. Türkçeyi Türkçeleştiriyoruz biz burada. Bu dünya-i mebuğuza mebuğuza dedi Allah'ımız dünyaya buğz ediyor. Dünyaya buğzu, Allah'tan alıkoyan dünya. Yoksa adam ben Allah'ıma ibadette, tatilde bulunacağım diye işini, gücünü, her şeyini terk edip bir tarafa çekilmez. Bu caiz bile değil. Ne yapar? Onu mesela ombre yapacak, hac yapacak, ondan sonra hayır işleyecek. Neye bağlı yiyecek içecek, o iş yerindeki çalışmasına bağlı. Onun için bu dünya kar halindedir çalışma yeri. Ahireti biz buradan kazanacağız. Aslında onlar ahiretteki güzelliği de burada yaşıyor aslında.
Çünkü cennetlerin üstünde cenneti verilen o evratta, ezkarda mesela bir kimsemiz vardı derdi bize Dersimune'yi çektikten sonra ince bir ağıt geliyor derdi. Bir sürur ağıdı o. Allah'ım sana muhabbetin ağıdı. Bu cinnetlerin üstünde bir cinnet. Böyle bir hali yaşamak. Cenabı Kutsi Müdavendi Celle Sultanı huya devam-ı ikbal sermayesi elden bırakılmaz. Asıl diyor sermayeniz dünyayı verseniz bu sermaye değildir. Yolunda harcanır bu aile. Asıl sermaye Cenabı Kudsi Hüdavendi Celle Celaluhuu'ya devamı ikbal devamlı ona dönüş kalbin dönmesi. Eşaya ibretle bakıyor aleyhisselatu vesselam Efendimiz ve yolundan gidenler de Şöyle baktığımız zaman evimizden yiyebiliriz. Evimizin güneşe bakan tarafı sıcak oluyor, ışık altında. Sonra meyvelere bakıyoruz güneşe karşı olanlar hem gelişiyor, büyüyor, tatlılaşıyor hem de kısarıyor. Gönlümüz Cenabı Hakk'a dönerse ne yaparız manen insan gelişir.