Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Biz kalp edindiği zaman sadece maddi olanı değil imanın yazılı olduğu ruhi, manevi yönünü düşüneceğiz. Altı tane hal varmış kalpte. Bunu Ebu Bekir'in el-Verra kalpte sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor. Neymiş? Hayatün, diri olan kalp. Allah nedir, diri olması nedir, kalp nasıl diri olur Kalbin diri olması hidayettir hidayet Allah'ın yolunu bulmak yalnız dikkat ederseniz müminler içinde hidayet ifadesi var kafirlerin hidayeti var kafirlerin hidayete küfürden, imana, müminlerin hidayeti imandan İslam'a, İslam'dan ihsanı, Allah'ımızı görür gibi dağıt kılmayan Bu Meryem suresinde bir ayet celle var. Rabbimiz Celle Celalühü Rabbimiz Celle Celalühü onların Allah hidayetlerini arttırdı buyuruyor. Şimdi biz neyden misal verelim bir ibadet söyleyin ondan misal vermeye çalışalım. Bir ibadet, bir ibadet, namaz.
Namazın bir kılınış şekli var, kıyamı var, rükuu var, secdesi var. Bunu bedenen yapıyoruz ama bunu yaparken kalbimizin de bir gıyamı var. Kalbimizin de bir rükuu var. Kalbimizin de bir secdesi var. Kalp secdeye varır, kalp böyle tık tık tık tık vuruyor. Dir. Rüku nedir? Kalbin tesbihatıdır. Rabbımızdan münasebetidir. Kıyamı nedir? Müstakim olmasıdır. Bunu daha da açarsınız. Mesela biz namaz kılıyoruz ama şimdi bu namaz kılarken yaptığımız saatte onun da esrarına ermek var. Sırrına kavuşmak var. Namaz kılanların vay haline buyruluyor. Feveylül lül musallin, nedir o? Gafletle kılanlar. Şu bir kere gönlümüze tam eldesin. O da yaptığımız her işi aklımız başımızda olarak yapalım. Bu yeter bize. Her yaptığımız işi aklımız başımızda olarak yapsak, şimdi biz buraya giriyoruz ya, buraya girerken aklımız başımızda ne düşüneceğiz?
Diyeceğiz ki acaba bir istifade edebilsek, bir faydalanabilsek müminlerin yüzüne bakmak ibadettir. Elleri ellerinde, gözleri de gözlerinden ayrılmadan Allah'ımızın mağfiretine uğrar bir bağışlansak, bir istifade etsek bizde ruhen, kalben düşüncesi aklımız başımızda iş yapmaktır. Evimize girerken duydu, yatağımıza girerken aklımız başımızda. Bu benim istirahatım için. Şimdi istirahat edeceğim, beynim dinlenecek, aklım dinlenecek, kulağım dinlenecek, gözüm dinlenecek, azam dinlenecek, gece taate kalktığım zaman bütün vücudumla, bütün enerjimle bir Allah diyeceğim, la ilahe illallah diyeceğim, salatü selam getireceğim, ölümü düşüneceğim, ehlullah ile kurduğum alaka ile Rabbımızı bulmaya gayret göstereceğim, havibenin nuruna erişmek için diyeceğiz. Aklımız başımıza diyelim buradaki esamle ve yeziddullahullezinedede hude hidayeti kabul edenlere Allah daha çok hidayet verir.
Demek ki bu hidayet Mevla'yı bulmak, daha da bir yakınlaşmak, daha da bir yakınlaşmak. Bu yakınlaşmak gayb'in yakınlaşması yoksa vücudun değil. Çünkü Allah'ımız ile bir ittisal olamaz. Mümkün yani Allah ile imandır elhamdülillah. Müminiz. Okuduğumuz şehadet ve kalp elhamdülillah hayata kavuşmuş oluyor. Meutun gönlü olan kalp, o da nedir? Dalalettir. Dalalet, dalalet Allah'ın yolunun dışına çıkmaktır celle celalühü. Küfürdür, nifaktır, şirktir, büyük günahtır, küçük günahtır, hep bunlardır efendim. Sıhhatün sıhhattir.
Bu da ibadet diyor, taatle sıhhat itaatle sıhhat bulunur ve sekamün kalpte bir hayat vardır, kalbin biri olması vardır imanla hidayetle ölü olması var Allah'ın yolunun dışına çıkmakla sıhhat bulur o da gönlün taat ibadet zikir fikir şükür bunlarla Allah yolunda inpak ile sadık olmakla sabirin kul olmak şakirin şükreden kul olmakla, geceyi ihya ile, insanları irşad ve ıslah ile kötülüklerden uzaklaştırmakla, araları ıslah etmekle muhtaç olanlara yardımla. Veya kavva tühü, kalbin uyanık olması, bu da zikrullah iledir. Nev'ümün uykusu da gafletledir. Eşşekul Ekber ibn-u Arabi, kalpte sallallahuü sırra. Burada kalbi uyananlar da misal veriyor. Muhyiddin-i Arabi hazretleri Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Erracül kalbi diri olan hakikatleri de ahirette ebedi iken başlarını secdeden kaldırmazlar.
Ne olacak ya, evlerin iyi olacak, çocuğun iyi olacak, çoluğun iyi olacak, işi gücü şimdi o değil yaptığı her işi secdeden aldığı haz ile yapıyor. Her işi. Mesela ticaretindeyse hile karıştırmıyor. Düzgün ticaret yapıyor. O zaman da sadıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber, nebilerle arş-ı cem oluyor. Bunun gibi. Yani başını secdeye koyunca kaldırmamak, öyle devamlı secdeye mıhlamak değildir başını. Secdede aldığı haz ile her şeyi secdeli yapmak. Allah'a ibadet içerisinde, taat içerisinde yapmak. Yürürken bu toprak beni bir gün içine alacak demek. Tevazu ile yürümek, kibritmemek, konuşurken yalanı, gıybeti, iftirayı, dedikoduyu içerisine karıştırmamak. Bu şekilde. Erracul men yarrucu, erracul men bir mürşid-i kamil ve zamanın kutbul aktabı. İtalyan mıdır, nereden bir kimseler gelir ziyaretine Rumca konuşuyorlar.
Etrafında bulunan cemaat, eğer diyor, İngilizce olsa, pat bir şey söyleyeceğiz ama adam Rumca konuşuyor gelen niyet. Efendi Hazretleri derhal Rumca konuşmaya başlamış. Torunları heyecanlanmış demiş, ana efendimiz Rumca konuşuyor, o da hiç kendisini bozmadan, babayın bilmediği dil mi var evladım demiş. Demek ki her dile vakıf, aklımız ermiyor. Şöyle gelecek aklımız, Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz değişik kabilelere heyet gönderdi. Onlar tabi o kabile onlara yabancı, yabancı sabah kalktıkları Kim itaat ederse nice kurtulur, kim de itaatsızlık yaparsa harika yenir eder diye gelir. Ebul Mevaib Şazili hazretleri buyuruyor ki Yani bunu düşünür diyor. En önemlisi nedir? Aile meselesi çok önemli günümüzde. Çocuklarımızın nerede gezip dolaştığı çok önemli. Sonra insanların birbirlerinden emin olmamaları, ne alırken emniyet var ne de satarken emniyet var. Herkes birbirinden üçteki.
Hep şikayet ediyor, bir sıkıntı var. İnsanlarda bir daralma var, bir bunalma var. Her yerde bir kamera olmaz ki. Evlerde kamera, iş yerlerinde yerlerinde kamera, şu gönüllere bu kamera konmadığı için Allah'ımızın korku kamerası her girdi. İşte kameralar görüntüledi, bilmem filan etti. Tabii olacak ama asıl kamera gönülde olacak kalpte. Olduğu zaman hiçbir yanlışlık yapamaz. Zamanı çok iyi bilecek. İnsanları da diyor çok iyi ölçecek ve onlara akilları ve anlayışlarına göre konuşacak. Biz unutamadığımız bir hal var. O da şu, mürşid-i kamilimiz Sami hazretlerinin kulafasından en seçkini ve onun gözde bir evladı. Bu otobüsle yolculuk yapılıyor, yanına tam onun zıttı birisi düştü, tam zıt kendisi. Onun görüşü ayrı, onun görüşü ayrı. O zıt. Acaba ne yapacak diye düşünürken ona bir İngiliz'in imanını anlattı. Nasıl iman ettiğini, adam çok böyle aşkla muhabbette dinledi. Nasıl hidayet etti.
Durumu çok iyi bilecek. Bir gün üstadımız konuşurken biri demiş ki efendim askerliğini anlat demiş. Ya havdülaulezil Ya Rabbi. Sonra ayet okuyor, hadisi şerifler okuyor, bana demiş o askerliğini anlıyor adam. Askerliğini anlatınca hüngür hüngür ağlamış. Askerliği de çok güzel. Askerdeyken kırk birinci alayda veya bölükte Hasan Ertem Bey, Efendimizi görmüş sallallahu aleyhi ve sellem. Senin bölüğünde Develi'nin Yahyalı bucağından Mustafa oğlu Hasan benim evladımdır, dikkat et demiş. Onu sen muhafaza et, onu koru demiş ve ayrılırken mermi sandıklarından bir kürsü yapmışlar, mevlit okumuş. Adamın anladığı ona o yoldan girilecek. Yani adama şimdi süt emen çocuğa bal, bal yiyen çocuğa da süt verilmez. Hani bunun gibi durumlarına göre kabiliyetlerine göre itikadi noktada hatası varsa inanç noktasında Allah'ımızın varlığını ispat edeceksin.
Diyeceksin bak dört, üç artı bir, üç, iki artı bir, iki, bir artı bir ama birin evveli yok deyip her şeyin yaratıcısı Mevla olduğunu ispat edeceğiz. Diyeceksin bakın, Adem aleyhisselamdan bu zamana kadar insanların gözleri birbirinden farklıdır. Kim yapabilir? Saçları birbirinden farklıdır. Yağın kar taneciklerinin beş bin tanesini incelemeye alıyorlar, hiçbirisi birbirine benzemiyor. Bunu yaratan kim? Diyor ki öyle bir himmet sahibi ki Allah ona güç vermiştir. Dağ yerinden isterse oynasın dersen yeri dağı yerinden kaldırır diyor bir izni ilahi teala. Bak Allah'ın izni. Rabbimizin bu izniyle. Bunun misallerini Kuran-ı Kerim'den hatırlamaya çalışırsak bir risalet örtüsü içerisinde Musa aleyhisselama denizde on iki tane yol açılması, evliyada da velayet sırrı ile Cenab-ı Hakk'ın lütfu ve ihsani ifade edilebilir.
Bedel yedi kişi, yahfebullahı behim el egalime seba Allah yedi kliğimi bunlarla koruyor. El imam iki kişidir, Rabbimiz şefaatlerine mazhar kılsın. Bir de üç kısım insan vardır. Kendi aramızdadir. Afileti hiç hatırlamak istemez. Ölüm desen dinlemez, kapıyı desen dinlemez. Bak okuyalım Allah'ımızın emrine dinlemez. Bu dünya işlerinde hep imanla tasarruf eder, ahiret düşüncesi içerisinde yapar, her yaptığı işin. Mesela şu çayı içerken ibadet ve taatime gıda olsun der. Elli bin yıllık yoldan geldiğini tefekkür eder. Üçüncüsü Tamamen kapatmış. Mesela Hazreti Ömer radiyallahu anh efendimiz mescitte oturan bir grup gördü. Ne yapıyorsunuz? Tevekkül ehlisiniz. Hayır, siz tevekkül ehlisiniz. Yeyicilersiniz, çıkın buyurun. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de senle, namazı kıldıktan sonra Allah'ın verdiği rızıktan arayınız yani camide çıkılıp almayınız buyuruyor.
Çıkın rızkınızı helalinden temin için çalışın. Hep dünyaya dünse ahireti unutsa o tehlikedir. Hep ahirete dönüp dünyaya dünse tehlikelidir. Dünya işlerinde, biz dünyanın dışında değiliz var, elbise yiyoruz, dünyanın metaıdır. Çay içiyoruz, dünyanın metaıdır. Medası. Bu dünyayı da en güzel şekilde dinimizin ölçüleri içerisinde yaşayacağız. Velhamdülillahi rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi serin sohbetini dinlediniz.