İnsanın gür belası belası, kalbin Cenabı hakk'ın muhabbetinden, sevgisinden mahrum kalmasıdır. En büyük, kişinin belası budur. Neymiş? Kalbini, Cenabı hakk'ın zikrinden gafil kırdığımız kimseye hadliyen itaat etme. Zikrimizden kalbini gafil kıldığımız kimseye itaat etme. Allah'ımız, malum kılmıyor ve kişi iradesini şerre kullarınca oluyor. Geçmiş diyor büyüklerimiz, efendilerimiz, kalplerini Cenabı Hak'tan alıp koyacak her şeyden, tamamen kurtarmak için cehd etmiş ve gayret göstermişlerdir. Allahu Zülülü Celalin, Celalin, muhabbetine mani olan engellilerden kurtulacak olursa, bu engeller daha ziyade nefsimizin arzuları, istekler oldu. O zaman diyor, fıtratında, yaradılışında Allahu Zülcelal'in muhabbetine ulaşır. İnsanın diyor, yaratılışı Cenabı Hakk'a muhabbetle yaratılmış. O engel kaldırılırsa diyor, o muhabbete nail olur.
Eğer gönül, dünya muhabbetiyle meşgul olmaktan kurtulursa, Allahu Zülcelal'in muhabbetine, ona kavuşmaya engel olan engel olan perdelerden hal kurtulacak olursa, o zaman diyor, o zaman o kalp melekut aleminde yükselmeye, orada uçmaya başlar. Sonra, kalp, melekut aleminde eğer bulunacak olursa birçok faydelerle döner. O faide, tecelli olur kalbine, Allah'ımızdan doğmuş olur, ilham derler o olur, füyuzat-ı ilahiye olur, o Halıkli olmayan, o nimetler de önemlidir. Insanın gözünde çünkü gözünde iki tane göz vardır. O göz bu dünyayı görür, dağları görür, taşımı görür, semavatı görür, ağzı görür, ağaçları görür, akan suları görür, birbirlerini görür. O göz o. Eğer ahiret gözü açılacak olursa o da ahireti görür. Ve yine Eğer Cenabı Hak bir kimseye hayır murat ederse, kalp gözlerini açar. O zaman, Allah'ımızın duayı aleminde, görünmeyen alemdeki esrarı, sırları müşahede eder.
Onların kalplerinde kılıklar vardır, buyuruyor. Perdeler var, onların kalplerinde Rabbi Zülcelal'imizin o sırlarını görmeye mani bulan neler vardır? Perdeler vardır. Kalpler aynen haklar gibidir. Eğer içine hak doğarsa, hakkın nuru doğacak olursa, onu ziyaeleşerek azalarına da sirayet eder. Nur gibi olur. Kalbi, muhabbetle dolu, dola ilahi, ellerine haydut, ayakları hayra yürün. Velhasıl diğer uzuvları da hep rakımızın istediği doğrultuda hareket eder. Eğer bunun dışında şehevi, hayvani, nessabi duygularla dolacak olursa o zaman azaları da zulmetin içine girer. Ne beyni haklı düşünür, ne kalbi, ne elin, ne ayağı, ne gözü, ne kulağı hep fena algıların içerisinde olmaya başlar. Ölür ki ibadet ve taat en faydalı olanı, lezenlere ibadet kalbi yersiz duygulardan kurtarıp ıslah etmek kadar, etmek kadar faydalı bir ibadet yoktur. Demek ki Cenabı hak razı olsun. Çünkü biz buna aidiz.
Şeytanla ait değildir, nefse ait değiliz. Şehevi gurgurlara hiç ait değiliz. Nefsani arzu ve isteklere bir dünyanın süsüne, püsüne, geçici olan bu hallerine, nelerine, muhabbetine hiçbir zaman ait değildir. Biz Allah'ımıza ait olduğumuz için Cenabı Hak istemiyor. Konunun kalbinde, kendi muhabbetinin dışında bir şey istemiyor. Bir kalbe caiz değildir. Çünkü o kalbe nur girecek. Nurun gireceği bir kalbe, zikrullah ile nur girecek, eğer yaparsan ona. Tam candan yaparsak, samimi olursa, öyle adet kabilinden, sandalyelerin üzerinde yatağın içinde değil, candan böyle. Samimi olarak, gözyaşlarıyla, eğer yapacak olursa Allah Allah. O zaman hal bunun için hasıl kılınmıştır. Bunun için vardır. Öyle bir kalpte, eğer Allah'ımızın sevmediği bir hal olacak olursa razı olmaz. Çünkü haramdır. Allah'ın razı olmadığı, sevmediği düşüncelerin bulunduğu bir kalbi Cenabı Hak istemiyor. Çünkü kendi hanesidir.
El kaybül beytullah, kalp Allah'ın evidir buyuruyor. Arşıdır, hazinesidir, istenmiyor Cenabı Hak. Bu da zor değil. Şimdi bak, bulunduğumuz ziyaret üzerine. Onun için, açmayın, meseleleri de, benhasıl dikkat edeceğiz, riayet edeceğiz. Kalbin yedi saat olsun, böyle rabıtalarda, zikrullah yine, derin tefekkürlerde ne olduğumuzu, ne olacağımızı, analarımızın, babalarımızın nereye gittiğini, bu kadar insanların nerelerde bulunduğunu, acaba ne yapıyorlar diye tefekkür edip kendimize bir yol, esas, Allah'ımızın koymuş olduğu yola koyulacak olursak, ibret almak suretiyle, bu insin ve kimin ibadetinden eftaktır. Etap, kalbin, salah içerisinde, böyle kimle, buzla, nefretle doğması elbette ki cahil değildir. Yoksa şu esası koruruz Allah için sevgi, Allah için uğursuz. Melek, suret bulunan eve melek girmez.
Suret bulunan eve melek girmezse, kalpte eğer Rabbamızın razı olmadığı düşünceler olursa oraya nasıl nur girer demek istiyor. Neden o sen kıymetli olan deveni sattın deyince, kalbimde bir dokunaklıktı. O deve, kalbinde yer işgal ediyordu. Kalbimde Cenabı halkının sevgisine mani olmasın diye sattım, buyurmuştu.