Allah'ımızın yakınlığı hususunda Cenabı hak zaten bize bizden daha yakındır. Bunun deliliyse Kaf suresinde Cenabı hak Eshabü ve Nahnu, ve biz, en yakınız, dileği kulumuza, can damarından. Bu damar hususunda çeşitli görüşler beyan etmişler. Bak Sami Efendi Hazretleri kalbin yakınından geçen damar Rabbi Zülcelal'imizle münasebet kuran bir Rabbimizin ikramıdır diyor. Bu yakınlığı yukarri bu, Allah'ımız onun kalbinde kendisine yakınlığın, o yakınlığı görmesinin derecesindedir. Allah'ımız müşahede ediyor. O yakınlık derecesine göredir. Şimdi düşün diyor, senin kalbin neye yakın? Acaba Allah'ımızın sevdiklerine mi yakın kalbimiz? Yoksa sevmedikleri, böyle şehevi, hayvani, duygular, tamah, dünyaya doymama halleri, vesair, kanaatsizlik, kin, kibir, hasetlik bu şekilde mi, yoksa hep bunlardan temizlenmiş, Mevla'ya muhabbet eden bir gönül mü? Sen bunu diyor bir hesap et.
Öyle ki diyor asıl Allahü Zülcelal'e yakınlık, yakınlığını da unutacak diyor. Bu aynen suya dalmak gibi, suya dalmak gibi. Suya dalmış gibi, suya dalmış suyu bile görmüyor. O artık onun içerisinde kaybolmuş. Asıl yakınlık da budur diyor. Öyle bir yakınlık meydana getirmiş ki bunu bile görmüyor. Artık bu baldır, işte şu maddelerden oluşmuştur, şu şekilde hasıl olur demiyor. Yiyor artık onu. Onu tadıyor. Onu tatma ve lezzetini içerisinde. Belki yillarca Beytullah diye adam yanar, yakılır, şiirler söyler, ilahiler söyler. Muhabbet eder ama kavuştuktan sonra sesi kesilir, bunun gibi bir hal arz eder. Kalbin Allah'ımıza yakınlığını hissetmesidir. Asıl güzellik burada. Allah'ımızın bize, bize, bize bizden daha yakın olduğunu kalp hissediyor. Zaten murakabe de tahrip edilirken Kalbin, Cenab-ı Hakk'a yakınlığını bilmesidir, buyrulur.
Ibadet ve taatiyle bunu temin eder ve arzusunu, isteğini devamlı zikrullah'a kendisini vermekle Hem de alaniyeten ve sır. Hem açıktan zikir hem gizlide zikriyle. Ariflerin kalbine bu Cenabıhakk'a yakınlık esintisi zuhur edecek olursa üns, Mevla'ya yakınlık kokularıyla kokulanmış olur. Artık bu ilahi esintiyi her zaman tatmaya başlar. Ve bir anda ondan uzak kalmaz. Bu tabi çok önemli bir husus. Biz burada Allah'ımıza yakınlığın dereceleri üzerinde duralım. Bir kere diyor Cenabı Hak'la yakınlığı temin etmek için şu manyaları, şu engelleri kaldırmak lazım. Rabbimizi böyle sevmek, muhabbet etmek, ona yakın olma nimetinden mahrum olmanın birinci sebebi dinimizin emirlerine muhalif hareket etmekle olur. Cevarih diyor zaten azalarımızın bu şeri esaslara muhalefetten kurtulmasıyla diyor ulaşabilirsiniz. El diyelim, başta bunu ifade ederler.
Elimizin haksızlıktan uzak olması, dilimizin bir müminin namusunu rencide edecek şekilde ifadelerden kaçınması, gözümüzün haramdan korunması bunun gibi. Ikinci engel. Nefsin alışagelmiş bir adeti var. Bir türlü bırakamıyor. Misaller veririz ya, o misaller pek uygun düşmez. Şu mescitte hiç uygun düşmez. Alışmış. Sadece bir anımsatabiliriz. Şehevi hal. Bir türlü bundan kurtulamıyor. Yaşını dalıyor, başın dalıyor. Ama bundan kurtulamıyor. Bunları terk etmektir. Yoksa Cenabıhakk'a yakınlığın kokusunu duyurmazlar. Bir tanesi geldi bize. Efendimiz şey anlattı, bazen dedi büyüklerimiz gelir onların ruhaniyetleri. Onlara katılmak için, eğer dedi mürşidi kamilinizi görürseniz, o zaman katılırsınız. Bir tanesi dedi ki, efendim biz nasıl yapalım bunu deyince, hiç çekinmedi. Sana dedi bunu koklatmazlar bile dedi. Ben dedi senin halini biliyorum. Ortak olduğun kimseye malın, ığını, çürüğünü verdin.
Kendine en iyisini aldın. Senin gözün dedi şehvetten, nefsin bundan hiçbir zaman uzak değil. Fırsatını bulduğun zaman bu menhiyatı işlersin. Bununla mı dedi sen ehlullahın işin içine karışacaksın? Koklatma halde. Böyle adet halinde olan nefsin hallerinden kurtulma. İşte ben yeme tarzı olarak, işte yemeğin üzerine tatlı da olmazsa bir türlü yemek yedim, saymıyorum. Bunun gibi. Diğer husus etti. Üçüncü engel, tatmin'l kalbi anil merubatil beşeriye. Beşeri bir hal dolmayacağız. Beşeriz biz. Beşeriz de, bir de rahmaniyet yönümüz var. Bizim beşeriyet yönümüz nefis, bir de ruh. Bu iki zıtla biz müteşekkiriz. Bizde nefis de var, ruh da var. Nefsin arzuları yok olur, ruh galip gelecek olursa o zaman rahmaniyet meydana gelir. Her yaptığını Mevla'mızın emrine uygun olarak yapar. Yemez değil, yer içer Ama israf etmez. Böyle tamamen evlilik hadisesi bunu terk etmez.
Ama nikahla bunu temin eder hem de ecir olur, mükafat olur. Bunun gibi. Ticaretini terk ettirmezler. Ama derler ki düzgün ve sağlam bir ticaret yap. Ne aldan ne de aldattırler. Dinimizde esas budur. Bu şekilde. Daha sonra tabii olan, böyle kendinde mevcut olan sıkıntıları, neleri tamamen terk eder? Tabii ileri bir nokta da bunun izahı olmuyor ancak yaşanacak bir husustur. Mesela o beşeri husus, Rahmani hususa geçinmek suretiyle Cenabıhakk'a yakınlık temin suretiyle Cenabı Hak'a yakınlık temin edilirken buna misal verilebilir. Mesela İbrahim bin Ethem Hazretleri Mescidi Aksa'ya girmiş. Oradan temizlikçiler, görevliler çıkmasını söylemişler. Artık demişler kapıları kapatacağız. Bu da demiş ki ben bir dervişim, burada bir yere çekileyim. İbadet ve saatte bulunuyorum ve çıkmamış. Kapıları neleri hep kapattıktan sonra, bir müddet geçtikten sonra içeriye bir grup girmiş.
Hiç kapı pencere istemiyor. Girmişler, önlerinde kırkların reisi var. Onun yanında da kırklar etrafını almış. O kırklardan bir tanesi diyor ki, efendim burada bir beşer kokusu duyuluyor. O, İbrahim bin Ethemder diyoruz hatta. Kırk