Kalp ve Nefis Terbiyesi ile Kuran'ın Hakiki Anlamı
Kalp ve Nefis Terbiyesi ile Kuran'ın Hakiki Anlamı kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar ahir zamanda öğüne bir kavim olacak ki Kuran'ı okuyacaklar, fakat okumuş oldukları şeyler hançerelerinden aşağıya geçmeyecektir, sadece Kuran değil kıldığımız namazın haşyet olarak da gönlümüze girmemesi, verdiğimiz…
Kalp ve Nefis Terbiyesi ile Kuran'ın Hakiki Anlamı ne anlatıyor?
Kalp ve Nefis Terbiyesi ile Kuran'ın Hakiki Anlamı kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar ahir zamanda öğüne bir kavim olacak ki Kuran'ı okuyacaklar, fakat okumuş oldukları şeyler hançerelerinden aşağıya geçmeyecektir, sadece Kuran değil kıldığımız namazın haşyet olarak da gönlümüze girmemesi, verdiğimiz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar ahir zamanda öğüne bir kavim olacak ki Kuran'ı okuyacaklar, fakat okumuş oldukları şeyler hançerelerinden aşağıya geçmeyecektir, sadece Kuran değil kıldığımız namazın haşyet olarak da gönlümüze girmemesi, verdiğimiz zekatın cömertlik olarak da bizde zuhur etmemesi, yapmış olduğumuz haccın sanki ahirete hazırlık olduğunun bilincine erememek gibi, tebliğ ve davette bizde tesirinin olmaması gibi şeklinde düşüneceğiz. Biz silsinei şerifeyi dahi evrad ve ezkarımızda okurken günahkar ile ruhen alaka kurmak, istiğfarımızda gözyaşlarıyla okuyabilmek, hançeremizden aşağı inecekse kalpte bir nedametin uyanmasıdır.
Estağfurullahel Alim derken biz zikir halkalarında görürdük üstadımızda ve onun sevdikleri kimseler de kendilerini başta ifade ederler, tevazu halinde olan büyüklerimiz başta kendimize tesir etmiyor, yeniden başlayalım derlerdi. Bir müddet devam eder, ondan sonra yine benim gibi kalbi taş olanlara tesir etmiyor buyurun estağfurullah el azim diye diye belki birinci gün tesir etmeyecek, ikinci gün üçüncü gün tesir etmeye başlayacaktır. E tevhidimiz de ne demek? Tevhid la ilahe illallah demek tamamen her şeyin yok olması zatından başka her şeyin bitmesidir. Oğlunu çocuğunu çoluğunu malını mülkünü işini gücünü terk etmek değil.
Çocuğunu resulullah'ın ümmeti diye, Allah'ın yolunda hizmet verecek bir kimse diye, zevcesini, namusumu koruyor diye, onu Fatıma annemizin ahlakında, Ayşe annemizin edebinde yetiştirmek için kızını da hakeza, malını mülkünü de bu mal ve mülk rızkım helalinden olsun, yolunda sarf edeyim düşünceleri ile yapabilmektir. Bir tevhidi okumak öyle kolay değil ki. Bunun için Esad Erbili Hazretleri ancak kelime-i tevhidi okumaya alışıyoruz diyor, okumaya alışıyoruz. Bilmiyor değil ki. Bu sadece mesela şu anda önümüzde bir bardak su var. Şimdi bu suyu görüyoruz işte bursu. Eğer çay olsaydı çay diyecektik, diğer meşrubatlar olsa onu söyleyecektik ama bunu içecek olursak bizde şuhud halinde olur. Okuduğumuz kevvini sadece dilimizle ifade etmek değil, gönül olarak da yaşamaktır. Onun hükmünün bütün yaşantımıza, hayatımızın bütün alanına sirayet etmesidir.
Namaz da sirayet ediyor diyelim, şekil olarak da olsa. Hac taatimizde tesir ediyor diyelim ama bir düğünümüzde de tesir etmesi lazım. Düğünümüzün de düğünümüzün de dini emirlere muhalif olmamasına gayret ve çaba göstermektir. Oluyor ama biz eğleneceğiz dediğimizde de gezip dolaşmalarımızda da bir piknik alanında da bize tesir etmesidir. Nasıl tesir edecek? Oturduğumuzda kalktığımızda diyeceğiz ki ibret nazarıyla bakarak bir dağdır diyelim, bir yeşilliktir. Buna ne güzel çayırlar, çimenler sular akıyor, kuşlar ötüyor ama benim gönlümde Allah'ımızın rahmet suları neden akmıyor? Güzel ahlak çayır ve çimenleri benden neden oluşmuyor? Neden benden bende ilhamla ilahi sesler gönlüme gelmiyor o kuşların ötüşünden ibret ve ders alarak? Neden bende bir ilahi sesler gönül kulağıma gelmiyor diye düşünmek suretiyle olacak. Hiç şüphesiz bunlar.
Bir Salatu Selamı okumak, Efendimizle alaka kurmak demek, sallallahu aleyhi ve sellem öyle sandalyelerin üzerinde, yatakların içerisinde gezerken dolaşırken biz diyoruz ama hiç yapmamaktansa bu şekilde yerine getirilsin, terk edilmesin diyoruz. Bu seccade üzerinde güzel bir esans, daha çok gül esansını tavsiye ederler. Gusül abdesti diyeceğim ama imkanımız varsa. Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sırri Hazretleri Kayseri'yi teşrif ettiğinde çok soğuk bir zaman. Şimdiki gibi kaloriferler olmadığı gibi, içi tuğlalı sobalar da yok, kömürler de yanmıyor. Bal çubuklarıyla, neleriyle yanıyor? Tezeklerle yanıyor, kalorisi çok az. Hemen soğuyor.
Sabah gusül abdestini almış ve elbiselerini giyerken evinde misafir olduğu Kayseri ulemasından Hacı Hüseyin Aksakal hocamız aman efendim ben siz gençsiniz, bu işler başınıza gelebilir, beşeri bir hal deyince hayır hayır Hüseyin Efendi ben de böyle bir hal olmadı, rüyamda dahi zuhur edecek olsa Allah korkusuyla çırpını verip kalkıyorum, ben de böyle bir hal olmadı ama sabah evradımı gusül abdesti ile de yapıyorum, onu terk etmiyorum, efendim su soğuktu deyince vücudumu ona alıştırdım der. Ne mübarek bir zat, böyle başlanır Evrad ve Ezkara. Bunu yapamazsak abdestlerimize dikkat ederek okuyarak abdest dualarını yaparak abdestimizi alacak olursak son damlasına kadar günahlar dökülüyor. Ne demek? O abdesti alırken dahi emmareyi tatirdir, nefsin emir arzu ve isteklerini reddetmektir. İkinci yıkayış gönlümüze nurun inmesidir, mülhimedir o.
Üçüncü yıkayış tamamen fena arzuların bitmesi, belki de cennet isteklerinin dahi bitip rızayı ilahinin kalması mutmainne demektir o. Böyle abdest alarak seccade üzerinde Rabbimize yönelerek, bütün günahlarımızı göz önüne getirerek, affımızı ondan talep ederek, Sisive-i Şerife'yi arz ettiğim şekilde büyüklerimizle alaka kurarak, istiğfarımızı nedametle bir daha günaha dönmemek arzu ve isteğiyle, üçüncü olarak tevhidimizi onun zatının dışında hiçbir şey yoktur düşüncesiyle bunu bizzat yaşayarak salatü vesselam'da da efendimiz aleyhissalatu vesselamın ruhani alemine girerek Ravza ipaki Nebi'de okumaktır. Orada olduğumuzu düşünerek okumaktır.
Bir ürün tefekkürü artık her gün olan bir hadisenin bir günde bizim başımıza geleceğini derin derin tefekkür etmekle rabıtanı da mürşid-i kamilimizin bizzat aleyhissalatu vesselam annemizin icazet vermiş olduğu mürşid-i kamilimizin kalbinin altına kalbimizi koyup gönlümüzü bu dünyanın genişliğinde hesap ederek Ya Rab füyuzat-ı ilahiyyeni lütfet diyerek yapmak rabıtanın haram olduğu zaman da vardır. Bir gün Muhammed Bahaüddin Hazretleri kendinden geçen bir evladına bizi bırak Allah'a dön demiştir. Zaten rabıta döneminde Allah'a dönüyor. İşte bir suyla misal verdik. Biz bunu nelerden? İşte çeşmeler vasıtasıyla oradan aldık ama bursu kaynağından geliyor, o içtiğimiz su kaynağından geliyor ama biz o vasıtayla bunu alıyoruz Direkt alma imkanımız olmadığı için eğer direkt alabilecek duruma geçersek o zaman rabıta yapmak katiyen caiz değildir.
Yedi kat semayı yok bilip kalbini arşa azamı açıp ihlasın manalarını düşünmeye başlar birinci murakemede. Gibi. E trafodan aldığımız cereyanı da gibi. Trafodan aldığımız cereyanı da herhalde ya Firfanlıdan ya Kebeban'dan vesair barajlardan alıyoruz, onun gibi. Ama direkt alamadığımız için biz trafo vasıtasıyla alıyoruz. Hani bir yuvada kuşun kuşun yavrularının anasının getirmiş olduğu dışarıdan yiyeceklerle beslenmesi gibi. O kuş artık kanatlanıp uçmaya kabiliyet kesbettiği zaman o da uçup yuvadan başka yerlerden etraftan yiyeceklerini temin edip hayatını sürdürülmesi gibi. Biz şimdi ana durumunda olan manen ve ruhen ana durumunda olan Allah'ımızın feyzini alabilme güç ve kuvvetine, salahiyetine sahip mürşidi kamilimizin kalbinin altına koyup gönlümüzü bu nur ile aydınlatmaya çalışıyoruz. Kir nerede bulunur? Karanlık yerlerde bulunur. Mikrop nerede bulunur? Kaynamayan suda bulunur.
Biz gönlümüzü ilahi aşk suyuyla, ilahi nur ile kaynatmak suretiyle içinde hasetlik mikrobu olmasın, gıybet mikrobu olmasın, şehevi arzu mikrobu bulunmasın, kanaatsizlik mikrobu olmasın, düşmanlık, kin vesaire neyse artık. Bu mikroplar bulunmasın diye rabıta-ı Şerife'ye önem veriyoruz. Sonra da Zikrullah Allah derken bilhassa kalp zikri Allah derken zikrettiğimiz mevlamızın yüce kudretini tefekkür demektir o aynı zamanda. Ahir zamanda öyle bir kavim olacak ki Kuran'ı okuyacaklar fakat okumuş oldukları şeyler hançerelerinden aşağıya girmeyecektir buyuruyor. Allah'ın resulü bize sallallahu aleyhi ve sellem. Sahabe-i kiram diyor ki biz önce imanı sonra Kuran'ı öğrendik. Abdullah bin Mesud'un ifadesiyle on ayeti alıp için içindekileri öğrenip amel etmeden başka ayetlere geçmezdik biz diyor. Yani onların, onların canlı bir Kuran olduğunu anlıyoruz.
Mesela Kuran-ı Kerim okuyor ya okuduğu ayetleri yaşamadan diğer bir ayeti celile'ye geçmiyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem size öyle bir kitap bıraktım ki onun hükümlerine iman etmek ve yaşamak suretiyle sımsıkı sarıldığınız müddetçe sapıklığa düşmezsiniz. Kuran-ı Kerim'i öğrenip de onu indiriliş amacı dışında yorumlayanlar helak oldular buyruluyor. İnsanlardan öylesi var ki Kuran'ı harf harf, hiç eksiksiz okuduklarını söylerler. Vallahi okumamıştır. Eğer okusaydı Kuran onun ahlakında ve davranışlarında görülürdü. Kuran-ı Kerim'i okuyup yaşamakla ilgili efendimizin emirlerine uyacak ve riayet edeceğiz. Kuran-ı Kerim efendimizin zaten ahlakıdır. Efendimiz buyuruyorlar ki bana on ayeti kerime indirildi ki kim bu ayetlerin gereğini yerine getirirse cennete girer diye buyuruyorlar. Müminun suresinde Mevla-yı Zülcelal'imiz başta iman, Başta iman haber veriliyor.
Daha sonra İman haber verildikten sonra İman namazı huzur ve huşu ile kılabilmek Allah korusun yüzümüze çarpılmaz, inşallah yüzümüze çarpılmaz. Başta iman, güçlü bir iman, tereddütsüz bir iman. Öyle ki gönüllerimize girmiş, elimize girmiş, Allah'ın yolunda sarf edip verenel oluyoruz. Ayağımıza sirayet etmiş, ayağımız Allah'ın kullarını irşad ve ıslah, fakir ve yoksulu görmek olmuş, bir hastayı ziyaret etmek, ihtiyacını gidermek ve muhtacını yardım muhtaç olanlara yardımda bulunmak gibi. İmanın girmesi ne demek? Göze girerse ibretle bakması, baktığı eşyadan ders almasıdır. Namazda huzur ve huşudur. Bunun temini de rızkımızın helal olması, taharetimizin düzgün olması, bir de kimin huzurunda olduğumuzu bilmek. Bu Konya'da Mehmet Efendi diye kıymetli bir zat. Sami Ramazanoğlu KuddiSallallahu sırra üstadımız Kuran okuyalım, Kuran okutalım buyurur o kimseye.
Çok yaşlı, belki de seksenin üzerinde. Kuran okuyalım, Kuran okutalım, bir emir olarak da söylemiyor. Şu edebe bakın, bir kutbul aktab edebi bu. Kuran okuyalım, Kuran okutalım, hala Kuran okutuyor, o bize şunu anlattı, dedi ki Sami bende Hazretleri Konya'yı teşrif etti, bir dosya kağıdı istedi. Bir bardağa su dolduruldu, o boşaltıldı, Onun ağzını dosya kağıdına getirdi. Bakın dedi şu sert cisimden nasıl su birikintileri hazır oluyor. Üç beş yere bıraktılar daha ağzındaki sular kurumadı. Bu etten gelen su idrarle af buyurun küçük su yolu idrar, onu yaptıktan sonra hemen nasıl kalkıyorsunuz biraz durmanız gerekir, uyduklarınızı sıkmanız gerekir. Bilhassa yaşlı olanlarımızın öksürerek onun son damlasına kadar beklemesi icap eder. Böyle dikkat edin buyuruyorlar. Böyle dikkat edin ve üç güne bir de iç elbiselerinizi değiştirin. Namaz kılarken böyle huzur ve huşu.
Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar ki bana on ayeti celile indirildi ki kim bu ayetlerin gereğini yerine getirirse cennete girer. Bir kardeşimize bize soru sor demiştim de Allah'ımızın kulundan istediği evsaf nedir diyordu. Ona da bir cevap şeklinde olsun, Çok az da olsa onlar lağvos söz ve boş işlerden uzaktırlar. Bir gün bir devir tespih verdi bize bir kardeşimiz, onu çekiyorum. Üstadımız buyurdular ki bu nedir? Dedim bir devir tespih, bunu hediye ettiler. Oğlum bu elin malayanisidir. Ya Allah de ya la ilahe illallah de ya da istiğfar oku boşa çekip durma buyururlar. Bakınız büyüklerimizin hassasiyetine bu elin malayanisi, biz dilin malayanisini biliyorduk ama onlar elinde malayanisini boşa meşgul olmayın. Demek ki bakışımız da boşuna olmayacak. Bir mümin kardeşimize bakarken ne diyeceğiz? Ya Rab ne güzel halk etmişin, şu kaşlar, şu gözler.
Abdullah amcamızın irtihalinde Bursa'dan gelen mevlit hanlar vardı, onlardan bir tanesinin sesi çok gür çıkıyordu. Üst ağzımızın o andaki sözü şu oldu, ne kadar güzel bir ses demiyor, eserden müessire geçiyor, Allah'ım ne güzel bir ses lütfetmişsin, Allah'ım ne güzel davudi bir ses lütfetmişsin diye baktığımız eşyada onun esrarını görebilmektir. İşte kaybettiğimiz yerleri görüyorsunuz. Şimdi su işleriyle meşgul olanlar hususi bir ekip su kaçaklarıyla meşgul. Mesela elektrik, elektrik kaçaklarıyla meşguller. Eğer diyor bunları temin etsek hakikaten çok diyor büyük gelirler hasıl olacak. Çok zayiatlar meydana geliyor diyor. Bunlar çok basit görülen. Ne olacak ki bu kadarı da bizden gitsin, bu kadarı da harcansın dedikçe zararlar çoğalıyor. İşte ne var ki bakarken ne olacak ki? Yani diyelim ki bir hayvan geçip gidiyor, ona bakarken ibretle bakması ne ki?
Ona bakarken Ya Rab bunun ne rızkında temizlik var ne de şekil ve şemail. Sen yarattığın için biz hayvan olarak yaratma sıfatından dolayı hoş görüyoruz ama insanı da en güzel biçimde halk ediyorsun. Sana ne kadar hamdetsek şükretsek azdır düşüncesiyle bakmaktır, bu işte. Onlar zekatlarını muhtaç olanlara verirler, namuslarını korurlar. Allah korusun, bir çılgınlığa düşmezler, haya ederek söyleyemiyorum. Namuslarını korurlar, namazlarına dikkat ederler. Burada iki defa namaz geçmesinin sebebi şudur, ehli tahkike göre, birisi zahiri edebine dikkat etmektir, ikincisi kalbi korumak demektir bunun. Siz Maaric suresine baktığınız zaman yine aynısını göreceksiniz. Birincisi elimizin sadece dışını yıkamak değil elimizle yapmış olduğumuz hataya tövbe etmektir. Allahu ekber derken elimizi kaldırdığımızda zahiren kaldırmaktır birincisi.
İkincisi de bir elimle dünyayı, ikincisiyle ukranın muhabbetine atıyor, ben Rabbime muhabbet düşüncesiyle duruyorum demektir Ve bütün ayat-ı ilahiyeyi bu şekilde yaşamak, Kuran-ı Azimüşşan'ı okumak bu demektir. Resulullah gibi Kuran-ı Kerim'i yaşamaya çalışmak, insan Kuran'ı iyi yaşadığı derecede kendini efendimizin hayat tarzına arz etmiş olur. Sonra Şüphesiz ki Allah'ın bazı insanlardan edinmiş olduğu ehli vardır. Sahabiler kim bu ehlullah ey Allah'ın elçisi diye sorduklarında o şu cevabı vermiştir Kuran-ı Kerim ehli olanlar aynı zamanda yeryüzünde Allah'ın ehli ve kendisi için seçmiş olduğu haz özel kullardır. Kim Kuran-ı Kerim'i okur onu ezberler ve içerisindeki helalleri helal bilir haramlarını haram sayar. Allahü Teala o kişiyi bu davranışları nedeniyle cennete kor diye buyuruluyor.
Kuran-ı Kerim'i okuyup içerisindekilere uyar, hayatına uygularsa Allah onu sapkınlıktan kurtarıp hidayete erdirir, kötü bir hesaptan da korur. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici kitap gelir de kim benim yol göstericime uyarsa o ne dünyada sapar ne de ahirette sıkıntı çeker. Bu Kuran ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alıp başkalarına da hatırlatsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Yalnız ben biz size bir şey arz etmek istiyorum, o da Kuran-ı Kerim'i okurken Hadis-i Şeriflerle de münasebet kuralım. Mesela o ayetlerin izahı durumunda olan Hadis-i Şeriflere bakalım. Ehlullahın sözlerine de dikkat edelim. Hadislerde nasıl dediğimiz gibi işte mesela bir Hadis-i Şerif aldık biz. Diyelim ashabimle ve galen Nebi'yü sallallahu aleyhi ve sellem toffetül mümini Toffetül mümin el mevt. Ölüm müminin en kıymetli hediyesidir. Mesela mümin kelimesini ele alalım.
Bu kavramı enine boyuna siz kardeşlerimize de kavramlara ait kitapların listesi verildi. Mesela bunlardan Elmalılı Hamdi Yazır hocamızın tefsirine baktığımız zaman orada bulacağız mesela mümin kelimesi üzerinde duralım tufetül mümin Ölüm müminin en kıymetli hediyesidir inceleyelim Daha sonra itikadi yönüne bakalım İbadet gününe bakalım ahlak gününe bakalım günümüze göre uyarlamaya gayret, günümüze derken günümüzde bize nasıl ışık tutacak, şu karanlık günlerde karanlık itikadın, ibadetin, ahlakın bozulmaya başladığı şu zamanda nasıl aydınlığa, nasıl nura erişiriz diye bunun da mütalaasını yaparak ele almamız gerekir ve kardeşlerimize özellikle söylüyorum. Mesela, cennet kılıçların gölgesi altındadır. Burada cennet kelimesini assınlar. Bu bir kavramdır.
Cennet kelimesini ele alıp güzelce izah etsinler, onun lugavi manasına baksınlar, ıstilahi manasına bakılsın ve geniş izahlarıyla haber verirsin kardeşlerimize. Ne kadar güzel cennet kılıçların gölgesi altındadır, burada cihadı ele alacaksınız. Gönlümüzde cihadı gerçekleştirmeden dışta mümkün olmadığını bileceğiz. Mesela ilimde bir cihadı bileceğiz, nefiste bir cihadı bileceğiz, ibadet ve saatte cihadı bileceğiz, dünyevi işlerde bile cihadı bileceğiz, Çok uzun bir konudur bitmez ve tükenmez. Bu şekilde ele alırsak faydalı olacağına inanıyorum. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasıl ilim kaybolur denildiğinde zıyat. Anan seni kaybetsin. Ben seni Medine'nin en yaşlısı adamlarından biri olarak görüyordum. Böyle bir kanaate varmam yanlış. Yahudiler ve Hristiyanlar da Tevrat ve İncil'i okumuyorlar mıydı?
Ama onlar bu kitapların içindekileri yaşamadıkları için bu kitaplar tahrif oldu ve ilim kayboldu buyurmuştur. Okuyup yaşamanın öyle faydaları olacak ki bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olacaktır. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ben Yahudilik ve Hristiyanlıkla gönderilmedim. Dosdoğru din olan Haniflik İslam ile gönderildim. Allah'a yemin ederim ki Allah yolunda bir sabah veya akşam yürüyüşü dünya ve içerisindeki her şeyden daha hayırlıdır. Sizin düşmana karşı saf bağlayarak bir anlık duruşunuz hayattan el çekerek uzlette kaldığınız altmış yıllık ibadetten daha hayırlıdır. Allah'ımız bizi sevsin diye değin sevdiği amelleri yapacağız. Allah'ımızın sevdiği amelleri yapacağız. Nedir sevdiği ameller? Ya Musa açtım beni neden doyurmadın? Susuzdum neden sulamadın? Çıplaktım neden giydirmedin? Hasta idim neden ziyaret etmedin? Ya Rab hep sen bunlardan münezzehsin.
Ya Musa hasta kulumu ziyaret etseydin rızamı bulurdun. Eğer giyisini temin edemeyen bir fakir, bir yoksulu, bir çıplağı giydirseydin beni giydirmiş gibi ecir ve mükafata ererdin. Aç olanı doyursan rızama ve nimetime mazhar olurdun diye Bu şekilde ibadet ve taatler Bu ayrı bir konu ele aldığımız zaman ele aldığımız zaman şimdi kendi dışımızdaki insanların kurtuluşu için yapmış olduğumuz çalışmalar ancak bizi kurtaracaktır. Bizim özel, kapalı alanlarda yapmış olduğumuz evrad ve ezkar gece karanlığında kılmış olduğumuz namaz, çekmiş olduğumuz evrad insanlığın kurtuluşunu temin etmeli. Aksi halde büyük bir ceza gerektirir. Cenabı Hak muhafaza buyursun, Kuran-ı Kerim'i okuyan, amel eden, Müslüman narenciye gibidir. Kuran-ı Kerim'i okuyan ve amel eden Müslüman narenciye gibidir. Kokusu da hoştur, tadı da hoştur. Kuran-ı Kerim'i okumayan mümin ise hurma gibidir.
Tadı güzeldir ama kokusu yoktur Kuran okuyan fakat iman edip yaşamayan münafık ise reyhan gibidir, kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kuran-ı Kerim'e iman etmeyen ve okumayan kafir ise Ebu Cehil karpuzu gibidir, kokusu da kötüdür, tadı da acıdır. Hadis-i Şerif'te ifade edilen okumayla beraber yaşamayı temin etmektir. Okumayıp sadece yaşamaya çalışmak yaşamanın heyecanını kestiği gibi ilmi yönden Allah'a iletişimi de koparır Celle Celalühü Kuran-ı Kerim'i yaşamak tilavetle güçlendiği zaman daha da kalıcı olup tesir edecektir. Şimdi Kuran kurslarıyla da meşgul olan hayırlı bir çevreyi gördüm. Eğer Hafız olunursa Kuran-ı Kerim'den kalbinde bir şey bulunmayan kişinin kalbi harabeye dönmüş ev gibidir. Ondan dolayı tebrik ediyorum Kuran-ı Kerim üzerinde çalışan ve insanlığa hizmet eden kardeşlerimize hafızlıkla beraber yaşamanın öneminin ne kadar mühim olduğu beyan edilmiş oldu.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kim Kuran-ı Kerim'i okur ve içerisindeki hükümlerle amel ederse Allah Celle Celalü bu kimsenin ana ve babasının başına parlaklığı dünyanızdaki güneşin parlaklığından daha güzel bir taç giydirir. Siz Kuran'ı yaşamayı ne sanıyorsunuz? Sizden önceki toplumlar Allah'ın kitabının ayetlerini birbirine karşı delil göstermek suretiyle aşırı münakaşalar yaptıkları için helak oldular. Allah'ın kitabı bazı ayetleri bazısını tasdik etmek üzere inmiştir. Ayetlerin bir kısmını bir kısmına yalanlatmayın, Kuran hakkında bir şey biliyorsanız konuşun. Bilmiyorsanız kitabı bilene müracaat edin ve doğruyu öğrenin.
Kuran-ı Azimüşşan başta, başta gönüllere hitap ediyor, beyinlere hitap ediyor, söz ve davranışlarımıza ve bütün insanlığın kurtuluşuna ve hayatımızın her alanını da hiç şüphesiz aydınlatıyor Kuran hakkında ayeti celileler ve hadisi şerifler ehlullahın sözleri de bitmez Velhasıl hayatımızı Kuran'la güzelleştirmeye gayret gösteririz İbni Arabi katdesallahu sirri hazretlerinin ve emsali büyük velilerin ve ulemai kiramızın bu husustaki sözleri artık rabbımızın lütfettiği bir zamanda siz kardeşlerimizle görüşür ve bu konuları paylaşırız. Velhamdülillahi rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.
Kaynak: Genel
Kalp ve Nefis Terbiyesi ile Kuran'ın Hakiki… | Mihmandar