Git de iki de iyi ağızasını getir, iki de kötü ağızasını getir. İyi aza dese de kalbiyle dilini getiriyormuş. Kötü ağza dese de dedi ki sizinle de onu getiriyorum. Kalbi de dil fena olunca bütün vücut fena olur demiş. Babacığım demiş. Eğer kalp düzelirse, dil düzelirse bütün vücut düzelir, gelin ırzına gözün akmaz o zaman. O vilayete emir, Allah'tan gelir, başhekim olan peygamberden gelir. O kalbin şeyi padişah, Allah. Kalbin başvekili, başvekili Muhammed Mustafa. Bakanları akıl, helim, sabır, kanaat, tevekkül, tevazu. Ne kadar çoğalırsam, çoğalıyor. Ne yapayım ben kitabı da elma aldım Bültecik. Her yerden her şey geliyor size demem mümkün Elhamdülillah. Eğer içinde şeytan galip de, şeytan galip de o oturuyorsa Şeytan Reis-i Cumhur. Akıl, şey, nefis, başv vekil. Hırs, tamah, vuku, adavet, kem, buz, riya, süma. Bunların kötü ahlakların hepsi de bakanlar.
Hurayı onlara verirsen seni ehli cehennem iner. Bu vilayetler eğer aklınla, imanınla, Muhammed'inle, filvinle, sabrınla, kanaatınla, tevekkülünle, tevazumunla eskimesi yok. Ne bir çadır çekmişsin üstümüze, gö çadır. Hepimizi altına almışsın, nereden belli almışsın. Dört köşe yedi idmanından beri hepimizin çadırı, direği yok. Tutağı yok. Dur demiş Allah orada durmuş kalmış. Yedin aşağıda tutarı yok, yukarıda tutarı yok. Dur ya yer demiş. Olduğu yerde durmuş yer. Niye zencele yapıyor ya? Zencele dedi Peygamberimiz iki şeyden yapar. Yer sarsıntı yapar, evlerine yıkılır, mahvolur, folkarlar kaynağı, içine dökülür. İki şeyin nereden ya Hz. Ömer ben duydum dedi. Birisi ilim erkeği, ilim kadınıyla zinaya başlamazdan evveli, yer ile döv Allah'a iltica ediyor. Ya Rabbi ha altında zina ettirme ya Rabbi ha üstümde zina ettirme dayanamıyorum diyormuş yer.
Ondan sonra sallamaya başladım mı namaz kılmayanların hep camiye doluyor. Estafur! Allah'ım ekber be bizim orada ağla ağla ben askerdeyken sallanmış. O dakika havuzun suyunun bir metresi dışarıya dökülmüş. Ya Allah'ım şurada kızzıklı ne, bütün mahvoldu getirdiler yahu. Duymadınız mı? Bu işte zinadan oluyor. Bir, iki, ikincisi de gücünün yettiğine zulmettiği, yetime niye zulm olunduğu zaman yer tahammül edemiyormuş. Tahammül edemedim Ya Rabbi! Yetim ağlıyor, gözümün yahşi benim ovucuma dökülüyor diyor Allah. Avuçtan münezzeh ya, yedi kudretime dökülüyor. Dayanamıyorum bu yetimin ağladığına, bu evşuzun ağladığına, bu belli bükülmüş ihtiyara zulmediyorlar. Neneleri kaldırmışlar, atmışlar. Dört tane oğul var da anası yalnız bir yerde gördü. Dört tane oğlu din becerikli insanlar gözümüzün önünde biz böyle gördük kardeşim bunları. Allah hepimizi ıslah etsin. Ana baba evde bereket direği.
Bir diyor yeni doğan çocuğun, sütünü veriyorum da, o ihtiyar onlardan daha çok acınır. Ona bereket suratında rızkını vermem bile hor görüyorsunuz, siz de o yüzden doyuyorsunuz diyor. O ihtiyardan doyuyorsunuz siz de diyor. Bir bebeğin anasının memesini sütüne dolduruyorum da, veli bükülmüş bir ihtiyar kadının yüzü hürmetine o eve bereketleyememiyim ben diyor Allah. Soruyor bizden, vermez mi? Niri emi doldurur. Allah anaya babaya itaat edenlerden geçsin yavrum. Ananın babanın gönlü kırılırsa, olacak. Allah'a şükredin, Allah'a ibadet edin. Ananıza, babanıza iyilik edin. Kuran-ı Kerim bunlar. Bir, iki, iki, iki, üç. Hadis, bir, dört, dört. Pis-i Kuran-ı Kerim hadisler dolu bu emirlerle. Tanı birine geçeyim. Baştan geleyim şu, Ey şerefi imanla şerefyab olan kullarım, kullarım, imanlı kullarım. Sizin omuzunuzun başına rütbe taktım ben.
Ya insan, ya insanlar Kuran'da böyle geliyor, o kafirler ne olduğu zaman böyle buyurur Allah. Müminler geldi mi ya eyyühe'llezine ey şerefi imanla şerefyab olan kullarım diye buyurur Allah. Sana imanla şeref vermiş de elinden çıkarır da şu yüz senelik ömür nerede varacak yüze? Şu altmış, yetmiş, seksen senelik ömrü, Kurt Havuç Ali'den elliden sonra ölümü beklemek lazım. Hazreti Ömer radıyallahu anh kıble birine para verirmiş, gel, gelir. Ya Ömer, ölüm var ya Ömer, tahtına çıktın mı, Allah'dan ağlar, onu gelmiş. Ya ölüm var, epiyi söyleyip de Hz. Onlar ağlamaya başladılar mı, getir oğlum der, ücretini verirmiş. O günkü ücreti de verirmiş. Bir gün gelmiş, ya Ömer, ölüm var ya Ömer, ölüm var ya Ömer demiş, ağlamış, git de bir daha gelme oğlum demiş. Ne olmuş bir şey? Göçüyor mu? Ya Ömer, bir daha gelme oğlum demiş. Nereye gelmiyor?
Görüyorsun, sakalın da beyaz gelmiş bir yıl, kefimden haber getirmiş öleceğim ben. Kefimden haber getirmiş. O kalın ağrıyor, yine aklın başına hiç doymuyor. Yani yarın öylece aç kaçacağım gibi zannediyorsun. Rızgı Allah verir yavrum rızkı Allah verir. Gavura, din size, imansıza, masuna, komunise iyi işin, iyi insanın rızkını ben veririm, ben halk ettim çünkü. Bismillahirrahmanirrahim. Rahman bütün mevcudatın karıncadan fiile kadar, kafirden dinsize kadar, insizden imansıza kadar, müminlerle neyle hep birden, Er-Rızdu Anellah, ben rızıklarımı veririm o kullarımın diyor Ahirete gelince Er-Rahman, Er-Rahim Şimdi seçin bakalım dünyada rızık verdiğim Bana itaat eden, namazını kılan, orucunu tutan, haccine giren, zeketini veren, Allah'a boyun büküp de şifala kakan, gözlerine kurt gibi döken, izleri çöplü estağfirullahti. Gözünden yaşlar gelen cennet açıldı buyurun siz cennete.
Ya Rabbi bize yok mu? Size yok. Sen, siz Kuran'ıma inanmadınız, bana inanmadınız, dinsiz idiniz, imansız idiniz, kafir ediniz, ya dünyada doyalım. Dünyanın benim yanımda hiç kıymeti yok dedi abi. Sevme, düğüm ede bir yerde, şey duyma ede bir Dünya. Belki Müminlerden iyi kullarıma azıcık dar veririm ki ıslah olsunlar diye. -Estağfirullah Bismillah -Hafız ne var herhalde bir oğlum da hoca ne var Benim zikrimden i'raz etmem. Kim i'raziler ayrılırsa. Doldurmuyor. Böyle doymaz, tamah acıtır. Tığ karnı boş, meme karnı boş. Kaynında ağzı açık, iki şey doymaz. Birisi Cehennem doymaz, birisi de tamah adamın karnı doymaz. Dünyanın malı tüm kendin olsa yine doymaz. Ne diye, nemin karnı boş, çayın karnı boş, aynında ağzı açık, ne kadar versen doymaz. O koca olur, gavurlar, zebanalar bir elleriyle kırk bin kafiri içine atarlar, cayır cayır yanarlar, ebedi yanarlar, dilsiz olanlar.
Buradayken imanlı olup da ölürken imansız ölenler de ebedi onlarla cehennemde yanar. Allah imanımızı esir ederiz. Çok dua edin birbirimize, çok dua edelim. Allah Müslüman olarak gezdirip de kafir olarak öldürme Ya Rabbi. İmanıyla, İslam'a, bizim, kenara kapatmak nasip et Ya Rabbi. Onun için şu üç kişi var imansız ölür. Giyilmiş, kişi var imansız ölür. Yirmi üç var şukkamda yazdı, kürsülerde söyledim imansız ölmesi muhtemel. Kırk tane var, kırk kişinin imansız ölmesi muhtemel. Şu üç mühim onları bir söyleyin. Bismillah. Biri, o kadar gavurların içinden seni Müslüman etmiş de imanın var da buraya geldin. Buyurun bir eşer. Elhamdülillah görüyor mu imanımız var çok şükür.
Ama imanına şükredemeyen, gece kalkıp da ağlayamayan, Ya Rabbi o kadar Yahudi, o kadar Nasranı, o kadar Mecusi, o kadar Komünist, o kadar Mason, o kadar aptal, o kadar cingen, iyi biri bir türlü halk etmişsin de benim annemi Aişe, babamı Efendi etmişsin Çok şükür Ya Rabbi! Allah'a çok şükür Ya Rabbi! Demezsen Şükrü gönülla canım, bir es gibi kalmış gibi bir şey zannedersen, ölürken üff benim bir şeytan imanını alır geçer girer. Böyle gece gündüz imanımıza şükredelim inşallah. Şöyle şurayı açın da şu adam, dur şöyle getir gölgeye. İfiyallahu hürmet ederseniz Allah'tan bize rahmet eder inşallah. Birisi de gücünün yettiğinden zulmeden kimsenin imansız gitmesi muhtemel. Birisi Allah'ın verdiği iman, iman cehenneme şükr etmenin, içinde birinin yettiğinden zulmedenin imanı kaydıyla ya da birisi de ölürken imanla mühürürüm, imansız müş ölürüm diye kaygı çekmeyenin imansız ölmesi muhtemel.
Onun için Allah'ımız cümlemizin imanını muhafaza buyursun. Şeytanın meçre hilesinden Rabbimiz muhafaza buyursun inşallah. Daha deyim, estağfirullah bismillah Allah'ı zikredin bunları. Zikredin benim kullarım, beni zikredin. Allah, Allah, Birisi tavaf ederken de böyle diyormuş Abdullah ibn-i Mübarek Hazratları. Hep her şavtun, her kızlanmanın bir duası var, onu yapsana yavrum. Yok ben Salavatı Şerife okurum demiş. Ne diye? Babamla beraber hacca geliyorduk, çadırın içinde babam vefat edince suratı hayvan suratına dönüverdi. Merkap sıfatında oldu. Çok şeriata inatlaştırdı da onun için oldu. Yemyeşil bir nura sarılmış birisi geldi, yüzü güneş gibi parlıyor. Babamı baştan aşağıya sığadı böyle, Nur'a tebdil horuverdi. Nur'a tebdil horuverdi, tuttum eteğimden kurbanın olayım. Şu sıkı zamanıma yetişen sen kimsin de beni kurtardın, övün? Babama yarın çıkarsam beni kurtardın dedim.
Ben Muhammed Mustafa'yım der. Allah'ım nasip etsin. Ümmetim sıkıştın mı böyle yetişirim ben. Ne diye yetiştin ya Rasulallah dedi. Neye yetişmeyeyim, ne diye yetişmeyeyim. O beni her gün yatsıdan sonra yüz defa okurdu. Künde yüz defa okurdu ve okun okuması gelmedi dedim öldü Ya Rasulallah, suratı da bozuldu, hayvan suratına döndü. O beni unutmadı, ben de bugün de onu unutmam dedi, Unutmam dedim, geldim sığadım, Nur'a gark oldu. Gark oldu ve bunu böyle görünce başka dua ile niye meşgul olayım? Hep diyelim, Allah'ım ve salli ala seyyidi de Muhammedin Başında bir melaike oturuyor, hepimizin ismini birer birer biliyor, sayıyor. Ya Rasulallah bir mecliste sana şunlar, şunlar, şunları, şunları, şunları salavat gönderdiler. Kabul ettim. Benden de onlara selam olsun, selamet olsun diye Peygamberimiz orada bizim selametimize dua ediyor elhamdülillah. Ben salavat okumayı hep de başka ne yapacağım?
Allah'a zikredin kullarım. Dinlediğiniz yerden de zikredin. Burada onu bilenler var, kulağı duyabilirse. Alemi emri uyanmış. Letaif-i hamsei alemi halkı uyanmış. Nefisbata geçmiş, Burakabaya geçmiş, köyümüzde adamlar var filan demem. Onun elini ayağına kapanınızla da her riyaya tutulur da o yüzden kötü ölür diye korkarım. Onun için burada benim sevgili dostlarım var. Onun için kazı köyüne nasıl var devam edeceksiniz? Ne zaman hiçbir yere gitmediğim halde çok devat ettikleri halde buraya elim ile geldim sizi görmeye. Allah Allah kurban olduğum, Allah, biri birbirimizin muhabbetinden ayırmasın. Dinlediğiniz yerden göçlerinizdeki zikir çalışsın ve bu uden, oturduğunuz yerden Allah'a zikredin. Başka lafı ne diyeceksiniz? Sözlerin seyyidi Allah demek. Sözlerin seyyidi Kuran-ı Kerim okumak. Sözlerin seyyidi Salavatı Şerife getirmek.
Başka lafla askere getir midir, oradan geldi midir bilmem ne etti midir? Yetmezdi ahırda, yat gelmezdi ağır diye. Kovmuş geçmiş dur asker diye ne lafını veriyorsun. Askerliği şöyle oldu, böyle oldu. Bunlar laf değil, malayani. Ümmetim üzerinden en fazla korktuğum malayani. Hiçbir şeyi olmayan bir sözü uzatıyor, kısalıyor, değiyor, bine değiyor. Ondan korkarım ben, ümmetimden korkarım. Nebi koca günahlara bir delik deler de bir dilemi taktın mı, Darmaciz olur, kaldırın, atalım bahçenden. Lakin künde böyle koca taşlardan birer birer birer birer atsan, bahçen dağ gibi olur. Künde, sığarağı içsen içsen, içsen ne olur? Künde her sığarayı içmede belki yüz tane günah olur. Ağzına çeken bir günah, üfürün iki günah. Yani bu soluğu sana Allah sermaye verdi, sermaye. Beni zikretsin, Kuran okusun deyiverdi. Yoksa böyle habire, sığıra, içmeyle, neymen olmaz. Dumanı yele, parası yele, dumanı yele.
Derdi belası sana olan sığarayı neal içen. Külli müsrifın haramım değil mi? İsraf, haram değil mi? Yeni bir şeyine vermen, çocukların ihtiyacına vermen. Hoca bir hoca böyle. Bayan veresinde çok haber verdim ya, Sevgi Hoca diyorlar. Akşamlarla namaza vardıydık. Tam biz posa doğru gidiyoruz babam öldü de hep şarılarlarınız yırter de ona el bezini alacağız, pekmez götürüyor. Fakirlik devriyle çok çektik biz, fakirlerin kıymetini bilirim ben şimdi. Allah yoksulluğa düşürmesin kimseyi. Tanrı uludur, Tanrı uludur, Tanrıdan başta yoktur. Şu hepsidir, şu ihtiyarların hepsi bilir, böyle oldu. Başımıza geldi. Geldi mi Ali Hoca? Ondan sonra rahmetlik Menderes dönderdi. Dedi ki Eski ezan okunacak dedi. Millet, bayram gittiler. Onun için o adamı unutmazlar. Merk adı nur olsun. Sen Halk Partisiymışsın, sen filan ben farklı laf verdiğin yok. Arazım varmış ama bizim Müslümanlara arazımız yok.
Ne yaptı da Menderes? Minarede ezen, radyoda Kuran, dedi ki söz söylerdi, başka ne değişti? Daha ne değişecek, günün kökünü değişti yahu! Hiçbir mektep kalmadı, hiçbir imam hatipları yaptırdı, açtırdı, yüksek İslam eniştesini enstitüsünü yaptırdı, açtırdı. Herkesin çocuğu bak şunlar Yüksek İslam Enstitüsünün yetiştirmesi bu yavurlar hep. Bak böyle dinleyiyorlar ama bizden hem iyi okullar, hem iyi konuşurlar. Lakin işte hocamız yaşlı, yazık öfkesini bir alsın diye kalktılar, boyaydılar. Bir iki Oturduğunuz zaman Allah'' den. Üç Yaptığınız zaman Allah den. Abdestli yatın. Elinizi şöyle avucumuzun içine koyun. Allah Allah. Ayağınızı göt mü böyle, uyun gelin. Ben ki sabaha ya oyanın ya oyanaman, imamla övün gidin. Size böyle müjdele müjdele yiyorum, ister anlam ister anlaman. Anlayana sivrisinek saz olur, anlamayan doğu zurna çalsan yine az olur. Anlamıyor, kalbe anlam ağrıyor.
Öyle kalbinde çıksın eğer. Sulayıyorum ben suyu koy yardım. Hem mahsulun dibine geldim mi onu yemyeşil ediyor, görmüyor musun? Allah'ımızın Kuran'ını okuyorum ben size. Peygamberin hadisini okuyorum. Evliyaullah'ın sözünü okuyorum. Niye böyle, ılmaz ılmaz. O hoca geldi de minare da Tanrı uludur diye okuyan hoca. Töngörlük, çappa böyle, a sakal da burasında, ona hiç yakışmıyor yahu. Gel, neysiniz siz neysiniz dedi böyle. Senin firasetin bizi başka türlü suratta gördüyse bilmiyorum, biz insanız dedim. La havle ve la kuvvete illa billah dedi camiye zor falan girdi. Şimdi şunun gibi bir çocuğum ben. Ondan böyle ağır söz duyan adam niye etsin benim babamın şık Mustafa Efendi olduğunu nereden bilsin? Hocanın oğlu olduğumu nereden bilsin? Okuduğumu nereden bilsin? Bilmez herif la havle diyor içeriye gir, hafız, namaza geç bana hafız var diyor.
Ayağımı suya indirmişsin bir arada o hadis okulunda. Vah vah, bu namazı kıldırdım, ben de huvAllahu lillahi okudum. Oraya değil bak, işte şunların önünde gölge yer var. Gelin vayim benim misafirlerim. Sen ancak devamlı üstünde yok ora güneşli, şu yanme, şu tarafa. Şu tarafa. Bir daha geldi, o kim? Gel. Şu Halil İbrahim amca vardı burada, biliyor musunuz sakallı? Ben buraya babam gönderilme şurada bir bağları vardı, oraya beni getirdi. Bir çubuktan iki tane sandığı doldurduk. Ders kesiyor, biri maşallah bakmış, Allah rahmet etsin. Bu da oğlu olur da onun hattası için çok severim. Allah selamet versin inşallah. Evet efendimiz, size bazı hikaye bazı latife, gönlünüz açık olsun diye. Böyle Kuran ile neyle hadis ile sıkmayayım, fazla dışarıdan laf vereyim de kılınır rahat olsun, dizlerinin ağrısını, sancısını duymasın diye öyle konuşuyor. Yok. Çıktık, nerede misafir bunlar demiş.
Havuz Yusuf'un yanında demişler, bayan deriz. Geldi oraya, ocak burada uzandı oturdu, bizde Hüseyin Efendimiz kardeş gibi böyle diz çöpte oturuyor. Yok. Bakayım nilelisiniz, nilelisiniz bakayım diye şişkin bir hoca. Yahya'lıdan olurum. Ben Dereköylüyüm, bu genç de Kavacıklı, Kavacık, Kavacık. Ha, Açkam Hoca'nın oradan mısınız? Hacı Hoca, Açkam Hoca'nın oğlu musun? Yok. Hacı Hoca'nın oğlu musun? Yok. Hafız Ali Hoca'nın oğlu musun? Yok. Musun? Yok. Şık Mustafa'nın oğlusun? He. Hiç ağlıyor yani. Şık Mustafa da da sigarayı hiç sevmez diye ben severim dedi, tabağı çıkardı çat diye açtı. Üstünde yapraklar olurdu kağıdı, oradan yedi çıkardı şuraya koydu, tütünü dondurdu, dondu, sardı, kirpili, kirmir de yanına taş var, taş da yaktı, Bunu hiç sevmezdi, ben severim dedi. Ey herkes kendisi bilir, seversin severim, o sevmezdi. Sen de misin? Ben de sevdim.