Kalp Temizliği ve Nefis Terbiyesi kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Buraya bir not almışım Efendimize bağlılık hakkında Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve geçmişlerimizin ona olan sevgileri, saygıları bu hususta. Rasulüne de itaat edin. Sallallahu Aleyhi ve ulü'l emri mümkün ve ulü'l emri olan, Allah'ımızın yolunu gösteren, Habibi'nin…
Kalp Temizliği ve Nefis Terbiyesi kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Buraya bir not almışım Efendimize bağlılık hakkında Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve geçmişlerimizin ona olan sevgileri, saygıları bu hususta. Rasulüne de itaat edin. Sallallahu Aleyhi ve ulü'l emri mümkün ve ulü'l emri olan, Allah'ımızın yolunu gösteren, Habibi'nin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Buraya bir not almışım Efendimize bağlılık hakkında Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve geçmişlerimizin ona olan sevgileri, saygıları bu hususta. Rasulüne de itaat edin. Sallallahu Aleyhi ve ulü'l emri mümkün ve ulü'l emri olan, Allah'ımızın yolunu gösteren, Habibi'nin sünnetlerini öğreten kimselere de itaat edin. Bir iş hususunda çıkmaza girersiniz. Bir türlü onu oturtturamıyorsunuz. Şöyle mi? Böyle mi? İşte birileri şöyle söylüyor, bir diğerleri böyle. Eğer, eğer böyle karmaşık işler zuhur edecek olursa, o işi Allah'ın kitabına ve resulüne götür. Acaba bu mesele hakkında Kitabı Kerim'i ne diyor? Habibullah ne buyuruyor? Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız böyle yapın. Bu hayırlı bir iştir takip edilecek en güzel yol da budur. Bir kardeşimiz sıkıntılarını anlattı. Bayağı denklemiş. Bir beşer olarak sıkıntılarmış.
O da kendisine bir yoldaş arıyor. Acaba bunu nereden halledebilirim? Kimle konuşur? Kimle görüşür, bu işi yoluna koyabilirim. Bu karışan kalbimi, gönlümü nasıl durupturum diye. Konuşma bayağı uzun sürdü. Çünkü derdini anlatıyor. Yilların derdi, sıkıntısı birikmiş. Senden de bir yol var. Diyor ki bana bir divan biiznillahi Teala bul ben. Bu halde. O zaman ne yapacağız? Allah'ımızın kitabına bakacağız. Esta'yuzübillah. Hodil af. İnsanlar ile muamelelerinde af yolunu tut ve nur bilur ama iyilikle tavsiye etmeyi de hiç unutma Ve ahir, anil, cehili. Cahillerle de çelişip durma. İşte bana böyle yaptı, şöyle değil de kapanık hüngür bulandırıp durma. Ve ahiril anil cehil. Ne Kitabı Kerim'den malumatı, ne Efendimizden güzel tavsiyeleri, ne mürşid-i kamillerimizden öğütleri bilmeyen insanlarla çekişip durma ve ahir-anil-cahilim onlardan uzaklaş diye buyruluyor.
Bir de Fussilet suresinde Hadi kul Lemyöze otuz dört ile otuz beş ve otuz altı. Ayet-i Celilelerde İyilikle kötülük bir olmaz. Diyelim ki bizim gözümüz ibretle bakıyor. İbretle bakanla, hasetle bakan bir olmaz. Kulağı Allah'ımızın kelamını dinliyor. Hayırlı sözleri işitiyor. Onunla uygunsuz artık hesabını veremeyeceğimiz sözleri dinleyen bir değildir. Birisi hayır yapmak için koşuyor, Bir diğeri de ona mani oluyor. Bunlar bir değildir. Biri hep Mevla'mızın yolunu seçiyor. Acaba nerede ıslah oluruz diye Hayırlı tavsiyelerin yapıldığı mekanları araştırıyorum. Bir diğeri de artık amel defterimizi siyahlaştıracak, elimizi af buyurun hınzırın hanıyla yıkayacak duruma getirecek hallerle uğraşıyor. Elbette bunlar bir olmaz. Siz bu kötülükler var ya onları iyilikle defidin. Çünkü artık kafa alacak durumda değil. Bitmiş. Bir hayır tarafı yok.
Ümit kesmeyiniz Rabbimizle son nefesimize kadar yalnız görünen onda bir hayrın ışığı yok. Bir iyilik müşahede edilmiyor. Kabul etmiyor. Buna onun mukabili cevap bilmeyin. Anlamaz o artık. İyilikle muamele idim. Siz bu güzel muameleyi yaptınız ya o zaman sizinle onun arasında sımsıcak bir dostluk meydana gelir. Belki o anda gelmeyebilir. Daha sonra belki düşünecektir. Ben uygunsuz hareketlerde bulunduğum halde o buna karşılık vermedi. Hatta iyilik etti. Demek suretiyle bir dostluk mildane gelecektir. Bir tarih kasabamızı bir köyünde sıkıntı meydana gelir. Mürşid-i Kamil'de bize muhalefeti verir. Onun çocuğu da askerden gelir. Çocuğunun iznini uzatmak ister. İşte üç günlüğüne veya beş günlüğüne gelmiş bir rapor alıp biraz daha uzun kalsın yanımızda diye yollar arar. Bunu duyan müstağzı abimiz askerlik şubesinde bulunan komutan da o tarihinde bir sevgileri var.
O kimse de büyüklerine saygılı, küçüklerine, şefkatli, böyle temiz bir insan. Derhal ona müracaat eder. Der ki falan kimse bizimle münasebeti pek iyi değil. Bunun çocuğu askerinden geldi. Eğer bir mühlet tanırsanız, sizin artık usulünüze göre imkan varsa buna bir izin. Bu iznini biraz uzatın der ve izin alır. Bunu duyan insan artık bundan sonra ben onun hakkında iyilik düşünmedim ama o bana bu iyiliği yaptı diye bir dostluk hasıl olur. Saymakla bitmez. Böyle yapın buyuruluyor. En güzeli değil mi? Bu haslet ancak sabredenlere ait. Böyle devamlı bir kin, devamlı bir buğz içinde olanlara nasip olmaz o. 0 sabredenlere. Ve me'yula gaha illa du halk ve azim. Allah. Bu hareket Allah'ımızdan büyük bir paya nasibe, kısmete elem kişilere aittir. O nasip nedir? Yeri gelince ifade etmeye çalışırız ama o şudur Allah'ımızın feyzine mazhar olmuş, tecellilerine mazhar olmuş kimseler.
Devamında Ayet-i Sitelerin Esselamehü. Şeytandan size bir fit, size bir yanlış düşünce gelecek olursa Vestaidbilne Allahü zülcelal'a sığının. Ve o Mutlak duyandır. Ne yaparsınız. El-Alîm onu da bilendir buyuruyor. Demek ki sıkıntılarınızda başvuracağınız Allah ve Resulüne müracaat edeceğiz. Resulüne müracaat ettiğimizde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem işte sizinle alakasını kes, seninle alakayı kurun. Size vermeyene verin. Kötülü gelenlere iyilik edin, buyuruluyor. Efendimize Sallallahu Aleyhi ve Sellem büyüklerimizin saygısı hususunda demek ki bir meselede Allah'a ve Resulüne müracaat ediyorlar. Sultan Birinci Ahmet, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek, kademe saadetlerini, ayaklarını ördüğünde şöyle bir kıta okumuş ve bu kıtayla ölünceye kadar, salığının içerisinde muhafaza etmiş.
Söylediği söz şu, Aynı zamanda Sultan Birinci Ahmed, bu padişahımız bizim velilerden birisidir. Nola tacım gibi başında götürsem daim. Hademi resmini ol Hazreti Şahı Resulün. Bülübünüzarı nübüvvet. Bu kadem sahibidir. Ahmet Durma. Yüzün sür kademine ol gülüm. Ecdadımızın özünü ve temelini besleyen manevi unsurların başında ne gelir? Ya Lai Kelimetullah gelir. Allah'ımızın dinini yüceltmek gelir her hususta ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme saygıdır. Düşünerek, manasını amel ederek, anladıklarını ameli, ameli ihata gezdirerek Kuran-ı Kerim okumalı. Bu şekildeki okumaya, sıratü'l-Haynetmem, deli okuma denir. Hidayet olan bu okumanın kapsam alanında hayatın tüm sorunlarını Kuran-ı Kerim'den çözüm arama ve öğrenilen vahiy bilgisini başkalarıyla kaynaşmaya girer.
Farzlardan ayrı olarak nafilelerle uğraşıp, nafile ibadetlere vakit ayırmak, Allah'a yakınlaşmak, Allah'a yakınları devamlı hale getirebilmek için, Kuran-ı Kerim'i çok okumak, farzlardan ayrı bolca infak etmek, umre yapmak, sıla-ı rahmi çok canlı tutmak, şüpheli şeylerden sakınmak, gece ibadetine önem vermek, kötülüklere karşı ilkel davranmayı karakter haline getirmek. Bilgiyi paylaşmak, bilgiyi paylaşmak, israftan kaçınmak gerekir. Devamlı dille, kalple amel ve kalple Allah'ı çekmek. Zikir bir anlamının da Kuran-ı Kerim ve sünnet olduğunu bilip bu iki temel kaynağı anlayıp yaşamadan yoğunlaşmak esas olmalıdır. Ayrıca tüm farz ve nafillerin de zikir olduğunu unutmadan, bu ibadetlere devam edilmelidir. Efendimiz aleyhisselatu vesselam'ın mensur duaları, gece ibadetleri, bilimleri, Kuran-ı Kerim ve Sünnet'in emri olduğu için, kelime-i tevhid, istiğfar ve selam dilden dinden kesilmemelidir.
Kalp Allah'ın isimleri, sıfatları ve nimetlerini müşahedesi konusunda gayret gösterip, gerekli nasibi almadı. Allah'ın ahlakı ile ahlaklanmalıdır. Allah sevgisi her şeye tercih ettiği, o sevginin önüne hiçbir sevgi geçirilmemelidir. Allah sevgisini samimi olup olmadığı konusunda, sünnete uymanın, Efendimiz ' ın davranışlarının ölçü olması aklından çıkarılmamalıdır. Kişinin her an Allah'ın huzurunda olduğunu bilmesi ve buna göre davranışlarını dinlememesi adına. Üzerimizdeki sahili ve batılı nimetleri anıp bu nimetleri bize lütf eden Cenabı Hak'tan şükretmek. İlahi nimet ve lütufların iliş zamanı olan seher vakıflerini ihya edin. Yüce Allah ile hacrette kalmak, Allah'ın azametini ve rahmetini tefekkür etmek. Allah'ı 7 sadık insanların meclislerinde bulunur. Onları dinlemek düşünce, ahlak, ilim ve lisanlarından istifade etmek.
Allah ile kulunun arasına giren ve kulun Allah ile iletişimini engelleyen her şeyi reddetmek. İletişimi engelleyen şeytan, heva, soyut ve somut kulları karşı dikkatli olmak gerekir. Bilerek ve toplum için en büyük cehalet Allah'ı bilmemek ve tanımamak gerekir. Dünyadaki tüm sosyal hastalıkların kaynağı da budur. Bu hastalık tedavi edilip ile Allah Medine'nin aşkın aşkını kazanması çerçevesinde. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin örnek alınması ve bu anlayışa göre davranışlara anlam verilirse, bireysel ve toplumsallık sıkıntıları da sunmuştur. Kuran-ı Kerim'deki bir tür ayetten anlaşıldığı gibi müşrikler Allah'ı varlığını kabul etmelerine rağmen birlik konusunda hastalıklı bir kanaate sahip kimseler. Onların bu durumunu Yüce Allah Allah'ı hakkıyla bilip takdir edememe, onları düzendirmektedir.
Cahiliye denilen süreci ve vasıflanmayı ortaya çıkaran da Allah hakkında doğru bir yaşanan olmamak ve bu bilgisizlik çerçevesinde hayata anlam verme ve kurumlar oluşturmadır. Bu nedenle Allah Teala Kuran-ı Kerim'de kendisini eşsizliği, birliği, sıfatları, fiilleri ve isimlerini de tanıtmıştır. Sadece lafzaygira Allah'ı tüm Kuran-ı Kerim'de iki bin dokuz yüz altmış yedi defa geçmekte. Bu şu anlama gelir. Yüce Allah'ın bu ismi Kuran-ı Kerim'in bir sayfasında yaklaşık beş defa geçmektedir. Diğer isim ve sıfatları da düşünürsek, bu vahiyin hanım konusu insanlarda doğru bir marifetullah bilinci oluşturmak ve bu bilinçli hayata anlam vermeyi gerçekleştirmektir. Marifetullah denilen Allah'ı doğru ve hakkıyla bilinen en çok peygamberlerde tecelli etmiştir. Bu durumu ve üzerindeki nimeti Efendimiz şöyle itiraf buyurmuştur.
Allah'a yemin olsun ki sizin içinizde Allah'ı en iyi bileninizden, en takvalı olanınız da benim. Hadisi Şerif'ten de anlaşıldığı gibi, marifesin bedeli takvalı olmaktır. Hadisi tersinden okursak, takvası olmayan kimsenin marifeti yoktur. Eksiktir veya salih temellere dayanmamaktadır. Kuran-ı Kerim bu durumu hem takva hem de haşyet kavramları ile açıklanmıştır. Buna göre, marifetullah ezeliyatından olan ulema, Allah'tan en çok haşyet duyan insanlardır. Bu durum Kuran-ı Kerim'de şu ayette ifade edilmiştir. Allah'tan en çok alim olan kulları haşyet duyar. Haşyeti yalın bir korku olarak algılamamak gerekir. Haşyet kulun gelecekte boşa gitmeyecek şeyleri başına gelebilir endişesi, edep duyması veya Allah'ı bilip, onun yüceliğinden dolayı ona mutlak saygı duymasıdır. Böyle bir ruhi durum ancak bilgiyle marifetullah görülebilir.
Abdullah Bin Mesud radiyallahu anh bu durumu kavradığı için Aliyi tarif ederken bilgi eksenli bir tanımlamaya gitmemiş ve şöyle bir tercihte bulunmuştur. Alim çok ait ve hadis bilen değildir. Alim haşyetullahı çok olan kimsedir. Üst seviyede bir marifetullah ile takva, haşyet ve ra sabır ve yüksek tempo olup çalışma arasında doğru orantılı vardır. Müşriklerin Allah Teala'yı uzak ilah olarak görmelerinden ve hayatlarının genişlik alanlarında ona yer vermemelerinden dolayı, Mekki ayetler Allah'ı daha ziyade işlevsel isimlerini tanıtmıştır. Bu kemmede ervah ismine çokça yer verilmiştir. Daha önceden de beyan edildiği gibi Mekki ayetlerde ervah ismi yüzde altmış beş yetmiş oranında geçmektedir.
Bu ismin kullanılış esprisi, yaratıp da istirahatata çekilen ilk muharrik, teker ve tekil olaylardan habersiz cahil tanrı anlayışı yerine, tüm hayatın ayrıntılarına tümör, bazen de çekim kurallarına müdahale eden mutlak ilim sahibi, salih ilah anlayışını yetiştirmektir. Bu anlayışın sonucu olarak, Allah insanların yemeleri, içmeleri, evlenmeleri, boşanmaları, hukukların, siyasetleri, eğitimleri ve davranışlarına müdavid olmuş ve haktan her şeyleriyle Müslüman olmalarını istemiştir. Allah Teala kendisini tanıtırken, tüm evrene hükmeden varlık olduğunu defalarken vurgulamıştır. Hafaki ayetler dediğimiz gezegenlerin göçümü, birbirleriyle olan ilişkilerini, dünya ile olan risaleleri tabiattaki olaylar arasındaki denge ve amen Allah'ın bir dinin yansımasıdır. Ahadiyetin tüm evrene yansımasından doğan amen ayette şöyle dile getirilmiştir.
Yerde ve gökte Allah'tan başka bir irade daha olsaydı, yemin düğünü düzeni bozulurdu. Bu düzeni en iyi gören ve bilen, Allah melekler ve adaleti ayakta tutan alemlere şehadet ederler ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Efendimiz ise geceleri kalkıp gökyüzünü tamahar etmiş ve Al-i İman suresinin son on ayetini okumuştur. Bu ayetleri okuyup da bu ayetlerin içeriğini afati ayetleri tefekkür etmeye ne yazıklar olsun buyurmuş. Hemen düşen Kuran-ı Kerim'i ecmain Hayatta olan bir kardeşimiz, Allah'ımız selamet olsun. Yahudi ve Naserani'yi dost kabul etmeyin diyor. Akşam gördünüz de Yahudi'nin ne yaptığını hain Hafız durmuş abi burda mısın? Hafız ne dahil okuttum. Kısaca manasını bilelim. Ey iman edenler, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. Birbirinin tarafını tutarlar. İçinizden onları dost tutanlar onlardandır.
Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu ona yol göstermez. Kalplerinde hastalık bulunanların, başınıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz diyerek onların arasına koştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih yahut katından bir emir getirecek de bunlar içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olacaklardır. O zaman iman edenler bunlar mıdır bütün güçleri ile sizinle beraber olduklarına yemin edenler diyeceklerdir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir de kaybedenlerden olmuşlardır. Ey iman edenler. Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah Celle Celalühü sevdiği ve kendisini 7, müminlere karşı alçak gönüllü, şefkatli, kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. Bunlar Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Hiçbir kimsenin kınamasına da aldırış etmezler. O Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.
Tarih boyunca birçok toplum İslam'ın bayraktarlığını yapmış, onun bayrağı hiç yere düşmemiştir. İnsanlar yeryüzünde yaşadıkları müddetçe de İslam ümmetinden bir topluluk daima hakkı ayakta tutacak ve bayrağı taşıyacaktır bu hadisi şerif. Hadisi şerifin mali. Bir, kuru Düşmanları onlara zarar veremeyecektir ve Allah'ımızın dininin hakim olması için çalışacaklardır. Sizin dostunuz ancak Allah'tır. Rasulüdür. İman edenlerdir. Onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namaz kılar, zekat verirler. Kim Allah'ı ve Resulünü ve iman edenleri dost edinirse bilsin ki üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır. Hafız Efendinin okumuş olduğu ayetlerin manası bu. Mevzumuzun da sadece bir mukaddimesini söyleyip zaten vakit geldi tamamlayalım.
İbadetleri, fedaili, faziletleri hakkında Şimdi ibadet taat yapıyoruz ya, siz bu ibadet ve taat sadece namaz olarak değil, bu tırnak kesiminde hayatımızın her alanını kaplayan yaşam tarzıdır. Ne olursunuz. Bir müminle karşılaşıp buna selam vermeden tutun, yoldaki bir engeli kaldırmadan, bir hasta ziyaretinden, bir cenazeden, belagat bir ticaretten, bir aile hayatından vesaire neyse hepsinin içerisine alır. Iğnimizin emirleri, bunları yaşamak artık bunu çok kısa ifade edeyim zamanın darlığından dolayı. Şu iki kafan arasındaki altının altı yüz altmış altı ay itikat, ibadet, ahlak, muamelat hepsi demektir. Ve amelü'l tarika. Belki bunu biraz sonra izah edecek. Hiç böyle yürüyelim. Ve amelü'l hakikat. Hakikat ehillerinin yapmış olduğu amel. Bir de amelul İslam, amelul iman, İslam amelleri, iman amelleri, İslam amelleri, bir de Amelü'l ibade, Amelü'l rubudiye, Amelü'l rubude.
Daha Amelü'l ideaya başlangıçta ilk başladığımız anda diyelim, taatimiz. Ilk artık ibadet ve taate meylilenin, daha sonra bu ibadeti yapmakla birlikte, bunun seviyesini ibadet ve taatin takvaya göre arttıran, masat, orta. Ve amelü, ehli nihaye son derece de olan, şeriat nedir? Ibadet ve taati zatına yapmaktır Celle Celalühu. Ve tarika en tapsudehu maksat ve gayesiz sırf Cenabı Hak'tır. Ve'l-Hakitan en teşherdehu. Görülmeyenlerin görülür hale gelmesidir. Bunu artık diğer ifadelerde hemen besleyeceğiz. Mesela burada dedik ki Amelü'l ibadet nedir? Ubudiyet nedir? İbadet nedir? Ubudiyet daha bir ayrı. İbadet ne? İbadet, kulluk görevlerimizi yerine getirmektir. Çok ince bir fark var. Burayı yakalayacağız. Ubudiyet ne oluyor o zaman? İbadetlerin esrarına vakıf olmaktır. Kul olma şuuruna ermektir. Artık yaşayan kimselerimize malumdur.
Ubude indiği zaman, artık ibadet ve taatleri nurları ile yapmaktır. Sırlarını da gelişmektir. Bunu yakalamaya çalışacağız. Nasıl çalışacağız? Yok gösterilmiş zaten. Allah'ımızın emirlerini diyoruz ya kardeşlerimiz de çok güzel izah ediyor. Kılık, kırk yararcasına tatbiktir diyorlar. Bu Sıdddîk-ı Azam'ın yolu radiyallahu anh-ı Kerim aleyhi ve sellem yolları Efendimiz onların gönüllerine bunu yerleştirmiş ve bunu, bunu Nebi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz'den sonra sadat-ı kiram, mürşidi kafirlerimiz devam ettirmiş. Aldığımız gevratın, ezkarın içerisinde var. Bu ezkarımızı yapmakla birlikte çok iyi dikkat edersek, İtikai yanlışlıkta, ibadetlerimizdeki eksiklikte ve bunun yanında masiva Allah'tan gayrı celle celaluhu bütün kötülükleri gönlümüzden atarak ibadet ve taati ona haz kılmaktır. Velhasıl namlunun temiz olmasıdır.
Yaptığımız saatin hedefine ulaşması için, sema katlarını geçebilmesi için namlu temiz olacak. Ağız namlusu temiz olacak, yalan konuşmayacak, sakin bilin diyecek. Göz namlusu, düzgün olacak harama bakmayacak. Kulak namlusu, düzgün olacak gıybet dinlemeyeceğiz. Hayat namlusu, düzgün olacak hep hayırlı olacağız ve temiz kaşık olacağız. Temiz kaşık. Af buyurun bir kaşık necasete bulaşsa, ne kadar temizlik aletiyle yıkansa dahi, pırıl pırıl olsa içmez onu. Ben içmem o kaşıktan diyor. Yahu iç bu kaşıktan. Temizledik. Eskisinden daha temiz. Çünkü bülbül nikahiler boşmış. Gözünü başkasının namusuyla kirletmiş. Kendi namusu varken başkasına meyk etmiş. O kaşıktan içmez. Kalktın iken içiremem. Hangi kaşıktan içen? Hacı Hasan Efendimiz ve onun yetiştirdiği sizin gibi kıymetli insanların kaşığından sözleriyle gönüllerini irşada çalışır. Namlu temiz olacak, haşih temiz olacak. Ne olacak?
Allah'ımızın nehyettiklerinden bir kere kaçarak dışımızı temizleyeceğiz. Bizim iç halimizi ıslah nedir? Artık hasetliği, kimi, kibri, buğzu, tamağı, hukul, adalet, mürşidimizi dinlemişse nasıl üzerseler dahi verirlerdi. Bunlardan tamamen kurtulacağız. Takliye diyoruz ya, takviye kapakları dediler. Barajlardan dediler. Onu tamamen yok ediyoruz. Tahliye de süslemek demektir. O güzel ahlakı de süslemek ve gönül alemimizi, ruhumuzu inkisar diye ifade eder ki bu da riyazatla elde edilen tevazu ve güzel ahlaktır, mutmainliğe işaret eder. Allah'ımızı görür gibi taat yapar. Gönlünde artık tarifi mümkün olmayan huzurun içerisindedir. İnşallah bunu yakalamaya gayret ederiz. Yine hazırlanan konularda önümüzde, önümüzde altı tane engel var. Bu anlatılır. İnşallah. Aşem kimselerden uğrarız. Elhamdüllilillahi Rabbil alemin el Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.