Kalp Temizliği ve Manevi Dostluğun Önemi kaydında Evet. Efendimiz dedi ki temizlik gönül evini dost gelecek kondurmaya. Kalbimizi bile tamamen temizleyelim ki Allah'ın sevgililerinin muhabbeti girsin. Daha sonra Habibullah'ın sevgisi girsin sallallahu aleyhi ve sellem, Cenabı Hakkın muhabbeti girsin buyurdu. Efendimizin bir ihbarı vardı. Belki, nihayet bilir misin bilmem. Oradan Mehmet…
Kalp Temizliği ve Manevi Dostluğun Önemi ne anlatıyor?
Kalp Temizliği ve Manevi Dostluğun Önemi kaydında Evet. Efendimiz dedi ki temizlik gönül evini dost gelecek kondurmaya. Kalbimizi bile tamamen temizleyelim ki Allah'ın sevgililerinin muhabbeti girsin. Daha sonra Habibullah'ın sevgisi girsin sallallahu aleyhi ve sellem, Cenabı Hakkın muhabbeti girsin buyurdu. Efendimizin bir ihbarı vardı. Belki, nihayet bilir misin bilmem. Oradan Mehmet…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Evet. Efendimiz dedi ki temizlik gönül evini dost gelecek kondurmaya. Kalbimizi bile tamamen temizleyelim ki Allah'ın sevgililerinin muhabbeti girsin. Daha sonra Habibullah'ın sevgisi girsin sallallahu aleyhi ve sellem, Cenabı Hakkın muhabbeti girsin buyurdu. Efendimizin bir ihbarı vardı. Belki, nihayet bilir misin bilmem. Oradan Mehmet Efendi, kalk hanımların soy ismi. Bu bir yeğeni mi neyi var o da? Hizmet ederdi çaycılık ne yapardı? Kötü adil nerede, kalkandır arkadaş olsun. Amin. Hıh. Efendimiz bakın bu adam alim değil. Bu adam şey dedi, böyle bir ilim yer, babı bilmem filan. Yalnız onun ayağını öpmek isterdim. Kırıldı bir adam, bir gün bir sohbete geldi dedi ki harmanla geliyorum dedi, baktım üstüm kırk kokuyor dedi, öyle bir samimi ki bir su döktüm dedemle, çıkmayacağım. Bunu diyor kendine tatlı, kalbi tatlı, gönlü tatlı. Efendimiz onun ayağını dedi, böyle bir kimseydi.
Ben dedim, cami, o çarşı camiye, cami kimi bilmiyorlar diye değil mi, çarşı camisi. Yine öyle mi dediler? Hah, orada diyor, oturuyor mu diyor, açarsın efendimiz geldi diyor, Kalbimin içine bağdaş orada oturdu diyor. Hani gönül temiz olursa evliyaullah geliyor. Efendimiz bir suçun dedi, bak diyor, diciğin dibine iki cihan bu neşe geliyor dikkat et sallallahu teala vesselam. Eğer bir dikkat kalırsak Peygamberimiz bir istirahat ediyormuş. Bunu ne ise biz evde bir sevimsiz hali atmaya çalışacağız. Ne bu acaba? Bir düşüneceğiz şimdi Allah'ım bizdeki bu yadırgı hal nedir diye. Halbuki ihvanın çok sevimli olması lazım, böyle bir sıkıntı geliyor. Bir şey var mutlaka ya, haksızlık var ya bir hakka, hubuka var bir şey var. Yoksa onlar boşuna böyle bir kızmazlar. Girdin döverdi Nain o şeyin yeri var dedi. Bu hadi Akkuş var ya, onların dininde o Enes'de herkese kızıyor efendim.
Kız matığı kalma, nasıl kız? O hoşuna kızmıyor. O iç alemizi görür. O iç alemimizi gördüğü için tahammülden bir gün böyle bir sohbet. Kendisi istirahatler arasında ama açarsın Efendimiz bir put cihançı. Cih. Allah her şeyi onun gönlünde getirir bizi. Bana dedi ki oğlum dedi şu adamı kaldır dedi. Yahu o kadar iliyetin içinde onu kaldıracak. Nasıl etsem ya Rabbi ama en yeri bu benim sözünü tutmaz olur muyum Efendimizin? Kayra adam, şu sırtına elimi değil, diyelim ki kalkacaksın. Şükür itiraz etmek kalktı bitti. Yani sohbet hususi buldu mu böyle yabancıyı kabul etmiyorlar, sıkılıyorlar böyle, taratıyorlar. Bu bir evliyaullah gözü. Bak Cenabı hakk'ın bizi kabul etmesi için, onun seveceği amelleri yapacağız. Aslında bunu kişi bilir. Öyle bir hal bulur ki hep böyle gizli yerler ister. Keşke diyor kimsenin olmadığı bir yer olsa da böyle boynunu döksem Mevla-ı Zülcelal'a doyamaz.
İbadet ve taatına zevk verir. İbadeti nişpeyle yapmaya başlar. Dediğim gibi o Mehmet amca Horasan derlerdi. Bir de hacı efendimiz, hacı babayı yıkın dedi ayağını ağzına getirin dedi. Alim insanlar da var, kızardı. Vehbi nihayet hatırlar da neyse öbür ettiler. Kızardı böyle. Demek ki kalbin temizliğini istiyorlar. Bizim kalbimiz şöyle bir pak olsa, temiz olsa ne iltifatlar olacak, Cenabı Hak ne iltifatta bulunacak, ne televliler olacak, ne yüz otuz dokuz ilahiler akacak bura. İşte konuştular o kimseyle, temiz et gönüllerini, dost gelecek kondurmaya dedi. Bir şey daha okudu efendimiz orada. Sür çıkar ağyar diden, ta tecelli de hak padişah konmaz saraya hane mamur olmadı. Efendimiz bunu okudu. Dedim ki avyar Allah'tan gayrı düşünceleri kalbimizden çıkaracağız gibiydi dost olan Cenabı hakk'ın muhabbeti oraya girsin bunu okudular. O bir şeyler dedim onu hatırlayamıyorum.
Daha bu kadarını hatırlıyoruz. Böyle birbirleriyle dost bunlar birbirlerine çok samimi. Onu da bulunca döküldü birbirlerine güzel güzel sözleyenler, ifade ediyorlar. Demek ki emsalimi de istiyormuş ki duygu oldu. Yine hatırladığım Efendimiz Hazretlerinin bu zahiri ve batıni şifa tarifi diye çok Dedemin şiirleri de var ama onu almamışlar bunu. Efendimizin bu şiirleri çok güzel. Bu nef-i ispat var tarikatı aleyhemizde. Nefes göbeğin altına alınır, kelime-i tevhid okunur. Burada iman kemale eylemiş. En önemli olan bu. İmanın kemale eridiği nokta. Bunu Hızır Aleyhisselam öğretti Abdülhalife ve Levhani Hazretlerine. İlk kayıplar yaptım size de, fırsat bulursam okuyacağım büyüklerimizden. Evliyaullah'tan birisi buyuruyor ki efendilerimiz bizim silsilelerde okuduğumuz, kul diyor Allah'a aşık olursa Hızır aleyhisselam'da o aşık olur diyor. Bu gayemi görünce hayran kaldım.
Bir gün misafir geldi elimize. Efendimiz onlar ayrıldıktan sonra de gidin, internete güzel bir koku hasıl oldu tabii diyemiyor. Böyle biraz örtülü konuşuyor Efendimiz. Herhalde böyle Hızır Aleyhisselam geldi eline, güzel bir koku. Bu kanserden bir amca gelirdi, şimdiki türlü çıkaramıyorum. Gidiyordum, unutmuştum. Gidiyordum, inşallah, selam söyle de okuyayım, hatırlıyorum bilirsen. Güzel bir amcaydı. Hıhı. Efendimizin sohbetine geldiler. Biz de Hac Ertuğrul amcamız var. Onun ayakkabısını çevirelim diye çektirdik. Dedi ki böyle gözleri de bir başka oluyorlar önüne. Çok ağır bir vasiyetleri oluyor. İnsan gayri ihtiyari çekiniyor onlardan. Böyle bir ürperme gelmiyor niyeyse. Dedi ki efendimizin yanında oturanı dedi gördünüz mü dedi. Ta ki hiçbir şey diyemedik. Acaba kim oturuyor bu ne diye. Burada buradayım da size göstermeye çalışayım inşallah.
Dedi ki, Efendimizin yanında dedi, oturan dedi, biz bekliyoruz tabii ne diyecekti. Oturan dedi, Hızır Ali'ye selam dedi. Tabii biz, görmedik burada. Dedemin de böyle bir sözü var da dedem dergahta kalmış, Esadi Bin Yani hazretlerinin tezgahında. Artık kırk beş gün kadar kalmış. Kırk beş gün içerisinde dedem tüm tarikat ve ailenin yapılacak vazifelerini yapmış. Bak beş gün içerisinde her şeyi tamamlamış. Bak biz elli sene geçti yine bizi anlayışlar biz. En azından şöyle, Rabbimize bir tam dönüşümüz olsa o dönüş oldu mu kalpte bir yumuşaklık olup gözden yaş taraf mı yaşar? Allah'ınızın kudretini görür o zaman o kişi. Kendi üzerinde kudreti idaresini gördü mü kendin geçer. Hatta yine bugün okudum tevhid hususunda, daha yine okuyordu biz yine Ayten. Tevhidte şunu zikretmiş, eğer diyor tevhidin yere kadar nuruna kişi gelirse diyor, aynen böyle.
Yedi kat sema ile yedi kat arz diyor, onun gözünde hiç mesabesinde kalır. Hiç diyor dünyaya şöyle bakmaz diyor. Meşgul olur, çalışır ama dünyaya kalbinde hiç muhabbeti kalmaz diyor. Tevliydim diyor bir nuru, seni de verdim şu anda. Girsek diyor. Bu da demin orda kalmış, bari sultanımız. Ayırılacağı zaman, Divci adeta, İhvanlar demişler ki, Bir demişler Yadigar bıraksan, güya şiirle yazdığını biliyorlar, şiirler söylüyorum, onlar görür. Buradaymış. Şunu yazmışım, dirgahımıza bir hatıra arasında işte benim işte. Gelen de şunu yazmış. Ta kaçıncı, kaç sene bilmiyorum ki. Yirmili yıllar neler? Yirmi dokuz hazır. Bekta fazla olabilir. Fazla olabilir. O yıllarda, bin dokuz yüz otuz gibi ne gibi, otuz da ne yazıyor bu yıllarda. Yirmi beş gibi ne gibi, bin dokuz yüz yirmi beşlerden yazmış. Gönül dostunda, rıza kastımda, hakikat dostunda neğrünür şeyh Ne kadar güzel bir şey.
Esali ehli Hazretleri için buyuruyor, gönül dostunda, kalbi diyor dost olan Allah da onun diyor. Rıza kastımda bütün niyetli düşüncesi Allah'ımızın rızası böyle amel ederiz de acaba teraziye konacak amelimiz var mı? Bundan dolayı Allah'ımızın razı olduğu ameli yapmaya çalışırlar onun rızasını bulmaya çare gayeleri var. Hakikat dostunda görünür şehrin görünür demek böyle kendinden geçmiş vaziyette. Kenfi halinde liva hızında liva dibi libebülhamd. Peygamberimizin sancağı onun diyor gölgesi altında Muhammed yanında görünür şeyhin. Peygamberimizin yanında görünür diyor şeyhim diyor. Maneviyat içinde, emrar gözünde, nurlar saçında şad olur şeyhim. Kendi dilinde, Kuran elinde, Hızır yanında görülür şehri. Demek gelen, Hızır olsun Nur. Hiç gözleri açık, hiç şüphesiz. Allah'ın şefaatlerinden izlerim mazhar kılsın. Onların yollarından, izlerinden ayrılmasın.
Buradan o zaman bazı kayıplardan okumaya çalışıyorum. Şeyh Seyyid Nur Muhammed Bedvanı Hazretleri şunun için almışım şimdi de hatırlıyorum. Bu bizim silsilede okuduğumuz efendimiz. Hayatını söylemek istiyorum. İstiğrak ve cezbe halleri fazlaymış. İstiğrak dediği Allah'ımızın muhabbetinde gark olmuş, denize dalmış ilahi rahmet denizine dalmış, celbe halleri fazlaydı. Cebbe deyince o bağırıp çağırma değil o. 0 kalpleri Cenabıhakk'a çekiliyor günlük. Tabii o zaman da tarif etmek, bu zaman yaşıyorum. On beş sene kadar müşahedei cemali ahadiyet ile mestü müstahare kalmıştır. On beş sene Allah'ımızın cemalini müşahede ediyor. Onunla denginden geçmiş, on beş sene Cemali ilahi. Onun dışında şimdi bunu. Bir de bu kim bunun ismi nedir? Hace Ali Ramitemi Hazretleri var, Allahu alem bu. Onun sözlerini almışım. Bu daha yeni, hakkın.
Kul Hakk'a aşık olursa biraz önce dediğim oyunu, Hızır aleyhisselam da ona aşık olur. Demek ki Hızır aleyhisselam anlatayım isterseniz dahi korumaya. Hızır birisiyle görüşmüş. O görüştüğünde birine demiş ki niye görüştüğünü biliyor musun demiş. Bir kimseye, onu alnında bir nur gördüm demiş. Hızır bizden bir nur dövmek istiyor nur. O nuru görünce demiş Fazıl, Hz. Ali'de, o nuru görünce geldim demiş. O çok şekillere girer yani uzun değil. Mesela iyi ruhluların girer, bizim gibi öyle adam değil, böyle ruhun gibi olanlar onların şekline girer. Madem açtın, sohbet bitti Efendimizin sohbeti. Zile basan yoktu. Bir de görüştükten sonra kimse alınmıyordu Hazreti Hamza. Kimse alınmıyor. Bak bu farzlı bizim canımız. Hayatını anlatsın da bakın, ne hayatlardan geçtin, düzgün bir hayat geçirmedi ama tövbe etti ama tam tövbe etti. Kalbitiniz, öyle görüyorum zihnimde Ayten.
Olsun, böyle, böyle olsun görüşüyorum bunu, arar. Öyle insan çok ibadetiydi oğlum, kalbin temizliği yok. Saat ondan sonra sohbetten sonra ve kavga gitmiyor kimse için. Çünkü yoruluyor, hasta oluyor, kalp krizleri geçirdi efendimiz. Bilinmeli ama Türk krizler geçirmiş. Çıktım bir deve kanadı. Ama yakışıklı, neydi, o Konya'dan geldim nizamle Konya'dan. Dedim ki sahte on oldu, şimdi tamam artık veya o gün. İçeri girdim, efendimiz dedik, o görüştüğüm kim yani? Dedim Konya'dan dedim, bir delikanlı yenmiş. Gülgü yenmiyor, ben de bahtim tamam mı? Haydi onun huzurunda aleyhisselam diye O bir nur görürse o nuru görünce olan dolar gelmez. Çünkü peygamberdir. Hızır aynı zamanda bir peygamber. Ha giy biçelim mevzu, çok şekillere giriyor. Onlar marifetullah Allah'ınızı. İnsan daima hayır işlemeli, işlemedi mi saymalı diyor Efendimiz Hazretleri.
Böyle ibadet taat ediyoruz ama ne kadar ibadet etse bile etmedim diyecek diyor. Böyle hallolur bazı konuşanlar oluyor bizimle derslerin, birilerini. Diyorlar ki ne kadar ibadet etsek olmadı diye geliyor içimizden diyorlar samimi olunca. Dilin daima zikirle meşgul olması zikri kesirdir, nazarı rahmettir. Diliniz ne diyor? Kesmeyin. Saha ve selam okuyun. İşte soruyorlar, o oku ne kadar okursan o din niye esas sade. Onun dışında okumalım demiyorlar ki. Oku ne kadar okursan oku, okutsan oraya. Ne kadar zikredersen ödemez. İşte aman din dedi bunun dışına çıkamayız, o din tamam onu yaparız. Onun dışında da din duracak, yani Allah diyeceğiz ya la ilahe illallah diyeceğiz ya diyeceğiz, ya Hasbinallahü ve nimetdeki La ala evlautiladiler, ya Kuran-ı Kerim alır açar okuruz bunu. Bak bu anlattığın efendimizin, o büyük hallerden anlattığı kimse ziyarete.
O zaman şu telefonlar yoktu, iki tane telefon vardı o çevirmeli telefonunda. Bir onu alo diyor, bir onu ama bir Allah'tan gafil değil. Yani biz diyoruz ki dünya işimiz çok, ondan bir türlü yapamıyoruz, şu işlerden biz sıyrılsak da tam bir bak. Yahu o işler ibadet işte zikir o. İmam Rabbani Hazretleri buyuruyor ki, işlerimizi rızkım helal olsun diye çalışırsanız bu zikirdir, buyurun. Buyurun. Hati zikir erbabı meşhur oldu ise cehil zikir yapıyor demektir. Eğer diyor Galler Allah diyorsa o açıktan zikir yapıyor da demektir. İki yerde dikkatli olun. Bu Hace Hacı Rahmi Temyi Hazretleri olsa gerek ve ömrü de çok uzun bir Zihni Kainat'e uzun yaşarmiş. Bu sultanımız, mürşidimiz iki yerde dikkatli olun. Yemek yerken sürsün derken. Aman helal edin. Bu muydu bir müşirimiz daha var ekmeğini kendi eliyle yapıyor. Belki geç sokurum, kendi eliyle yapıyor.
O ekmeği de Zikrullah'tan uzak kalmayın diye ufalıyor. Böyle böyle bir torbanın içine bırakıyor. Yanında barıydı, güneydi, kebaptı, şuydu buydu yok. Böyle açlık diyor, galebe çaldığı zaman şöyle avucunu alırdı, bir suyla onu yutardı diyor. Sen dedim ya Hızır Aleyhisselam diye içerdi. Bunlar marifetullah, Allah'ınızı tanıma nimetiyle bereketlenmiş. Kendine hiç günah işlememiş bir dille dua ettir red bulunmaz. Kardeşin kardeşe duası böyledir. Onun dili sana göre günahsızdır, senin dilin ona göre günahsızdır. Talipler için ermek bir hak dostunun gönlüne girmektir. En kısa yol budur. Bir Utku cihanın gönlüne girmektir. Çünkü o efendimize takdir edip takdim ediyorsak Allahü teallim ama girmek lazım. Aslında şudur, efendimiz bizi sevecek, biz de onu seveceğiz, işin esası o. Mesela mürşidimiz, mürşidimiz bizi sevecek. Biz de onu seveceğiz.
Eğer bir sıkıntı geliyorsak hayatımızı tepeden tırnağa bir araştır. Bu şeyler olur, hastanelerden de doktorlar olur ve uzman doktorlar oluyor. Sahasında çok ileri olan asistanları oluyor. Layık olunmayarak efendimizin bir asistanı gibi yanında bulundu. İhvanları yitan. Çok yitan. Kayıt yaptırdı böyle bize İhvanları, kayıt yaptırdı. Emin olun elli senelik ihvanları kayıt ettirmedi. İşaret etti bana yazmadı. Sonra da anlattı. Dedi ki oğlum ben bunları elli sene idare ettim dedi. Hiç dedi yolumuzla alakası yok dedi. Neleri varmış Mücevher'e. Onun için korkuyoruz yani o gönlüne girmek önemli. Birisi soruyordu ve İhvan'dan sordu. Sami benimiz bölünmediği halde o İhvan'ı soruyordu. Nasıl Rahime Hanım, nasıl diye soruyordu. Hiç kurdu, kurdu ama biliyor eden. Diğer yerlere geçin. O da Ebul Hasan-ı Harakani Hazretleri. Karşıta malum metfundu. Görmedim siz anlatayım. Şeyh Sinan diye birisi var.
Bu alimmiş. Ziyarete geliyor. Hanımı da çok çılgın. Hasan Aliekani Hazretleri mi diyor Efendi Hazretleri'yle dağa gitti diyor. Habiş hürmetli, yani ilim meyli bir insan, hiç şey yapmıyormuş dağa gitti. Dağa bıktırmuş geliyor. Basmış ki bir aslan, İçki Nevi Büyük demiş, yılan değerinde değinmek. Hı? Evet. Hazreti bu ne hal demiş, hiç aslan güldü. Evdeki demiş aslanın ezasına katlandığımız için Allah'ımız bunları bize demiş hizmetçi olarak verdi. Şunu anlatayım size yine bu annemiz çok büyüklerden belki. Hususi Efendisi emrediyor ona. Diyor ki belli bir makama gelecek biraz dokun diyor. Biraz dokun yetişsin diyor. Biz Kayseri'ye gittik, Kayseri'de üç tane zarf var, saymaya bir olmaz. Oradaki görevli olan birisi dedik efendim bunların üçünün hanımı da yeni zelber etti. Çok tezahür ettiler. Gelin diyecektim veya neyse, binmeye. Hanımını şeye biniyorum, üstüme biniyorum.
Biniyorum, yeni bisiklettir. Evet, İyi sıkıntı duruyor. Bir gün hanım kardeşimiz el pençe divan gibi. Hani ne oldu diyor. Bugün tam değiştim, efendim emretti diyor, ben gendelim de yapmadım diyor. Bu arifler sultanı olacak, biraz daha şey yaptım diyor. O da katlanır zaten, sonra arifler sultanı. Bilemeyiz. Allah'ın şefaatlerini namaz vermesin. Ebul Hasan-ı Arekani Sultanını şu, ona sordular, biz kendimizi bunu okuyunca bir kıyas etmemiz de gerekiyor. Endişe hediyemiz nedir? Hiç, bak, telefona kaydedelim sana. Hı, özünü sevince, Tebrik ederim. Allah seni var gitsin. Sen yarınlardan bilir misin? Şimdi biz burada kendimizi hesaba çekiyoruz. Acaba biz ne haldeyiz diye. Ona sordular ki kişi kendisinin uyan uyanıklığını ne ile bilir? Yani bir misal öğrenmek istiyor ben ne halde değil miyim kötü müyüm diye. Bunu devrem iki şeyle izah koymuş. Birisi ibadet ve taate bir muhabbet var, doyamıyor.
Ah bir gece gelse de Rabbime diyor şüphesiz, görürse. Yine bizim mürşid-i kamillerimizden birisi ortalık aydınlandı mı ağlarmış. Gece tecelliyata mazhar oluyorduk, yine gündüz oldu diye geceyi istiyor. Evet, evet ibadet ve saate doyarlıyor. İkincisi de Allah korkusu galiptir. Ne ile bilir kişi uyanıklığını, o da Allah'ı andığı zaman baştan ayağa Allah'ın da onu andığını duyacak diyor. Onu hissi diyor çocuğu. O Allah deyince Rabbi onu tarif girilmez o. 0 zaman şey gibi nasıl tarif edeyim, böyle süzülür yani tarif edemiyorum. Böyle bir hafif der şimdi. Şu vücudu durur yerinde de şu vücuttan çıkar. Tarifi yok, tarif edin. Eden. O, onu yaşar ya. O hal, bin yıllık ibadete denkdirler. Onların onu yaşar ya. Tanrı yıldır Cenabı Hak gönlüme bakar, orada kendisinden başkasını göremez. Allah'ımız diyor, kalbinde nazenin de zaten üç yüz altmış defa nasahilahi var.
Orada diyor kendi muhabbetinden başka bir şey görenler diyor. Lütfen. Gönüllerin aydınlığı haktan meyilli olmakla, amellerin güzelliği de gösterişten uzak olmakla yani hariç. Nimetlerin helali kendi çalışmanla elde edilendir. Arkadaşların hayırlısı ve iyisi hakname hizmetlerle sıhhatli ve becerikli olandır. Ve seni, senden iyi düşünüyorsun. Çok güzel. Heh, vur gitmiş. Bir de Bayezid gibi İslami eylemimizin sözünü almışım. Aslında size okuyacağım bir ayrıydı. İnşallah okuruz, murakeme bölümü Allah'ımızın bizi her an gördüğünün şuurunda olmak. Diyor ki, ben sohbetlerdeyim. Sohbette ilim, zikir, zikir, rabıta eder ülfet de bir işletlerdir. Allah'tan bir şey isteyen ona sıfat isimleriyle dua eder. Yani ya Rahman, ya Rahim diye yalvarır. Allah'ın zatını dileyen onun zat ismiyle zikred eder. Sıfatları işte Semiyun Basir, Duyandır Mutlak, Mutlak bilendir. İşte Alimun Hakim mutlak bilendir.
Hakim her emrinde bir hikmet vardır. O zati olan da Esmai ilahiyyesi vardır. Ya Rahman, Ya Rahman ona ait. Tabii bunun belirtisi insanda olmaz olur. Abi Allah'ımızın ahlakıyla ahlak olmaz. Yalnız Allah'ımızın rahmetiyle insanın rahmeti bir olmaz. O sonsuz. Arifin, arif Rabbini, alim de nefsini düşürür. Gözlerine harama bakmaktan ve başkalarının kötülüklerini görmekten korkma. Dilimi Allah zikri ile meşgul et, başka gayrimeşru iş işlemeye, gayrimeşru iş işlemeye fırsat kurdum. Burada şimdi İmam Malik Hazretleri ben diyor büyüklerden bir sürdürdüm Rahmetul Ali, başka kimseden de duymadı diyor. O da, kendimi hak ile meşgul edersen batıl seni istila edemez. Dilin diyor zikrullah ile meşgul olsun ki Allah'ımızın sevmediği bir hal kalmasın diyor gün müddet. Nefsini murakabe ve muhasebe et, nefsimi gözetle her zaman ve halini muhasebe et nasıl geçiyor vaktimiz diye.
Ilme yapış, ilme yapış, eşyanın hakikatini ara efendimizin duası bu saygın bakarsan, Ya Rabbi eşyanın hakikatine erişti, o sırlarıdır. Eşyanın sırlarıdır. Dededini muhafaza et, kalplere dikkat et. Dünyaya takılma, Allah Allah gafillerden kaç, sünneti bırakma, ibadetten ayırdırma. İlim ve merhamet sahibi ol ahlakı tamam da insan ve Müslüman olduğunu unutma. İşin iyiyseniz de himmetini yüksek et, gayem diyor, her zaman yüksek olsun. İşte bu kadar yaptık. Daha ne olacak? Bilmek. Çünkü iş orada bitmez. Ölümceye kadar buyuruyor Cenabı Hak. Kurduğumuz yap. Her birer üstünde bir bilen var. Mesela bu biz peygamberler diyoruz ya, peygamberlerin de kendi arasında dereceleri var, peygamber. Allah'ımız onlara bu nimeti lütfetmiş ama kendi aralarında dereceleri var. Bu Kuran-ı Kerim'de geçer. Bir kısmını diğer bir kısmını üstten kıldık bu oluyor.
Bu velilerde dolayı Yani velilik dendiği zaman dil noktada değil, takvasına göre artar. Mesela ünsiyet Allah'ımıza olan dostluklarına göre artar. Gurbiyet Allah'ımıza olan yakınlıklarına göre namazda geçmesi sonra, Allah'ımıza olan yakınlıklarına göre bu değişir. Devamlı daha güçlü, daha güçlü. Şöyle anlayalım, Mevlana'mız buyuruyor ki Cenabıhakk'a giden yolda ben Türkmen kocasının izini hep ileride gördüm diyor. Mevlana'mız buraya. Hatta Yunus Emre geldiği zaman onu şehrin dışına kadar kılavuzlarmış. Kılavuzlar, demişler efendim bu bir Ozan, dedim dedim. Şimdi öyle diyorlar. Bunu niye böyle kılavuz diyorsun Demiş, Türkmen kocası var ya. Allah'ı vuslatta her zaman ileride görüyorum bunu demiş. Nasıldı bilemedim?
Kaynak: Genel
Kalp Temizliği ve Manevi Dostluğun Önemi | Mihmandar