Ashabına, bütün Peygamberani zat, bütün Evliya-i Kiram, Sıddık-ı Azam, Ali-Yel Murtaza Efendimizden müteselsilen üstanızın Rojo Tayyibelerine, Sevgili babalarımızın, sevgili annelerimizin, akraba-i taallukımızın, müminlerin, müminatların, ruhları için Rıza lillahi Tehalel feritya. Kardeşimizin okuduğu Kuran-ı Kerim'den şu Ayet-i Celibe'yi Cemile'yi okumuştur. Bizde oradan başlayalım İnşallah. Şu gazımız bu Sure-i Ahzab'da bu ayeti celile. Sure-i Bakara'da da var. Allah'a zikredin zikran kesire zikri kesire zikredin. Hatta öyle zikredin ki, kıyameten ayakta dururken zikredin. Dilinizle zikre alıştınız, evrad ezkar aldınız ama kalbinize indin mi, kalp zikrettim mi, ruh zikrettim mi, o zaman vücudun her yeri zikrettim mi, Kıyamet, Dineldiğim yerden de zikreden de öyle tefsir ediyor.
Hacı Es'adi Elbili Kuddise Sirrahul Efendimiz Oturduğumuz yerden letaifleriniz çalışır o zaman da zikredersiniz. Yatağınıza yattığınız sizin için. Abdestsiz yapmaz kardeşlerimiz. Biliyorlar çünkü uyku israf olur. Bütün Abdestsiz yapmayalım sabaha kadar zikretmiş gibi oluruz Allah Allah deyin ayaklarınızı toplayın. Böyle acele gideceğim çünkü bant bir yerlere gidiyor da böyle kesçe konuşayım inşallah tarife tarif hacet diyen zikrank-ı sırra buyurunca Rabbimiz daima zikrle meşgul olalım. Ne biçim efendim Resul-i Kibriya sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz buyurduğundan. Kalbin şifası Ziktullah'tır. Anca zikullah ile kalpler mutmain inmeye iner.
Kalbi mutmain inmeye iletince o zaman sınıfların en tehlikeli zamanını atlamışsın, emmareyi geçmişsin, levvameyi geçmişsin, mutmainliğe varmışsın, Razı yetennirrahim Allah senden razı sen Allah'tan razı olmuşsun ne gelirse hayır şer Allah'tan gelir, Senden geliyor Ya Rabbi! Demişsin, öyle inanmışsın. Katış kullarımın içine bir cennetime buyuruyor Allah'ımız. Kulların içine yani Raziyet-i Naziyye makamı yüksek olduğundan Resul-i Kibriya SAV. Efendimiz Allah'ına kavuştuğunda Rabbimize kavuştuğunda Miraçta Kabe Kavseyni Evvetna makamına vardığında iki kavis iki karış miktarı, iki kaşim arası kadar yakın olduğumuz zaman hepsililer çeşitli çeşitli mana verirler.
Allah'ımız Celle Celalü Hazretleri ilk varıp Dava Tedkullarımı, kaebu ben, yöreler cemaatımı, didarı mı diyor git ümmetimin içine benim buradan ayrılmamı istemezsin ama onlara hizmetinle bir iş görecek git içlerine İçlerine girdi Uhud'da mübarek dişlerini kırdılar. Yüzlerine halkalar battı iki tane dişiyle çekerkene, Hazreti Talha'nın dişleri çıktı, söküldü. O dişleri söküldü kan çıkmaya başlayınca karnını sordu. Kanım gitti mi içine ya Talha gitti Cennet ile tebşir ederim. On Haşere-i Mübeşşer'den birisi de Rızza-ı Talha anh. Yani Peygamber'i benim kanım senin kanına karıştı mı, emdirimi yüzlerimi, bu zahmetlere katlandılar da Amelin ziyadı Efdali zahmet çekileninde.
Kalp Şifası ve Zikirle Mutmainlik kaydında Ashabına, bütün Peygamberani zat, bütün Evliya-i Kiram, Sıddık-ı Azam, Ali-Yel Murtaza Efendimizden müteselsilen üstanızın Rojo Tayyibelerine, Sevgili babalarımızın, sevgili annelerimizin, akraba-i taallukımızın, müminlerin, müminatların, ruhları için Rıza lillahi Tehalel feritya. Kardeşimizin okuduğu Kuran-ı Kerim'den şu Ayet-i Celibe'yi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Zahmetsiz amel olmaz görüyor musun Hacca giden kardeşlerimiz yollarda, velilerde, otoposlarda, Mekke ısıcaklarımda Arafat dağlarında Müzdelife'de, Minada kurban kesmede, tıraş olmada gelip tuhafı ziyaret etmede Medine-i Tahirenin ateşin ısıcağında Muhammed Mustafa'yı ziyarette yani ne zahmetler çektiler de Allah'ımızdan nasıl mükafat verdi bilir misiniz siz? Biz de bilmek Efdalü'l-amal ahmezuha. YET KAVİBİM Kuran'ın elinde, Kuran'ın elinde Taif'e gitti Ben Allah'ın Rasulüyüm. Kendimde mucize elimde Kuran-ı Kerim'im var. İman edin Taifliler. Kızdılar, aydınlıkları kabardı, taşa Kellelerini, cariyelerini, hizmetçilerini, çocuklarını, kemik vurmak, kessek vurmak, taş vurmak, Peygamberimizin ayakkabıları karnı ile dolmuştu. Hz. Zeyd'in kafası yarılmış, onu acıyor, siliyor Cebrail A. S yedi. Kaç sema melekleri feryat ettiler.
Habibim'e selam söyle Taif Dağı'nı ikiye yarayım da içine doldurayım mı bunları, ağzını kapatayım, zencile yapayım mı? Nasıl isterse öyle yapacağım, hiçbirisini istemem belki torunlarından bir iman eden olur hakkım helal olsun buyurdular. Bunu kafir ahlakçıları bile diyorlar ki nasıl bir peygambermiş bu Yahuda nasıl ahlak-ı hamide ve kötülük gidene kötülük gidene iyilik ediyor Allah'ımız Rasul-ü Kibriya efendimizin yolundan bizi ayırmasın. Ulema vel emsal vel emsal vel'emsel vel'emsel vel'emsel vel'emsel vel'emsel vel'emsel vel'emsel'e geldi, ondan sonra evliyalara geldi, onun emsali, onun emsali güzel kimselerin başında musibet daha çok olur. Rabbimiz'ın edayasıdır. Bunu edaya olarak kabul ederler. Neler olduğunu ben şimdi girdim mi çıkamam da onun için böyle geçiyorum dinleyenler çok arif insanlar, azdan çok anlamlar, Bir tek Zekeriya A.
S'ı diyeyim kavak içerisine girmişti, Hızır ile biçiyorlardı. Kafasına Hızır'ın dişleri derdi Vay dersen Peygamberlikten silerim vay demek yok dedi Vay demeden ikiye şak ettiler. Zekeriya A. S. I Yahya A. S. I daha Cami Emeviyenin içinde yatıyor Koç boğazları gibi boğazlarılar. Hz. Ali'yi deve boğazları gibi boğazlarılar Basra'da daha çok Hz. Huseyni hurdettiler, havşak ettiler kılıçlarla Bir için su verin de hakkım helal olsun dedi. Vermeyeceğiz sizi karazla öldürüyor biz dedi. Ondan sonra ayağını vurunca su fışkırdı içmeyeceğim su Hz. Muhammed'in ümmetine şefaat edeceğim dedi. Kardeşim çok acil şeyler ben hangi birini söyleyeyim Hz. Hasan'a zehir içtiler Hz. Osman'ı caminin içinde ayetinin üzerine şehit ettiler. Hz. Onları namaz kılarken Ebul Lübun namında bir Yahudi, hançerler, orada öldürdü. Hz. Sıddık'ı ayağının altını ejderha soktu, Hz.
Muhammed Mustafa Haybar'da zehirli kuzu yedirttiler, ondan müteessiren şehit olaraktan ölüyorum, şehit madalyası takınıyorum. Hep bunlar şehitlik madalyası ile gittiler. Yavrum koca zamanımıza kadar getirdim, bundan öteye söylemem yeter. Şöyle üstadımızın yazdığı şeylerden okuyayım size Zikir kalp ve lisanla olur. Zikir Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Celle Celalühü beş yüz verirler, il verirler, iki bin gelenler ve yanında çok kuvvetli oldu mu kalp Allah demeye başlar çıkarlar. Tahammül edemez efendim kalp tahammül edemez yalnız şeriata uygun olsun varmak kadar şeriattan ayrılırsa mağrip meşrik kadar tarikattan ayrılır insan. Böyle panga yemeği ile veresini kanunca yapmayla, rüşvet ile öyle yapmayla insan bir adım defa atamaz. Bir adım atamaz. Allah bizi helal yiyenlerden, iyi teslim olanlardan.
Üstadımız diyor ki Çok rabıta edenlerden etsin de kalp çalışsın diriltmek için, Allah ayırmasın bizi Ya Rabbi! Kalp ve lisan ikisi birlikte olursa efdal olur, daha efdal olur, yalınız olduğunda kalbin zikri daha efdaldır. Yalınız oldun mu dilini damağına yapıştırın da kalbimi dinlen küt küt küt küt riyeden kopuşunca din eli verince kalbim küt küt küt veriyor ya öyle bırfülden zikirden tahammül edemez. Edemez efendim. Bunlar başlardan geçen işler bunların her biri için Kitap ve Sünnette Şahitler vardır, Allah'ın Kuran'ında Şahitler vardır. Hadislerde Şahitler vardır. Mana-yı Hadis demiş Nasıl zannedense öyle tecelli ederim hadis uzun hepsini okumayacağım yetişemem.
Bunu dinleyenler ulemalar olduğu için onlar Onun için uzatmayacağım Kıyamet günü olup da Cenabı Hak mahlukatı hesaba çektiği vakıfta, Hafaza melekleri, Hafaza melekleri, Kiramen Katibi melekleri, sağımızda birisi, omuzumuzun başında birisi solumuzda. Bulundukları mekan ağzı dişlerden birisi sağında birisi solunda olur da yemek yeme iyice ağzını yıkamayan adamlardan nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmem diyor. Yemek yemeden ibn-i Sünnet diyor ki elini yıka yavrum ondan sonra da yemek yedikten sonra elini savula iyice yıka Bismillahirrahmanirrahim de tuzdan evvele al. Ben her yerine nasıl gireyim ben giremem onun için çevireyim şurayı Hasanat ve seyyiat defterlerini getirirler melekler Yarın Huzur-u ilahiyeye mizanı adalet kurulur, hesaba çekililir. Cenabı Hak buyuruyor ki Kulumun amelinden bir ameli kaldı mı? Der.
Melekler de Ya Rab Ya Rabbi biz bir şey bırakmadık, tüh dediğini de yazdık, üf dediğini de yazdık, birisi ölmüş sekiz dokuz tane yetime yazdık oldu dedik çok büyük günaha yettik. Yani yettiler böyle hiçbir şey koymadık yazmadık. İyi dinleyelim. Yalnız şeyleri biz bir şeyi bırakmadık bildiğimiz şeyleri saydık ve yazdık. Sahife yüz otuz da edep risalesi Osmanlıca basıldığı kitaptan okuyorum iyi oradan siz de tekrar ruhum çok yer kalıyor çünkü. O vakit Cenab-ı Hak buyurur ki Cenab-ı Allah buyurur ki Benim yanımda kulumun bir hasenesi vardır. Hasene sizin de görüp bilmediğiniz bir hasene vardır. Ne o Ya Rabbi ben o hasene ile o abdime mükafat ederim o da hayruzzıkma yekti Zikrin hayırlısı gizli olan zikir gizli olan, bu da gizli değil bak. Ama kalben oldu mu gizli, Melekler de duymuyor, ondan birini koyuyorum terazının gözüne, koyduğun zaman dağlar gibi günaha kaldırıp atıyor.
Allah kalp zikrini yaptıran kullar zümrasına ilhak buyursun bizi. Müstahımız dedi, kalbiniz olsun zikredtirin, bir kalp zikriyle ahirete gidersen vücut çürümeyecek. Nasıl edelim efendim? -Anatınız olsun uzun gider de ben konuşamayacağım, geldiler bize gittik diyor, en büyük bana rabıta olacak diyen adama kadar da gittik dört bin yapın zikrinizi kalp zikreder yine itmeli. Gittik Dişçi Baba'ya, Dedik diyor efendim kalbimiz zikretmiyor dedik diyor birisi İsmail'e, birisi Hacı Mehmet, birisi Hacı İsmail. Beytullah'ın karşısında Hacerülesved karşısında oturuyorduk, ondan sonra dedi ki yavrum ne kadar zikrediyorsun dört bin, dört bin yapanlar bizim burada uçuyorlar arkadaşlar nasıl öyleyse bir şeyiniz var sizin öyle dedi geldik yine olmadı. Şimdi dediler ki bunun ustası Yahya'lılar var oraya gelin dedi.
Orada bize dediler, bunun üstadımızın buyurduğu benim evlatlarımın semtine şeytan umlayamaz ki namazla vesvese versin, ölürken imanını şeytan alsın imkanı yok bunun dedi. Nasıl üstadım Birisi şeriatı tıpkı tıpkısına yapan, şeriatla Kuran-ı Kerim ile harfi harfine riayet eden, ikincisi efendisine ders aldığı teslim olan ama efendi de seçilebilir. O doktordan aldığın ilaç tesir etmediyse iki. Doktora gitme de hiçbir mani olmadığı gibi zente kadar kalbinde şüphe gelmesin ki o da o doktor, o da o doktor, o da o naksinin doktoru, o da kadrinin doktoru hiçbir farkı yok. Allah'ım bizi manevi doktorlarımızdan ayırmasın inşallah. Ama her şeyini yaptım da her şerait oldu da olmadıysa bu kalp zikri başkasını değişmede tereddüt etmeyin caizdir, doktoru değiştiğin gibi bunu da değişebilin. Bu da Mektubat'ta yazdı, açayım okuyayım uzun gider Onun için, kanaatiniz olsun on bir.
Silsu an için cevap metodu yazdı Mektubat'ın oradan okursun hocam Allah izin verirse. Daha devam et efendim. Hakiki olarak zikreder ki meleklerimin işitmediği bir zikirdir, onu ben mizanın gözüne koyuyorum deyince kaldırdığıyla atar. Cami-u Sair'de zikrinan Hadis-i Şerif'tir bu. Hayrı zikir el-Habbi hayr-ı Rızık mahiyette Zikrin hafinin tazayili hakkında çok Hadis-i Şerifler vardır. Burayı da geçiyorum şimdi. Nereye geçiyorum? Daha mühim yerlerden size bulup bulup konuşmaya geçiyorum. Hak rızası için yapıyorum bunları. Kusura kalmayın. Hazretleri buyurdu kimsenin zikrin ismi cami olsun ki, ismi camiada bütün zikirleri kendine cem eden ismi alsan ki Allah Allah Allah kendi üç defa yazmış buraya Üstadımız, ben de üç defa okudum.
Mesnevi Şerifidir bu zikirden başkasına tecavüz etme gördüğün kitaplardan şu duana çökeftan, şu tevhidi şöyle okursan öyle olur Yahu doktorun tarihinden niye çıkıyorsun sen? Nerenin için çıkıyorsun? Kaştan yazdıysa ondan yiyeceksin da kurtulacaksın Yoksa öyle eline geçen şeyi yedin mi, hastalığın daha çoğalır o zaman. Hep başımızdan geçti bu hastalıklar. Allah cümleye afiyetler versin. Bize de dua ettim de kurban olduğum Allah eğer La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyorum böyle güldür Ya Rabbi! Yok eğer hayatta bırakacaksam kardeşlerime sohbet edecek bir sohbet edeyim derim Allah'ımız da bu tarafı kabul etmiş, size Allah rızası için içinde gıybet yok, iftira yok, isnat yok, efendim malayani yok, hiçbir şey yok sırf Kitap'tan sırf efendilerimizin sözlerinden size konuşuyorum.
Şerifidir başkasına tecavüz etmen lisanınla kalbinle de söyle, kulaınla da bu zikri eşit ki Kürt deliğini, ruhun da deliğini, sırrında deliğini, hafi'nin de deliğini, ahbaanın da deliğini, Nefsin de deliğini, zikri külün de deliğini kardeşlarımızdan birisi efendim zikri kül yaparken kemiklerin erimiş diyor. Doktorlar, ciddi yaptığını bilmiyor da kemiklerin neden erimiş? Gemikler böyle belim, gemi kütür kütür sızdılar. Allah hepimize nasip etsin. Nef-i ispat, nef-i ispatı da yapan Mümin-i kamil olun o zaman. Murakabalara geçen daha gurbetleşir. Allah cümlemize nasip etsin inşallah. Sende zikrin natıkın zuhuruna hissettiğin vakitte o hali terk etme, terk etme. Zira o hal arızıydır, zail olabilir, zailden sonra şu üçe riayet edin. Bir soğuk su içme. Zikir ateştır. O nefsi, hırsı, tamah, fukulü, adavet-ı keni, buğzu, riyayı sumayı yakıyor. Onu birdenbire soğuk su içip de soğutmayın.
İkincisi hemen konuşmaya başlamayın zikirden sonra sükutin de gelir arızıydı gelebilir orada kalması için bir zaman sükut ile meşgul olun. Üçüncüsü de hemen münkirlerle neyle konuşmayın, kendinizi muhafaza edin inşallah. Buradan da geçiyorum, çok yerim var da oraları da okuyayım size. Zikir için, zikrullah için iyi dinleyelim. Geldin mi oğlum gel buraya attın Kadir. Gel dur şeyine bak döndürüp niyet sana canım. O yol kendini aldıysa o daha kardeşleri daha çok diyorum otur yanına. Zikr üçün ikinci edep gayet güzel bir abdest almak, almak. Büstazımız abdestten in gelir taharetımızı düzen yap. İçme de su içtiği için daima başka bir yere girer. Ali Ramazan da onun abdest çarpıklarını yıkar, gözlerini yıkar. Bu kadar hasadan abdest çapılışı etmiş. Bir götürdüğünü ikinci götürmüyor. Bunun yanında namaz kılınır mı? Kıldır diyor. Kıldamadım hiçbir zaman.
Hiç kimse bulunmalı da Eren köyünde karşı bir evde namaz kıldırdım. Ömer Bey'e de gelmiş durmuş namazı kıldık ondan sonra yerinde Rahivallahü Levi okudum dedim ama çok sıkıştın onun huzurunda namaz kıldırmak bile kolay değil kolaylığı kendi verdiği bir izlilde kıldık. Allah kabul okurıyım buyursun. Dedi ki kocaman gayser'de ulemalar içinde su döktüğümüz da, Hanefi mezhebinde caiz el ile kurutma diyorumuzda böyle abdest alıyoruz. Oluyor mu bu abdest? Tarikatta hiç olmaz, azimetle amel etmek lazım. Onu aşağıdan sığay say, varnayın ucunda kafasında kaybeden, dörtte biri o suyla bulaşırsa o aletin ne kadar namaz kılarsan kabul olmaz. İlle suyla yıkayın su ile acele yıkarsanız sonra yine sızar, uyku halinde gelir. Sen uyuma ama ora uyku halinde olur öyle sızar.
Bir şişeye su koysan şöyle, şuraya diksen koysam sızar mı sızar, şuraya koysan sızar mı sızar, şuraya koydun mu kesilir, üç-iki defa geldim burada dikkat et ve hakikat namazlarımı kazaya başladım. Allah kusurumuzu affetsin. Bundan ise biz on yaşından beri suyla su yolunu da taharet etmeyince namaz kıldırmadık babamızın vasiyeti Çünkü orada Şafi mezhepleri neler olur? Öyle abdest ile namaz kıldırılmaz, İmam için bilhassa. Hazratınız çekinme dediğim eden ben de çekinmeyeceğim Adana köylüğünden birinde Adana köylüğünden şimdi olmaz oğlum yahu Adana köylüğünden sizde duydunuz deyipden Habibire zil çalıyor. Bir imam hemen su yoluna oturur, kaka abdest alır namaz. Oradakinin gençleri demiş kimsenin abdestin abdest olmuyor, namazın namaz olmuyor, Bize nasıl namaz kıldırıyorsun öyle? Küçük su yolunda suyla taharet edeceksin büyü de.
Hem küçük su yolunda olan böyle öksürürdü ondan sonra gezinirdi ondan sonra yıkardı. Öyle olmazsa oradan su yolu tüm biter çıkar mı kuzum? Allah bu sorumuzu affetsin biz çok suçluyuz yahu. Bizim abdestimiz abdest cesetimiz. Pantolonun zorla açıvermişlermişmiş. O beyaz beyaz giydiği içinde külot diyor ya o zaman beyazden dikerlerdi. Donu sapsarı olmuş su yolundan sıza sıza sapsarı olmuş. Şunun Namaz kıldırır mı, kurbanım olayım Hocam çık imamlıktan çıkardılar diyor. Efendimiz söyledi bunu ben dedim size dilim dursun. Efendimiz söyledi bende söylüyorum. Böyle taharete dikkat abdest alın. Abdestli gayet güzel alın. Yani kardeşimizin birisi diyor ki abdest alırdım böyle yıkardım elimi, lakin ondan sonra şuralarımı hilallamazmışsın sen o bantları bak dönder. Bittiyse bak. İyi dinleyelim. Zikretuni ikinci edep abdest veya gusüldür. Gusül. Bak gusüle biraz gireyim de çıkayım.
Kanaatiniz olsun Kara Müftü ne de bulunduğu bir mecliste, velist değil camide, devenin'nin cami kebrinde arafa günü bayrama nasıl gelinir, ruspetmeli, başka yoldan gelmeli, sadaka vermeli filan, tek bir almalı, hep tarif ediyorum on-on beş tane var. Gusül deyince haber verdim, demişler ki birbirine bizim yaptığımız usul usul olmuyor. Dedi Bak efendinin tarif ettiği husule bak, ne usul, maz maza istinsak sair bedenlerin göğü park etmek. Böyle değil mi? Böyle ama on bir tane farzı var. On bir tane üç değil. Nereden gördüm? Niyametü'l İslam'dan gördüm. Niyametü'l İslam'dan gördüm. Evet, orada diyor ki, Rus deprem için evvel namazda aldığın abdest gibi bir abdest alacaksın. Abdest Ondan sonra efendimiz hepimize tembih edip fıta tutacaksınız. Şöyle peştan bal tutacaksınız diyor.
Şuünüzden aşağıya Aişe annemiz, fakri alemin benim ile olduğu halde bir defa Uhud yerini görmedim hayasından göstermedi. Hz. Osman-ı Zinnureyn Muhammed Mustafa'nın elini öptüğüm için bir defa sak elim ile ut yerimi tutmadım diyor. Allah şefaatlerine nail etsin kurban olduğum Allah. Ondan sonra tahalatını iyi yapınca, abdest de alınca bir de göğsüne sıkı tutuyorsun. Ondan sonra çok dar bir yer olursa yani kulacın ulaştığı yer olursa tutmaya lüzum yok diyor diye kitaplar efendimiz tutun diyor. Yani yatağınıza yaptığınız zaman ayak eşinizle beraber yattın. Ondan sonra ne diyor? Efendim Rabb'ımızdan haya edin. Rabb'ımız on tane yorganı üst üste dört çekine görmez mi? Görür ama seni hayalı diye edepli diye görür, ötekini de edepsiz diye görür. Yani bacakları açık yatanları da edepsiz kulum diye görür. Hiçbir zaman biz üstümüzü açmak daha imkanı yok. Onu açan böyle dikkat edelim kardeşim.
Ondan sonra efendim, maz maza ağzımı, üstünşat burnumu, burnumun içinde kirik kalmış, o burun suyundan yapışmış da kurumuş kalmış, altına su değmezse cünüp durun, daima cünüp olurum. Çok dikkatli edin kardeşim. Şu kemiksızlayana kadar çekin diyor, değil mi hocam? Şu kemiksızlayana kadar burnunuza suyu çekin diyor. Ağzınızı yıkayın, eğer ağzınızı yıkarken, yemek yerkene çürük diş var da, çiğneliğin taam berkişli de o çürüğün içinde su girmediyse, iğdeti keniyle, diş çöpü ile orayı aradı, onun içine su girmezse cünüp olursun, cünüp olursun. Öyle olunca büyük haciz zühtü efendimiz dedi ki dişi doldurmak, dişi kablatmak nasıl olur ya? O adam cünüp durur diyor daima. Ben Adana'ya gittim, Şeyh Efendi dedi babama. Mustafa Efendi Adana'ya gittin mi de ardından namaz kılmadım. Nediyi kılmadın efendim? Birincisi, bin biraz ayağıyla mihrap'a geçti imam olduğu halde.
Herkes için yalın ayak namaz kılmak. Yalnız ayağım yalın başım açık, huzur ilahiye geldim diye bir huzur sahibiysem ona caiz. Geriye de caiz değil. Kerahat var. Ondan sonra efendim birincisi ayağı bembeyaz bir delikanlı görse kız ayağı zanneder de kalbi bozulur diye o imama kerahatın daha büyüğü var da onu o çünkü tırmanım. İkincisi imam olduğu halde sakalını kırptırmış da kanaatiniz olsun ayıp demesi ya kehle geçse görünür içinde bu kadar kısaltmış sakalını diyor. Sakalsız bir imamın ardında namazdırma, o kerahat sahibi. Neur Hanım efendim Ne yapmalıyım? Böyle güne kaldık kardeşim, öyle güne kaldık. Sakalı diyor bir imamın bir kabza olmazsa kalben ona buğz etmesi caizdir. Buğz etmek lazım öyle imama. Onun için da kılmadım iki. Üçüncüsü de tıya benzetmiyor da şeye benzetiyor. Onun için kılmadım dedi.
Onlar da bize Konya ve Gayseri'nin okuduğu Kuran'ın ardında namaz kılınmaz Eşittim, zayi ettim demek oluyor. Efendimiz de bunu Kayseri'de her dili dinlen de bakın diller. Cihanda diyor Hacı Hüseyin Efendi elli beş sene vaaz geldi birisi dedi ki diyor sizin okuduğunuz Kuran caiz değil. Ne diyor? Diyoruz. Ondan sonra eşitlik, zayi ettik diyoruz caiz değil. Nerelisin dedim diyor. Adanalıyım. Adanalı mısın? Niye atanalıyım demiyor, fıya öyle şey vermiyorsun da Adanalıyım diyorsun, yanlış konuşuyorum Adanalı diyor sen Atanalısın. Diyor ki efendim Adana denir. Buraya da bir kadına Slav almış da deme denir lazım ki, Düzgün Olsun İlham Tok muydu? İlham Tok hocamızdan bak otuz bin liraya bütün hatmini getirdim, dinledik, mest olduk. Şimdi de Konyalı, Konyalı Hafız Hasan Hüseyin'in otuz cüz haddini getirdik. Yine dinledik. Öyle dinliyoruz.
Allah razı olsun, öyle okumuşlar ki o Hasan Akkuş'tan okumuş İstanbul'da çok özel makamıyla okuyor. Allah havuzlarımızın yokluğunu vermesin. Okuduklarıyla amel eden Zübra'yı Ebrar'a ilhak buyursun. Ya üçüncüsü de diriler ki diyor, üçüncüsü de efendim dişi de dolma, dişi de kaplama diriler. A, aman cünüp ardında namaz kılınmaz denir diyoruz. Cünüp bu adam abdest almış da efendim böyle dişini doldurmuş, öteki cünüp olana kadar devam eder, ondan sonra yine cünüplüğe kavdet eder dedi babama. Ondan sonra burada bizim Mıstan hoca, bak haber verir yerini birer birer, hafız izzetin, yeğenin, müftü, Memmedi biliyor musun Mehmet Efendi? Hupba okulla namaza geçiyordu. Hocam da Mustafa Efendi hocam da çok takva bir hocaydı. Allah, beratları nur olsun. Mehmet sen namaza geçme, dişin kablama, dişin doğma, camayı kıldırma, amcan kıldırsın diye mihraptan kovdu.
Her çok aleyhine düştü, hakaret etmek istedi. Nabbit imkanını bulamadı. Hocaların hocamız, bizim sair hocalarımız, hep takva insanlar, onlara defredenler, onlara hakaret edenler, kılıca kendini çarpanlar, ölürlerse ben karışmam. O da gitti. Kayseri'nin müftüsü İbrahim Çelik Hoca, oranın müftüsü yerde şuraya oturdu köşemize, şuraya dediğim elimle uzatıyorum da çok köşeyi gösteriyorum. Amcanın oturduğu yeri, oraya oturdu. Dedi ki Abdullah Efendi namazı nerede kılıyorsun? Bizim camide kılıyorum imamının dişi dolma, kavlama cünüp denir. Onun altında namaz kılınmaz. Vallahi cünüp, billahi cünüp, tallahi cünüp denir. Hocaların anlamadığı bir ibare var burada dedi. Bunları söylüyorum ki yani orada dinleyen hocamız da kanaat etsin, şekta caiz diyor. Şepta oradaki ibarede diş sallanınca der iki dişin sallanınca der iki dişi, öteki dişi gümüşle neyle bağlamak, bağlamak caiz. Kaplamak değil bu.
Doldurmak değil bu. Vallahi de cünüp, billahi de cürüm dedi. Çok huylandık. Hadi Hüseyin Efendi hocam Mis risalesi yazmış. Üstazımıza minada şöyle yanına oturdu. Ömer Bey dedi ki efendimiz garipsi de şöyle yanında konuşun, konuştuk. Hasan Efendi nasılsın, iyi misin, hiç kimseyi bu yoldan reddettin mi, kovdun mu? Bir alan tarikatımızın aleyhine düştü ve onu reddettim. O gün rüyasında görmüş Abdullah Efendi, Hasan Efendi, Orhantalarıyla arabaya binmiş de bir yere, ben de bineyim. Gelme gelme gelme seni kabul etmiyorum diye de. Yani Allah, bunları konuşurken hatırıma geldi. Efendim dedim, bazı kardeşlerimizin işi kavrama ve donma olduğunu dönüyoruz. Bunlara ne diyelim, bazı hocalar caizdir diyor, bazılardan caiz değildir diyor. Doksanluk koca caiz dese, bir hecilde caiz değil dese, ben onların param varıyım. Şüphele olan haramda vaki olur. Şüpheli mi bu? Şüpheli. Haramda vaki olur.
Oraya iğne vurdursunlar, uyuştursunlar. O doldurdukları, hep aldattıkları işleri çekmesinler, yerine seyyar baksınlar. Daha uzak durla dün var mı ya, bir öğün yok herhalde, şuradan iteci dişi dişi sanayi camisinden böyle gelip duruyor, niye duruyordun? Hiç taktıracağım oraya. Baktınız ki taktırmış bembeyaz diş, yoksa oraya tablattı mı bu dişi, çektiğinden çıkardı. Bir tefrit dişi de kanaatiniz olsun iki tarafa kemikken kanca yapıyor, oraya koyuveriyor. Şimdi eski dişiyle hiç belli değil. Böyle ne diyeyim babam vefat gelene kadar üç dişinden kaldı, kavrulmuş onu bulamaç ettirir içerim, yine ben o kişiyi doldurtuğundan tattırmam, şey etmem dedi. Allah'ın her katları nur olsun bunların yahu. Efendimiz dedi ki dilinsin. Dillerim, dilim dilim dilinsin eğerime, efendimizden duymalı'mıza. Hacı Hüseyin Efendi Hoca Diş Risalesi yazmış dedim. Efendim getirdik Mustafa hocam, onu da kabul etmem.
Hadi Sami Sultan'mız ne derse onu kabul ederim ben dedim. Mustan Hoca, efendim, Hoca Efendi böyle, hemen kalem kağıt almış, yazmış. Hadi Hüseyin Efendi, o Diş Risalesi yazdığınız var ya ahirete varınca başta günahı aramak, o size kafi demiş. Yani o günah size kafi demiş, Hoca Efendi işçilerden neden risaleleri toplattı, sobaya koydu, üstüne gaz benzin döktü cayır cayır cayır yaktığı kitabı yaktık etti. Ben biliyorum diye başlamış. Köşe köşeyi çekilmiş, hocalar gelsin de itiraz etsin de bir mücadele edelim görsün caiz mi caiz efendimiz deyince kanatları suya yendi, ayakları suya yendi. Bütün kitabını yaktı kardeşim. Ben bu kadar diyeyim, duyduğumu diyebilirim ancak.