Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mearic suresinden biraz bahsetmek istiyorum. Yalnız ayat-ı ilahiye baktığımız zaman bir kelimenin altından ifade edemeyeceğimiz çok büyük hakikatler zuhur eder. Bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse bitmeyecek şekilde. Bundan dolayı kardeşlerimizden bizim büyük bir arzumuz Kuran-ı Azimüşşan üzerinde yoğunlaşmalarını istiyor. Bilhassa gece okunur Kuran-ı Azimüşşan gece nazil olduğu için gece okumak daha evladır. Gündüz de okuruz ama gece tercih edilir. Okuruz, okuduğumuz ayetlerin de manasına dikkat edilir. Şimdi Bakara suresinden başlanır. Geceler uzun. Yaz da olsa, fış da olsa yalnız bu kış geceleri daha müsait. Manalarıyla birlikte, okumamız da çok büyük faydalar var. Yaş ve kuru ne varsa biz onu Kuran-ı Azimüşşan'da zikrettik buyuruyor Cenabı Hak. Hiçbir şeyi eksik bırakmadık.
Yaş ve kuru dediğiniz zaman artık bu zamanda olan hadiselerden tutun, günümüzdeki teknolojiden artık neyi ifade edecekseniz hepsi Kuran-ı Azimüşşan'ın içerisindedir. Diyeceksiniz ki Kuran-ı Azimüşşan attan, katırdan, mektepten bahsediyor. Binek olarak. Çünkü günümüzde fezada uçuşan vasıtalardan da konuşuluyor. Hani bunu yazıyor mu? Şimdi her şeyi ifade ettik buyurun diyor. Semadaki trafik konuşuluyor şimdi Semadaki trafik. Nahl suresinde Mevla-yı Zülcelal'imiz bize bunu da ifade ediyor. Nahl suresinde Abdan, katırdan, merketten binek olarak bundan bahsediliyor. Şimdi daha bilmediğiniz buyuruyor. Birçok binekler vardır, vasıtalar vardır. Önünü tıkamıyor. Ad, merkep, katır deyip gönlünü tıkamıyor. Bilmediğiniz daha nice vasıtalar var buyuruyor. Biz Evrad ve Ezkar Aldığımıza göre yaptığımız bütün vazifeler bunun içerisinde. Öyle mühim bir görev icra ediliyor ki tarifi mümkün değil.
Ne tarif ediliyor? Mesela buyruluyor ki bize namazlarımızı geçirdiğimiz, geçirdiğimiz namazlar için mutlaka kazasını yapalım. Allah'ımız Kitabı Kerim'in de namaz hakkında yüzlerce ayat-ı ilahiye geçiyor. Ve sonra murakede ehillerinden söyleyeyim ki imrenelim diye söylüyorum. Çünkü Ey yarışanlar asıl bu iş için yarış. Asıl bu iş için yarışın. Bu da nedir? Mesela Allah'ımızın kulu ile beraber oluşu Hadid suresinde dördüncü ayet için Nerede olursak olanın Rabbimizin bizimle olduğunu bilmek. Hiç şüphesiz Rabbimiz bizimle beraber ama bunu hissedebilmek demiş. Bize Efendimiz aleyhissalatu vesselamın ashabı kiramını ruhen yetiştirdiği, olgunlaştırdığı, görevi üstlenen mürşid-i kamillerimiz böyle söylüyor. Mutlak Cenabı hak önümüzde Arkamızda sağımızda solumuzda altımızda üstümüzde Her an bizi görüp gözetlemektedir. Bunu biliyoruz biz. Bunu ilim olarak biliyoruz.
Ama ne yapıyor Ehlullah bunu yaşayacaksınız diyor. Rabbimizin bu beraberliğini bu yakınlığınızı, yakınlığını kalbiniz hissedecek. İşte buna çalışıyor, buna gayret ediyor. Bunu bilen bir insanın hiç vaktini zayi etmesi mümkün değil, gidemez. Udbetü'l Ulam diye mübarek bir zat var. Bu çokça taatte bulunuyor. Diyorlar ki üstadım, fazla yoruyorsunuz kendinizi, biraz istirahat edin. Yarın diyor kabirde istirahat ederiz. Burada diyor, yorulalım. Said I Nursi Gatresallahu sırrı hazretlerde aynısını söylemiştir. Buyuruyor ki orada çok istirahat ederiz asıl burada gayret gösterelim çünkü öldükten sonra her şey biter. Üniversite imtihanını düşünelim şimdi yavrularınızın yavrularımızın çok çalıştığı zaman gecesi gündüzü çalışıyor. Neden? Haziran ayında imtihanları var. Bu imtihana girdikten sonra çalışacak olsa bunun bir anlamı olur mu? Bu okul kazanabilir mi? Ama çok çalışıyor. Bitmiştir.
Çünkü o zamana kadar. Bunu Mevlana'mız ifade buyururken ömür rüzgarı başınızda eserken buyuruyor. Yap. Ondan sonra biter. Efendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem kişi doğduğu günden itibaren başını secdeye koysa ölünceye kadar devam etse yine de rafıma karşı bir saatte bulunamadın diyecek yarın huzur-u ilahide. Şimdi ekim zamanı var. Ekim zamanını geçirdiğimiz zaman hiçbir ürün alınmaz ve faydası olmaz. Ekim zamanı şu hayatımızdır. Yapacağımız iş daha hayattayken. Bunun da ne zaman geleceği belirsiz. Sıddıy-ı Azam gibi radiyallahu anh ölüm gelse ne yaparsınız olduğum hal üzere kalırım. Şimdi bir eksi Kendilerini kusurlu görürler bir ağacın üzerindeki hoşuna da imrenir ama hazır olduğu için değişik bir durum yok Her an kul olduğunun bilinci içerisinde Bu, büyüklerimizin verdiği ölüm tefekkürü deniyorsa ölüm tefekküründen maksat ve gaye budur.
Buranın fani, oranın ebedi olduğunu bilmek. Burayı cennet zannetmemek. Cennet orada. Burayı cennet zannedip böyle hiç ölüm gelmeyecekmiş gibi başımıza hareket etmemektir. Rabbimiz Cuma suresinde buyurur. Cuma suresinin biraz alt kısımlarına doğru indiğiniz zaman görürsünüz. Ne kadar ölümden kaçsanız bile o mutlak başınıza gelecek buyuruyor Cenabı Hak. Estairi billah. Siz ölümden kaçıyorsunuz. İnsan ölüm dendiği zaman ürperiyor, çekiniyor tabii. Ama bu sizin başınıza gelecek. Bunu biz yaşayacağız. Açığı da gizliyi de ne yapmış isek, gönülden geçen de geçmeyen de. Gizliyi de, gizlinin gizlisini de, ister İster ifade edelim ister etmeyelim hepsini bilen Cenabı Hakk'ın huzuruna varacağız. Yaptıklarımız mutlak orada haber verecek. O zaman burayı büyük bir sermaye bilip çalışacağız. Böyle olan bir kimsenin aile hayatı düzgün olmaz mı? Akrabasıyla münasebeti düzgün olmaz mı?
Konusuyla komşusuyla hayatı güzel geçmez mi? Beşeri münasebetlerde olgun olmaz mı? Çocuklarını ıslahta ve irşatta gayret etmez mi? Mi? Yaşantısının her anının emri ilahiye muvafık olması için çaba göstermez mi? Her anına dikkat eder. Dili efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çokça ifade buyurdukları için söylüyorum, dillerine sahip olurlar. Kendilerini mesul edecek hiçbir söz konuşmazlar. Şahitsiz, ispatsız bir ifadede bulunmazlar. Çünkü size bir fasık geldiği zaman araştırın, bir haberle geldiği zaman araştırın. Aman ha dikkat edin yanlış bir muamelede bulunmayın. Gözüne de dikkat eder, diğer bütün azasına da dikkat eder. Çünkü bu iş bizim başımıza gelecek. Eyvah demenin hiçbir anlamı, hiçbir manası yok. İşte ölüm tefekkürünü biz bunun için yapıyoruz. Yoksa gözümüzü beş on dakika kuru kuruya kapamak değil mi?
Buranın cennet olmadığını, buranın geçici olduğunu, oranın ebedi olduğunu, o alemi cennet etmek için burada bulunduğumuzun tefekkürüdür. Bunu düşüneceğiz. O zaman cemiyet ne kadar güzel bir cemiyet olur, insanlar birbirine ne kadar ısınır, ne kadar sevgi duyar, hiç dedikodu olur mu? Hiç boş sözler olur? Olmazsa. Çünkü hedefini biliyorum. Siz bir iş sahibini, bir iş sahibini tutup da yolda uzunca konuşmaya, görüşmeye tabi tutamazsınız. Mümkün değil. Anlat askerliğini, anlat şu geçen vakayı desen hayırdır benim günüm çok kısıtlı. Çalışacağım, bugün işlerimi halledeceğim zaten programlanmıştır. Bugün de yapacağım işler diye sabah önüne konmuştur onun. Nerelere gidecek, ne yapacak, hangi işi yürütecek, o tespitli. Onu yetiştirmek için akşama devamlı bir gayret içerisindeyim. Biz yarın ahirete mutlak yolcu olacağız. Onun için işler önümüzde, bitmesi de mümkün değil. Neden mümkün değil?
Onlar Allah'ı hakkıyla celle celalü takdir edemediler. Bu Ehlullah'ın Kuran Azimüşşan'da Ayet-i Celileyi ele alıp yaşantılarının halıkel Lemyezele karşı hiç olduğunudur. Bir şey yapmadıklarını, acziyetini, onun da azametini gösteren ayeti celiledir. Mümkün mü onu takdir etmek? O zaman bizim işlerimiz pek şu. O zaman neden biz bu işleri bilmiyoruz? Bir problem var kafamızda bir sıkıntı var bizim. Gönlümüzde de bir tatlılık yok. Karmakarışık bir halimiz var. Kafa karışık, gönül karışık, işler dolaşın. Her şeyimiz bu. Nasıl çözeceğiz? Bu problemi biz nasıl çözeceğiz? Fizikte nasıl çözüyorsunuz? Formülü uyguluyoruz. Üç, kuvvet enerji. Formülü uyguladığın zaman derhal problem haldedir diyor. Bu kafadaki karmakarışık inanç noktasında karmakarışık. Desem çok hayret edersiniz. Ahirete inanmayan zümrenin kimler olduğunu desem hayret edersiniz. Siz araştırın. Bu kadar kafalar karışık.
Gönüller bambaşka. Namusu varken bir başkasının namusunu düşünüyor. Hile düşünün. Hoda düşünülüyor. Bir başkasının ayağını nasıl kaydırırım? Neler neler. Karma karışık. Evde bir geçim yok. Üstadımızın buyurduğu gibi ailesi ağlar ne ola suçum, düşündüm sizleri ağardı saçım, kimseye diyecek sözüm kalmadı. Kardeş kardeş Bacı bacıyla dayı yeğen dayıyla hep bir belileriyle karmakarışık bir durum. Nasıl küsecek? Gönül de karışık, ev hayatı da karışık, ticaret de karışık. Bir kere alıcı satıcıdan, satıcı alıcıdan hiç emin değil. Acaba beni nerede aldatacak diye tereddüt ediyor. Bütün bir kuşku içerisinde, bunu çözeceğiz biz. Güç, kuvvet, enerji, fizikte bu. Bir misal olarak söylüyorum. Bunu uyguladığımız zaman problemi çözdüğümüz gibi bu sıkıntıları da başta zatı kibriyayı tanıyacağız. Kimdir o Mevla'yı Zülcelal? Biz nerede olursak olalım bizimle beraberdir.
Sadece birini söylüyorum yoksa hiçbirisini anlatır mı? Halık sonsuz kudretiyle bu alemde muhatap olarak kimi seçmiştir? Formül işte. İnsanı seçmiştir. Muhatabı insandır. İnsan nasıl bir varlıktır? İnsan sahih bir varlıktır. Bir bakarsın düzgün devam gideriz ibadete, taate. Biz de bakarız sırt yemiş. Bir gün olur ağlarız, bir gün olur evimizi, barkımızı, gazabımızla yanlış hareketimizle dağlarız. İnsan bu. İnsan Ne demek Ayet Celal'in devamı izah eder. Ona bir sıkıntı geldiği zaman tahammülü yok. Fil yağdı basar. Hayır kendisine bir menfaat geldiği zaman da çok cimri. Hani o fakirliğinde ikramı oluyordu? Varlık sahibi olunca oldu. Tavır bu. Biz o zaman ne yapacağız? Kendimize kendimize iyi bir yol sıseceğiz. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.