Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. İnşallah bu programımızda yine Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l Aziz'in Musahabe isimli eseriyle devam ediyoruz. Altıncı cildindeki Mürşid, Zikir ve Rabıta ana konularının işlendiği kalbi selim başlıklı bir sohbeti sizlerle paylaşmaya çalışacağım inşallah. Şuara Suresi yetmiş yedi. Ayet-i kerimede Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor. Ölülerin kabirlerinden kalktıkları o günde mal ve evlat fayda vermez.
Ancak Cenab-ı Allah'a selamet-i kalb ile gelen kimse menfaat görür. Kalbi selim kibir, haset, mal sevgisi, hubb-i cah gibi ahlak-ı zimîmeden temizlenmiş bir kalptir. Yani makam sevgisi gibi kötü huylardan temizlenmiş bir kalptir. Bir kimsenin kalbinde zerre kadar kibir oldukça cehennem narıyla yanıp temizlenmedikçe cennete giremeyeceğini Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz kalbinde zerre ağırlığınca kibir bulunan kimse cennete giremez buyurarak haber veriyor. Bu duruma göre kalp kibirden temizlenmedikçe, tathir olmadıkça selim olmaz. İblis de nice yillarca ibadet etmiş olduğu halde kibrinden dolayı hakkın huzurundan kovuldu. Keza kalpteki hubb-i mal da mal sevgisi de müminleri Cenab-ı Hakk'a ibadetten alıkoymaktadır. Münafikun suresi sekiz ayeti kerimede mealen, ey müminler, mallarınız ve evladınız sizi Cenabı Allah'ın zikrinden ve farz olan ibadetinizi edadan alıkoymasın.
Eğer bir kimsenin malları ve evladı feraiz-i ilahiyeyi edadan, yani Allah'ın farzlarını edadan, zikrullah'tan alıkor, meşgul ederse onlar hasiriyyindendir, hüsrana uğrayanlardandır buyurulmaktadır. İşte kalbin hastalıklarından biri de hubbi dünyadır, dünya sevgisidir. Nitekim hadis-i şerifte Dünya muhabbetiyle kalbinizi işgal edip de Cenab-ı Hakk'ın ibadetinden, zikir ve muhabbetinden tatil etmeyiniz. Yani gafil olmayınız, geri durmayınız buyurulmuştur. Yine bir kimse uykudan uyanır uyanmaz Seherde her şeyden evvel dünyayı düşünürse Cenabı Allah onun işini perişan edip rahatını sel beyler gideriz buyrulmuştur. Sabah namazı, zamanı seher vakti Cenab-ı Hakk'a ibadet, dua ve niyaz zamanı olduğu halde müminin bunları terk ile dünya endişesi ve muhabbetiyle kalbini meşgul etmesi, bir nevi Cenabı Hak'tan kalben yüz çevirmesi demek olmuş oluyor. Dünya muhabbeti her günahın başıdır.
Dünyaya muhabbet günahı kebairin en büyüğüdür. Büyük günahların en büyüğüdür. Nitekim dünyaya ziyade muhabbet sebebiyle her türlü menfi, irtikap edildiği görülmektedir. Her türlü yasağın işlendiği görülmektedir. Ehli hakikat dünyayı şöyle tarif etmişlerdir. Dünya nedir? Dünya insanı Allah'tan gafil edip alıkoyandır. Yoksa ne altın ve gümüş ve ne de evlad-ı iyal dünya değildir. Cenab-ı Hakk'ın ibadetinden alıkoymadığı müddetçe. Kalbi Cenab-ı Hakk'ın muhabbetinden ve ibadetinden alıkoymadıkça bunlar dünya değildir. Nitekim Abdülkadir ilanı kuddisesi ruh şöyle buyurmuştur: Mal, para, servet cepte, sarayda, evde ve mağazada caizdir fakat kalpte caiz değildir. Müminin kalbi nazargah-ı ilahidir. Cenab-ı Hak Azze ve Celle hazretlerinin nazarı da daima müminlerin kalbinedir. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır. Cenab-ı Hak sizin cisminize, zahiri kalıbınıza ve suretinize nazar etmez.
Bilakis kalbinize nazar eder. İşte bu hadis-i şerifte amel ile kalp birlikte buyrulmuştur ki amel de kalbin tercümanı, alamet ve nişanıdır. Nitekim diğer hadis-i şeriflerde Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti de namazdır buyurulmuştur. Pek çok ayet-i celilede de ekseriyetle iman edenler ve salih amel işleyenler buyrulmuştur ki iman ve amel daima birbirine mukarin ve mülazimdir. Yani birbirine yakın ve ayrılmazdır. Zira amel ibadet ve taata devam imanı kuvvetlendirir. Her ümmetin helakini mucip bir fitne vardır. Benim ümmetimin sebebi helaki ise dünya malıdır. Gerçekten bu altın ve gümüş sizden evvel gelen ümmeti helak etti. Siz de cimrilik, hırs ve övünmekten içtinap etmediğiniz takdirde sizin helakinize de sebep olur. Bu ümmetin evvelkileri zühd ve yakin iman ile necat buldu. Ümmetimin sonra geleni de cimrilik ve tul-i emel ile helak olur.
İhtiyarların kalbi iki şeyin muhabbetinde gençtir. Birisi çok yaşamak diğeri para toplamak. İhtiyarlık vazu nasihat için kafi bir alamettir. Ömrünü ibadetle ve salahı hal ile geçirip vefat edenleri Cenab-ı Hak mesruren hayır ile ihya buyuracağı gibi vakitlerini isyan ve menahi ile yani yasaklarla ve hırsı dünya ile geçirip vefat edenler de amellerinden göre me'yüen ve hüsran ile dirileceklerdir. Cibril Aleyhisselam bana dedi ki: Ey Muhammed dilediğin tarzda yaşa, muhakkak öleceksin. Dilediğin kimseyi sev, muhakkak ondan ayrılacaksın. Dilediğini işle, ne işlersen hayır ve şer, onu bulacaksın. Bu hadis-i şerif ümmetine talimdir. Binaenaleyh hayır veya şer işleyen onu kendisi bulacaktır. Sevdiği şeyden ayrılacak ve ölecektir. Nitekim şu ayet-i celile dünya hayatını bakın nasıl temsil ediyor. Hadid suresi yirmi. Ayet-i kerime meale. Ey insanlar!
Siz iyi biliniz ki dünya hayatı ehli gafletin oynadığı birtakım batıl oyuncak, müddeti ömürlerinde nefislerini faydasız meşakkate düçar eden bir oyun, nefislerinizin arzu ettiği ziynet ve hayalet kabilinden lezzet ve şehevatı hayvaniye yekdiğeriniz arasında mal, servet ve mansıp ile böbürlenmek ve evlat çoğaltmaktan ibarettir. Halbuki bunlarla iftihar ve sevilmek şu yağmura benzer ki yağmur yağar, atları ekinleri bitirir. Biten otların ekinleri, letafeti, güzelliği, kafirleri taaccübe sevk eder. Sonra o kafirler görür ki otsuz, ekinsiz, kurumuş, sararmış, solmuş yüzüne bakılmaz bir hale gelmiştir. Rüzgar sararmış çöp, saman ve otları havaya savurup hiç faydasız bir halde mahvu nabud eder gider. İşte insanın dünyada geçirdiği hayatı da buna benzer. Nitekim insan da ölünce ölüsü ibretbahş bir şekilde yüzüne bakılmaz bir hale geldiği gibi dünyanın bekası yoktur.
Binaenaleyh hayatı dünyaya aldanıp da ömrünü amali salihadan mahrum bırakarak gafletle geçirenlere de ahirette şiddetli azap vardır ve itaat eden dostlarına da mağfireti ilahi ve rızayı Sübhani vardır. Netice hayatı dünya ona aldanıp mağrur olanlara azıcık bir menfaatten ibarettir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: Ademoğlunun iki vadi dolusu altını olsa bir üçüncüsünü ister. Ademoğlunun gözünü ancak toprak doyurur. Bu yüzden akıllı olana yakışan dünyanın çer çöpüyle uğraşarak nefsi yormamaktır. Zira rızık taksim edilmiştir. Hiç kimse bu taksim edilen rızıktan fazlasına ulaşamayacaktır. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri kalbi Selim'e dair sohbetine bazı hikmetli sözleri serdederek devam ediyor sevgili nice.
İlimden daha faydalı bir hazine, helimden daha kazançlı bir mal, amelden daha iyi bir arkadaş, takvadan daha üstün bir şeref, sabırdan daha yüce bir iyilik, rıfktan daha hoş bir ilaç, tamahtan daha kötü bir fakirlik, sıhhatten daha güzel bir hayat, huşudan daha sevimli bir ibadet ve sükuttan daha iyi koruyucu bir bekçi yoktur. Halid bin Velid radıyallahu anh rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle diyor: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimize bir adam gelerek '' Ya Rasulallah sizden hem dünya hem de ahirette kafi gelecek, beni müstağni kılacak bazı şeyler istirham edeceğim.'' dedi ve Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de '' İste ne arzu ediyorsan.'' buyurdular ve aralarında şu konuşma muhavere cereyan etti. ''İnsanların en alimi olmak istiyorum. Allah'tan kork, insanların en alimi olursun. İnsanların en zengini olmak istiyorum.
Kanaat et insanların en zengini olursun. İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum. İnsanlara faydalı olan kimse onların en hayırlısıdır. İnsanların enadili olmak istiyorum. Şu halde kendin için arzuladığını insanlar için de arzula. İnsanların en hasısı olmak istiyorum. Allah'ı çok zikret onların hasısı olursun. Muhsinlerden olmak istiyorum. Şu halde ahlakını güzelleştir, imanın kemale ersin. İtaatkarlardan olmak istiyorum. Allah'ın farz kıldığı şeyleri yerine getir, muti olursun. Allah'ın rızasına mazhar olmak istiyorum. Kendine ve Allah'ın mahlukatına karşı merhametli ol. İnsanların en kuvvetlisi olmak istiyorum. Allah'a dayan ve ona tevekkül et, insanların en kuvvetlisi olursun. Duamın kabul olmasını istiyorum. Haramdan kaçın. Allah'ın insanlar arasında beni rüsvay etmemesini istiyorum. İnsanlar arasında rüsvay olmamak için dilini ve tenasül uzvunu muhafaza et, buyurmuşlardır.
Bir rivayette namusunu ve kötü huylarını düzelt buyurmuşlardır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: Üç grup insan kıyamet gününde arşın gölgesi altındadır. Birincisi kocası ölüp kendisine küçük yetimler bırakan, kendisine evlilik teklif edildiği halde evlenmeyen ve Cenab-ı Hak onları ihtiyaçtan kurtarıncaya kadar ben onlara bakmaya devam edeceğim diyen kadın. Servet sahibi olup güzel yemekler yapan, bunu nafaka olarak dağıtan ve bu yemeğe fakir ve yetimleri de çağıran adam. Sıla-i rahim yapan, bu yüzden uykuda ferahlığa, ömründe ziyadeliğe nail olan adam. O da Rabbinin arşının gölgesinde bulunacaktır. Bayezid-i Bistami kuddisesi Sirruh der ki: otuz yıl ibadetlerimde nefsime tabi oldum. Bir gün bir adamın şöyle söylediğini işittim: Ey Bayezid! Allah'ın hazineleri ibadetle doludur.
Eğer Cenabıhakk'a kavuşmayı dilersen sana gereken nefsini zelil, hor, hakir görmen amellerinde ihlas üzere olmandır. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: Dört nafaka çeşidi vardır ki kişi bunlardan dolayı kıyamet gününde hesaba çekilmez. Anne babaya verilen nafakalar: iftar vaktinin nafakası, sahur zamanının nafakası, aile efradının nafakası. Lütuf ve merhametin hususisi umumisi her türlüsü cidden övülmüştür. Hadis-i şerifte varid olmuştur ki Cenabı Allah kıyamet gününde mahlukatı topladığında bir münadi şöyle seslenir. Karşılıksız iyilik yapanlar nerede? İnsanlardan bir cemaat kalkar süratle cennete doğru yürür ve melekler onlara yetişip şöyle derler: Biz sizin süratle cennete koştuğunuzu görüyoruz. Siz kimsiniz? Onlar da derler ki: karşılıksız iyilik yapanlarız. Melekler tekrar sizin karşılıksız iyi davranışlarınız nelerdir diye sorarlar.
Onlar da biz zulme uğradığımızda sabrettik, bize bir kötülüğü dokunanı affettik derler. Onlara girin cennete denilir. Böyle hareket edenlere ne mutlu. Sonra bir münadi daha sabır ehli nerede der ve yine bir cemaat kalkar süratle cennete doğru yürürler. Melekler onlara da yetişir ve sizin süratle cennete gittiğinizi görüyoruz. Siz kimsiniz diye sorarlar. Onlar da biz ehli sabırız derler. Melekler tekrar sizin sabrınız neye karşıdır derler. Onlar da biz Allah'a itaat hususunda sabrederiz. Yine biz Allah'a isyandan kaçınmada sabırlıyız. Onlara denir ki girin cennete. Sevgili Nevşehirimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Sizlere bugünkü programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü Ziretü'l Aziz'in Musahabe isimli eserinin altıncı cildinden kalbi selime dair bir sohbeti aktarmaya çalıştım.
Bir sonraki programımızda bir başka konuyla tekrar birlikte olmayı umut ediyoruz. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirracü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.