Mutmainle sıfatı artık nefis durulmuş. Şimdi itikadi noktada durulmuş. İnancı sağlam. Kuran ve sünnet diyor. Resulullah diyor ve ashabı diyor. Hakiki ulemanın görüşüne uygun bir düşüncesi var. Onların çizgisinden çıkmıyor. As asıl olanı katiyen değiştirmiyor. Zamana göre bilmem filan değiştirmiyor. Asıl neyse o. Aslı koruyarak delillerle o meseleyi izah ediyor, o kadar. Onun dışında bir yanlışlığa düşkün. İbadet noktasında da öyle. Allah'a olan Celle Celaluhu Haklarda öyle. İnsanlar ile olan münasebetinde öyle. Velhasıl nefsine karşı görevler de, kardeşlerine karşı görevler de, büyüklerine karşı görevler de dikkatli oluyor. Bu ne olur? Bundan ne sıfat meydana gelir? Hele buralarda mesul. Kuran okumakla, nebilerle, eyenullah ile, seçkin kimselerle, Kabe'lerle, Medinelerle, Kutsi Şeriflerle, bütün hayırlı meclislerle, arşıyla, kürsüler, levhiyle, kalem ile, buralarda meşgul.
Güzel bir sıfata girmiştir artık. Hayırlı bir sıfata kavuşmuş. Bunun Kuran'la meşguliyeti kalbinin safiyetindendir. Yalnız okurken Kuran Azimüşanı üç şartına da riayet edecek buyuruyor. Bir okuyacak, okuyacak. İkincisi anlamını da bilecek. Üçüncüsü Ashab-ı Kiram için canlı Kuran buyruluyor ya canlı Kuran olacak. Hani ahlakıyla ahlak olacak. Bizden parti sözü, parti sözü bir şey duyamazsınız. Büyüklerimiz diyorlar ki keşke şu kalpleri bilmeseydik. Biz bilme değil de insan hissediyor. Bırak şunu. Bizden duyacağınız budur. Buraya gelirken dedim ki bunu konuşacağım. Biliyorum. Gönülleri biliyordum. Sami Sultanımız Gaddesallahu Sırrı benim evlatlarım idraklidir buyurmuş. Ne güzel söylüyor. Biz buraya dikkat edelim. Kuran'la mesul oluruz. Neden? Kalbindeki nurdan dolayı olur bu. Kalbinde bir huzur var.
Nebileri görmesi de onun iman ve İslam ile şereflenip gözünün ve gönlünün aydınlanmasından olur. Der ki keşke bir Musa aleyhisselamı görseydim. Onları tanısam, Efendimiz Medine'de bozulan sosyal yapıyı hak merkezli tevhidi dünya görüşüne yeniden yapılanmayı gündeme getiren Allah'ın sevgili kullarıdır. Bu bir aile konu olduğu için işleyemiyor. Hak merkezli. Bir de kuvvet merkezli var. Her şeyi kuvvete dayandırır, menfaate dayandırır. Ama hayırlı olan kimseler, tevhide dayandır. Siz Nuh suresine bakacak olursanız, Nuh aleyhisselam bütün peygamberlerin, peygamberlerin çalışmalarını ifade eden, örnek bir peygamberdir. Çalışmalarında, gayretinde, insanlara yol göstermesinde bütün peygamberlerin özelliklerini, siz Nuh aleyhisselamın dokuz yüz elli yıllık mücadelesinde görürsünüz. Hepsi tabii bunun kaynağı Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. Bu peygamberleri görür.
Gördüğü zaman ne yapar? Sadece rüyasında bir Musa aleyhisselam, bir İbrahim aleyhisselam, bir Süleyman ve Davut aleyhisselam, bir Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemi görmekle kalmaz. Onların görevlerinde görür. Nedir onların görevleri? Bir kere insanlarda, insanlarda doğumla elde edilen haklar vardır. Onun mücadelesini vermiştir bunlar. İnsanın doğumla, doğumla elde ettiği hakları var. Nedir mesela? İnanç. İnsanın tabiatında mevcuttur, inanç. Şu inanmıyorum diyen insanlarda bile, ateistlerde bile inanç vardır. Onların inanmıyorum demelerinin sebebi, inandığım zaman ben içkiyi nasıl terk edeceğim? İnandığım zaman zina fiilini nasıl terk edeceğim? Bu korku da. İnansız kimse yok. İnsanın tabiatında mevcut. O geninde var insanın. Halfımız bizim gemimize işlemiş olur. Mesela siz elmadan armudu, armutdan da elmayı beklemiyorsunuz. Neden? Onun gemi o şekilde ayarlanmış.