Cenabı Hak onların kalbine imanı yazdı buyuruluyor. Bu hususta, Evliyullah'ın kalplerine neler yazıldığını, meşayı zan ifade buyuruyorlar. Allah'ımız onların kalplerine yedi satır yazı yazıyor. Her birisi müstesna bir haslet, tarifi mümkün değildir. Cenab-ı Hak velilerinin gönlüne şu satırları işlemiştir. Bu kalemin kağıda yazdığı gibi değil, yazıldığı gibi değil, bu bir hal ve makamdır aynı zamanda. Fessatrul evvel, birincisi et tevhit, la ilahe illallah Muhammedun resulullah. Biz bunu dilimizle okuyoruz ama o velilerin okunan tevhid gönüllerine yazılmış kalben şuhud halinde yerine getirirler. Dil olarak değil kalben tasdikini tam yerli yerince ruhuyla sırrıyla bütün azasıyla, hücreleriyle okurlar. Ve sani ikinci bir satır Evliyaullah'ın imanı kalplerine yazmasında, Rabbi Zülcelal'imizi tanımak. Diyeceksiniz ki tanıyoruz, bu şekilde değil. Gönülleri tanıyor. Doğruluk.
Dilleri düzgün, kalpleri düzgün, yaşantıları düzgün. Daha El-istihame Cenabı Hak her hallerinde yatıp kalkıp uyuduğunda uyandığında giydiğinde kuşandığında yediğinde içtiğinde evinde barkında ticaretinde insanlar ile muamelesinde her türlü tavrında Kuran ve sünnete mutabık. Daha sonra sıdk bunu iki defa tekrar etmiş. Ve sadis altıncı olarak, el-i hatimat Cenabıhakk'a bir güvendir, bir bağlılıktır. Ve sabia et tevekkül tamamen teslim olmaktır. Nasıl denirse kim kendisini ateşe atabilir İbrahim Aleyhisselam gibi. Kim İsmail Aleyhisselam gibi boğazını bıçağa teslim edebilir tevekkül işte bu anlamda. Bu sayılan izahını hiç yapamadığımız, yaklaşamadığımız, sadece yüzeysel olarak verdiğimiz bu güzel haller kulun kendi fiili değildir. Kul azmetmiştir. Gayretlidir, çabalıdır.
Azminden dönmeyen, bir kere tuttuğu zaman onu koparacak bir azim, bir gayret içerisinde olan kimselere Rabbimizin lütfettiği bir nimettir. Kul istiyor ama canı gönülden istiyor. Kulun kulun tavrı İslam'ın sadece beden olarak yapılmasıdır. Allah'ımız onu sevdiği kulların kalplerine, gönüllerine lütfetmiş ve ihsan etmiştir. Ve Rabbimiz onların gönül gözlerinin önündeki perdeleri de kaldırmıştır. İman Nuri ile gayb alemine görünmeyen alemlerdeki esrara mazhar olmuştur. Hayatur ruh, ruhun hayatı ruh hayatta değil mi? Ruh olmasa insan bu dünyadan ahirete göçer yani ruh olmaması mümkün mü insanda? O ruhu ile hayatta ruh çıktığı zaman insanda ölür. Ama bu ruhun hayatı nedir ilahi bir hayat? Birliktir. Allah'ımızı anmaktır ama canı gönülden çünkü dil ile zikir vardır. Kalp ile olan zikir vardır. Hem kalp hem de dil ile olan zikir vardır.
Ruhun tarif edilmeyen ancak yaşanan yaşadığını da ifade etmekte bir türlü beyanına çalışılamayan hallerdir. İfadesi güç tadılan bir haldir. Ruhun hayatı zikirledir ve hayatü zikr zikrin hayatı ise billakir. Zikredenledir. Zikrin hayatı zakir zikredenledir. Ve hayatü zakir zikredenin hayatı da bilmelkur zikrettiği Mevla'yı bulmaktır. Allah derken Cennet celalü zatını bulmaktır. Bu gibi kimseler kimlerdir onun da izahını yapmış. Rabiallahu anhüm bir ihlasihim. Samimiyetlerinden dolayı Allah onlardan razıdır. Fiamadi amellerinde Rabbımızı gözetmelerinden dolayı. Ulaike hizbullah bunlar Allah'ın manevi erleridir. Maddi de erleridir, maddi ve manevi erleridir. Biz Allah adamı deriz ya Allah'ımıza has kimselerdir. Rabbımızın kendisine has kıldığı kimselerdir. Kuran-ı Azimüşşan'da izafetle gelen Esselamü ve ibadurrahman dendiği zaman Rabbimizin has kulları demek. Onlar seçilmiş. Nasıl seçilmiş?