Akıl sahibine gerekir ki eski ahvalini iyice düşünüp hata ve günahlarından tevbe etsin ve başına musibet gelmeden evvel tedarikli bulunsun. Cenab-ı Hak'tan irtibatını kesmesin. Aklı olan geçmiş hatalarını, yanlışlıklarını düşünüp onlardan tevbe etsin, Cenab-ı Hakk'a yönelsin. Başına musibet gelmeden evvel tedarikli bulunsun. Ansızın ölüm kapıyı çalmadan hazırlıklı bulunsun. Geçmiş günahlarımıza tevbe edelim, buyuruyor. Bir de Cenabı Hak'tan irtibatını kesmesin. Rabbizi celalimiz her an kuluyla olduğu malum. Şu damarlarda kanımızın dolaşması onun kül ol, emriyle. O her zaman kulu ile beraber. Ayet cellelerde var pek çok. Nisa suresinde birinci ayet-i cellenin son bölümü de bunu ifade eder esamne. İnnallahe kana aleyke m rakibe. Cenabı Hak sizi gözetlemektedir, mutlak buyuruyor. İfadeleri çok güzel Cenabı Hak'tan irtibatını kesmesin, buyurun. O her an bizimle beraber.
Her şey onun emri ilahiyyesi ile hareket ediyor. Yine kitabı Kerim'de buyurulduğu üzere bir ağaç dahi yaprağını kendi başına düşürmediğine göre, Halıkımız her şeyden haberdar. Bunu Cenab-ı Hak bize misal olarak gösteriyor. Onun malumat sahibi olduğunu, biz bunları derken utanıyoruz Allah'ımıza karşı. Mutlak bilendir o. Evradımızda, ezkarımızda mesela murakabe dersinde murakabede ilk ehadiyet, murakabe-i Ehadiyet Allah'ımızın birliği. İhlas sure-i celile-i cemilesi bunu bize bildirir zaten. Orada Samet sıfatı, o bir şeye muhtaç değil ama biz her halimizle ona muhtacız. Burada bizden istenen, bunu bilgi olarak değil, ilim olarak değil, artık bunu amel olarak, hal olarak, eğer devam ederse bu hal, o makam olur artık. Ne deriz? Biz ona her zaman muhtacız deriz. Bütün ulema, şu üç hasletin her Müslümanda bulunması gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Bunlar da hepsi beraber olduğunda tamam olur.
Biri olmadan diğerleri noksan kalır. Bu hasletler de şunlardır. Ulema-i kiramız bunda karar kılmış, bu üç madde. Ondan bir tanesi eksik olursa diğeri de diyor tamam olmaz. Bunlar bir demek ki bütünlük arz ediyor. Bir, zulümden Allah'ın ve Resulü'nün razı olmayacağı şeylerden arındırılmış halis bir müslümandır. Araf Suresi'nde Adem Aleyhisselam, Havva annemiz, biz kendimize zulmettik ya Rabbi, diyorlar. Sen bizi bağışlamazsan kim bağışlar? Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin diye yalvarıyorlar. Demek ki zulüm aynen şuna benziyor. Böyle yolda giderken yolun işaret taşları var. Sağa da sola da kırdığımız zaman arabayı ne olur? Çok büyük kaza ve belalar gelir başımıza. Bu sebeple, bu sebeple biz ne yapacağız? Gönül arabamızı ne sağa ne sola çevirmeyeceğiz. Çünkü bir istikamet var. Yolda girerken tayin edilmiyor mu yol?
İstikametimizi Cenab-ı Hak bildirmiş ve Razıitu lekümul İslame dine bize yol olarak İslam'ı seçmiş. Bunun sağına soluna hiç sapmadan Kuran ve sünnet ölçüsü içerisine yürümektir. Demek ki dışına çıkıldığı zaman kişi kendisine zulmetmiş oluyor. Beynine zulmelerini eder. Çünkü beyin çok müstesna bir nimettir. Rabbimizin büyük bir nimetidir. Sebebi ise akledenler buyuruyor. Bu beyni biz Rabbimizin razı olmayacağı şekilde kullanırsak, o zaman beynimize zulmetmiş oluruz. Beyin ne için verilmiştir? Cenabı hakk'ın hükümlerinin hakim olunması için gayret ve çaba göstermemiz için verilmiştir. Başta hüküm kendi içimizde gerçekleşecek, sonra ailede ve etrafımıza yayılacak. Zulüm dendiği zaman azalarımıza zulmetmemek. Göze zulüm olur mu? Harama bakıldığı zaman zulüm olur. Ele zulüm olur mu? Eğer hırsızlıkta istimal edilirse zulüm olur.