Kalp Muhafaza Sanatı ve Ruhun Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim, Abdülhal-i Vojdevani Hazretlerine Hızır Aleyhisselam'ın öğretmiş olduğu on bir terim. Vukufu ZAMANî, bunda ne buyurdu? Salik, Cenabı Hakk'a inabe etmeli. İnabe her şeyiyle teslim olmak. O Kaf suresinin ikinci sahifesinden aşağı kısımlarında Es Sahib ile Biz kimliğimiz dedik ya bunu bize Aziz Mahmud Hüdayi…
Bismillahirrahmanirrahim, Abdülhal-i Vojdevani Hazretlerine Hızır Aleyhisselam'ın öğretmiş olduğu on bir terim. Vukufu ZAMANî, bunda ne buyurdu? Salik, Cenabı Hakk'a inabe etmeli. İnabe her şeyiyle teslim olmak. O Kaf suresinin ikinci sahifesinden aşağı kısımlarında Es Sahib ile Biz kimliğimiz dedik ya bunu bize Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri ölçmüş, biçmiş, vermiş. Kuran'ın zahiri insanın zahiri, batını da insanın batını. Biz bunun dışına çıkamayız. Aişe annemize geliyorlar. Ya Aişe, Resulullah'ın ahlakından bize haber ver. Çünkü sen sabah akşam onunla berabersin. En gizli halleri sizinle beraber, bütün hayatı, bir gece hayatını haber veriyor Aişe-i Sıddika validemiz. Benim yanımda diyor bir müddet durdu. Şu aile hayatındaki intizama bakalım. Ya Aişe, bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Şari-i mübin, yani hüküm koyabilir.
Araf suresinde yüz elli altı, yüz elli yedinci ayet-i celîlerde Cenab-ı Hak ona bu salahiyeti veriyor. Yapmış olduğu her hareket bizim için bir esas. Mübarek ifadeleri de öyle, yaşantıları da öyle, yanında bir hareket yapıldığı zaman sükut buyurması dahi şer'i bir hüküm giyer. Öyle bir peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem. Ya Aişe müsaade eder misin? Resulullah ondan izin istiyor. Rabbime taatde bulunayım. Sabahlara kadar secdede yalvarıyor Cenabıhakk'a. Soruyorlar Resulullah'ın ahlakı nasıldı? Siz Kuran okumuyor musunuz? Şimdi Aişe annemiz de çok müstesna. Zaten müksiun diye bir terim geçer. En çok Hadis-i Şerif rivayet edenlerden birisi. Dininizi Humeyra'dan öğrenin buyuruyor. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz böyle bir annemiz o. Zaten efendimizi bir bölmesiyle ulaşacağı en yüksek makamı hale geliyor Ve bir de çok akıllı ve zeki Aişe annemizde müstesna bir hal var.
Çok uzun, onun hayatı çok uzun, bitmez ve tükenmez. Ama ne sıkıntılardan geçti. Aişe-i Sıddıya validemizin geçirmiş olduğu sıkıntılar öyle kolay bir sıkıntı değil. Münafıkların iftirasına uğruyor. Bak Cenabı Hak onu tebni ediyor, yani kurtarıyor ama o esnada Aişe-i Sıddıka validemizin iliştiği makamı hali biz tarif edemedik. Sabahlara kadar diyor, taatte bulundu. Nasıldı Resulullah'ın ahlakı deyince sallallahu aleyhi ve sellem, sallallahu aleyhi ve sellem, siz Kuran okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kuran'dı. Şimdi bak çocuklarımız, yedi sekiz yaşındaki çocukların iradesine göre hareket ediyoruz. Hayatımızı altı, yedi yaşındaki çocukların ifadeleriyle yürütmeye çalışıyoruz. O çocuklar sonra iradesiz oluyor ve dünyada nasıl oluyorlar? Hayata bakış açıları ne Kuran'dır, ne sünnettir, ne Allah dostlarının halidir yaşamlarına göre kendi başına la yusal buyrulur sorumsuz bir şekilde.
Sonra da o çocuklar ne oluyor? Böyle iradesiz bir şekilde başlarımıza da bela oluyor. Onun için dikkat edeceğiz. Hukukfu zamanî kelimesinden anlayacağımızın hülasası salik, yakinen bilmelidir ki Cenabı hak her an onun yanında hazır ve nazırdır. Şimdi ne diyeyim? İkide bir dönüyoruz, aynı kelimeyi söylüyoruz. İfadedeki güzellik müstesna. Salik yakinen bilecek diyor. Biz Kuran-ı Azimüşşan'a baktığımız zaman ne görüyoruz? Üç tane ilimde esas görüyoruz. İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin. Yakin diyor, kesin. İnanarak bilecektir ki, bilecektir ki, Tekasür suresinde geçer o. Başka surelerde de var. Mesela Neml suresinde de geçer, Es'am-ı. Diyor. Hüdhüd, kuşu diyor ki: Ey Süleyman, işte eğer diyor görürsem ben Hüdhüd'ü boğazlarım, Beni boğazlama, ben sana yakin bir haberle geldim Sebe ülkesinde bir kraliçe var diyor, onu haber veriyor. Bu yakin şu: Bak burada biz namaz kıldık.
Kalp Muhafaza Sanatı ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Kalp Muhafaza Sanatı ve Ruhun Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim, Abdülhal-i Vojdevani Hazretlerine Hızır Aleyhisselam'ın öğretmiş olduğu on bir terim. Vukufu ZAMANî, bunda ne buyurdu? Salik, Cenabı Hakk'a inabe etmeli. İnabe her şeyiyle teslim olmak. O Kaf suresinin ikinci sahifesinden aşağı kısımlarında Es Sahib ile Biz kimliğimiz dedik ya bunu bize Aziz Mahmud Hüdayi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Namazın farziyeti bunu bilmeyenimiz yok. Bu İrme'l yakindir. Bir de kıyamda durduk, rükua vardık, secdeye indik. O da Aynel yakindir. Sübhane Rabbiyel Ala dediğimizde Mevlamızı bulabildik mi? İşte esrarına ermek nedir? Esrarına ermek hakkal yakindir. Bunun için denmesi bu. Namaz kılanlara yazıklar olsun. E nasıl? Kurtuluş nasıl olacak? Kurtuluş şu. Namazlarında onlar huzur ve huşu içindedirler. Size bir soru şeklinde olmasını da araştıralım. Hudu nedir, huşu nedir? Hudu zahirdedir, huşu gönüldedir. Cenab-ı Hak her an onun yanında hazır ve nazırdır, Ubudiyet haddini aşmamalı. Geçemiyorum. Şimdi ubudiyet diyoruz. Üç tane hali var bunun. Birincisi nedir? İbadet. Anamızı gördük, babamızı gördük, etrafımızı gördük. Kitaplardan da okuduk, ilmihal kitaplarından. Orada yaz tatillerinde, camilerde eğitim oldu. Orada da gördük.
Biliyoruz ki biz namaz kılacağız, oruç, hac, zekat, tebliğde bulunacağız, Emri ilahiyi bildireceğiz. Neh-i ilahiden kaçacağız. Allah için seveceğiz. Allah için buğz edeceğiz. Yolunda cihad edeceğiz. Safımızı Allah'ın sitabıyla belirleyeceğiz. E Hadis-i Muhammediye ile safımızı belirleyeceğiz. Hayatımızı iyi bir kontrol altına alacağız. Her anımızda acaba fikrimiz nasıldır? Hareketimiz, yaşantımız bunun derin bir düşüncesi içerisinde olacağız. Hayatımızı Kitabı Kerim'e göreve Kitabı Kerim'in bize itaat etmemizi emrettiği, Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz ve sizden olan ulü'l emir diye tarif buyrulan her otorite ama sizden olan ulü'l emir onlara itaat edeceğiz, böyle tespit edeceğiz. Ubudiyet nedir? Ubudiyet, O benim Rabbımdır, ben onun kuluyum diyeceğiz.
O şimdi dille söylemek çok kolay, kolay ama gönle geçerse bunu ifade ederken daha etmeden gönlümüze öyle bir haller gelir ki gözümüz yaşlarla dalar. Daha bunu demeden, o benim rabbimdır, ben ona itaat etmek mecburiyetindeyim derken onun hali müstesna olur, değişir. İlahi bir hale bürünür. Bir de ubudiyet vardır ki o da hışırda kalmamak. Ne demek? Mesela bir portakal düşünelim, onun bir kabuğu var. Biz portakalı kabuğunun içine almıyoruz ki, onun meyvesine ulaşmak için. Size tenzih etmeye çalışırım ama bizim halimiz hep kabuk. Aynel yakini, hakkal yakini yakalamadıkça durumumuz budur. Ubudiye tatdini aşmamalı, yani kendi kul olduğunu bilip masiyetlere karşı her an uyanık bulunmalı. Mabuduna vasıl buluncaya kadar bu hali bırakmamalıdır. Bu saliki yakine erdirir. Bunu şöyle izah edebiliriz. Burada da kitapta geçiyor zaten. Mecnun Leyla'nın çadırına varıncaya kadar durup dinlenmiyor.
Çadıra vardıktan sonra zaten maksada ulaşmış, Leyla'yı istiyor ona kavuşuyor. Buyuruluyor ki siz kalbin ve ruhun taatlerine erişinceye kadar bedeniniz olarak öyle bir cehd ü gayret gösterin ki gücünüz yettikçe tam manasıyla Cenab-ı Hak'tan korkarak, böyle yüzeyse değil, yüzünden değil, tam canı gönülden yapın, ondan sonraki seyriniz hem cisim hem de ruhuyla olacaktır. Bunu İsa El-El birliği Hazretleri, karıncanın yürüyüşü ile trenin gidişi gibi buyuruyor. Şimdi vasıtalar değişti demeyelim, çok hızlı, tenler de var. Ne oluyor? Burada bedeni olan saatlerimiz karıncanın yürüyüşü gibi. Eğer bu bedeni saatlerde haşyet, bu bedenle olmaz, gönüldedir zaten. Takva gönüldedir. Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz mübarek parmağı ile kalplerini işaret ederek et takva hune, et takva hune diye buyurdular. Buna mühim olan, buna erişebilme.
Bu şekilde vukufu adedi, salik zikrini yaparken adedine dikkat etmeli, mürşidin verdiği adede riayet etmelidir. Şunu görüyoruz biz, bunda da bazen zorlanıyoruz. Efendim benim şöyle de bir taatim var. Şunu da yapıyorum. Güzel. Şimdi verilen vazife üzerinde dururuz. Mesela okulda bize ne diyorlar? Ben bir medrese şeklini söyleyeyim. Medresede bize bir hadis kitabı. Diyorlar ki Buluğ'ul Meram da olabilir. Bunun yanında peytü'l Kadir de olur. Nüshetü'l Müttakin de olur. Ravgatü'l müttakin de olur. Bir kitap bize söylüyorlar. Ya bu kitabı okurum da şu kitabı da okusan. O zaman biz bunların imtihan olunacağız. Şimdi o kitabı bitirdiğimiz zaman ikinci bir kitabı gösteriyorlar bize. O zaman ne yapıyor? İş çatallamaya başlıyor. Birbirine karıştırıyoruz. Yardımcı ders kitapları olur ayrı. Bize vermiş oldukları istiğfar, tevhid, salavat, ölüm tefekkürleri, rabıta zikrimizi güzelce yaparız.
Bunun yanında yardımcı olacak nedir? Dilimiz sükut edip duracak değil ya, ya salatü selam okuruz ya da istiğfar okuruz, tevhid okuruz. Büyüklerimizin beyanıyla ilk Mürşid-i Kamilimiz buyurdular ki eğer rabıta dönemindeyseniz rabıtanızı bırakmayın, çünkü letaiflerin geçimi rabıtayla olur. Bunu İmamı Rabbani Hazretleri, Muhammed Masum, Es'adi Erbili, Hadis-i Allah'u Esrarahumul Aliyye efendilerimiz rabıtayı çok önemli görüyor der. Ondan sonra efendim ben rabıta değil de murakabe yap, olmaz. Şu o durumda değiliz. Çünkü bizim lambalarımız, bizim elektriğimiz eğer fazla cereyan gelecek olursa patlar bu, ona göre değil. Çünkü trafodan alıyoruz biz. Direkt alınacak olsa tahammülüm mümkün değildir. O rabıta ile asıl merkezden alacağı, arşı ağzımdan alacağı bir duruma onunla geliyor. Ona çok dikkat edeceğiz. Bunun yanında Kuran okuruz, tabii okuyacağız.
Hadis-i şeriflere bakarız ama yoğunlaşacağımız ne demişlerse onda yoğunlaşacağız. Böyle olduğu zaman biz başarılı oluruz. Mürşidinin verdiği bu adede riayetle beraber zikri hafinin verilen miktar yapılmasından ibarettir, yoksa mücerred adet değildir. Bu gönlü vesvese ve tefrikadan korumak içindir. Sadatı kiram hazaratının bazıları demişlerdir ki vukufu adedi zikirde şart değildir. Burada esas olan kalbin mezkur zikredilenle beraber olmasıdır. Kimdir o mezkur? Allah derken diyor Celle Celalühu zikrettiği Mevla ile olma, Huzur halinde bulunmasıdır ki zikrin faidesi ve eseri görünsün, bu da nefyederken beşeri varlığın güneş varken yıldızların kaybolduğu gibi yok olması, ispat yaparken de vardır. Şimdi bu nefiy ispat, bu saldırı yazılır buyuruyor. Üsteazımız zahiri batıni şifa tarifini de çok güzel ifade etmiş zaten bu. Sadra yazılır silinmez, Bu ders herkeste bulunmaz.
Çok güzel izah buyuruyor. Yalnız bu yapılırken biz de tevhidimizi okurken La ilahe bu nef, bunları defediyoruz. İllallah bu da ispattır. Bunu yaparken diyor ki mübarek zat, nefyederken beşeri varlığını yok edecek diyor. Aynen bu Mescid-i Aksa'da kapılar kapanmış da içeriye mübarek kimseler girmiş. Bunlardan birisi demiş ki efendim burada beşer kokusu geliyor. O kırk gündür taati kabul olmayan İbrahim bin Ethem'dir demişti. Yani beşer kokusu gelmeyecek, onu yok edecek, Orada nefsani hal bitecek de ruhani hal meydana gelecek diyor. İllallah derken. Bir hocamız var, bu itikata ait bir konuşma yapmış. Dinleyenler demişler ki, yeniden iman edelim arkadaşlar demiş. Biz nasıl hareket etmişiz demişler. Şimdi bunlar imanımızı tahkike ulaştırır. Suretten tahkike geçiren bir vazifedir. Üç olursa iyi olur. İki maddesini saydık.
Birincisi vukuf-u zamanı, vukuf-u atleti, vukuf-u kalbi, çok zaman civarı. Zakir zikrederken kalbinin zikredilene vakıf olmasıdır. Zikrederken her an murakabe halinde olmalı, bu halini kaybetmemeye çalışmalıdır. Böyle mihrapta bir tanesi zikrediyor, yalnız zikrin de kendinden geçmiş. Bu da artık çevresindeki kimseler tarafından da görülüyor. O coşkunluk hali, kendinden geçtiği, diyorlar ki bu ne haldir, neden kendinden geçiyorsun? Söyleyin diyor esami. Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Ben diyor zikrettiğim Mevla ile olmanın onun beni anmasının şevki, aşkı, muhabbeti bu hale getiriyordu. Bunu söylüyor Müellifi Hazretleri. Sadat-ı kiram mazeratı vukufu kalbinin zikirden şart olduğunu söylerler. Zikirde şarttır buyururlar. Kalbini muhafaza etmek zikrederken.
Zakir esnayı zikirde kalbine hakim ve sahip olmalı, ona o kadar vakıf olmalı ki orada Allah'tan başka bir şey bulmasın kalbinde. Ebu'l Hasan-ı Harakani hazretlerinin buyurduğu gibi diğer Meşşai İzam efendilerimiz de aynı. Yani birbirlerinden öyle farklı değil. Mizazen fark olabilir de aynı karakter aynı özellikteler. Eğer hakkal yakin diyorsak oradalar, marifet diyorsak oradalar. Hakikatteler, bulmuşlar artık bunların. Erişmiş, yani ibadette ihlası bulmuş, ahlakta ahlakı Muhammedi ve ilahi ahlakın içerisinde, bunun yanında ibadetlerinde arz ettiğim gibi gelişmiş, herkes. Yalnız mizacı farklılıklar olabilir. Yani o anda kalbine hakim olmalıdır. Bunu Ali kerimallahühu efendimiz istiğfar okuyan birisine dedi. Yalan söyleme. Dedi ki ne yalanı ya Ali, istiğfar okuyorum. Dilin okuyor buyurdu, dilin. Kalbinde yok buyurdu, bunu ifade ediyor.
Rabiatü'l Adeviyye annemizin çok güzel bir sözü var bu konuda. Bizim istiğfarımız da bir istiğfara muhtaç diyor. Böyle tevhidimizde de imanınıza yenileyiniz buyuruyor. Devamlı güçlendirmeli. Ona o kadar vakıf olmalı ki orada Allah'tan başka bir şey bulmasın. Kalp sol memenin altında bir et parçası. Ona kalp denmesinin sebebi fikirlerin, düşüncelerin ve niyetlerin değişmesi itibariyle çekip çeviren, değiştiren kuvvetin mahalli olmasındandır. Kalp zaten dönücü demek. Bunun için efendimiz bize yol gösteriyor sallallahu teala aleyhi ve sellem. Ya Rabbi kalbimi dinin üzere sabit kıl. Unutmayın ne haliyle hasıl olacak bir durumdur. Ona vakıf olmak demek onun ne halde bulunduğunu her an murakabe etmektir. Zikirle meşgul mü değil mi ve kişi her an kalbindekini mülahaza etmeli, kalbinde gaflete açık bir kapı, bir delik bulunmamalıdır.
Hazreti Hace Muhammed Nakşibend kudse sirruh bilhassa vukufu kalbi üzerinde durur ve ona dikkat ederdi. Yani her an kalplerini gözetliyor. Çünkü Cenabı hak üç yüz altmış defa kalbe nazar ediyor. O nazarı muhafaza ediyorlar. Cenab-ı Hak yollarından ayrılmasın.
Kaynak: Genel
Kalp Muhafaza Sanatı ve Ruhun Arınması | Mihmandar