Binaenaleyh bir insan evvele zikri galve. Evvele, bak mesela ders alır almaz Allah, Allah, Allah, Efendimiz böyle ağamıyorlar diyor. Dini kalbinden çeksin, dinin de dilinden çeksin. Yani çalışmıyorsan da kalbinden zikrullah'ı düşünsün böyle. Burayı düşünürsün, düşünürken kaç başlar dik dik dik atmaya. İmkanıyorsun ki Efendimiz diniz. Efendimiz diniz atmayacak kalbe. Tahir Hocamız söz konusu kardeşından Konya'daki kaç gün konuştun, miras geceleri yaptım, üç dört yerde sohbet ettim. Hayır, efendim. Senin için Konyalılar meftun. Çünkü biat ediyorlar diyor, eşinizi bulamıyorlar. Konyamızla konuşma Allah'ın Resulü. İşte hepimizin yazıları elim değil ama dinleyen çok alim Fazıl olursa hiç kitaba baktırmıyor. Takır takır takır takır takır başlar bir şeye Allah Allah. Ben de taatiye diyen. Efendimiz ona göre verdirmiş. Dayıcağımız o kardeşlik hakkındaki sözlerim. İyi dinleyin!
Ondan sonra Cenabı Hakk'a hitaben, Allah'a hitaben Allah'ım, bu Allah'ı davet etmek. Ya Rasulallah, yakutlu cihanaan böyle, ahtap böyle. Allah'ım, beni yoktan var eden Halık-ı Zülcelal böyle hırsa olan ilahi, ilmi zahir hocalarının, ilmi zahirde elim okuyan hocaların, tarikatamiğe girmeyen hocaların lisanından bir müteallinin, bir ondan ilim talimidenin saniasına, kulağına, saniasına inhal ettiğin mesail gibi, meseleleri onun kulağına duyurduğun gibi. Yani sırf para işte, Yunanistan'ın enstitü okuyorlar. Hırsın coğrafyaya, şura şöyle, bura şöyle, şu, şu ilim, şuna şöyle böyle deyip de onu duyurup da not aldırdığın gibi yahut not almadan delalettiğin gibi, evet, israil ettiğin mesail gibi rahmetsel min alemin olan, Hazreti bu İncillarımız sofrasını hiç ileriye gitmiyor ki yine her kelimeyi anlatıyor. Öyle okusam gitsen, insaf olsa biter bu. Ama ne anlayacak adamcağız, nasıl anlayacak?
Allah bu canınızın olduğunu müsade etsin Hasan oğlum okula anlat. İşte böyle emrettiği için o zaman teveccühüne mazhar olunmuş da ondan oluyor. Yoksa bizim gibi günahkar, Arapça bilmez, bir şey bilmez, anlamaz, müc, cahil Bir kimse olduğum halde kurban olduğum okuttuğundan bizi böyle okuyor işte Rahmeten lil alemin olan Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin mübarek kalbi şeridine ve ondandaki şeyhımızın kalbine varıncaya kadar müsteselsilen Zeraşe-i Kiram'ın kalbi şeriflerine, Yesabi ihsan buyurduğun zikri kalbi, Şeyh Efendimiz'in kalbimden benim kalbimden ihsan buyur. Ya Rabbi, Hoca Efendimiz'in lisanından büyük gönderdiğim elim gibi, ben de manevi cihetten Resulullah'a Resulullah'a verdiğim füyuzat-ı ilahiyeyi mütesersilen Şah Efendimizin kalbinden, benim kalbime değil Ya Rabbi!
Hem bunu Said Hoca dinlese rabıtayı inkar edemez, bak yüce dinlese sırf Şah efendim bana feyiz ver diyor zannediyorlar Şah efendim feyiz vermez, yer gelse diye kismeden fürzat akıyor ama suyun gözü Allah'ın elinde Keserse git kesilir. Efendimiz bana ile teveccüh etmiş de bana etmedi diyenlere gidiyor. O demezse ben nasıl teveccüh edeyim Allah demezse kayınların bir ay iki süre yalvarı derslendiği girmeden Efendimiz'e vardım. Yedik süre, Fesna kafamı kazınır gibi oluyor zorla geziyor, yedik süre. Acaba hasetliğimden mi oluyor efendim dedim. Yani, bilemiyorum ben de bilemiyorum. Niye zıttıma geliyorsun? Dile veriyorum da kaynıma niye vermiyorum? Yere teveccüiyi ediyorum da yakınıma niye gidemiyorum? Salları yıkık bir adam geldi mi? Onu ona kalbimin içinde ne varsa tutuyorsun, böyle. Orada hiç olmaz diyor. Yani sadaka ancak fakir olana. Zekat, bir derece de fakir olana demiş.