Üstadımızın ahirete gelişi Allah kavmini körnür eylesin. Tamikürnür inşallah. Ravzutun bir düzeyyası cennetdir. Allah, dünyada himmetinden ayırmadığı gibi. Ahirette de şefaatinden, Gazımızın tezkireti, evliyaya yazdığı, evliyaların halleri, ahvalları verdikleri gıybetler, nasayarlar. Onun için ilçe çıkmış, alınmış sevgi kelimeler. Ahmet ibn-i Asım buyurdu ki: Kadarmış gönlün parlaması, iç nesne ile olur. Allah, gönlümüzü kahretmesin. Bir gün kür nur olursa, yürür parlarsa, Bizansımız ayağı yukarıya kaldırıyor kafasından da aşağı, muallak. Kalbinde bir sure-i daim var. Onu da Allah, Allah, Allah neşetesi almış büyük bir kurtte cihanlar. O zaman ne yapar? Yani buyurdu. Alem-i Ekber olur. Bütün Alem, Alem-i Eskar. Küçük alem inan Yani ünlü bir adamın yanına varıyor. Ve Şahihtan yetişmişse hiç bulmadan dileden. Olgun Armut gibi ler dökülüyor öyle Zatlardan.
Okuma ile neylen dökülmenin imkanı yok. Hacı Zühtü ben de babamı diyor ki Elmemiş şukka alır. Şukka bir tenalar konuşurum Tükenir Fatiha derim. Onu ayarlarım canı Allah'ına. Vahta ki Seyyid Hüsamettin okub-ı cihana intisap etti mi de O kadar zenginleşti ki içerim. Bütün sözler gelirdi. Vaaz verdim. Hocalar neler, şaştılar. Üzücü memnunlarda. Bir kırmızı kağıt diyor. O beş gündür elinde durduğuna şaştık yahu. O da İslam'ın ismine: Emanetten Nurettin dediği başlarını. Namaz, emanet. Oruç, emanet. İki evlenince öteki birinin hakkına tecavüz. Emanete, kıyametlik. O, ceket, emanet. Ondan her şeyleri saydık ki, on sekiz tane yazmışsın. Her birine birer gaz versen. On sekiz gün tuttu ki. Millet o sanmadı şükür daha yeni acert in diyorlar. Daha yine acer. O Allah'ın Kalbimizi açalım inşallah. Yanımız zahiri gözüyle görmek bir türlü. Hem zahiri göz. Hem de batıni gözlü görmek bir türlü.
Hem zahiri ilmiyle hareket etmek bir türlü. Hem de batıni ilmi ile hareket etmek bir türlü. Bütün Ulemaya emredilmiş ki kaldılar, müftüler, gününe geldiler. Kitapların hepsini bir yere koydular. Sen bu ilmi kıyıden aldın dediler. Bir kamil mürşite varmayınca olmaz. Niceler ettiler mürşit arayı arayanlar buldu derde davayı. Yüz bin okursan aktan hareyi bir kamil bu şeyler varmayınca olmaz. Mi oldu sanki? Şimdi bizim içimizde böyle büyük bir alim. Seyyidi efsane diyor Efendimiz içmeler bize konuştu. O da talebesiyle. Bunlar bu okumanın zir üyesine gelmişler. Kendileri bir yokluk, bir boşluk oluyorlar. Bu boşluğu Kuran-ı Kerim'den Hoca Efendi, estağfirullah bismillah. Salaballahulazim evvela Salınan tariyyatı, bunlarına vacip ettim bunu diyor. Allah demek ki salat-ı vitir kılmamış gibi kurban kesmemiş gibi Allah'ın Resulü oluyor. Oğlun bu tarikata ihtiyaç var.
Öteki de Hadis-i Şerif'te Her gün bir yeni nimet ipucu Elhamdülillah, görüyor musun ya? İşte onların Elhamdulillah, yüz binlerce Elhamdulillah, Allah'a şükrederim. O da kulunu olmuş. Kul ve Allah. Allah'ın da olsan. Başka olacak geliyor Killa ALLAH. Eylem tekun. Hayrı olamayıyorsun. Allah'a düşüyorum diyorum. Kalbim kayıp kayıp geliyor. Günah bayılıyor. Allah'a ile beraber olanlarla ol. Onlar insanı Allah'a İsa'yı der. Allah'a kavuşturur. Onu düşündünüz mu? Salihlarla konuşun diye size bir demedim, iki demedim, üç demedim. Şimdi buradan vurup durup çıkıyor, iyice gösteriyor bize. Gidelim demiş. Gitmişler. İkisi aramaya gitmişler. Büyü bir zat. Bu hakkın değil. Çobanın birisi, dalga inek geliyor. Selamün aleyküm diyorlar. Ve aleyküm selam. Nereye gidiyorsun, Hoca Efendiler? E elim tasrımine geliyor. Kıyamet-i Ehdî'miş o, Aziz Ata derler.
Ona hakim Ata'nın halifesiymişmiş, yerine geçmiş, Kudb-u cihan olmuş. Reşat-ı ayn-ü Hayat da açıktan yazıyor. Bir nevi de tüketemem de onun için giremiyorum içine. Peşimden geliyorum daha. İçinden gelecek olsam burada diye, kendine kadar kalmanız lazım. Orada yordular biz Kerim'le buraya gördüm. Tel gönlilerimle geldim. Bismillah. Diriliş siz elimi tahsil etmişsiniz. Başka bir maksatla geliyorsunuz. Anlayabilirsen Çoban demiş. Yani biz ledün ne ilmi aramaya geliyor. Bu ilim kafir gelmedi bize. Bir türlü ıslah olamadık. Elvis neyin var ya, yani Kuran-ı Kerim'de, mertebe odun yüklesem yükletsen de, Kitap yükletsen de, bilmediği gibi, bilemeyen yok biz. Deyince, demiş ki. Memişip Kutbu cihan olarak Yunus, öyleyse. Dur bakayım koklayayım diyor.
Dört tarafı kokladıktan sonra Allah Allah, ufak hilesizlerin ışık olaraktan tayin ediyormuş deyince hemen sihirli efsane talebesi türlerin ayaklarına düşmüş. Allah'a emanet ve hüsani ve hoca olduğu için biraz daha mağrurca ona bir emri sıkmış. Çalımının altında ikisinin de dersini vermiş ona. Şimdi bir saniye teveccüh buyurmuş. Büyükler bir teveccüh ettin mi insanı, bayeziddir, beste abinin hamına çıkarırsın. Ne diyorsunuz kuzum yahu? Bundan sonra öteki de yüz çök bir ders almış. Seni yerime vekil ettim Hüseyin'i de efsane ben vereceğim demiş. O da yakın görürmüş. O da yerine vekil olmuş. Dönünce bir memlekette konuşur bana takır takır takır konuşuyor.
Oğlum ben ben okumadığım, benim okutmadığım bu eğilimler neden size bu çalının ardındaki o zat, Mutlu cihanmış benim kalbime bir teveccüh edince Vallahi diyor Faizli bü'd-nastane efendimiz Ebu Hıssa Hatha diye vardım da diyor Benimle Namaz suralarını okudu. Sen de bana El-Mülkunni okut dedin. Vallahi bir dakika benim içimde kırk senede tahsil edemeyeceğim ilim Sadıklarla beraber olun. Vesuta Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile Vestalu ile ayetler rabıta hakkında nasip olurdu izlitler. Bunların da hoca kafiliymiş. Yetmiş ki barışla bir ağustu haplamış. Çatlayacak kafası. Seyyi efsane çık mı çıkın.
O kapıdan girdim mi, başından halı sıyr çıkarırımmış. Benimle oturuyor, keşke ağlıyor. Gittim mi başına halı yapışıyormuş. Başım kesiliyor, sen gelince demeye benliği denettirmiyormuş bir talebenin gelmesiyle başım kesilir dersen küçük düşerim diye. İyi düşünün Allah ' ın ben dinleyin. Kıralım ahı namus şişesine, hakikat Hacerine Darbı şey diliyle vurup, kırbeğen dermiş mi olur diyor. Konuralpiyatıyla. Onun için. Bir gün daha. Evvela bağlamadan yine çığırınca demiş ki. Eyvallah efendim. Bizi gördünüz, bu ruh kafamızın ağrısı, cilt töreni kesil diyor. Şu asam şurada aslanırsun da başına ağrı gelirse ağaca bak, bu asama bak, ben harpta gelirdim. Ağrıyı kapağından ağrı keserim buyurmuş Ve Aspiç gitmiş. Ahırı geldi ve döndü oraya baktın mı diyor. Cilpeten ahırı kesiliyor. Küçük hanımımız Allah terbiye etti. Niçin diyor iki ay asaya rabıta ipte dönüyor. Rabıta-i inkar edenin.
Alnımda şakavet yazdı da onun için diyor inkar eder. Alnımda şakavet imansız görmesi yazdı da ondan diyor itirazı gelir. Onu unutma aman kardeşim öyle itiraz mı itiraz götürmez bura. Uhuca alırlaştı, bir durana kaçıyor, bir durana kaçıyor ondan. Melun ne arar burada? Koca can veriyor. İmanını alayım diye tesallüt edeceğim. Asamız orda olduğu için melekler birbirini veriyor. O cihanın asası bulunan yere. İ demiyor Elhamdülillah. Bize boğaz bağını göndermişler sıfımızdan Vesai şeylerini göndermişler. Her günümüze bir helaya göndermişler. Bimler bir an diyor. Hürmetinden başında Hacer, mesvet getirir gibi getirdi tasviye. İnşallah şeytan yaklaşamazsın. Şimdi oraları bıraktım. Gelmiş, muz vefat etmiş. Allah rahmet etsin. Kararmış gönlün parlaması beş nesne ile beş şeyle olur. Takür bir kabın yani yıkaması Estağfurullah lazım, Estağfurullah lazım çekerkene öyle yıkanır ki kıpkırmızı çıkar.
O daha kalaylı değil. Amma, kulasası pakın çıkmış olur. Bir rabıta müşavırı atarlar. Şöyle müşavırı atarlar. Ondan sonra elinde zikrullah çubuğu olan kalayı şöyle sürter. Böyle hal olmuş. Kabgut olur. Üçüncüsü, dördüncüsü el olur. Beşincisi Ataş da yanmış olur. Bir kinlattın mı? Bak sanki yüzün görünür. Pıkır kalktı. İnsanın kalbi de böyle pıkır gibi. Katkara olmasa merhamet olmaz mı? İnsaf olmaz mı? Namazda huzur olmaz mı? Kaç namaz kılabildin? Allah'ın huzurunda, kalbime bir şey gelmeden, nur inerek kaç kıldım? Soruyorum yahu! Bir tane kılamıyorum hocam! Lastik gibi çekiyorlar. Kalbimi o yanına bu yanına. Yani, Darmacizik oluyor. Hem Namazdırıyor, hem de böyle oluyor. Amcanın biri demiş ki Namaz kılanları getir. Büyük kazanlarla yemek hazırladın. Yesinler duyun demiş. Büyük kazanlarla yemek hazırlamışlar. Namaz kılanları getir oğlum. Cami Nurettin gelmiş.
Hamdi Hoca, hizmetçi olan oğlu. Camiden çıkana demiş ki. İmam efendi evvelki zannı-ı Sure'i hangi ayakla okudu biliyorsun ki. Allahu Ekber, Muhammed, hepimiz, bilmez. Anladınız. Kanaatmışsın, hiç hatırlayamıyor. Çünkü bal, bahçede elma, diş yarıyormuş, Müşteri ile şey diyor, pazarlık etmiyordur. Hiç aklıma gelmeden, kırılmışsın, eline erimesin diye. Hangisi, bin tane cemaattan yelitecik alamıyor ki. İlberiki zammı sura'da bu Yahya-i güven teyvir onu okudu. Sonraki zammı sura'da İhlas-ı şediku okudu. Seçil böyle yedi tefik veyahut da on tefik kimse seçmiş din kişiler. Milletmiş hanım oğlum namaz kılanları getir namaz kılmamışlar ki diyor. Kimisi bir evlilikten ikinci evlenmeyi düşünüyorummuş. Kimisi vahaza sürmeyi kimisi mağazada pazarlık etmeyi, kimisi ailesine muhatap heymini bir türlü demiş insanların. Fıkkı, focırık kalplerimiz yoğurun.
Hocam ne ile kalbim bu huzurla namaz kılmak onu da vereyim ve bitireyim mi artık? Şu üç şeyle dedi Şah-i Nakşibendi Kuddise sirruhullahi'l-i şehadet aynı vahhi kitabında şöyle diyor. Biri, oha kalkıp yediği helal olacak. Onu da huzurla yiyecek. Haram giden, karın da huzur durmaz kayar kayar biz de kalp kalp geliyor. İki. Hatdaş kalırken elinizden başlayın ayağınıza kadar. Her azanın ettiği günaha, hüve, ite ite ite kılın. İki, bu da olsun. Üçüncüsü, iftah tekbirini.