Kalp Hastalıkları Ve Manevi Çözümler kaydında Üstad-ı Yusuf mübarek parmağıyla yazılan kitabından bir kısım parçalar okuyacağız. Allah, cümlemiz hakkında ters yerine kalıp eyle. Ehl-i dünyadan içtinab. Dünya ehlinden ayrılmak, kaçmak. Üstat-ı Azam efendimize. Hadis-i Es'adi Helibili. Otuz sesinden oğlu Aziz efendimize. Yeni insaf zamanımdaki lezzetleri alamıyorum. Gitti trende bir…
Üstad-ı Yusuf mübarek parmağıyla yazılan kitabından bir kısım parçalar okuyacağız. Allah, cümlemiz hakkında ters yerine kalıp eyle. Ehl-i dünyadan içtinab. Dünya ehlinden ayrılmak, kaçmak. Üstat-ı Azam efendimize. Hadis-i Es'adi Helibili. Otuz sesinden oğlu Aziz efendimize. Yeni insaf zamanımdaki lezzetleri alamıyorum. Gitti trende bir avaralık meydana geldi. Halen evvel kalbim çalışırdı. Kalbim lebzai celal okurdu. Şimdi kalbim sükut etti dururdu. Neden olduğunu bilemiyorum Üstad'ım diyor. Lehul Hamd gene gayretimle kalbimi çalıştırabildim. Lakin neler engel olduğunu bilemiyorum. Gene başıma bu musibet gelmesin diye mektup yazıyor. Estağfurullah. Allahu alem Allah alimdir, bilir. Çok şiddetli sandıktan, çok şiddetli sıcaktan, insanın vücuda hasta olacağı gibi, Üç şeyden de kalp hastalanır. Üç sebepleri var. Onlar olduğunu kalp hastalanır zikrini bırakır gaflete dalar.
Biri hilaf-ı şeriat şeriata muhalif hareket ettin mi katten zikir ataşın üstüne suyu yutmuş gibi söner. Sürer. Şeriattan milim ayrılmaman lazım. Bir, kısaca olsun efendimizin dediği kadar. İkincisi, dünyanın zibi ziynetine israf kabilinden olan, dişiye yaramayan, şuralara niye sevilmiyor da bir boy alısı halı salacağım. Oradan taşurayı halıyla böyle duvara tutacağım. Önce bir şeyler israf. Halen Üstadımız dahil olmamışlar. Bir yazar görmüşler. Ben de görmüştüm. Yani duvarı hep halı halay etmişler. Bu firavun'un adetiyle fen kaldırır görmüş. Yani firavun'un duvarlarındaymış o şöyle Mekke'yi, Medine'yi, Osu-Şerif'i temsil eden değer de şöyle ziynet için şehede en deyimatlı amiri alarak, duvarlarına böyle asarak hafta sermeneği yok da bu bu içim şeye israf denilir. Böyle şeylere gönül verirseniz diyor kalbin ikinci hastalığı zikrinin durması bundan ileri gelir. İyice dinleyelim.
Senin yeni çıktı. Üçüncüsü diyor gaflet ve kalp sahibi kimselerle ehli dünyayla ihtilatı ver. Karışırsan nerhan söndürür albümimizi. En mühimine buymuş yani. Onun kalbindeki hastalık en han sirayet eden kalbin sevgili dostları istemez olur. Öyle bir hale gelmiş insan. Efendimiz buraya hem sohbetinde şunu misal verir. Şunun sohbetinde çok büyük bir şeyler. Ayasofya camisi şimdiki müze halinde olan büyük cami. Bu da kimseydi biliyorsunuz, kimse olaraktan yapılıyordu. Abbas'ta tut tutmayınca ı bunların zamanının kahinleri, müneccimleri vesairleri toplandılar. Fahri Kainat Muhammed aleyhissalatu vesselam Mekke'den Medine'ne hicret etmiş duyduk. Onun eli olmazsa oraya yapılmayacak diye aralarında oluştular, bir heyet gitti. Vardılar dediler ki ya Muhammed sübhanallah ve sellem biz büyük bir kilise yapıyorduk. Kupasını tutturamıyor usta. Ne zamanki yapsa iskele boşaldığını çöküyor.
Kalp Hastalıkları Ve Manevi Çözümler ne anlatıyor?
Kalp Hastalıkları Ve Manevi Çözümler kaydında Üstad-ı Yusuf mübarek parmağıyla yazılan kitabından bir kısım parçalar okuyacağız. Allah, cümlemiz hakkında ters yerine kalıp eyle. Ehl-i dünyadan içtinab. Dünya ehlinden ayrılmak, kaçmak. Üstat-ı Azam efendimize. Hadis-i Es'adi Helibili. Otuz sesinden oğlu Aziz efendimize. Yeni insaf zamanımdaki lezzetleri alamıyorum. Gitti trende bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bar-ı Kainat Efendimiz Muhammed aleyhissalatu vesselam bir avuç toprağıymış Medine toprağından. Onun içine tıkruğunu bırakmışlar, mübarek tıkruğunu. Karıştırmış. Bunu demiş onu hacminin içine katıştırın, tutar. Harikaten öyle olmuş. Hazreti Ali efendimiz demiş ki dedi ki ya rasul yani bir kilise ya onu böyle veriyorsunuz. O Resulullah cami olacağını latum bana bildiriyor. Hakikaten çok seneler cami olaraktan çalıştı. Gittik diyor o camiye. Namaz kıldık diyor. Biz geldik diyor. Numarımızın birisi diyor, orada kalmış diyor. O da varmış diyor. Karşıda diyor bir münkir kimse varmış tarikatı inkar eden. Ehli dünyadan bir kimse bununla karşılarken gözü de yumruğu Mevlüdi şerif dinlemiş o da öyle gelmiş. Gerçekten burada kalbinde sıhhat gibi çalışan Allah Allah Allah sükut etmiş. Hazatımızdan yalvarmış. Efendim var bir hal oldu. Kalbimiz zikri durdu demiş. Efendimiz de şahidiymiş bunu.
O da varmış. Otur sen de gidelim, otur. Beni murakabaya aldı. Sen ana, sen şeye gitmişsin, camiye, sofyakaya gitmişsin. Evet, kardeşlerimiz gelmiş desen orada kalmışsın. O kardeşimiz da beylerbeyliydi diyor efendimiz. Beylerbeyi denir diyor. Evet efendim. O da mevlüde şerit dinlenirsin. Gözün yumlu olduğu halde karşında bir münkir varmış. Onun kalbinden geçen hastalık zikrini durdurmuştu. Efendimiz dedi ki, yıkı ya seni. Gömulle onlarla beraber oturur kalkarsan yani sen de bir hayat bırakır mı? Bunun mekanı çaresi diyor efendimiz, rabıtalı oturacaksın oturduğun yerde. Rabıta-ı Şerife, kutlu cihan hatırında olacak. Onun zılli manevisi altında olursan hiçbir şey tesir etmez. Baştan başlarken ehli dünyadan içtinap diye başladık öyle geldi hatırına. Eğer dünyayla ihtilaf onlarla karışmak sen mi katildir? Yani öldürücü zehirdir, tiryak yetişmez. Tiryak yetiş iyice geleceğe zehirdir Allah.
Kime diyorsun efendim ehli dünya diye? Daima dünyadan konuşur. Hiç ahiret hatında yok. Fabrikamız şöyle oldu, tarlamız böyle oldu, bahçamız şu oldu, oyumuz şöyle oldu. Hiçbir zerre kadar ahiret hakkına gelmeyen kimseye ehli dünya dinidir. Bir kimse neyi çok zikrederse, neyi çok severse o çok oluşur. Bu bozulmaz kaide Peygamber efendimiz buyuruyor. Ne insan çok severse onu. Efendi misiniz? Çok seviyor. İndirir, kaldırır. Hani Sani Menderes'da filan sonra şöyle konuşturunup ve ağlar bir taraftan çünkü onu çok seviyor rabıta ediyor ne? Peygamberimiz Muhammed ' a çok sevgisi var. Fahri Kainat Muhammed ' a efendim vardık Medine'ye Tahir'i ziyaret etti. Her türlü çok meşgul olur. Ehli dünya ile ihtilaf ahiret adamına bak belli peygamberimizi, efendimizi Allah'a huzuruna çok meşgul ahiret ehli. Tavlayla, bağıla, bahçayla, makineyle, söz ailesiyle, çocuğuyla daima onları indiriyor, kaldırıyor.
Daima onunla mı alem deyin ya bunlar? Bunlar samimi katildir. Bu zehirle maktul olan kimse mevki ebedleyiciye giriftar olur. Keşke bir tecrübaysa, kurtulsa her yerde görür. Ahireti ölür. Harife teemmül için işaret kafidir. Arif kimseye düşünmek için işaret kafidir. Size işaret veriyorum yeter. Siz kendinizi kurtarın. Zehirle katlolunmayın. Anların yağlı lokmaları, o ehli dünyanın yağlı lokmaları meriz-ı gazrulu pezayüdüne sebeptir. Kalp meryasının daha çok hastalanmasına ve ziyadalaşmasına tiyekunu diye meratul pezeyede enullahu merada hastalanmış da hastalığınız diye dalaşıyor. Emmariye neye düşecek Allah korusun. Onun için Merihizbikinin tizza yüzünden sebeptir. Onların ekmeğinden, yemeğinden gelirse. İmamı Azam efendimiz bir yere gitti. Bahtîri onlardan birisi imaha oturmaz. Efendim buyurun niyetliyim. Bir. Eva varsa ki iyi talebelerde efendim niyetliyim diyor.
Orada İmamı Azam efendimiz radıyallahu anhun sesi ravlaiz. Kim şu gelen adam bir sarıyla görüşmek arzu etmedi mi? Çocuklara şöyle bir cınap dairesi çizermış. Efendimiz diyor de burada yok. Şu cüzün içinde yok. Şurada var hem var. Onun şeyi böyle siyasetliydi. Abdullah efendiye çağırdınız ama o uzandı Muhammed Abdullah tatlı hocamızı. Burada yok dediler. İmamı Azam efendimizin şeyini yapmasın. Yahyalı Hasan gelen. Görüşeceğim. Yani burada yok dediği başta insana denilir. Bana demesin Allah rızası için. Siz aman efendim buyurun buyurun buyurun. O odada yok dedi diyordum ben. Her insan çok geliyorlar da benim sevmediğim de sizleri öyle zannetmişler. O koskoca kalmayı falan filan. Onun için büyükler bazı böyle yalan değil. Essah yere burada yok dediler. Şurada var Allah. Bazı şeyler bellemiş oluyorum. Onların yağlı lokmaları da merizli galibi'nin tezayüdüne sebeptir. Allah razı olsun.
Şöyle çeke bizden alırız böyle dinleyip din ve izah etmeyeniye olmaz böyle şeyler herkesten vazgeçelim. Hazer hazer efendimiz korkun korkun usta korkun diyor. Anların sohbetinden firar aslandan daha ziyade girerdi. Aslan parçaladı. O parçalayan aslandan daha onlardan kaçınmadan. Görüyor musun? Mühim yere varmak basıldı. Öyle kaç ki görüşme imkanın olmasın. Bu yüzden rabıta ile görüş, ihtiyacını dedirt alışverişimi yapmayın. Hiç zararı olmaz. Lakin böyle dal duramıyorum. Var ya bunun yanına oturayım. Ne edeyim? Seni zehirler kapar boy yarar. Allah'a sohbet anların sohbetinden firar, aslandan daha ziyade gerektir. Onların nimetinden, sohbetinden, muhabbetinden, görünüşlerinden, hürriyetinden sır ya, görünüşlerinden dahi itiraz sunmak gerekir. Hazer etmek, korkmak gerekir. Yoksa helaki ebedi, hüsran-ı tevhidi icab eder, Yoksa ebedi helak eder.
Husrani sermedi ahirette hüsran-ı edediye cehenneme göndermeye sebep olur. Bu kadar mühim olmasa efendimiz böyle yazmaz. Daha dinliyorum. Haberde varid oldu ki O zaman bizi bu çok tembih verdi bunu. Kadın, erkek, köle, cariye bütün insan tevazu eder. Tevazu. Ondan sonra tevazu iyi ama. Evinde olursa iyi. Zengine zenginliğinin için, dünyalığını için, ağlığının, deyliğinin, veysliğinin, başkanlığının için tevazu ederse dinin üçte ikisi gider buyuruyor Peygamber Efendimiz. Dininin hiçbir şeyi zine dokunmaz, bozamaz ama böyle din zengine fakire o yaşta gelenlere hormet edip horbet edip kalkmayın da zengin olunca ayağa akıyor. Buyurun efendim diyor. Ondan bir şeyler uyuyor, tavass musu ediyor. Şimdi hocalıkta, hocalıkta, hacılıkta, imamlıkta, vaazda ne de çok tehlikeliydi eskiden bu. Şimdi devlet maaşimizi veriyor da. Olur musun böyle erilmiyor? Yoksa o anın şimdi elinden görüyormuş.
İrem Bana koca bir şey haber verdi. Hayretten aldım. Öyle. O Adana ağaları. İmam tuttu mu o ağadan bağlı. Geldi diyor. Havanın biri diyor. Caminin holusunda elini arkasına atar diyor. Böyle gider. Gelir. Gelir. Gelir. Geber. Gelir. Seketi üstünde diyor. Hoca imamdır diyor. Aldırın bir taneye. Hoca imam! Hemen ne tabanca götür fıstı alacağım. Tepoyu dolduracaksın. Kanaatımız olsun diyor. Herif beni köle yerinde bulunuyor. Köleye de öyle denilme. Ben. O kadar da cemaatin var. Beni seni yollar diyor. Hoca hala sağ yatakta şimdi. Onun muskası kadar tesirli, onu okuması kadar tesirli. Bir hoca bulunuyorsun yatakta ayak var. Çat böyle yatıyor geçen kızı herifine var. Ocaklarını öptü. Kıymaçlı bir adam. Yine geldi diyor. Hoca böyle bir hat gider gelir diyor. He yanından takınca getirdin diyor. Tabii ki yeter diyor. Senin bu gelişetin Firavun gelişeti. Neymiş hoca. Nasıl oluyor sana gelişelim.
Yahu ağayısan günah ağasın ben imamım. Muktediyen bihaberden imam geriliyor bana. İmamıma ifade ettim diyor herkes. Ben senin yumuş uşağın fülen miyim? Sen benim kırdığımı ayağımın tahinyasını getir. Sen nasıl herif ediyorsun? Hep korkmuşlar. Yani şimdi hüzün eder öldürür diye. Nasıl ister işte hocanın okuması çok kuvvetli kendini çevirmiş yere öyle olmalı ki kıframalı, beyazı bir geçti diyor. Yani sizin yine bozulur şekle geldi. Oy gitti gitti kurşun gibi diyor. Abdestini al yani inen diyor. Gel namazı kılıp fır adam. Diyor. Yani senin gibi imam görmedi ama hayatından korkuyoruz öldürürsen ne yaparım deyiliyor. Böyle de tehlikeliydi arkadaş ağa. Nasıl ayağa kalkmak böyle. O zaman Allah'ım inan ne olmam böyle bir yere gitmem. Bir anın içine ayağa kalkmam günümüzün üçte ikisi gider. Bu mevsimi işte. Şu haber verdiğim mevsim gece kapıyı Ne olur ne olmaz Allah'ın takdirine razı ediyor.
Mandalı aldım ayağımın üstüne kapandı diyor avlayaraktan diyor. Hoca senin gibi daha hiçbir hoca bana söz söyleme diyor. Ben Allah'ın ne kadar asık kuluymuşum da ben bu imamları köle yerinde kullanırım sizin tiram otobiyazı. Ailem ağladı ben ağladım. Ailem ağladı ben ağladım. Ciğerimize oh dikildi. Haydi hemen ne hatırladık bizim evde yiyeceğiz ağlayaraktan koluma girdi vardı ama hanım başı dağılıyor. Dağı böyle ıslah irşad etsin. Allah senden razı olsun. Takımlarla gömlekler miltonlar neler giydirler diyor. Malıdan yağ olduk her dondu geldi eliyle ırzığı dağılırdı diyor. Böyle tehlikeliydi. Allah uzattı. Endişe lazımdır ki tevazu eylemen Allah'ın zinasından mıdır yoksa başka şey için mudur? Şöyle bir düşünelim diyor. Bir an evvel tevazu edip ayağa kalkmak zenginliğinden için midir yoksa başka bir niyetle mi? İyi düşünün diyor. Şeyh yoktur ki Rabbiniz, şek yoktur ki kinası cihetindendir.
Zengin olduğundan için ayağa kalkıyorsun diyor biz zengine. Niye o yaşta kız bu ihtiyar ayağa kalkıyorsun ya? Yo öyle bir salahet sahibi ne hal efendim? Öyleyse diyor dinin üçte eksik etti. Anın neticesi dinin iki sülüsünün zehabıdır. Sen kanda İslam kanda. Sen dirdesin. Nerdesin? Necab kandadır. Sen nerdesin? Necab kandadır. Sen nerdesin? Kurtulmak nerededir böyle dünyanın adamlarına ehli dünya, zengin, bel, başkan, milletvekilinin, hu hiç kimseye bölmediğin ayağa kalkıyor, hürmet. Yapma Allah'ını seversen ya. Sen dindar bir insan. Yaptığı yaparsan herkese bir karar da yap. Yani o bir misafirine buyurun buyurun diyor, ona da buyurun buyurun diyor. Ona ayağa kalkıyorsun, ona da ayağa kalk. Zarar yok ama orucu tart ettirirsen yine üçte ikisi girer diyor. Zenginliğini için çünkü yaptığın. Şu sebepten ki nar cins ile sohbet.
Cinsi olmayan kimselerle sohbet, anların yağlı lokmasını yemek, kalbi tezahür mevzusadan, kalbi efendim efendimizin halifelerinin, hocaların vaazından kalbi kül eder. Ve tahule mesayaktan, nasihattan faydalanmadan uzak eder. Kelime ve kelamla müteessir olmayı istemez o kalp. Söylesem, mis gibi hiçbir şey anlamaz. Çünkü zıkkım gibi zenginlerin yemeğini gibi. Koşuyor devasa filan. Haram mı zıkkım mı, rüşvet mi almış, pangadan mı, yöresini, kanunca mı çelişmiş? Onları hiç hesap etmeden onu atıyor boğazına. Zıkkım oluyor kalbine. Hiçbir zatın vaaz-ı nefsiyatı üstasın vaaz-ı nefsiyatı zerre kadar tesir etmez öyle kimseye. El Hazer vel hazer. Efendimiz Hazeridir. Korkun korkun. Rütyetlerinden de hazer lazımdır. Şöyle görmelerinden. Fasit görüldün mü kalp kararırmış. Rabıtasız olur da onlara böyle bakarsan kalbi bir siyah derdeler. Eski lezzeti niye almıyor? Bunlar oluyor işte.
Rüyiyatlarından da hazer lazımdır. Mevuzanın hülasası. Ben bazımı hulas ediyorum diyor efendimiz. Nasayihen züpbesi, nasihatımın züpbesi. Ehl-i tedeyün ve erbabı teşerrula yeethilat ve inbisattır. Ehli din ehliyle, şeriat ehliyle karışmak ve inbisattır. Bunlarla kalbine açmak, arşer sohbetlerine varmak Allah Allah deyip beraber demek kalbi görüyorsunuz derhal açıyor biiznillahi teala. Pedevü ve teşehhüde ehli sünnet ve cemaatin tarikatı haklarına salih olma merbuttur. Yine ehli diyor mu? Şehabihat ehli diyorken ehli sünnet vel cemaatten çıkmış ulemaim diyenler var. İşte bunların orada var. Böyle hoppoh tarikat inkar eder. İçine girer rahat edenlere şöyle dönüverdim mi der ki canım ulan rahat eyle Allah'tan kurban insan der. O adamı gördünüz mü benim bütün tüylerim bayağı dikirdi. Dikilirdi ben. Bazı kana gelir. Böyle ufak ufak benim ömrümü alır.
İşte ben de zırhlarıyla görüştüm şöyle dedim. Efendim rabıta hem ediyoruz dedi. Görüştüğümde yine rabıta. İnsanı duru ana çatlatacak bir adam. Ulaşerlerinden muhafazız. Ulemayı sürümden kaçının diyor. Efendimizin şöyle bir haberlerinde halifesi Halil Efendi. Birisi Nuri Efendi. Nuri Efendi. Birisi de Hacı Mustafa Hacı Abdullah şu üç kardeş intisapır, şu Mustafa intisap etmez. İnciköy'den mahalleden Mevlüt Hoca var. Bizim akrabadan olur. Gene köyde öyle verirdi, ailesi oradaydı. O da ora bunlar mıymış? Hocam ben Tarife Talineye girmek istiyorum. Bir de oğlum seninle ben tarinatı nereden kaldıracağız, götüreceğiz. O en büyük adamların hali diyor. Efendimizle Hızır dağlarına da beraber yan yanaydı evleri diyor. Hep sene beraber yaşarlar. O bir hocanın zehirinin yüzünden tarikata girmeden er bir git tacımızda. Halil Efendi böyle ağlardı. Ulemanın da öyle kısımları var.
Her hocanın yanına varıp da bu biliyor ne bileyim sokulmaz seni tarikattan alakal onlar. Allah şerlerinden muhafaza diyorsun. Ötekiler de biter şöyle sakal koydu. Böyle müftülüğe geldi. Şimdi saharını cübü'n dans kıyıttırdı. Böyle methuf şekilde böyle hoca var bizim duranlar. Bilinler bunları. Allah şerlerinden ruhsat Fırka-i Naciye un vardır. Şeriat ehlidir. Bu gibi ricala, mütevatın necat muhaldir. Böyle zata büyük zatlara tabi olmadan necat olmak muhaldır. İmkanı yoktur. Yani Vanların reylerine iltibassız felah münteneendir. Onların reyleri üzere tabi olmazsan, onların gösterdiği ehli din, ehli şeriat yani zamanın kutlayacağını o gösterdiği yoldan gitmezsen necat bulmanın imkanı da ancak necat bela bunlara olabilir. Bu manaya akıl ve nakli keşfi deliller şahittir ki tehalip ihtimali yoktur. Filasına hareket etmenin ihtimali yoktur.
Eğer bilinirse ki bir şahıs hardal Genesi kadar bu sıratı müstakimden ayrılmış olsa, anıl sokleti sevgi katil olup Görüyor musun iyice dinliyorsun da bak. Yani sıratı müstahemden ayrılmış olsa bir kimse anın suhreti senmi katildir. Zehirleyen bir zehirdir onun sohbeti. Olsun. Allah'ın sohbetinden içtinab eylem Bu dini mübinde peyda olan fitne ve fesad o cemaatin şeamatındandır ki, hatayı dünyevi sebebiyle ahiretlerinle berbat eylemişlerdir. Dünya hataları yüzünden, yoldan çıktıklarından, sınır çaldıklarından, şeriattan ayrıldıklarından, yani ayrıldıklarından, ahiretlerini de berbat maali şerifi. Onlar o kimselerdir ki Doğru Allah'a rızkı. Doğru yolu bırakıp sapıklığı, evli yolu satın almışlardır. Demek alışverişleri onlara kazanç sağlamamış. Doğru yolu vermişler, evli yolu almışlar. Onlar doğru yolda doğru yolu da bulamamışlardır.
Yahya bini muaz buyurdular ki üç sınıftan müştenim olmak gerektir. Üç sınıftan kaçmak gerektir. Nasıl efendim diyor. Ulemai Rafir'in, Nurray-i Dahhir, Nutasab-ı te Cahilin, Yahya bin-i Muaz, Nurray-i Muaz'a üç sınıftan açmak lazım. Gafip olan ulemada. Demin alim hem tarikata girememiş. İller takdir etmişse böyle ünlü insanlar onlar götürebilir. Götürebilir. Şeytan aldatmış. Yani hoca ama gafil adam. Bunlardan kaçınmak lazım diyor. Bir. Hurr-rahim-i tahin hafızanla hiçlikleri oturur. Kuran okur pişirir böyle. Müdereli halktan bir şey mukabil Kuran okur. Bunun da katına ama. Üçüncüsü mutasavvıf-i cahil sofulardandı. Cahil ehli hiç yok. Elisten iyi bilmez tarikatın başına geçti bizim burada biri. Bir zaman geldi. Herkes şahit bunu. Meriçlerime diyor. Ben mi ediyorum diyor. Sen o oturduğun yerden kılını ben kabul ettireceğim.
Kıyam tarz olan kıyam terk Sonra bir birini alem-i ervahta tındık namaz kıldı dünyada namaz üzülüyor. Böyle net çeşitler çünkü mürşidi olmalı mı bir cahil.