Eğer biz günahlarımızdan dolayı istiğfar ederken, ederken, Rabbimize dönerken, yalvarırken, yakarırken, emrolunan görevlerimizi icra ederken ne yapar? Cenabı hak on nuru kalbimize indirir. Artık bunun tarifi yok o genişliğinin. Çünkü Cenabı Hak'ın muhabbeti o gönle giriyor. Tarif edilmez şekilde genişler bunu zaten halis bir salik bilir bunu. Evradında ezkarında bilir. Kalbindeki o genişliği tarifi yok bunun. Diyelim. Bu nasıl tanınır, bu nasıl bilinir? Bu kalbin genişliği buyurdu ki, evet buyurdu Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Bu dünyayı geçici olarak bilir. Bir cennet gibi görmez. Bura bitecek, ebedi aleme gireceğiz düşüncesi hasıl olur. Ve tecafiye andaril vurur.
Bu aldatıcı dünya bize sahih gibi görünen, sımsıkı tutunduğumuz şu dünyanın artık aldatıcı olduğunu anasından bilir ahirete göçmüştür, babasından bilir, yakınından bilir, arkadaş gruplarından bilir, etrafından bilir, Minarede okunan salalardan bilir, geçicidir der. Habire girmeden önce ora için hazırlık yapar. Bir diğer ayeti celle Taha suresinin ashabına, Musa Aleyhisselam dedi ki benim göğsüme genişlik ver ya Rabbi. Bu nedir bu genişliği istemesi? Bir hamli aba, o vahyin ağırlığı, o vahyin ağırlığından bu vazifenin sıkletinden dolayı. Allah'ımız da marifetiyle genişletiyor lütfuyla, ihsanıyla. Diğer bir