Ve ismi hu fi kalbi himem koşun. Rakı Zülcelalimizi söylüyor. Bize dikkat edersek Evrad Ezkar veriyorlar. Onu da diyorlar ki bir kısmını açıktan okuyun. Bir kısmını da kalbiniz ilahi kudreti düşünerek okuyun. Böyle yapmalarının sebebi çünkü kalpte yanmalar başlıyor. Isınmalar oluyor. Sonra çok sıcak bir hale geliyor kaynar. Bir suyun kaynaması gibi kaynıyor. Çünkü yüz derecede su kaynar ve içinde de mikrop kalmaz. Zikrullah'ın içten okunması kalpte böyle bir ateş hasıl oluyor. Sonra o suyun diyelim hava gazı, onun üzerindeki bir cezve düşünelim. Atmaya başlıyor su kaynıyor. Okur fokur kaynıyor. Sonra normal halini alıyor. Böyle kaynadığı zaman ne oluyor? Ne oluyor? İçindeki hasetlik mikrobu, kin, buz, hayvani arzular, şehevi duygular bunlar artık geçir ama iyi dikkat edersek. Allah Yalnız bu kaçışta bir mana var. Kuran Azimüşşan'da Zariyat suresinde Cenabı Hak buyuruyor. Allah'a kaçın.
Esaim'le. Ve Allah'a kaçın. Buradaki kaçış sevgi manasını taşır. Allah'a koşun. Onun emrine koşun. Onun muhabbetine koşun. Onunla kuracağınız ünsiyete koşun. Dostluğa koşun. Kurbiyete, ona yakınlığa koşun. Ona muhabbete koşun ve sevgi anlamını taşır. Burada bir hayvandan ürküp de kaçmak gibi değil. Buradaki kaçış onun aşkına koşuyor. İsmi de diyor gönülde nakş olur. İyice yerleşecek bu. Zaten Cenabı Hak kalbimize ismi Celil'i nakşetmiş. Bunu, şimdi kalbin sol cihetine doğru, sol cihetine doğru etten Lafza-yı Celal'in yazılı olduğu zaten tespit ediliyor. Orada İslamiyet İmanın yazıldığı bir nokta var. İmanın yazıldığı bir nokta. Aslında kalbin hepsi değil kalp, kanı devrediyor. Kanı devrediyor vücutta. Asıl olan Süveydai Derun diye siyah nokta demek.
Rabbımızı zikreden, onun muhabbetinin olduğu, onunla dostluğun olduğu, Cenabı Hak'tan korkunun, ona tazimin, ona dönüşün, beni ne yer aldı ne sema Kamil müminin halkı aldı buyurduğu nokta o kısımdır. O nokta o nokta siyah bir nokta. Mesela rabıta yapıyor kişi. Rabıtasında eğer aleyhissalatu vesselam efendimizin müsaade buyurduğu kimse ise onun kalbini kalbinin üzerine tutmak suretiyle zaten o büyüteçler güneşe tutuluyor. Güneşin ışınlarını süzerek hangi eşyaya tutuyorsa onu yakmaya başlıyor. Bunun gibi o gönül Rabbimizin esma tecellisini, sıfatı ilahiye tecellisini, zati tecellileri, zati tecellileri almaya yetenekli olduğu için onu kalbimize tuttuğumuzda kalbimizdeki kötülükler yanmaya başlıyor. Diyelim cimrilik Bunu iyi tutacağız biz. Arınma Bunu iyi tutacağız biz. Arınmak olmadıkça mümkün değil.
Temizlenecek ki temiz et, ölü levini dost gelecek kondurmaya dediği gibi Yunus Emre'nin kalbimizin arınması gerekiyor, temizlenmesi gerekiyor. Biz bunu gündelik bütün hayatımızda görüyoruz. Bir mutfakta diyelim ki bir kaba yemek konacaksa o kabın tertemiz olması lazım. Bu kalbe Rabbimizin zikri konuyor, muhabbeti konuyor. Tevhid gibi Rabbi Zülcelal'imizin vahdaniyetini ifade eden bu Kelime-i Tayyibe konuyor. O bakımdan tertemiz olması gerekiyor. Arınacağız başta. Temizleneceğiz. Rabbimize muhabbetin işareti ve ismi hu fi kalbi himen kuşun kalbine artık nakşolunmuş, yerleşmiş. O yerleşince onun dışında düşünceler kalmıyor. İmam Malik Hazretlerinin dediği gibi ben diyor sufilerden böyle hayırlı kimselerden duyduğum şu sözleri başka kimselerden duymadım diyor İmam Malik Hazretleri. Birisi zaman bir kılıçtır. Siz onu eğer değerlendirmezseniz o sizi keser.