Ve Selametü's sadır. Ve Selametü's sadır. Abdülkadir Geylani Gattdesallahu Sırra Efendimiz buyuruyorlar ki Cenabıhakk'a beni ne gece hıyamı gece namaz kılmak ne de gündüz oruç tutmak ve diraseti Alim, ilimle meşgul olmak vasıl kılmadı. Cenabıhakk'a ben iyilikle vasıl buldum ve Allah'ın kullarına alçak gönüllü bulunmak suretiyle ve Selameti sadır gönlümde Cenabı hakk'ın dışında hiçbir muhabbeti taşımamakla kalbim, sadrımın arılığı, durumunu ve temizliği ile ulaştım. Burada bize Araf Suresi'nde ashab-ı Hak onların gönüllerinden kim ki bir hasetliği gidermiştir. Bu çok mühim. Bu Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin istiğfarıdır aynı zamanda. Biz günahlarımızdan dolayı istiğfar okuruz, Allah'ımıza yalvarırız, bağışlanmamızı dileriz. Fakat Muhyiddin Arabi ve emsali Allah'ımızın sevgili kulları sadırlarından geçen, uygunsuz düşüncelerden dolayı istiğfar okuyorlar.
BAGARA suresinin son kısımlarında Essame, İster açığa vursun, isterse gizlesin Cenabı hak onları hesaba çekecektir. Burada gizlese de gönlünden geçen düşünceden dolayı hesaba çekilmesini şu şekilde izah etmişler. Buyuruyorlar ki eğer kasıt varsa gönlünden geçen bir düşünce var, uygunsuz bir düşünce, onu yerine getirmek istiyorsa, o zaman hata olarak yazılır. Yok Allah'ım ben böyle bir hal istemiyorum, beni bu düşünceden kurtar diye çok samimi bir şekilde yalvarırsa, o zaman gönülden geçenlerden dolayı, bundan dolayı hesaba çekilmez buyrulmuştur. Bir yerde misafirdim. Bundan yirmi sene geçmiş olabilir. O ev sahibi dedi ki ben dedi hiç böyle meşayih-i kiramla görüşmeniz oluyor mu? Ben de bunu hiç öyle hatırlamadım. Saygı duyarım, onların dinimize olan hizmetlerini de. Seni benli görüştüğüm pek kimseyi de hatırlamıyorum. O zaman şimdiki gibi telefonlar da yoktu.
Bir telefon defteri vardı, alfabetik sırayla hazırlanmış. Orada bir şeyin adresini gördüm. Karşıyta Ahmet Efendi italittir, uşak olsun. Ona telefon açtım. Daha bizi tanımadan. Onun telefonunu bir yerden almışım kardeşim dedi. Okuduğum Ayet-i Celileyi okudu. İster dışımızdan, isterse içimizden geçen o düşünceler dışımızla yaptığımız, elimizde azalarla bile, gönlümüzden geçen hatalardan dolayı Cenabı Hak muahaze ediyor dedi. Bir de velilerin sıfatlarını söyledi, çok hoşuma gitti. Daha icellileler okuyorum. Ashab-ı Çok hoşuma gitti. Demek ki büyüklerimiz gönülden geçen düşüncelerine çok dikkat ediyorlar. Bunu üç şekilde anlatırlar. Bu hepimizin sıkıntısı olduğu için diyorum. Bir, azalarımızla yapmamaya çalışırız elimizden geldiği kadar. Biz gözümüzle harama bakmayız diyelim. Bundan dolayı tövbe ederiz, istiğfar ederiz, eğer böyle bir hatamız olmuşsa.
İkinci bir kısım gönlünden geçen bu düşüncelerden dolayı istiğfar okurlar. Bir üçüncü sınıf onların gönlünden de geçmez, çünkü arınmış. Şöyle düşünelim, şu anda lambalar yanıyor, hem de biraz fazla yanıyor bu çekimden dolayı olsa gerek. Hiç karanlıktan eser yok ama söndürdüğümüz zaman her yer karar yok. İmanımız yakin hale gelirse ama kesin bir inanç, taklitten kurtulur da tahkike erecek olursa, ibadetlerimizle ihsan mertebesinde olursa, ahlakımız da güzelleşirse geçmesi mümkün değil. Artık arınmış ol. Esaade erbili Hazretleri buyuruyor ki benim evlatlarımın semtinden mel'un bile geçemez diyor. Efendim bazı evlatlarınız var ki onların oyuncağı durumunda onlar Evrad ve Ezkar'ına bildiğimiz tavsiyelere uymayan kimselerdir diyor. Yoksa rabıtasını en az on beş dakika yirmi dakika yapıyor. Çünkü rabıtadan sonraki dönemler var. Asıl arınmamız rabıtada oluyor.
Bir meyvenin yetişmesinde toprak istiyor, gübre istiyor, çapalama istiyor, yerine göre budanmaları vesaireler istiyor, ilaçlamaları istiyor. Bunun yanında en önemli olan güneşin işidir. Rabıta aynen ilahi bir güneştir. Çünkü kalbimizde Süveyda-i Derun diye bir nokta var. Süveyda ismi taskir, o siyah nokta, siyah noktacık diyelim. Rabıta da ilahi güneş oraya vurdur diyor. Oraya vururken, vururken, vururken nasıl ki mikrop nerede olur? Karanlık yeri olur. Mikrop nerede olur? Kirli, temiz olmayan yerlerde olur. Biz bu sinekleri, böcekleri de görüyoruz. Eğer bataklık bir yerse, orada meydana geliyor sinekler ve uygunsuz diyelim maddeler zuhur ediyor. Kalbimiz bataklıktan kurtulursa, Süveyda-yı Derun'a okuduğumuz evrad ve ezkarla bilhassa rabıta ile ilahi güneş kuracak olursa, bilhassa murakabelerde, o zaman kötülükten eser kalmıyor. Bu kurtuluşu çok anlatıyorlar, kolay bir kurtuluş olmuyor.
Çünkü menşei çok sıkıntılar var. Bunlardan dolayı arınamıyoruz, azalarımızı koruyacağız, kimin huzurunda olduğumuzu bileceğiz, Rabbimize göndereceğiz, Rabıta ve Murakabede de o ilahi nurları vurdura vurdura oradan bir eser bırakmayacağız, inşallah muvaffak oluruz. Abdülkadir Geylani Efendimiz selameti sade derken buna işaret etmiş oluyor. Burada Hadis-i Şerif'i ele alırken, tevazu ile işaret edilen bir itamit taam diyor. Halid Geylani Efendimizin bu sözünü hadisi şerifle alakalandırıyor. Cennette öyle köşkler vardır ki içinden dışı dışından da içi görünüyor. Kim gelecek oraya? Et ama taa, iyilik yapanlar diyor Kerem ve efşüsselam, selamı yayanlar ve salla bil leyli ve nasu niam, insanlar uykudayken kalkıp namaz kılanlar, burada ona işaret edildiğini görmüş oluyoruz. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.