Kalp Arınması ve İlahi Muhabbetin Tadı kaydında Safer ayında bulunuyoruz. Safer ayının Duaları, Dualar ve Zikirler kitabında Sami Efendi Hazretlerinin KaddeSallallahu sırra geçmektedir. Yalnız ilk çarşamba gecesi bu gece dört rekat namaz, birincisinde Fatiha'dan sonra on yedi Kevser Suresi, ikinci rekatta beş İhlas Fatiha'dan sonra, üçüncü rekatta Felakı, dördüncü rekatta Nasi…
Safer ayında bulunuyoruz. Safer ayının Duaları, Dualar ve Zikirler kitabında Sami Efendi Hazretlerinin KaddeSallallahu sırra geçmektedir. Yalnız ilk çarşamba gecesi bu gece dört rekat namaz, birincisinde Fatiha'dan sonra on yedi Kevser Suresi, ikinci rekatta beş İhlas Fatiha'dan sonra, üçüncü rekatta Felakı, dördüncü rekatta Nasi okunuyor. Aynen İkindinin sünnetini veya Yasrın sünnetini kılıyormuş gibi bu üçüncü rekata kalktığımızda Euzu Besmini çekiyoruz. Sonunda dualar ediyoruz Rabbimize yalvarıyoruz. Bunu da unutmayalım. Çok önemli olan bir cümle var onu ifade etmek istiyorum. Bu geçmiş büyüklerimiz kalplerinden Rabbi Zülcelal'imizin muhabbetine mani olan ne düşünce varsa onu kaldırmaya gayret ederlerdi.
Kalplerindeki yersiz düşünceleri kaldırırlar, ta ki kalp bu duygulardan, bu yersiz düşüncelerden kurtulduğu zaman Mevla-yı Zülcelal'imizin yaratılışında mevcut olan ilahi muhabbete nail olur. Bizi burada en çok DNA'mız. DNA'mızda, yapımızda Rabbi Zülcelal'imize muhabbet var, o muhabbetin ortaya çıkması. Eğer buyuruyor kalpleriniz dünya muhabbetinden kurtulacak olursa Melekut aleminde uçmaya başlar. Geliler ya yoldan gelenin eline bakarlar. Öyle bir yolculuk ki melekut alemine yolculuk yapıyor, melekut alemine oradan getireceği hediye hesap edilmez. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Miraçta Miraç-ı güzin diyelim çünkü çok önemli. Miraç-ı güzin'de Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz ümmetine iki tane hediye getirdi. Birisi Bakara suresinin son iki ayeti, ikincisi de namaz hediyesini getirdiler. Oradan getirilen hediye bu dünyanın hediyesine benzemez.
O hediyeyi alıp kabre koyamayız ama bu hediye kabre de konur, kabrin ötesine de geçer. İlahi alemde bizi mesrur edecek nimetlerdir bunlar. Bunu Bayezid Bistami Hazretleri de yaşadı. Biz uyku dendiği zaman uyku istirahattir o belli. Fakat ruhun istirahatıdır. Uyku. Böyle olmasa büyüklerimiz sabah olduğu zaman nasıl sabahladın diye birbirlerine sormazlar. Bunu nasıl sabahladın? İşte dalın, belin, ağrımadan nasıl uyudun manasına değil, hangi tecellilere mazhar oldun diye bunu soruyorlar. Demek ki uyku hali bizim bildiğimiz gibi değil. Biliyorsunuz mübeşşerat var, böyle müjdeli rüyalar var. Adgahu alem var, karmakarışık. Böyle bir gün içerisinde bir kimseyle anlaşamamış onu görür, alışverişinde sıkıntı bunu müşahede eder, bu değil. Asıl onlarda ilahi alemde ruhun istirahatıdır. Bayezid Bistami Hazretleri ben oturuyordum benim diyor içimden ruhum çıktı. Bir de baktım bir müddet sonra döndü.
Dedi ki ya Bayezid ben sana hediyeler getirdim. Bakınız hediyeye. Hediyenin birisi Tevbe Suresi'nde yetmiş iki. Ayet-i Celile cennetlerin üstünde bir nimet. Bak Allah'ımız bize neler bahşediyor, neler ihsan ediyor. Diyor ki ben şu kimseyi unutamam. Öyle yaptığı çok fazla bir iyilik de değil. Evet, iyilik yapmış küçük görünmez iyilik diyelim bir ev almış diyelim. Unutamıyor. Bana diyor bir iş temin etti, unutamıyor. Bu onların hiçbirisine benzemez. Ve rılvanum minallahi ekber. Allah'ımızın kolundan razı olması nimetlerin en üstünü. Dünyada olmaz mı? Ashab-ı Güzin efendilerimiz için radiyallahu anhüm ve radu anh. Allah onlardan, onlar da Allah'tan razıdırlar buyuruyor. Bu, hem de kamil müminler için geçerlidir. Şimdi biraz ufkumuzu genişletsek, düşünsek, tefekkür diyoruz, biraz daha derine dalsak Allah'ımız kuluna öyle ikramlarda bulunmuş ki tarifi yok.
Kalp Arınması ve İlahi Muhabbetin Tadı ne anlatıyor?
Kalp Arınması ve İlahi Muhabbetin Tadı kaydında Safer ayında bulunuyoruz. Safer ayının Duaları, Dualar ve Zikirler kitabında Sami Efendi Hazretlerinin KaddeSallallahu sırra geçmektedir. Yalnız ilk çarşamba gecesi bu gece dört rekat namaz, birincisinde Fatiha'dan sonra on yedi Kevser Suresi, ikinci rekatta beş İhlas Fatiha'dan sonra, üçüncü rekatta Felakı, dördüncü rekatta Nasi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İnşallah bunları anlarız, sana diyor iki hediye getirdim. Birisi rıza, yani Cenab-ı Hakk'ın rızası. Cennet diyelim, cennete biz ne ile giriyoruz? Yapılan hayırlı taatlerle. .Selamun aleyküm dobitum fetkuluha hali din. Arz edeceğimiz bu Tabbe fiilinin içerisinde geçiyor. Yapmış olduğunuz güzel amellere mukabil cennetlere girin, size selam olsun diye teşrifatçılar var. Bu çok önemli. Bir yere gireceksiniz, sizi böyle güler yüz tatlı dille karşılıyorlar. Kişi irtihad edileceği zaman melekler o kimsenin haline göre karşılıyor. Allah korusun azgınları, asileri Çok şiddetli bir şekilde tahammül edilmez ama hayırlı kimseleri, canları çok asude, çok tatlı bir şekilde alınıyor ve onu kimler karşılıyor? Sana ahuşunu açmış duruyor Peygamber diyor. Gazze'deki o şehitler böyle karşılanmasa sabredilmez, böyle karşılanıyor. Dua edelim bizim gücümüz ve kuvvetimiz Rabbi Zülcelal'imiz.
Ona dayanalım, ona sığınalım başka bizim sığınağımız yok. Rabbi Zülcelal'imize sığınalım, bakın kimler karşılıyor Cenabı Hak karşılıyor, rızası karşılıyor diyor ki Bayezid Bistami Hazretleri'ne, ben diyor sana rıza, Allah'ımızın rızasını, ikincisi de muhabbet getirdim diyor. Burada birinci cümlede ne demiştik? Bizim kemiklerimize işlemiş, derimize işlemiş, hücrelerimize ilahi muhabbet işlemiş. Bakın bazı değerler olur, bu değerler üstünde durulmazsa ne yapar? Bozulmaya başlar. Allah'ımız yaratılışımızda şu yetmez mi bize, bizi kendisine kul için yaratmış. Bunu İbn Abbas radiyallahu anh'ın ve hazretleri, Rabbimizi tanımak için yaratılmış. Bunun üstünü açacağız biz, Bunu ziyadeleştireceğiz, arttıracağız. Böyle bir nimet vermiş. Diyelim bir tanesi bir diğerine çok sevindim. Bir kimse diyor ki askerde şimdi kardeşi bazı aralarında haller olmuştu. Onu nasıl bak tatlıya bağlıyor?
Dedim kardeşiniz geldiğinde ne yapacaksınız? Bak çuval kaldırıyor bilmem falan. Ne yapacaksınız? Kardeşime dedi, bir iş düşünüyorum dedi. Ona bir dükkan hazırlamak istiyorum dedi. Hani bu kardeşlikte de ne kadar önemli? Bize Rabbi Zülcelal'imiz, şimdi şunun için söylüyorum bu misali, ona diyelim biraz sermaye verir, sermaye çok önemli. Sermayesiz bilecek de girilmez zaten bu ticari bir husustur. Girerse şimdi baştan hesap eder, der, ben işte şu kadar çalışma yaparsam karşılığında bunu elde ederim, ondan sonra onu nemalandırırım, bu güç. Şimdi asıl mühim olan elimizdeki mevcudu nemalandırmak, elimizdeki mevcudu nemalandırmak. Allah'ım nema nedir? Arttırma vermiş ona, evladım diyor bak ben artık yaşlandım, ben bu işlerle meşgul olamam, artık benim başka görevlerim var, vazifelerim var, siz çalışırsınız. Bak sermaye şu, bir gör sermayeyi, bununla gör bu işleri gör.
Şimdi o kimse bunun kaderini ve kıymetini bilirse ne yapar? Geliştirir. Bakın bir çuval kaldıran kimseyi söyleyeceğim. Ben diyor girdiğim işte çuval taşırdım sırtımda. Sonra öyle oldu ki benim sadakatimi görünce iş başına, iş işin başına getirdiler. Ondan sonra diyelim çok çeşitli satış kalemleri var. O kalemlerden birisinin başına verdiler. Orada da başarılı olunca şirketin başına geçtim diyordu. Bu bir kul, biz Allah'ımızın kulu olarak eğer ibadet ve taatimizi ihlasla, ihsanla, takva ile yaparsak Cenabı hak nemalandırıyor, onun nemalandırması hiçbir şeye benzemez, bira onla daha da gayretimizi çoğaltırırsak yedi yüzde, daha da artırırsak bir gayri hisse, Ebu Haps Hattadi Hazretleri de var. Bunun yanında ribahor, böyle faizle meşgul olan bir veli.
Öyle ki tövbe etti, istiğfar etti, hayatı uzun anlatılır, uzun anlatılır, günahtan vazgeçti ibadete büründü fakat evini ailesini terk ettiği için onlar şikayete başlarlar. Dediler ki, dediler ki bak biz perişan bir durumdayız, sen bize bakmayacak mısın? Dedi, ben büyük bir iş sahibinin böyle işveren mi diyelim, nasıl diyelim, bunu daha ziyade üstadımız bir anın diye söylerdi. Büyük bir tacirin kapısında çalışıyorum, ücretimi istemekten haya ediyorum dedi ve ayrıldı. O dediği nedir? O dediği Allah'ımızın kapısında çalışıyorum, ibadet ve taatteyim bunu demek istiyor. Sonra eve ikinci defa gelişinde bir baktı ki, evde bir fevkaladelik var. Çuvallar gördü, şekerler gördü. Bunun yanında temizlik aletleri de var, kav var, kaşık var, bütün mutfak takımları var vesaire yiyeceklerin hepsi mevcut ve sonra evden demek ki çok mahzun kalmışlar ki et kokuları gelmeye başladı. Nedir bu?
Dedi ki sen ne büyük bir kapıda çalışıyormuşsun. Dediler ki o çalışmasını artırsın, biz daha da nimetimizi ziyadeleştiririz. Meğer o gelenler Allah'ın dostlarıymış, Cenab-ı Hak görevlendirmiş, kulum bizim yolumuzda gayret gösteriyor, siz de ona bu hizmeti yapın. Hadis-i şerifte buyurulur ki, eğer kul Allah'ın yolunda çalışır, gayret gösterir ve bu gayretinden dolayı dünya işlerini ihmal ederse Cenabı Hak onun bu işlerini hallü ashan eder, buyruluyor. Bize olan taatinden dolayı eğer dünya işlerini göremezse biz onun bu sıkıntılarını gideriz, gideririz mealinde. İşte bunun gibi, bunun gibi eğer biz Rabbi Zülcelal'imize, taatimizde bakın hizmetin de bir kalitesi var hiç şüphesiz. Giyimi ve kuşamından tutun, temizliğinden tutun, geliş ve gidiş saatlerine bakalım. Eşimdi işe girerken bir imza ile girdiğini biliyoruz. Daha sonra çıkarken de öyle.
Bunun yanında bazı kurallar var, o kurallara da dikkat ederse ne olur? Ona olan atiyyeleri, ona olan yardımları daha da çoğalacaktır. Biz ibadet ve taatimizi vaktinde yaparsak çünkü Essalatü livaktiha diye buyruluyor. Namaz ibadetin başıdır. Taatlerimizi bütün vaktinde yaparsak Rabbimizin istediği şekilde biz giyimimiz ve kuşamımız olarak hem elbisemizin zahiren temizliği, batınanda takva ile temizliği temin edersek işimizi hiçbir zaman aksatmayacak olursak Rabbimizin kuluyuz dediğimizde elbette ki bire yedi yüz verecek çünkü canı gönülden hizmet ediyoruz. Öyle emek hırsızlığı bilmem falan yok. Serbest bırakılsa dahi ben çalışıyorum, rızkım helalinden olsun diye saniyesine bile dikkat edecek olursa daha da nimet artıyor. Biz kalben muhabbetle yapacak olursak yedi yüz. Bu artabilir. Yalnız ifade bu şekilde. Bu da Kuran-ı Kerim'de bir tane başatta yedi başak yüz tane yedi yüz ürün.
Adaf-ı müdafaa da buyuruluyor katbekat artırırdı. Sonra ilahi muhabbetle yapılırsa onun sınırı yok. Keşke bu muhabbete girsek o zaman görürüz. Hiçbir ibadet beklentisi içerisinde olmaz, katiyen olmaz. Hiç ibadet ve taat beklentisi böyle ecir ve mükafat diye bir şey olmaz. Sadece kulluğunu yapmaya çalışır, ibadetin de görmez. O ibadeti emreden Allahu Zülcelal'i görür. Bu şekilde olursa, ashab-ı betilkel cennetü'lleti üğritü muhavime küntüüm tamahun. İbadetimizi samimi olarak ihlas diyoruz. Sırf Allah için. Onu görür gibi ihsan ölçüsü içerisinde muhabbetle yapacak olursa bakın Rabbimiz ne seviyelere getiriyor onu. Abid kul olmak ne demek Öyle seviyelere getirir ki Cenabı Hak, kendisine yönelen kul oluruz tövbe suretiyle, tövbe etmek suretiyle. Sonra Allah'ımızın abid kullarından oluruz ibadet etmek sayesinde. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de vasfettiği kimselerdir abidin.
Sonra Rabbimize hamd eden ve şükreden kimseler oluruz. Yani cennet yararının hali bu. Eshabuve ve izara ite sen meraitene aymen vamulken kebira. Her nereye baksa Allah'ımızın nimetini görüyor. Elhamdülillahi rabbil alemin diyor. Ondan sonra cihad eden Allah'ın yolunda hem nefsiyle, şeytanla hem de bunun yanında ne yapıyor? Din düşmanlarıyla da mücadele ve mücadele içerisinde oluyor. Nefsimizle mücadele onlarla bir mücadele içerisinde oluyor Allah'ımızın dininin hakim olması için. Sonra kendisi ibadet ve taat olunca diğer insanları da ne yapıyor? Çok gözetiyor. Emri ilahiyi bildiriyor, nehyolunandan kaçındırıyor, sonra Rabbimizin koymuş olduğu sınırları katiyen geçmiyor. Bakın ne hale geliyor. Sonra da Cenabı Hak müjdeler olsun diye buyuruyor. Yeter ki kapısında olalım sonsuz lütuf var, ihsanı var.
Rabiatü'l Adeviyye annemiz, biz yarım koymuş olmayalım Bayezid Bistami Hazretleri benim ruhum çıktı ve iki hediye ile geldi. Böyle adam diyelim ki Erzurum'dan gelmiş ne beklenir? Herhalde iyi bir deri peynir denir. Daha çok Erzincan'da olur da. Bunun yanında diyelim Erzurum deyince oltu taşından güzel bir tespih hediye getirebilir. Diyelim bunun yanında Denizli'den gelmiş, Denizli'den daha ziyade kemerler satılır vesaireler. Bunun gibi şimdi değişmiş olabilir. Gaziantep'ten geliyor, artık onu canınız ummasın, o yiyecekler gelir demiyorum onları. Şimdi gerek yok biz Marifetullah'ı tatmayı ifade ederken o nimetleri misal olarak arz ediyoruz. İşte Gaziantep'in baklavasıdır ve bir de önemli olan kebabıdır. Böyle hediyeler gelir ama bu Melekut aleminden gelen hediye ceberut aleminden olursa daha bir başka. Lahut aleminden olursa daha başka bunun tarifi yok.
Biz bunu tatmadığımız için şu anda bilemiyoruz. İnşallah afaki olmaz, başımızın üstünden geçmez de gönlümüzün ortasından oraya bize nedamet vererek, düşünmemizi icap ettirerek tefekküre daldırarak bu hediyelerin nasıl sunulduğunu inşallah anlamış oluruz. Mesela Sami Efendi Hazretleri üstadımıza öyle bir hediye veriyor ki mübarek dizini dizine dayamak suretiyle bakın birinci hediye bir mürşid-i kamilin, kamilin muhabbeti böyle olur da Resulullah'ın muhabbeti nasıl olur? Fenafiş şeyh halinden fenafir resul. Resulullah'ın muhabbeti böyle olur da Cenabı Hak'kın Cemal-i İlahiyesi nasıl olur diye Fenafillah hediyeleriyle dönüyor. Biz bu hediyeyi seherde alamıyor muyuz? Dua edin de biz de mahrum kalmayalım. Okuduğumuz istiğfarda mağfiret hediyesi alalım, bağışlanma hediyesi. Okuduğumuz Tevhid de şuhuda erelim. Tevhid artık bizim nasıl olsun bugün de okuduk fıtratında mevcuttur.
Tevhid insanın yaratılışında mevcut. Onu tada bilelim. O tevhidin öyle bir lezzeti var ki mizanda bile tartılamayacak şekilde onu yaşayanlar bilir. Bunu ifadede tabii zorlanırız biz bu Tevhid Muhammed Suresi'nin on dokuz. Ayet-i Celilesinde en başta hesabına Fa'lemennehu la ilahe illallah derken orada ilmel yakini, aynel yakini, hakkal yakini ifade edilir. Tevhidin tadını almak ne demek? Ebu Zerreynü'l Gıfarî Hazretleri hayatına da mal olsa Mekke müşriklerin ortasında okudu. İbni Mesud radıyallahu anh hazretleri o tevhidin tadını öyle aldı ki onlara Rahman suresini okudu malum kulaklarını da kanattılar eza etmek suretiyle Yani o tevhidin tadı haber verilemez. O tevhidin tadı Ebu Cücane Hazretleri vesairlerini kafirlerin ortasına atıldı, hiç çekinmeden, çok uzun. Cenabı Hak mahrum etmesin, hediyeler çok. Sallallahü vesselam'daki hediye ne demek?
Aleyhissalatu Vesselam Efendimizle ruhen bir araya gelebilmek, Onun teveccühüne mazhariyet. Sonra Rabıta-i Şerife'deki hediyeler anlatmakla bitmez. O kalbe inen Füyuzat-ı İlahiye o öyle bir yol açar ki daha başka hediyelere tecelliyata mazhariyet gibi Allah'ımızın nimetine erişme hali zuhur eder. Daha sonra Lafza-yı Celal'de okuduğumuz Lafza-i Celal'le mezkuru Rabbi zülcelal'imizle olup kalbin huzura germe hediyesi yine tarife sığmaz. Biz zaman almamak için Rabiatü'l Adeviyye annemiz buyuruyor ki eğer kalpleriniz gerisiz duygulardan kurtulacak olursa sizin gönlünüz melekut alemine uçmaya başlar. Çünkü kalpte bu hastalar var, bu özellikler var. Kalp dediğimiz zaman o imanın yazıldığı nokta öyle bir hediye ki beni ne yer aldı ne sema aldı, kamil müminin kalbi aldı buyuruyor. Bu ne büyük bir hediye.
O bir tecelliye ayırsek inşallah dua buyurun yaşamayı Allah'ımız bu günahkara da lütfetsin, ihsan etsin, o zaman hayatı anlar. Etsin, ihsan etsin, o zaman hayatı anlarız. Ne nimetler varmış diye. İşte bunun için ümmetim uykudadır, ölünce uyanır buyuruyor. Ölmeden evvel uyanalım, bu nimetleri tadarak Rıza-yı İlahiye'ye erelim. Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
Kalp Arınması ve İlahi Muhabbetin Tadı | Mihmandar