Kalbin iman iman haşyet inabe zikir takva ve selamete tahsis edilmesi hususunda birçok ayeti kerimeler vardır. Şimdi bunu biz şu anda anlayamayacağız. Haşyet, inabe, zikir, takva ve selamet dediği zaman biz bunu şu şekilde izaha çalışalım. Kulun belası buyuruyor Hars Hazretleri, KALtesi Allah'ın sonra, kalbin Allahutaala'ya karşı atıl kalmasıdır. Yani Cenabı hakk'ın muhabbetinin muhabbetinin dışında olmasıdır. Kalbin Cenabı hakk'ın muhabbetinin dışında olmasıdır. Kalbin belası budur. Bu kalp eğer Cenabı hakk'ın muhabbetinden ve sevdiklerinin muhabbetinden mahrum kalırsa kalbe gaflet gelmeye başlar. Böylesi için Cenabı hak Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız ve nefsinin arzusuna uyan her işi aşırılık olan kimseleri kimselere katiyen itaat etme diye buyruluyor. Şimdi kalp çok önemli bir mekan.
Efendimiz aleyhisselatu vesselam eğer kişi Cenabı Hakk'ı zikrederse Eğer Allah'ı zikretmeyi unutursa şeytan istila eder ve eğer Allah'ı zikrederse üzülerek geri çekilir. Geçmişte yaşayan büyük zatlar kalplerden oyalayan meşgul eden bağlayan yabancı şeyleri söküp atmak için çok ciddi çalışırlardı. Sebebi şuydu, kalp ne zaman uyarlayıcı işlerden temizlenirse ancak o zaman yaratılış sebebi olan harikanın sevgisine geçer. Rabiatül Adeviyye annemiz buyuruyorlar ki insanlar kalplerini dünya ile meşgul ettiler. Eğer dünyayı bırakmış olsalardı, yani Abdülkadir Geylani efendimizin buyurduğu gibi Para kesede caiz, kasada caiz, evde caiz ama gönülde Layiyecüz caiz değildir buyuruyor. Eğer ki buyuruyor Rabiatül Adeviyye annemiz, insanlar kalplerini dünya ile meşgul ettiler.
Eğer dünyayı bırakmış olsalardı melekler aleminde uçardı, Sonra o uçuşları kendilerine faydalı, zarif şeylerle dönüp gelirlerdi. Bir gün Bayezid İbi İslami Hazretleri otururken ruhu kendisinden çıktı. Allah'a ısmarladık ey Bayezid dedi. Bir müddet sonra geldi. Dedi ki ya Bayezid ben sana iki tane evliya getirdim. Biri marifetullah, Allah'ımızı tanıma nimeti, ikincisi de muhabbetullah demiştir. Halid bin Ma'dan şöyle buyurur. Her kulun yüzünde iki gözü vardır. Onlarla dünya işlerine bakar aynı şekilde kalbinde de iki gözü vardır. Bunlarla da ahiret işlerine nazar eder. Allahu Teala bir kulu için hayır murad ederse onun kalbindeki iki gözünü açar, onlar da Gayb Adem'in de kendisine vaat ettiklerini görür ama kul için bunun dışında bir muradı varsa onu haline terk eder. Sonra Cenabı Hak buyuruyor onların kalplerinde kalp kalp klikler var diye buyruluyor.
Ahmed-i Hazreviye diye mübarek bir zat var. Kalpler kaplara benzer, kalpler kaplara benzer. Hakla dolduğu zaman artan nuru hislerden görünmeye başlar. Şayet batıl işlerle dolarsa o zaman da artan zulmet yine hislerden görünmeye başlar. Aynen şunun gibi evde lamba yanacak olursa elektrik pencereden ışıklar vurur, yerine göre kapıdan da vurur. Eğer eğer nur yoksa ışık yoksa zulmette kalır Yani kalbimizde nur olacak olursa imanın, nuru, ibadetin, ahlakın, güzel ala nuru o bizim hislerimizde de azalarımızda da belirir. El cömert olur, göz hakkı görür, ayak yolunda yürür. Aslında biz azalarımızı ne için yaratılmışsa onları o yolda kullansak ne için yaratılmıştır? Hiç şüphesiz kulluk için. Mesela ayak ibadet ve taat için yürürse o ayağın aynı zamanda bu azaların bir de iç yönleri var. Manevi ayaklarla da vücudumuzda bulunan letaifleri gezmeye başlar.