İhsan Mektebi programımızın bugün de yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz sevgili dinleceğim. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü Sirrahü'l-Aziz'in Musahabe isimli eserinden sizlere bugün Kalbin DEVASI konulu sohbetini aktarmak istiyorum. Kalbin DEVASI beştir. Kuran'ı, manasını okumak. Açlığa riayet etmek, Allah'ı çok zikretmek, seher vaktinde Allah'a tasarru ve niyazda bulunmak, gece ibadet etmek, salihlerle oturmak. Bunlara riayet eden kalp hastalığına düçar olmaz. Mümin, kalp hastalarına bunları tavsiye etmeli ve mezmum sıfatlardan kurtulmaya gayret etmelidir. Bilesin ki nimet kadrini bilmeyenin ve şükrünü eda etmeyenin elinden alınır. Akıllı olan her haline dikkat edip, içinde bulunduğu zamanı gayret eden ve uzun emeli terk edendir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, zeki insan nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.
Facir ise nefsini hevasına tabi kılandır, buyurmuşlardır. Hadiste varid olmuştur ki Beş şeyden evvel beş şeyin kıymetini bil. İhtiyarlamadan evvel gençliğin, hastalanmadan evvel sağlığın, meşguliyetten evvel boş vaktin, fakr u zarurete düşmeden evvel elindekinin, ölmeden evvel hayatının kıymetini bil. Koyun, diğerini de su ile dolu bir kuyunun içine atın, sonra kuyuyu kırın, dedi. Dediği gibi yaptılar. O tanelerden birini üzerine koydukları demir su gibi eridi, yerde kayboldu de kayboldu bir eserini bulamadılar. Kuyuda dondu. Bunu gören Hukema dediler ki, Kalinos bununla bize demek istemiştir ki, ben cemadatı eritmeye ve doğası akıcılık olan suyu ayakta tutmaya gücüm yetti. Lakin ölüme bir çare bulamadım. Rasulullah'ın şu üzerinde düşün: Beş şey, beş şeyin bedelidir. Faiz yenilmesi çoğaldığı vakit afetler ve zelzeleler artar. Hakimler zulmettikleri vakit yağmurlar azalır, kıtlık olur.
Zina çoğaldığı vakit ölüm artar. Zekat verilmediği vakit hayvanlar helak olur. Zımmilere zulmedildiği vakit Allahü Teala, Yuşa bin Nun aleyhisselama vahyetti ki: Ben kavminin hayırlılarından kırk bin, şerlilerinden altmış bin kişiyi helak edeceğim. Yuşa aleyhisselam, Ya Rabbi, şerlileri anladım, fakat hayırlıları niçin helak edeceksin dediğinde, Allahü Teala cevaben, onlar benim gazabımdan dolayı gazap etmediler. Onlarla beraber oturup yediler. Etmediler. Onlarla beraber oturup yediler, onlarla beraber oturup içtiler, buyurdu. Zünnun-i Mısri demiştir ki, insanların arasına fesat altı şeyden girmiştir. Ahiret ameline niyetin zayıflığından, bedenlerinin şehvetlerine rehin olmasından, ecelleri yakın olduğu halde emellerinin uzun olmasından, mahlukların rızasını Halık'ın rızasına tercih ettiklerinden. Kendi hevalarına tabi olup, peygamberlerinin sünnetlerini arkaya atmalarından.
Selefin küçük hatalarını yaşayış şekillerine hücre dalıp, onların asıl her zamanki hayatlarını örnek edinmediklerinden. İmam Şafii demiştir ki: Taunun en güzel tedavi usulü Cenab-ı Hakk'ı tesbih etmektir. Kul, hata ve günahlarını itiraf ederek istiğfar, tesbih ve zikir ile meşgul olur. Çünkü Cenab-ı Hak, Yunus Aleyhisselam hakkında Eğer o tesbih edicilerden olmasaydı, balığın karnında ölüler diriltilinceye kadar kalacaktı. Yani o sıkıntısı ve hastalığı devam edecekti, buyurmuştur. Aynı şekilde hastanın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize çok çok Salavatı Şerife getirmesi lazımdır. Fakat bu gibi tedaviler, kulun zahiriyle batını muvafakat halinde bulunduğu takdirde. Yani kul tam inanarak yaptığı takdirde etkili olur. Bu hastalığa tutulmakla ölümün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, sizden birinize bir hastalık geldiği vakit ölümü temenni etmesin.
Şayet muhakkak bir şey demesi lazım gelirse, ancak Allah'ım, hakkımda hayat hayırlı olacaksa beni yaşat, vefat hayırlı olduğu vakit vefat ettir, desin, buyurmuştur. İşte akıl sahiplerine gereken ilim, vazu nasihat meclislerine devam ederek kalbini kasvetten kurtarmak ve zikrullah'a ile kalbini öğütlerden istifade edecek hale getirmek ve Sünneti Seniyyeye tam sarılmaktır. Ölümü de çok hatırlamalıdır. Çünkü ölümü hatırlamak lezzetleri giderir ve insanı dünyada her şeye esef etmekten kurtarır. Ahiret tedarikine sevk eder. İşte bize gereken kalplerimizi ve bedenimizi hakiki hayata ehil hale getirmeye çalışmaktır. Hasta olan kimsenin şu beş şeyi iyice düşünerek kendisine istikamet vermesi lazımdır. Nefsini masiyetlerden men etmelidir. Cenab-ı Hak nefsini hevasından nehyedenin gideceği yer Cennet'in ta kendisidir, buyurmuştur. Dünyada aza kanaat edip razı olmalıdır.
İbadetlere hırslı olmalıdır, salihlere muhabbet etmelidir, duayı çok yapmalı ve her muradını Allah'tan istemelidir. Rivayet olunur ki bir adam, bir fakirin elinden bir balığı gasp etti. Evine getirip pişirdi. Yerken elini ısırdı. Bir müddet sonra çıban çıktı. Tabip o parmağın kesilmesini emretti. Sonra hastalık ilerledi. Birer birer bütün parmakları kesildi. Kolu da kesildi. Koltuğuna kadar geldi. Sonra bu adam bir ağacın altına oturup ağlamaya başladı. Ona dediler ki, senin için gidip mazlumu razı etmekten başka çare yoktur. O da gidip mazlumu razı edince Allah da onun kesilen kolunu ve parmaklarını geri verdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: Allah Teala faiz yiyene de, yedirene de, şahidine de, katibine de lanet eder. Bilesiniz ki faiz, dünyaya karşı hırsı artırır.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem yine, eğer Ademoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister. Muhakkak ki onun karnını topraktan başka bir şey doldurmaz buyurmuşlardır. Kim edebi terk etme belasına tutulursa, sünnetleri terk eder. Sünnetleri terk eden farzları terk eder. Farzları terk eden şeriatı hafife alır. Böyle bir belaya tutulan da küfre düşer. Hafızayı kuvvetlendirmenin sebepleri Masiyetleri terke devam etmek. Misvak kullanmak. Az uyumak. Gece namaz kılmak, Kuran'ı yüzünden okumak, bal şerbeti içmek, günlüğü şekerle yemek, her gün sabahleyin aç karnına yirmi bir adet kırmızı üzüm yemek hafızayı kuvvetlendirme sebeplerinden olarak zikredilmektedir. Şu duaya devam eden afetlerden korunmuş olur. Şeyden mahrum olur, buyurmuştur. Bunlar, her kim ulemayı hakir görür kıymetini bilmezse dinden mahrum olur. Çünkü alimler şeriatın kaynağıdır, dinin öğretmenleridir.
Her kim amirleri hafife alırsa dünyadan mahrum olur. Zira melikler, dünya işlerini tertip ederler. Dünyanın dizgini onların elindedir. Dünyanın dizgini onların elindedir. Her kim komşularını hakir görürse menafiden, faydadan mahrum olur. Her kim akrabayı hafife alır ve alay ederse, karşılıklı muhabbetten mahrum olur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuştur ki Cenab-ı Hak Teala Hazretleri herhangi bir kimseye beş haslet verirse, bu beş hasletle beraber beş şeyi de onun için hazırlar. Cenab-ı Hak her kime nimete şükretmek verirse, nimeti meşgue-i meşgulenin ziyadeliğini de i'ta eyler. Cenab-ı Hak kelam-ı kadiminde Eğer şükrederseniz, Nimete şükür nimeti artırır. Nimete küfür nimetin elden çıkmasına sebep olur. Şükür nimeti şikayet derdi artırır. Herhangi bir kimseyi dua etmeye muvaffak kılarsa, onun için Cenab-ı Hak icabeti, yani kabulü hazırlamıştır.
Kelam-ı Kadiminde Bana dua ediniz ki, size icabet edeyim, buyurmuştur. Rivayet olunduğu üzere nibi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Ya Rabbi, sana kavuşmaya iman hususunda mutmain bir nefs, kazana rıza ve verdiklerine kanaat eden bir gönül isterim, buyurmuştur. Duanın birinci şartı helal yemek ve helal giymektir. Cenab-ı Hak her kimi istiğfara muvaffak kılarsa, onun için bağışlanma hazırlamıştır. Cenab-ı Hak Kuran-ı Kadiminde, Rabbinizden mağfiret isteyin, Muhakkak ki o çok mağfiret edicidir, buyurmuştur. Rivayet olunduğu üzere Nebi-i Zişan sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuşlardır ki: Hata sizin hatanız semaya vasıl olsa, sonra tövbe etseniz, Cenab-ı Hak sizin tövbenizi kabul buyurur. Cenab-ı Hak her kimi tövbe etmeye muvaffak kılarsa, muhakkak onun için kabul hazırlamıştır.
Cenab-ı Hak bir kimseyi sadaka vermeye muvaffak kılarsa, onun için kabulün husulünü hazırlamıştır. Rivayet olunduğuna Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yevm-i kıyamette insanların arasında hüküm verilinceye kadar herkes verdiği sadakasının gölgesindedir, buyurduğunu İmam-ı Ahmed rivayet eyledi. Yine rivayet olunduğu olunduğu üzere Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem her kim Cenab-ı Hakk'ın rızasını kastederek tasadduk ederse, Cenab-ı Hak yevm-i kıyamette benim kulum benden rica etmiştir. Ben ona haksızlık etmem. Onun cesedini ateşe haram kılarım. Cennetin hangi kapısından arzu ederse onu cennete sokarım, buyurdu. Değerli ecerim İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l azizin Nusahabe isimli eserinden Kalbin konulu sohbetini aktarmaya çalıştım.
Bir sonraki programımızda bir başka konuda tekrar birlikte olmak umuduyla Allah'a emanet olunuz.