Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Veli Allahu zülcelal'e yakınlık kesbiden kimsedir. Kalbi yakın, kafası yakın, zihni yakın, beyni yakın, iradesi yakın, eli yakın, ayağı yakın, gözü kulağı bütün azası, ne işi varsa eşi de yakın, işi de yakın, aşı da yakın, her şeyi yakın. Yatması yakın, kalkması yakın. Yatması ve kalkması nasıl yakın? Yatarken kabre giriyormuş gibi. Kalkarken kabirden diriliyormuş gibi. Yerken içerken o nimetin kimden bahşolunduğunu bilerek, gezerken dolaşırken bir gün bu alemden göçüp gideceğimizi tefekkürle, elimizle yolunda sarf ederek, gözümüzle ibret alarak, ayağımızla dini uğrunda gayret göstererek, kalbimizde imanla, imanımızın kamil olmasıyla, zihnimizde onun yüce kudretini tefekkürle, irademizi ona teslim etmek suretiyle yakınlığı meydana getirmektir. Hele bir işimiz gücümüz bitsin, ondan sonra biz taate koyuluruz yok.
İşimizle gücümüzle her şeyimizle. Eşimiz ve aşımız derken ailemizin de Mevla-yı zül celal'in emrine koşması, onların da farzı vacibi sünneti müstahabı öğrenmeleri, dinimize hizmet etmeleri, hocalarına itaati, komşuları ile güzel geçimi, yavrularımızın İslam'ın edebiyle edeplenip Kuran kıraati, ehli beytin zevki, Resulullah'ın muhabbetiyle yetişmeleri. Velayet velilik iki şekildedir. Birisi ammetün umumi bir velilik, umumi. Nedir bu? Iman edenlerin hepsindeki velilik. Yalnız iman edenlerin velayetine bir şart koşuyor. Ve amile saliha. Salih amel işleyecek. Salih amel nedir? İşi öyle derinleştirdi ki, velayeti haber verirken öyle Her kim Rabbine kavuşmayı ümit ediyorsa, hayırlı işler yapsın, salih amel yapsın. Salih amel nedir, onu burada izah edecek. Vela güçlük ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmayacak. Şimdi Rabbine ibadet ve taatte ortak koşmayacak diyor.
Çok önemli bir tabir kullandı. Biz şimdi bu mevzuyu hep bununla bitiririz ama hiçbir şey konuşmuş olmayız. İbadet ve taatle Allah'a ortak koşmamak nedir? Mesela evde yaptığımız taatle insanlar arasındaki yaptığımız taat arasında fark olmayacak. Evde alelacele. İnsanların arasında yavaş yavaş. Mesela gizli yerlerde yapmadığımız taati insanlar arasında işte ne kadar da çok ihsan ediyor, ne kadar da cömert insan desinler diye yapmak. Mesela okuduğumuz Kuran'la konuşmamız ve görüşmemizde üstünlük tasamak. Bunlar öyle, amelini öyle, kıraatini öyle, malumatın köyüne hal. Keşke bunu yaşayabilsek, salih amel işeysek. Velhassa hususi olanı bunu nasıl bulacağız şu zamanda biz özel bir velilik özel bir velayet velilik kimde var bu? Şimdi insanda şeytanın dürtüsüyle üstün olma arzusu var. Mesela akranı olsun istiyor. Bu şeytani bir düşüncedir. Kabul görmek ister. Önde olmak ister. Baş olmak ister.
İster bunları. Böyle bir hal ile velayetin umumi olanlara da erişilmez. Değil ki hususi olanı. Hususi olanı, Allah'ta yok olmuş olur. Onun gözünde hıyanet yok. Nefsin mevzusu olmaz onda. Nefis şöyle hile yaptı, nefis şöyle yaptırdı, ettirdi. Bu yok, o bitmiştir tamamen. O nefsin hallerinden hiçbir şey yok. Bunda ruhun güzellikleri var. Baktığı zaman eşyada Allah'ın nuru, duyduğu zaman Rabbimizin zikri, bir Muhyiddin Arabi hazretlerinde olduğu gibi anlatıldığı üzere Muhyiddin Arabi hazretleri bir su oluğunun yanına gelmiş. O su oluğu diyor ki Allah'ımızı zikirde her varlık. Siz diyor Cenabıhakk'a kulluk yaptığınızı zannetmeyin, hiçbir şey yapamıyorsunuz deyince Muhyiddin Arabi hazretleri o andan itibaren diyor kendimi topladım, böyle o andan itibaren diyor kendimi topladım, böyle anlatıldı. Ne yapalım taklidi. Ve fenavu fillahi sübhanehu ve teala bu Allah'ta yok olmuş, artık bitmiş o.
Ondan bütün hayır geliyor. Arz ettim ya, beyninden de hayır geliyor, hep hayırlı işler düşünüyor. Mesela müminler diyor eza görmesin, sıkıntı çekmesin. Hep onlar huzur içerisinde olsalar, hiçbir müminin kanı, haksız haksız yere akmasa. Bunları düşünüyorum. Dertli ve elemde olan kişileri düşünüyorum. Benim öncelikli yapacağım vazifeler mümin olarak nedir diyor. Artık velayetin hususisinde bu var. Bir şeyler bizim kafamızda gönlümüzde kalsın, umumi velayette Allah'a iman ve salih amel işlemek. İbadet ve taatini yapacak ama salih yapacak. Kitabı kelime uygun yapacak. Riya, kibir, ucu, benlik. Suma hep bunlardan beri olacak. Hiçbir katışıklık bulunmayacak. Hususi velayette Cenabı Hak'ta yok olacak. Dilinden hikmet akacak. Gözünden ibret. Hayatında hiçbir nefret olmayacak. Hepsi bir taat, bir nefeslik taati insanları metinlerin ameline denk gelecek.
Zatında yok olacak, sıfatlarında yok olacak, fiillerinde yok olacak. Şimdi biz isimlerinde sıfatlarında fiillerinde yok olmayı nasıl anlatalım? Nasıl anlatacağız? Mesela Settarül oyu Allah'ımız kusurları örten, biz otuz sene önce yapılan nefsimize bir darbeyi, bir hakareti unutmamız mümkün değil. Hep kafamıza geliyor. İncelediğimiz zaman inşallah alta geçmeyiz. Zatında yok olmak, sıfatlarında yok olmak. İlerleyelim yoksa biz takılıp kalacağız hiçbir şey anlatamayacağız burada. Kamil bir velayete kişi ulaşamaz. Ahmed er Rufai Gatta Sallallahü Sırrı Hazretleri buyuruyor. Bu hususi velayete veliliğe kişi erişemez. Nasıl erişir? Aklı kamil. Bunu nasıl bileceğiz şimdi? Hiç kimseye akılsız diyemezsin, herkes akıllı olduğunu kabul ediyor. Üstün bir zeka, üstün bir akıl, herkes söylüyor bunun için. Akıllıyım diyor. Hiçbir kimseye akılsızsın diyemezsin. Dersen yaka paça girişirsin. Hep akıllıyım.
O zaman kamil olan aklı nasıl tarif edeceğiz biz? Şer'an dinimizin evetlediği, dinimizin kabul buyurduğu ilahi hükmün ışığında devam eden görüştür. Devam eden fikirdir. Mesela akıl bir sala verildi cuma günü için daha ezan okunmadı. Ne yaptı? Aklımızı kamil hale getirebilmek için kamil aklın olgun aklın gereği camiye bir an evvel cuma namazından önce diğer vakitlerde de olduğu gibi gelip itikaf ecir ve mükafatına eğrelim. Bu düşünceyi de yapmaz zaten. İbadet ve taat yapar ama bir ecir ve mükafat karşılığı olarak yapmaz. Rıza-yı ilahiyi düşünerek aklını kullanır kamil akıl sahibi olunca der ki vaktinden evvel mescitte bulunuyor. Veanet himmeti her zaman üstündür, her zaman. Yani gayesi çok yüksek. Böyle evliya olayım ne diye çalışmaz da rızayı ilahiyi nasıl bulabilirimdir. En çok kaybımız büyüklerimizde olmaz bu.
Çünkü Essadiy er birliği hazretleri buyuruyor ki elini öpecekseniz bir kimsenin, elini bir hayvanın ayağından farksız görüyorsa öpün diyor. Suçun çoğu bizde. Adam mutmainne sıfatına gelip nefsi olgunlaşmamış. Sen onun elini öp, ayağını öp, ne olacak? Onu sen havalandıracaksın. Havalandığı zaman da indirmenin mümkün değil indirmen. Zaten şu kasabaya inmesi mümkün değil. Bazı illere de inemez. Büyük bir pist alanı kurmamız gerekir. İndiremezsin sen. Uçağı nasıl indireceğiz biz? Havalanmış bir kere. Havalandırmışız, boş yere havalandırmışız. İnmiyor inemez. Bir otobüs garajı değil ki. Bir terminal değil ki. Sivas'ın uzun en uzun pistlerden birisi oraya indirmemiz gerekir. Havalanmış çünkü. Kıymetli bir zatın hizmetinde bulunan bir kişi nasıl olduysa bir memlekete gelir elin ayağını öpmuştur. Efendi Hazretleri diyor bir türlü indiremiyoruz, bir kere diyor çıktı yukarıya.
Nasıl indireceğiz, inişe geçiyor diyeceğiz zaman alacak ta gelmeden iki yüz kilometre öteden belki inişe geçiyor denecek. Adam inmesi mümkün değil. Havalandıkça havalanıyor, suç bizi. Bunu Bayezid-i Bistami Kaddafi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hazretleri kim diyor beni yüzüme karşı övecek olursa o benim yüzüme çamur atmış olur. Eğer hatalarımı söylerse uygun bir şekilde o da gül suyu dökmüş olur. Ne güzel beyan etmiş, ne güzel anlatmışlar. Şimdi bir de bunun vebali yok mu bize? Evliya, nesi evliya? İçinden kini gitmiyor, nefreti de gitmiyor, buğzu da gitmiyor. Az bir dünyevi menfaat karşılığında feveran değiyor. Hayır ölmeden evvel ölmeden mümkün değil bu. Üstad zalimizin kız kardeşlerine bir şey anlatmıştım. Dedim ki dua ediyorum işte Sami Efendi Hazretleri hürmetine, aman ha aşağı inme dedi. Aşağı inme velayet derecesinde hakiki veli bunlardır diyor. Diğerleri olabilir.
Şartlarını haiz olan kimseler hep başımızın tacı. Dedi aman ha aşağı inme. Kolay değil öyle. Rical taifesini kolaylıkla elde edebilirsiniz. Ama İrşad ehlini bulmak mümkün değil. Zor Mevlana Halid Gatta Sallallahü Sırra bir İsmail yetiştiririm o da yarım diyor. O zaman ne yapacağız? İki hususa dikkat edeceğiz. İman ve takva. Allah korkusu celle edeceğiz, iman ve takva. Allah korkusu celle celalühü bizde galebe çalacak. Demek ki bizde de çok suçlar var. Mesela büyüklerimize iltifatta bulunulduğu zaman bir toprak olacağımı, bir de çirkin sudan yaratıldığımı hatırlıyorum, diyorlar. Kimimiz de bu ayet. İnşallah siz bu güzel hallere gelişir, bize dua edersiniz. Ve sadakatinde bambaşka bir bağlılığı var. Öyle bir bağlılık ki pamuk ipliğiyle ne ile değil çelik halatlarla öyle teslim olmuş ki redmiş, kabulmüş, bunların hiçbirisi onda değişme meydana getirmiyor. Bağlandı bendim gidemem gayri.
Veli, kamil veli efendimizin sözlerine hareket, tavır ve yaşantılarına uygun olan kimselerdir. Bu böyle kolay rabıtası yapılacak kimse değil bunlar. Eğer rabıtası yapılacaksa Efendimizin bizzat bizim irşad ve ıslahımız için telkin buyurduğu kimselerdir. O da şartlarını haiz olması icap eder. Efendimiz bizim ıslahımız için onları tespit buyuruyuz Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Oturalım oturduğumuz yerde ne için yaratıldığımızı, ne yapmamız gerektiğini bilip derin derin düşünelim Allah'ın kitabı kerimine bizim halimiz ne kadar uyuyor, bizim yapacağımız hesap. Böyle üçlerde, yedilerde, kırklar da üç yüzlerden üç yüzler. Öyle kimseler ki o üç yüzler Allah'ın izniyle senin senin ceddini Adem a. S.'a kadar sayar Öyle anlatır ki bir Adem a. S.'ı aynen o devirde yaşıyormuş gibi gözünün önüne getirerek anlatırsan olur.
Devrindeki bütün önemli olan ne ise onları tamamen en ince teferruatına kadar bilir ve devasını sunar. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.