Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. İlimde yüksek derecelere ulaşanlar. İlim ehli ama ilimde çok derinleşmiş. Doktor ama doktorlukta derinleşmiş. Sadece dört yıllık veya altı yıllık okulu bitirmekle kalmamış. Bölümlerine ayrılmış. Kulak, burun, boğaz demiş. İç hastalıkları demiş. Vesair o bölümlerde kendisini geliştirmiş. Ne olmuş? O sahanın uzmanı olmuş. Profesörü olmuş. Bunun gibi. Mesela mühendislikte çok ilerlemiş. Zamana göre, yere göre, mekana göre, insanların tabiatına göre, yaşantılarına göre projeler çizebiliyor. Buna göre ayarlıyor. O beldenin durumunu göz önüne alır. Oranın örfünü, aletini, yaşantısını, coğrafi yapısını, iklimini göz önüne alarak mühendislikte derinleşmiş yapıda ne kullanılır, ısı kaybını vesair ne gerekiyorsa bunları en güzel biçimde yapmaya muktedir bir hale geliyor. Hendesede mühendislikte ilerlemiş.
Diyelim ki matematik, yüksek matematik daha ilerlemiş ve bunun profesörü olmuş. Fizikte profesör olmuş. Sadece okulunu bitirmekle kalmamış, tekrar okulda çalışmalara başlamış. Yüksek lisanstı. Onda başarılı olunca artık yardımcı doçentlik öğretim görevlisi yardımcı doçentlik doçent, profesör ilerlemiş gitmiş bunun gibi. Diyelim ziraat, ziraatta malumat sahibi ama onunla kalmamış. Ziraat fakültesini bitirmiş. Bitirdikten sonra, ziraat fakültesini bitirdikten sonra, okulunda ayrıyeten staj yapmaya başlamış ve bu stajda yükselmiş ve çok önemli. Mesela çevirecilikte. Bunda çok ilerlemiş. Diyelim bir şehir planlaması, bunda uzman. Bir şehir nasıl tespit edilir? Okulu nasıl yapılır? Hastanesi nasıl kurulur? Camisi nerede olur? Şadruvanına kadar her şeyini tespit ediyor. Su kanallarını tespit ediyor. Elektriğini, suyunu, yolunu tespit edin. Şehircilikte uzmanlaşmış. Mesai ilimlerde de öyle.
De öyle. Onlarla olduğu gibi ilimde de rüsuh sahibi olmuş. Rüsuh sahibi malumatı çok ileride. Mesela bir fıkhi konularla İslam hukuku, İslam hukukunda, İslam hukukunda ne yapmış? Sadece fıkhi konuları öğrenmekle kalmamış. Usul-ü fıkhı okumuş. Mesela fetva verebilmek için resm-ül müfti, bunu öğrenmiş. Rehber-i Muhtar. Beş tane muteber kitaba bakmadan hüküm vermemeye gayret ediyor. Bizzat inceliyor. Ulema-i Kiram'ın mezhepte müçtehit olanların görüşlerine bakmıyor. İlmi delilleri ortaya koyarak o hususta insanlara malumat veriyor, bilgiler veriyor, derinleşmeyin. Fıkıhta olduğu gibi hadiste de derinleşir. Mesela hadisleri sahibi. Bugün de üstat. Buna ilmi dilde eğer hadiste yüksek bir payeye ulaşmışsa tefsirde fıkıhda kelamda şeyh tabiri kullanılır. Tefsirde de öyle. Çünkü ele aldığı bir ayet I celilede kelime anlamına göre hareket etmiyor.
Kuran-ı anlamına göre, nüzul sebeplerine göre, ayeti celilenin ayet cellenin iniş sebeplerine baktığı gibi bedi ve beyan, fesahat ve belagat onunla alakalı ve Hadis-i Muhammediye'ye bakın. Bir konu bütünlüğü içerisinde veriliyor. İşte bunlar ilimde derinleşmeye adım atan insanlardır. İlimde derinleşir. İşte ben nasıl olsa okudum, Arapça'yı biliyorum deyip, İlimde yüksek derecelere ulaşanlar. Öyle demiyor. Ne diyor ilimde derinleşmenin, derinleşmenin sebeplerini ortaya koyuluyor. Nasıl? Biraz uzun okudum. Huccetü'l İslam İmamı Gazali Rahmetullahi Bari Hazretleri, bail min batını, batıni ilimle, bu rahlenin üzerinde bir hocanın önünde sadece okumakla değil. Bu gönül ilmi ile, kalbin murakebesi ile, kalbin murakabesi her an Rabbimizin bizi gözetlediğini bilerek ve ahireti, ölümü, kabri, haşri, neşri bunları da bilerek.
Yolunda da, Allah'ın yolunda, Sıddıy-ı Azam ve Ali-kerremallahu veche efendimize emanet edilen Azam ve Al-i kerremallahu vech-i vech-i vech-i kerremallahu vech-i vech-i vech-i kerremallahu vech-i vech-i vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i kerremallahu vech-i alemlere bir açılış. Bu sebeplerle gönül alemi açılınca her şeyi açık seçik görüyor. Biz nasıl insanın dışını görüyorsak gözünü, kulağını, vücut azalarını, onlar bizim dış azayı görüşümüzden ziyade iç azalarını gönlünden geçen bütün düşüncelere biiznillahi Teala vakıf oluyor. Sadece misal olarak bir tanesini söylüyor.
Mesela ölüm denince ölümün esrarına vakıf, gözünü yumar yummaz bir hesabın başladığını, ruhunun dünyada ne halde ise, öldükten sonra da o hale doğru yürüdüğünü ölüyor. Bu mücahede ve murakabe ile gönlünden ilahi kapılar açılıyor. Bu kapıların aralanması ile, kalbi yönden gelişmek suretiyle ilmin inceliklerine, artık bu sırrı diyebiliriz, ilmin sırlarına erişmeye başlıyor. Ve sonra gönlünde hikmet pınarları kaynıyor. Hiç kitapların yazmadığı hususlar bunun mübarek dilinden dökülmeye başlıyor. Çünkü kalpte murakebe ile ahireti bilip buna tamamen meyledip uhrevi amellere ağırlık vermek suretiyle, yolda olan sadakatiyle, mücahedesi, gayreti, bu sebeple gönlünde gaip alemine, ilahi aleme, ceberut alemine doğru bir açılış hasıl oluyor, açılıyor. Ve ilmin sırlarına ancak o zaman in. Velhamdülillahi rabbil alemin etvat. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi selim sohbetini dinlediniz.