Kalbi Selim ve Ruhun Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendim hepimizin muzdarip olduğunu biliyorum. Muzdarip olmamak mümkün değil, müminler olarak. Herkes çocuğundan çoluğundan müşteki şikayetçi. Niye derseniz çocuklarımızı muhafaza edecek mekanlar çok sayıda. Bak siz ne kadar ibadet, biz ne kadar ibadet taat yapsak…
Kalbi Selim ve Ruhun Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendim hepimizin muzdarip olduğunu biliyorum. Muzdarip olmamak mümkün değil, müminler olarak. Herkes çocuğundan çoluğundan müşteki şikayetçi. Niye derseniz çocuklarımızı muhafaza edecek mekanlar çok sayıda. Bak siz ne kadar ibadet, biz ne kadar ibadet taat yapsak…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendim hepimizin muzdarip olduğunu biliyorum. Muzdarip olmamak mümkün değil, müminler olarak. Herkes çocuğundan çoluğundan müşteki şikayetçi. Niye derseniz çocuklarımızı muhafaza edecek mekanlar çok sayıda. Bak siz ne kadar ibadet, biz ne kadar ibadet taat yapsak bile yavrularımızı tutamıyoruz. Sizinle eve de girmiyor. Sizinle hayırlı meclislere de gitmiyor çocuk. Ancak böyle bir kendisine emsal, kendisine emsal olacağı olursa onunla yoldaşlık yapıyor. Bu vakıflık kardeşlerimizin çok idrakli olması lazım. Mesela biz zikrullah altınluk diyelim. Çok ürkeriyorum. Acaba bu yaptığımız taat makbul oluyor mu? Güzel. O tür biz saatlerce Allah'ın izniyle yaparız. O tür biz iki saat bize hiç gelir ama bunu yaparken çocuklarımızı da Rabbimizin yoluna kılavuz zaman zikir çok önemli. Böyle kardeşlerimi hep seviyorum.
Muhabbet ediyorum ama yavrularını etkileri çok zayıf. Biz şimdi Rabıta hakkında bir kardeşimiz konuşma yapıyor. Onu çok tenkit ediyorlar. Boşuna tenkit ediyorlar. Demiş kardeşlerim Rabıta Haccasen Efendimizi şöyle karşımıza alıp, kalbinin altına kalbimizi koyup Allah'ımızın nurunu içmenin yanında asıl yapacağımız rabıta şudur demiş. Çok güzel söyledin. Evet bunu yapacağız. Bakın demiş, o yavrularını nasıl bir şehadet etti, nasıl size aitti. Şimdi germemiz diye de korkuyorum. Şey diyeceğim, böyle kardeşlerimizi gördün de çocuklarını göremedik mi çok güzel. Çok üzülüyor. Asıl yapacağımız rabıta bu. Rabıta, bağ ve alaka manasına gelir kelime anlamı olarak. Istilahi manası Rabbimize kavuşmak. Bizi Rabbimize kavuşturacak ameller nedir? Bak öleceğiz. Onlara bir şüpheniz var mı? Kalp. Öleceğiz ama bakıyoruz bazı kimselerimiz oluyor. Nasıl diyoruz, geçiminiz ne durumda iyiyiz elhamdülillah.
Ben diyor, mademde çalışıyordum, bizim asabiye göre konuşuyorum. Kasabiye göre. Şimdi mademde diyor çalışıyordum. İşte BAĞKUR'u da yatırdım, emekli oldum. O aldattığı emek diye öyle memnun oluyor ki geçiniriz bacınızla biziz. Şimdi biz de öldükten sonra bizim Bağkur nasıl gelecek? Hele sigortadan emekliyse biraz daha fark ediyor. Bizim o sigorta nasıl gelecek? Bizim sigorta, bizim Bağkur, eğer yavrularımızı Allah'ın yoluna kıla uzamışsak öte gelecek. Sami Sultanımızın Gaddesallahu sırra erkek evladı yok. Bir kız çocukları var. O da Beddi ah anam, ah şimdi dertleşeceğiz sizinle. Derdimi paylaşacağım, siz de bekleneceksiniz. Bu iş üzerinde yoğunlaşacağız. Fakat evlatlarının çocukları üzerinde öyle bir hassas ki kıymetli bir halifesi, çok kıymetli bir halifesi. Ona şunu sorarım, diyor ki, ben yavrum'u Adana'da İmam Hatip böylece hayır yanınızda bulunsun buyurmuş. Yanınızda bulunsun.
Çünkü Adana'nın yaşantısı belli. Çocuk sizden olursa bozulur. Sizden uzak olacağı olursa bozulur. Bakın nasıl hassasiyet göstermiş. Nasıl ehemmiyet göstermiş. İşte Efendimizin bu yönlerini tahmin edeceğiz biz. Bugün de de hep öyle. Bu internet kafelerde, Efendimizin mübarek hadis-i şerifinde sallarsak, Sabah da mümin, akşam da kafir. Akşam da kafir, sabah da mümin. Ben demeyeceğim, siz çıkaracaksınız bunu işini. Değil genç yavrularımız, yaşlılarımıza biz sahip olamıyoruz. Hakikaten böyle. Çok böyle internetlerde, nelerde işler yapanlar var. İşleri yapanlarımız var. İki hususa Allah'ın Rasulü çok riayet buyurmuşlar. Birisi yiyeceğimizde helal olması. İkincisi de zina hususunda tutturmuşlar. Mürşid-i Kamil'de'mizin en çok üzerinde durduğu konu Sina olurdu. Sinan'ın üzerinde çoktur ama öyle bir heyecana gelir. Öyle bir heyecana gelir. Nasıl misaller verir, nasıl misaller verirdim.
Şimdi efendim biz daha ilkokul ne yok ve onun sadık devletleri de bir çocuğun gelişimi için burada sayacağım inşallah. Bir çocuğun gelişimi için çağında bulunan büyüklerle alaka olacak. Biz yavruyuz. Burada o yaşta kimse yok. Ek şu ayağa kalkmış bir yavrular. Onun kadar ne? Ahmanza lüzum yok. Küçük geçti mevzu için. Götürdü bize. Sami Sultanımız zat dedi ki, Gaddesallahu sırra, efendim zamanın şartlarından çok korkuyorum. Yavruma bir evrak ezkar verirsiniz. Düşündü, düşündü. Mübarek parmağı ile eşaret. Bizim evimiz, üstadımız gece Evrad ve Ezkara kalktığı zaman hepimiz kalkardık. Hepimiz kalkardık çünkü öyle gördük biz. Biz ne zaman kalksak mürşidimizi seccade üzerinde görürdük. Şimdi çocuk seni ve benni, görsel yayınların karşısında gördükçe nasıl ıslah olsun. Etrafında da bir şey yok. Nasıl olacak? Bunu nasıl temin edeceğiz? Kafaları bir araya getirin. Kafaları bir araya getirelim.
Böyle oturmalarınızda neden bunun mütalaasını yapın. Deyin ki nasıl sahip olacağız, bu çocuk nerede geziyor? Bizim isim vermeyeceğim, profesör bir kardeşimiz var. Bak çoğu çocuğun, torun sahipleri, çocuğumuzla hiç alakamız yok. Tabi sen oturacaksın şuraya ben de otururum. Zaten seni beni ev kabul yetmiyor şimdi. Onları niye oturtamıyoruz onu soruyorum. Efendim şimdi kırk yaşına gelir, kırk yaşından sonra zorlamayla olmaz. Dört yaşında başlar bu. Daha bir velinde başlar bu. Zorluyor mu olmuyor diyor. Çocuğumu kessin diyor bize. Gel beni bir de şeye çıkar. Ne diye çıkar? Çocuğumu kessin. Şu olacak bir şey. Şu olacak bir şey. Bunu dört yaşındasın biz yavrularımızı işaretız, savaşırız. Yeriz. Şimdi bir çocuğun gelişiminde en verimli an dört yaşı ile hatta üç diniyor. Üç yaşı ile on iki yaş arasıdır. Şimdi siz hatırlayın. Siz okulda okuyun. Kimselersiniz, okuldan bitirdiniz.
İlkokulda duyduğunuzu daha taze ve canlı olarak gönlünüzde taşıyorsunuz. İlahiyat da değil, üniversitelerde değil. Üniversitede bizim hocalarımız vardı. Fakat ilkokuldaki hocalarımızın konuşması o daha çok kafamızda bizim. Demek ki Efendimizin mübarek çocuklukta alınan bilgi, mermere kazılan yazı gibi buydu. Keşkül-l Haffa bakın Hadis-i Şerif'e, Hadis-i Şeriflere. Yaşlandıktan sonra alınan bilgi ne deniyor? Yaşlandıktan sonra alınan bilgi suyun üzerine yazı yazmak gibi, buzun üzerine yazı yazmak gibi. Bundan dolayı hemen başladı. Garvestlerimiz çok teşekkür ediyorum. Çantada da yüzlerce kitap listesi çıkarttılar. İtikada ait, ibadete ait, Rıfkı ait. Kur'an mahalleleri bütün olduğu gibi çıktı ve bunu dağıttılar. Bunda büyük bir hassasiyet istiyorum. Çok büyük hassasiyet. Böyle hazır kitapları bulur da hem de vardığımız oturumda, mide doldurulan en kötü haktır deyip başlanmayacak. Yok.
Bu devre geçti. Siz yapmazsanız biz bunu yapacak alan buluruz. Şu memlekette üç kişi bize yeter. Üç kişi bunu iyi anlayacak üç kişi. Onun üzerinde dururuz. Hayır diyoruz ki Allah'ım, bu nimetler hepimiz faydalanalım ve bunda mesela bir konu verilmiş. Hakikaten biz bu zamana kadar okumuşuz ama anlayamamış. İlk verdiğimiz konu, dinle ve bunu yirmi tane öğretim görevlisi çalıştı da çıkardı bunu. Bunun için iyi çalışacaksın kardeşlerimiz, çok hassas durumunda. Dinle Sonra dinin Kuran'daki anlamı nedir? Sünnette anlamı nedir? Sonra dinlerin sınıflamaları. Okumuşuz ama biz bunun üzerinde hiç durmamışız ama buna iyi çalışır. Size de bize de bu bilgileri verirse kıymetli kardeşlerimiz, ne diyeceğiz? Din, İmamı Gazali Sultanımız buyuruyor, Rahmetullahi. Kul ile Allah arasındaki Muhammedelerdir. Mesela en basit şimdi.
Şimdi Kuran'sız postane olur insan, Ya yemekte elini yıkayacaksın, tuzla başlayacaksın diyorlar. Önünde bileceksin, tıka basa mideyi doldurmayacaksın. Sonra tuzla bitirip ellerini yıkayacaksın. Kimin verdiğini düşüneceksin. İlk kural bulmasa bir din. Bunu nereden bileceğiz biz? Yine öyle yemeyiz. Hayatın bütün alanını düşündüğümüz zaman ne kadar mühim olduğunu göreceğiz. Bundan sonra Kuran'daki anlamı nedir? Din, Kuran Azimüşşan'da mükafat manasına gerekir. Ceza, hesap vereceğimiz gün anlamına da gelir. Sünnette baktığın zaman mesela haya anlamlı da gelir din. Din haya manasına gelir. Sınıflaması ise çok kolay olsun size. Biliyorsunuz bir ilahi dinle diyoruz biz buna. Nedir? Bak sorsam haya ederim sizin gibi büyüklerimize sormaya. Başta biz çıkaramayız. Öyle değil de anlaşılsın. Şimdi Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam. Yahudilik, Hristiyanlık diye bir şey yok. Yok!
Bunun hepsinin adı İslam'dır. Bütün ayetlerde bu sırada. Hepsinin adı da İslam'dır. O son zaman da bu isim verilmiştir. Adem Aleyhisselam'ın iki cihan güneşine kadar sayılan arası. İsimleri İslam'dır. Şimdi bir bozulmayan kitaplar var. Bir de Bozula. Bozulmayan, Kuran-ı Azimüşşan. Bak bizi de bozmaz. Kuran-ı Kerim'i iyi sarılırsa bizi bozmaz. İtikadımız bozulmaz, amelimiz bozulmaz, ahlakımız bozulmaz, beşeri münasebetlerimiz bozulmaz, ayette düzenimiz bozulmaz, ticaretimiz düzgün olur. Yiyeceğimiz, içeceğimiz helal olur. Kokutmaz bizi. Bozulmamış şimdi. Şimdi bunlar diğer elleriyle, diğer Yahudi ve Hristiyan diyoruz ya elleriyle kitaplarını değiştirmişler, bozmuşlar. Bu uzun sürer kafaları da karıştırır. Böyle bozdular ki ben haya ediyorum, şu mescit müsait değil ona. Ondan sonra nedir? Bir de insanların kendi kafalarından çıkardığı. Rahman gibi, Hinduizm gibi vesaire.
Konfüçyüs gibi vesaire. Dinler. Din değil aslında. Uydurmuşlar diyelim biz onu. Şimdi biz bunları çok iyi öğreneceğiz. Oradan şu an olarak girelim. Bir de amaç var altında amaç. Onlar nasıl güçleneceğini gösterir. Bir de öyle kakalan değil yüzlerce kitabında listesi var. Bu yerin ısıyı iyi çalışacaklar kardeşlerimiz. Bize bunları anlatacaklar. Biz artık yorulduk. Böyle şöyle derim, böylelerim gerek yok. Bu hazırlandı, ellerimize verildi. Bunu artık tam manasıyla yerine geçireceğiz. Elimizden geldiği kadar. Boygulanacak zaman yok. Şimdi yavrularımız hususunda çok önemli bir çevrenin oluşması gerekir. Mürşidimiz bizim gibi insana derdi ki hakikaten biz daha konu olarak işlense iyi olur. Bir öğretim görevlisi. Öğretim görevlileri, profesörten üstün on dokuz. Diyor ki efendim diyor, niye diyor Hacasi ve fenimiz işlenmiyor diyor. Beni de haya ediyorum tabi. Çok doğru söylemiş.
Bizim gibi adama derdi ki mürşidimiz, sizi emekli ettin. Düşünüyorum da çok sığlı bir söz söylermiş. Sen çekmediysen, gene dersini çeken hatta yalvarıyoruz biz. Efendim biraz daha artırsam boşun. Emekli oldum zaten. Evde de oturuyorum. Camiye biraz erken gelirim. Sonra da çıkarım. Tabi görevlileri rahatsız etmeden. Sonra da çıkarım. Binirse ben iki bin çekeyim, üç bin çekerim ben Allah'ın ama asıl o yavrulara bunu çektirmek lazım. Ne kadar güzel demiş mürşivimiz. Bizim burda Sıddık kardeşimiz de var. Neşihisar da çalışıyor. Aslen bu kasabada. Şimdi, Neşihisar ilçesinden ordan birisi davet etti mürşidimizi. Bir tanesi davet etti. Bakın verdiği önüme. Genç de bir yavruydu. Böyle Salih gibi, nehyi bir kardeşimizdi. Salih'den daha genç olabilir. Hatiten iyice gençtir. Mahmut Sam'den iyice gençtir. İbrahim kadar olabilir. Mus'abkaleler olur. Mus'abkal daha iyi git.
Şöyle tuttu, kendin gibi on tane eleman bulmadıysa gitmem dedi. Efendimizin yaşı yetmişin üzerindeydi neredeyse. Değildi mi? Şurada galip bir köşede oturmuş ama Efendimize Allah öyle bir nur vermiş ki hakikaten çok müstesna. Bakın bir veli tabiri var. Hayran kalacaksınız. Evliyayı camide aramayın. Zaten İmam Ali vel kapıyı iteliyor böyle. Gidip müftülüğe da şikayet ediyor. Gelmiyor imam diyor. Niye? Yatamıyorum. Tamı dil ağlıyor. Anca camide sıcak. Şimdi Haluk Ferlon'un tahtından ısırıyorlar. Oturacak ayağı da sıcak olunca karnı arınmayacak ama. Bu bizim halimiz bu. Seçkinleri müstesna. Şimdi asıl, asıl gerekli olan mürşidimizin bir veli tabirine var. Bunlar değil veli diyor. Veli, evliya, evliya Bazı mahilerde bulunuyor, yerlerde bulunuyor. Orada dinini korumak için mücadele eden kimselerdir derdi. Mücadele eden gençlerdir. Şu söylediği, bulduğu ifadeye bakın Mürşid-i Kamil'imizin.
Ayet meali, Hadis meali bir itfan ehlinin Sullice Suresi Camii köşelerinde değil diyor. Asıl evliya, inancını koruyabilmek için şu cemiyetin içerisinde, inancını koruyabilmek için mücadele eden insanlar diyor. Bunlar nasıl olacak? Bir kere biz gençlerimize daha çok ilmi tavrın edeceğiz. Buna meylettireceğiz. O tabi yaşlandıktan sonra değil yavruyken, buna ait mekanlarda ona da arkadaşlar temin ederek olacak bu. Sonra namaz ve beden ruh temizliğine çok dikkat edeceğiz. Namaza alıştıracağız. Efendimizin Hadis-i Şeriflerini mahrum diyoruz. Beden ve ruh temizliği. Şimdi biz de temiz olacağız. Yavrumuz da temiz olacak. Evlerimizde evimizin etrafı da Çünkü bereket böyle yağar. Ben mürşidimizi yine hatırladım. Rencide iverelim diye söylemeyeceğim. Çok istiyordu böyle genç insanları çok istiyordur. Yetiştireceğim dedi bir gün ben yetiştireceğim bunları diye.
Bunların yetiştirilmesi, kalbine şöyle bir dön derse yeter onu. Bir yavru tarlarım, içki içecek edin, kumar dön diye hepsini yapacağı edin. Zina mi her şeye gittiği zor. Ben biliyorum Allah razı. Mürşidimizin asıl bu günlerini rabıta edelim diyoruz. Bu yavruyu çağırıldı. İşte bur olduğundan konuşamıyorum ben bunu nasıl düşünmem lazım. Kapat Allah'ını 7 telefonunu kapat. Allah'ını 7 telefonunu kapat. Yavru çağırdı ve kucakladı. Bu da Mürşid-i Kamil'imizin kucaklaması bir ayrı tabi biliyor büyüklüğünden. Sonra dedik eğer buna kucaklanmasam bu dedi onların işlere girer. Şimdi o kardeşimizi ben anlatayım size. Öyle sahip oldu ki mürşidimiz. Bunları hikaye gibi anlatmıyoruz. Yapalım diye anlatalım. Bir gün bir gazetede yazı denk geldi. Bunu tadıyorum. Altına baktınız mı? Bizim çocuğumuz. Olsun dedim gene yazmışım, ruhlar almışım.
Mürşidimiz öyle bir kazanç sahibi ki onu bir öpmesi, bir kucaklanması, hayır yola teşvik edip, öyle yazılar, öyle güzel sözler, gayet u dedim din etti bu pis çocuğumuzu olsun. Elhamdulillah. Bakın, bak bura bulduğumla konuşamıyorum dediklerim. Çok genel konuşuyorum. Meclis emanet efendim, Meclis emanet. Şimdi o zaman böyle görsel cihazlar yoktu. Sadece bu kasabada bir günah sineması var. Günah yıkat şimdi her eve girdi zaten. Diyoruz ki diyoruz ki orada hassı ne bandınız Allah'ın izniyle. Bir kimseleri oraya gitmesin diye evin damına çıktı. Öyle bir mübarek sesiyle sesleniyor ki, gel yavrum diye. Sesinin en son anına kadar telefonda yok, millerde yok ve onu yolundan çevirdi evine getirdi. Şu daire te bak, düştük te bak. Burada İpek Hocamız, Üstadımız Razıme Sünnette bulur mu size? Ramazan-ı Şerif de konuşunca bayağı bir iştirak edenler olmuş Mürşeyimize.
Dedi ki Efendim dedi, diktiğiniz meyveleri sulamayacak mısınız? Bak siz Elhamdülillah hizmet ettiniz. Bunları biz muhafaza edemeyiz. Yine sizin gönlünüzden akan nur ile bunlar sulansın. Değil mi gayretin çabası. Şimdi bunun yerlerini başkaları aldı. Başka mekanlar aldı. Gazeteler aldı. Dergiler aldı. Yayınlar aldı. Buralarda azami bir gayretin gerekliliğinden ortaya çıkmış oluyor. Allah Celle Celalühu, helal kazançtan verilen sadakaya kahkatı verir. Çocuklarımızı böyle bir sadakaya fakire, yoksula hizmeti de öğreteceğiz. En iyi arkadaş Kuran'dır. Kuran-ı Azimüşşan'ı talim edeceğiz. Her genç kız bedenini örtmekle yükümlüdür. Bir genci düşünün ben, haya ediyorum. İşte istek ve arzusunun en doruk noktada olduğu zaman, Allah'a sığınılacak hususlardan bir tanesi de şerrinden menidir, meni. Uvan da buyurulduğu için diyeyim artık menidir. Onun şerrinden de Allah'a sığın.
Gençlik, delillikten bir cüzdür buyuruyor. O anı artık tam aklının başından çıktığı bir zaman. Bunda bu sebeple kız çocuklarımıza riayet gitmemiz icap eder. Gençler kendinizi Allah'ın rahmetinden mahrum etmeyin. Ellerinizi doğru kullanın ve yemek yerken de önümüzden yiyeceğiz edeple, erkanla. İmamı Gazali Sultanımızın da var. Riyaduz Salihin dede de geçer vesair hadis kitaplarında da. İlk kitap kadar bölümdür. Yemek yemenin edep ve erkanı. Mide doldurulan en kötü bir haktır. Yerken elli bin yıllık yoldan geldiğini düşünerek, nerede eriteceğimizi düşünerek yemek, yemekten sonra ancak Allah'a hamd ve şükür öpmeliyiz. Birlikte yaşadığımız insanlara karşı da gayet yumuşak olmayız. Allah'ımızın emirlerini bildirirken de birlikte yaşadığımız insanlara karşı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem için Habibim sen Allah'tan bir rahmet ile yumuşak davrandın.
Eğer kaba ve katı olsaydın senin etrafından da hıngırlardı buyuruyor. Çevremizdeki kötülükleri de değiştirmeliyiz. Bak şu köyde, bu köyde, Eğer bir isyan yeri yoksa mürşidimizin büyük bir deladeti ile olmuştur. Bir yere hicret buyurdular. Hicret ettikleri yerde herhalde dört beş defa mı kapatıyorlar. Böyle bir mekanı uğraşıyorlar. İşte buraları rahmet edeceğiz. Hayır da yardımlaşacağız. Ayak takımı diyoruz ya, onlar da düşüp kalkmak bize yakışmaz. Çünkü bir bataklığa düşen insanın elinden tutse, biz de batarız, o da batar. En güzeli sahilde olanın elini tutacağız. Kurtulan hayırlı zümrenin. Hayırda yardımlaşacağız. Kardeşliğimizin gereği de budur zaten ve intihar hadiselerini çokça duyuyoruz. İntihar hadiselerini bu bir cinayettir. Allah korusun ebedi azaba götürür. Anne ve babaya ihsanda bulunmak cihat hükmündedir. Anne ve babaya sevgi, saygı içerisinde onlar.
İslami şahsiyet her türlü durumda olumlu ve yapıcı rol oynar. Allah Celle Celalühü yetime kefil olana makamların en güzelini hazırlamıştır. Komşusu için kötülük kaynağı olan insan mümin değildir. Devamlı hayra teşvik eden kimsedir. Ağaç dikmek hem dünyevi hem de uhrevi bir zorunluluktur. Haya duygusu imandandır. Güzel ahlak olgun imanın alametidir. İslam yumuşaklık dinidir. İyilik ve takvada yardımlaşmak, gerçek müminliğin sembolüdür. İzin istemek İslam'ın ziyaret adabındandır. Bir yere gideceğimiz zaman müsaade. Bu daha çok anlamayan bizim gibi insanlarda oluyor. Mesela bir yere gelişiyor. Müsait olmadığı zaman kovdu diyor. Bunu koskoca hoca konuşuyor. Ben diyor kalktığımda kovdum diyor. Evde var mı yok mu? Onu düşünmüyorum. Bir acaba uygunsuz durum mu var? Bunları neyi hiç gözünün durur beni boz. Burda kardeşimiz bilirler. Bir arkadaşımızı yumuşatana kadarını çektiler. Beni kovdu.
Oğlum, olacak bir şey yok. Günde beş vakit Allahu Ekber deyip davet ediliyor. Müezzinler davet ediliyor. İmam Ahmed bin Hanbel hazretlerinin, Rahmetullahi çok güzel bir sözü var. Eğer diyor bir yanlış hal görürseniz, onu tevil edin. Doksan dokuz defa tevil edin. İşte şu sebepten, bu sebepten değil. En son bir ihtimal verilecek olursa onu da kendinize diyor. Ma'idi mümin kardeşinize mah'detmeyin diye ne güzel dostluk için ifade edilmiştir. İzin istemek, izin. Kalkıyı hemen tak tak tak vurun içeri. Münasip bir iş değil. Ürbüsüzlük, ikimiz. Ne kadar güzel olur izini alarak. Belki olan misafirini çok iyi karşılamak istiyorum. İkramlar bilmek istiyorum. En güzeli ne? Budur. Yalan her fenalığın başıdır. İmanınızı her gün tazeleyin. İzane girmiyorum. Bu da Ya Rasulallah nasıl tazeleyelim? La İlahe İllallah İllallah deyin. Kalplerin istikamet bulmadan iman istikamet bulmaz.
Kalbimiz düzelmedikçe, dilimiz düzelmedikçe. Zaten dil düzelirse kalp de düzelir. Kalp düzelirse iman salaha denir. Kıskançlık yapmayacağız. Öfkelenmeyeceğiz. Büyüklerimizde daha çok gayret olur. Öyle eğer sesleri fazla çıkıyorsa, onlar gayretinde sinir, öfke değil o. Allah kardeşlerimiz nasıl kurtulacak diye bir çaba gösteriyor. Efendimizin mübarek hayatına baktığımızda sallallahu aleyhi ve sellem, gözleri diyor mübarek gözleri kızarır. Şu boyun damarları da kabarır. İki cihan güneşi sallallahu aleyhi ve sellem. Abdest, arınma ve nurdur. Abdestli geçeceğiz. İslam insanın iç alemine önem verdiği kadar dış görünümüne de önem verir. Yoldan önce bize gerekli olan yoldaştır. Bunu, Meşayı'yı hızam Mürşid-i Kamil olaraktan nitelendirir. Mesela biz Allah'ın yolundayız. Zaten yola çıktık. Doğduğumuzda biz yola çıktık. ''İnna lillah ve inna aleyhi racioğlu'' Bu yolda bize ne lazım?
Bir refik lazım. Refik nedir? Peygamberlerdir, kitaplardır. Peygamberlerin hadisleridir. İslam, insanın iç alemine önem verdiği kadar dış görünümüne önem verir. Mesela bıyıklarımızın bu dağın üzerine gelmemesi ve dikkat ederiz saçımız, sıralımızı, temizliğine. Nihayet ederiz bilhassa diş temizliği, ağız temizliği olur. Efendimiz eğer ümmetime zor geleceğinden korkmasaydım günde beş vakit mislak kullanmalarını emrederdim buyuruyor. Ne kadar mühim bu kadar. Hele şu dişi tat ola. Böyle şarzırvanlarda görürsünüz içiniz bulanmasın. İçine bütün yediği ekmeğ eden bul. Yıkamıyor bunu. Yıkanın üstüne. Şöyle bir yediği olsun, temizlemiyor ve namaza öyle geliyor.
Yediğin soğan da sarımsağa mantı içiyorsa üstüne dökmüş olduğu o kıymalar, soğanlar bilmem ne onunla bir de namazda böyle gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp gıp g Bunlara işaret ediyor. Bunları açmıyorum. Hiç doğru değil. Efendimiz sil çelmezdi sanıyorsun. Böyle yanınız olacaksınız. Cemaatisine karışmayacaksınız o müstesna. Tabi hindi içinde böyle gıp gıp atmaya başlıyor. O adam ne olur? O namaza gelen insan, alışkın insan ne olacak? Ebu Eyyub el-İns Salih Hazretleri Efendimiz'i yedi ay kadar misafir olarak evlerinde bulundurdu. Bir gün yemediklerini gördü. Buyurdu ki ben Cebrail 'la görüşüyorum. Böyle bir kokunun olmasını istemedim. Yenir. Yenir ama bu cemaat içerisine girmeyeceksek, dikkat etmeye çalışırsın.
Allah için 7, veli kullar, onlarla dostunacağız. Allah için 7 kimselerden de olacağız. Allah'ın kullarına karşı büyüklenmekten sakılacağız. Dün biz bunu kem-i hathaiye işlemeye çalıştık. Günahların Allah'ımıza vasıf olmaya sebep olduğunu konuştuk. Yahu günah Allah'ı insana kavuşturur Şu, Allah'ım benim sana ders hiçbir yüzüm yok deyip de, şarabın içerisine tuz atıldığında sirkeye dönüştüğün gibi, şarap gibi hayatı imanla tatlanan, İslamla tatlanan, Kuranla tatlanan insanlardır. Bunları Rabbimiz daha çok seviyor. Uzun uzun burada ifade verildi o bir konuyudür. Şükür Allah'ın hakkıdır. Elhamdülillah dillerimiz, kalbimizde şükür içerisinde olur. Bedenimiz de onun yolunda olmak suretiyle. Gençler büyüyünceye kadar, büyüyünceye kadar, yapacağımız vazife nedir? Hayırlı meclisler olacak. Oralarda biz olgunlaşeceğiz. Her türlü şefkatin kaynağı olan İslam'a sımsıkı yapışacağız.
Müslümanın malı da canı gibi korunmuştur. İlim öğrenmekteki gayemiz Hakk'a hizmet olmalı. Biz okuduğumuz devre şimdi bir de zaman bakımından çok fark var Sami Sultanımız ve Gadeizullahi ve Onlar ta bin sekiz yüzlü yillardan geliyor. Ziyarete gittiğimizde bir söz söyleyelim ki anlayamadınız. Marifetullahı tahsil için okuyalım demiş. Yalnız bir futbol aktar sözü olduğu için bir mermere kazıdı gibi, yazıldı bir ismi. Yıllar geçti hiç hatırlayamıyorum. Bilemedim. Marifetullah'ı tahsil için okuyan bilememiş. Sonra öğrendim ki, kendi bilmiyorum. Allah'ımızı tanımak için diyormuş. İşte kamilimizi okuyalım. Okumamız bir başkasına karşı üstünlük taslağı bulmaz. Burada özet olarak çıkartacağımız yavrularımız hususunda olmuş oldu. Anlayanlara selam olsun. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.