Kalbi Selim ve Ruhani Yolculuk kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Çok mühim bir ayet-i celile. Hepsi birbirinden müstesna. Zaten burada ilk iman edenler dinmesi büyük bir hakikati gösterir. Demek ki bunu iman edenler tatbik ediyor. Bir de kardeşlerimiz en çok şunu da yoğunlaşsın. Kuran-ı Kerim ile münasebetimiz çoğaltsın. Kuran-ı…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Çok mühim bir ayet-i celile. Hepsi birbirinden müstesna. Zaten burada ilk iman edenler dinmesi büyük bir hakikati gösterir. Demek ki bunu iman edenler tatbik ediyor. Bir de kardeşlerimiz en çok şunu da yoğunlaşsın. Kuran-ı Kerim ile münasebetimiz çoğaltsın. Kuran-ı Azimüşşan'la münasebetimizi çoğaltalım. Mevzumuz mücadele et ya, kimle oturup kalkacağız? Bir kadından bahsedilir. Kırk yıl Kur'an-ı Azimüşşan'la konuşmuş. Diyorlar ki neden anneciğim böyle hep ne dersek Kur'an'la cevap veriyorsun. Kişi bir söz söylemez ki melekler onu kaydetmesin. Şimdi bazı hedefler tayin etmek mecburiyetindeyiz. Yoksa olduğumuz yerde kalır hiçbir şey yapamayız. İlkokula giren çocuk ne yapıyor? Şimdi sekiz yıl oldu. Ben sekiz yılı bitireceğim diyor. Lise dönemindeyse öyle, liseyi bitireceğim diyor. Üniversitedeyse öyle diyor.
Şimdi biz bir kere nefsimizin yedi tane mertebesi var. İmam Hatibi yedi sene okuduk. Gayemiz tabi Mevla rızası olması icab eder. Yedi seneyi tamamlayacağız dedik. Bu yedi seneyi biz tamamlayacağız. Nefsimizin yedi mertebesini geçeceğiz. Ondan sonra ne yaparsak yapalım. Ne yaparsak yapamazsın zaten ondan sonra. Ondan sonra Rabbimiz ne derse onu yaparsın. Tamamen teslim olur kişi, Rabbimize neden nehy-i ders ondan da kaçar? Bir kere hedef tayin edeceğiz. Nefsimizin mertebesine keseceğiz. Bu Kuran-ı Azimüşşan'da tek tek haber verilir. En başıyla en sonunu söyleyelim. En başındaki birinci mertebe emmare mübalağa ile ifade ediliyor. Nefis ne emrederse kişi onu yapıyor. Diyelim ki çok yüksek mertebelere gelmiş, emmareye düşebiliriz Allah korusun. Çok yüksek hallere gelmiş ama hasetlik içinden geçmemiş. Emmare işte. Çünkü nefsin en çok bizi götüreceği yollardan birisi de budur.
Çok yüksek mertebeler diyoruz ama gıybetten bir türlü kendimizi alamıyoruz. Diyelim ki insan kardeşlerini severse bunları hatırlatmak ister. Bir kimsenin hakkında konuşuyoruz. Diyelim ki burada biz Ahmed Efendi'nin aleyhinde konuşuyoruz. Rabbimiz bile sormaz mı? Sen onun hakkında konuşuyorsun ve konuştuğunu da dinliyorsun. Hani şahidin Biz bir gün mutlak bu gözlerimizi kapayacağız. Dünyaya gözlerimizi kapayacağız. Rabbimize yürüyeceğiz. O gözümüzü kapadığımızda, kabirde bize sorulduğunda sen onun aleyhinde konuştun ama o konuştuğuna şahit hani senin? Delil hani senin? Dinmeyecek mi Rabbimiz? O zaman ne yapacağız? Yevmin abuim değil mi o gün? Büyük bir mahkeme değil mi o gün? Şahit yok, ispat da yok. Ne olacak? Oturup kalktığımızdaki o sözler, o yanlış ifadeler ne olacak? Her söylediğimiz o amel defterine geçerken, amel defterin ruhdur, ruh.
Akkoyunun kişi Beytullah'ın içerisine def-i hacet yapabilir mi? Bak icra ettiniz. Bilmek bile sizi ne kadar sıkıntılandırdı. Bu kalp nedir? Kabe, Azeri, Nur, İbrahim aleyhisselam bina etmiştir. Halbi bina eden kim? Allah Celle Celalühü. Kirletmeye değil mi burayı? Yazık değil mi? Şimdi namus meselesi ele alınırken ulema-i Kiramımız bunu tefsirlerde gıybet diye de alıyor. İnşallah böyle vaktimizi berbat etmeyiz. Kuran-ı Azimüşşan'la çok münasebetimizi arttıracağız. Nasıl arttıracağız? Sadece okumakla da değil. Çünkü Nebi-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz öyle Kuran okuyanlar var ki okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar buyuruyor. Bunu kim yazıyor? Bunu kaydeden kim? Zamanın kutbu azamı, kutbul aptab, Sami Ramazan Ulu'lu Kaddesallahu Sırrı hazretleri müsaabede yazıyor. Bu gönül Beytullah'tır.
Kalbi Selim ve Ruhani Yolculuk kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Çok mühim bir ayet-i celile. Hepsi birbirinden müstesna. Zaten burada ilk iman edenler dinmesi büyük bir hakikati gösterir. Demek ki bunu iman edenler tatbik ediyor. Bir de kardeşlerimiz en çok şunu da yoğunlaşsın. Kuran-ı Kerim ile münasebetimiz çoğaltsın. Kuran-ı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Oraya Allah'ımızın razı olmayacağı sözlerin girmeyeceğini çok iyi gönüllerimize yerleştireceğiz. Çünkü hesap çok ağır olur. Biz böyle masal gibi kitaplar da okuduk. Masal diyor. İşte bir küfeci demiş ki ben kabirde ne olup bitiyor bir görmek istiyorum. Bir gideceğim demiş, kazılmış bir haberi girmiş, sual başlamış. Bu yarım gün kalayım demiş, ne oluyor ölenler ne yapıyor? Bunu bir göreyim istemiş. Çıkmış, bundan haber almak istemişler. Yahu küfürce ne yaptın, kabre de girdin. Yahu demiş abdest şurada dursun, namaz şurada dursun, orucum, haccım, zekatım, cihadım, tebriğim, davetim, ev hayatım, ticaretim, insanlarla münasebetim hep şöyle dursun, bir küfenin ben cevabını veremedim. O gıybetler ne olacak? O dedikodular ne olacak? O namuslu insanların aleyhindeki muharrebun basındaki insanların aleyhinde konuşulan ne olacak? Bize Konya'da meşhur bir koca şunu anlattı.
Dedi ki Rabbimiz iki şeyi de harp ilan etmiştir. Birisi haksız ticaret, birisi de Evliyaullah'a boğsun. Ne kadar yanlış, ne kadar yanlış. O amel defterini inşallah kirletmeye dikkat ederiz. Efendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem, kişi amel defterine baktığı zaman kendisinin sevinmesini arzu eder mi? Eğer arzu ederse, istiğfare çok okusun buyurur. Kardeşimiz burada, kendisi biliyor. Babası pek meclislerde konuşmaz. Hatihati sükut. Bir meclise geçse onu görünce ayağa kalkmamak da mümkün değil. Nur gibi. Hafız, Musa Aydoğan. Allah'ımız bütün hastalarımıza hususen ona da sıhhat ve afiyet lütfıyorsun. Üstadımızın çok sevgili bir evladı. Konuşmuyor. Sebebini sorduklarında uzunca anlatamam, bir sıkıntı geçer. Bu sıkıntıdan sonra biri bir rüya görür. Önüne köpeğin laşesi getirilir. Onu, bunu gıybet etmeyi çok iyi bilin. Bilmediğin meseleleri karıştırıp durursun.
Namuslu kimselere olmadı sözleri oturur kalkar konuşursun. Hadi git bakalım. Nasıl konuşayımdur. Bu dil hakkın kalemi bu dil. Bu dil hakkın kalemi. Ne biliyoruz biz Kara koçanda bulan sıkıntının burada olmayacağını ne biliyoruz? Sorunları. Biliyor muydu bakalım? Akşam yaptıklarında haberler var mıydı? Biz ne olacağız? Bunu düşünen kimseler, büyüklerimizin arz ettiği üzere iki husus bizim irşadımıza yeterli buyururlardı. Ne kadar ki üstadımızın en çok taziyelerde duyduğum mübarek sözleri buydu. O mesaj çekmeler, ordan oraya söz taşımalar Allah'ımızın sevgili kullarında olmaz. Siz bunu yapmazsınız. Bizim hüsnü zannımız var ve yaptırmazsınız. Yazık, bazen görüyorsunuz yayınlarda üzerine benzin alıp tüpü. Etraftan boşuşuyorlar, Allah'ın hak kendini yakacak diye pervane kesiliyorlar, kurtulması için. Bu gıybet benzini ne olacak? Bu hasetlik benzini ne olacak?
Bu namuslu kimselere söylenen, şahitsiz, ispatsız sözler ne olacak? Bu dünya tamaların ne olacak? Bu kibirlerimiz ne olacak? Bunların hepsi bir benzin değil mi bizim ahirette yanmamız için? Bunu kimsen verecek? Geldim ki üstadımız neden ayaklarınıza turabım diye konuşur. Bunu çok düşünürdüm. Mühim olan izinden gitmek izinden, Mühim olan sözünden gitmek sözünden. Mühim olan gözünden gitmek yüzünden. Buyururdu ki, ayaklarınıza tuğrabı düşünürdüm, neden böyle söylüyor? Anladım ki bizim görmediğimiz alemleri bu görüyor. Ölürken insanların can vermekte çektiği sıkıntıları görüyor. Kabirde insanların ağızlarını ayırmış vaziyette, per ve perişan durumlarını görüyor. Ondan tahammül edemediğinden feryadı kifan koparıyor. Neden? Bak bizden bir damla yaş gelin diyor. Bir damla yaş. O konuşurken iç gömleği ıslanıyor. Dıştaki gömlek de ıslanıyor.
Giymiş oldukları artık anila mıdır, yelek midir, onlar da ıslanıyor. Şirketleri de ıslanıyor. Neden ıslanıyor? Siz Allah korusun bir arabanın altına düşmek üzere olan, neredeyse araba çarpacak. Böyle bir kimseyi kurtarmak için heyecana gelmez misiniz? Bir bataklığa düşeni, işte gördüğümüz o Karakoçan'daki hadise, Biri ben yirmi bir kişiyi çıkarttım diyor toprakların içinde. Bu kan ter içinde kalmıyor mu? Bizi isyan bataklığından, zina bataklığından, Allah'ımızın men ettiği bataklıktan, dilimizi oraya buraya çok rahat bir şekilde döndürme bataklığından, gözümüzün hasetle bakma bataklığından, kulağımızın uygun sözleri dinleme bataklığından kurtarmak için teriliyordu. Erdemli'de Ahmet Şahin diye çok kıymetli bir zat vardı. Bu derdi ki bize, Sami Efendi Hazretleri neden yirmi sekiz kiloya düştü.
Boylu postluydu mübarek üstadımız Ve kendileri buyurdu ki, bizim gibi insanların uygunsuz davranışlarına tahammül edemedi. Edebinden de söyleyemedi. Bunların ızdırabı ile yana yakıla bu hale geldi. İnşallah sizler, bizleri dualarınızla onu memnun edecek bir hale geliriz. Yıllar geçmedi. Biz uzak değiliz onlara, onlar bize bizden çok yakın. Ruhaniyeti ile yakın. Demek ki onların gayret ve çabaları bizi Kuran'ı Kerim'le çok yakın bir alaka kurmamız için bir çabaları var. Aman ha Kuran'la özdeşleşin. Diliniz Kuran olsun. Okuyun Allah'ın kelamını diyorlar. Gözünüz Kuran olsun, haramlara bakmayın, Allah'ımızın razı unutabileceği yerlere ibretle bakın. Aman ha kulağınız Kur'an olsun, hakikatleri duyun. Alemin ezkarını işitin. Ayaklarınız Kuran olsun tebliğ ve davette bulunun. Eliniz Kuran olsun veren el olsun, Allah yolunda coşsun. Hayır çarşıları kurdu kardeşlerimiz elhamdülillah.
Bu veren el derneği vasıtasıyla otuz bin kişiyi hedeflediler. Burası içerikten yeni kurtulan bir yer ve buna benzer elhamdülillah yerler çoğaldı. Kuran olsun elimiz. Allah yolunda sarf etmek suretiyle Celle Celalühu Ve halimiz, hayatımız, yaşantımız da Efendimizin hayatına uyacak olursa, o zaman oturup kalkışımız okuduğumuz Ayet I celileye muvafık düşecektir. Es-salbillah, Ey iman şerefiyle şereflenen müminler, Allah'tan korkun da, Sadıklar bunun. Asıl arz edeceğim, Kuran-ı Kerim ile münasebetimiz çoğalırsa, sadece okuyup geçmek değil, çoğu okuyanlar var ki, çoğu okuyanlar var ki okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar buyruluyor. O zaman amel etmemiz gerekiyor. Amelde yeterli değil, ahlakıyla ahlaklanmamız gerekiyor.
Bu da evrad ve ezkarımıza, eğer rabıta döneminde isek, rabıtamıza çok dikkat etmekle ve muratebemizde, bunlar neden bozuk bir şekilde bir hayatımız devam ediyor derseniz, hedefimizi gözetlemediğimizden oluyor. Şöyle bir oturun, benim yaşantım Allah'ımızın kitabına ne kadar uyuyor, ne kadar uyuyor? Çünkü kişinin üstünlüğü Kuran-ı Kerim'e olan muvafakatı kadar Hac ayete uygun halimiz varsa o derece üstünüz. Abdülkadir Geylani Hazretleri buyuruyor ki, siz farzları eda ederseniz, Kuran-ı Kerim'in, Kuran-ı Kerim'in işaret buyurduğu kamil müminler sınıfına gelirsiniz. Eğer Sünnet-i Seniyye dikkat ederseniz, o zaman da Rasulullah'ın, Rasulullah'ın arzu ettiği bir ümmet olursunuz. Çünkü bu ümmete, ümmete layık, şefkate layık, şefaate layık ve tövbesi makbul olan çok uzunca anlatılır bir ümmettir. Çok müstesna bir ümmettir. Bunu elde etmek için çakacağız. Ediyoruz.
Hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allahü el-Fakıa. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.