Kalbi Selim. Sadık bir müminin gecede ve gündüz de riayet edeceği edep. Epterbiyetü'l-İslamiyye adlı eserden alınmış oradan nakletmeye çalışacağım. Yelkurullahe teala inda kıya mihimin nevmi. Gerek ayakta olsun, gerek yatarken olsun her anda Cenabı Hakk'ı hatırlamak. Bu nasıl olacak derseniz işimiz var, gücümüz var. Tabi çiftçi ise bahçesinde uğraşacak doktorsa masasında, hastasında. Bir mühendisse artık alanlarına göre hizmetlerini yapacaktır. Hangi görev, hangi vazife olursa olsun onu Mevla rızası için yapmak, rızkım helalinden temin edilsin düşüncesi, affımıza vesile ve zikirdir. Hangi iş olursa olsun bir ayakkabıcıdan tutun, bir oduncuya kadar artık devletin en üst kademesinde bulunan kim olursa olsun insanlara faydalı olayım. Onları bütün sıkıntılardan korumak için azami gayret göstereyim düşüncesi zikirdir. İmam-ı Rabbani Gaddesallahu Sirruh Hazretleri'nin ifadesi bu.
Özel yaptığımız virdimiz olur, ezkarımız olur. Bak bunların yapılmasından maksat ve gaye nedir? İşimizi düzgün ve dürüst yapmak. En güzel bir şekilde yapmak. Gecemizde ve gündüzümüzde Rabbi Zülcelal'imizi anmak. Namaz zikir olarak ifade buyrulur. Çünkü zikir Cenabı Hakk'ı hatırlamaktır. Cenabı Hakk'ı hatırlatan her şey zikirdir. Bunun yanında nafile taatlerimiz olur. Vesaire. Tebliğimiz olur, davetimiz olur. Yeri geldikçe söyleyeceğim. Gündüzümüzde ve gecemizde ibadet ve taat için sıhhat ve afiyet içerisinde olmak için istirahat etmek. Hem şahsımıza karşı vazifelerimiz. Hem çoluğumuza, çocuğumuza, hem etrafımıza, insanlara karşı yapacağımız vazifelerimizde daha sıhhatli ve afiyetli olmak için istirahat etmek. Zaten abdestli olarak yaptığımız zaman uykuda olsak dahi ecir ve mükafat Rabbimizi zikrediyormuş gibi tesbihat yapıyormuş gibi mükafatı var.
Allah'ımızı her an zikretmek ve unutmamak. Bu çok önemli bir tabir ama. Mesela ne diyor? Benim işim gücüm çok. Şimdi ben evrakla, eskilerle meşgul olamam. Daha çoluğum çocuğum evlenmedi. Ondan sonra benim görevlerim, vazifelerim var. Damın, taşım da yok. Olmaz demeyeceğiz. Çoluğumuzu ve çocuğumuzu evlendirmek, namusunu muhafaza için, gözünü korumak için ibadet ve taattir. Birçok ecri var. Çok büyük mükafatlar var. Onların istirahatini, evimizin geçimini sağlamak sadakadır aynı zamanda. Bu şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Benim işim başımdan aşkın düşüncesiyle olmaz o. 0 işlerimizi de İslam ahlakının birinci şartından olan her ne yaparsan Allah için yap. Rızayı bari kast et. Mesela Kant da bir şey söylemiş. O da diyor ki bir şeyi vazife olduğu için yap. Bizde nedir? Mevlamızın rızasını talep ederek yap. Şimdi kaçış yolu yok. Diyeceksiniz ki işim gücüm çok. Süleyman peygamber kimdi?
Allah'ın Nebisi. Bir devlet reisiydi. Öyle görevleri, öyle vazifeler olur ki bitmez. Ta Van'dan Edirne'ye kadar vazifeler biter mi? İş güç biter mi? Bitmez tabi. Ama adaletli bir şekilde vazifemizi yapmak Allah'ımızın arşının gölgesinde gölgelenmek, bu nimete nail olmaktır. Hazreti Ömer'in rivayetleri var. Ali Efendimiz'de olduğu da söylenir. Veysel Karani ziyaretinde bir abasının açılmasında on sekiz bin alem seyredilir. Hazreti Ömer'in radiyallahu anh artık ben devlet reisliğinden vazgeçeceğim. Bunun gibi bir deve çobanı olup çukur kazıp içinde ibadet edeceğim deyince bak ya Ömer. Veysel Karani Gaddesallahu Sırra öyle buyuruyor. Bak ya Ömer Resulullah'ın sözünü unutma! Bir saat adaletle hükmetmek altmış yıllık nafile ibadetten üstündür. Üstadlarımızdan bir tanesi İbrahim bin Edhem Hazretleri için şunu söyler. Eğer ben devrinde bulunsa idim onu bu görevinden almazdım.
Hem devlet reisliğini yapar hem de dervişliğini yerine getirir. Onu en güzel şekilde yapmak dervişliktir zaten. Çok yüzlerce, yüzlerce sufilerden devlet reisi olan kimseler var. Bütün görevlerini en güzel şekilde yapmaya gayret göstermişlerdir. Diyelim ki adam tardasına gidecek traktöre bindi. Marşa bastı. Bismillah diyerek. Ya Rab, rızkımızı helalinden nut et, ibadet ve taat. Efendimizin bir muharebe neticesinde ashabı ile musafaha ederken Hazreti Muaz'la musafasında ellerinin kabardığını, çalışmaktan dolayı nasırlandığını, nasırlaştığını görünce, hedihi yedün yuheybuhallahu ve resulü Allah ve resulü çalışmaktan kabaran eli sever diye buyurdular. Sonra sabah namazını mescitte kılmaya gayret gösterir. Rabbi Zülcelal'imizin cemalini görecek olanlar da ikindi ve sabah namazına devam edenler nöbetlerin de meleklerin nöbetlerini tam değiştikleri zamandır birbirlerine devrettikleri zaman.
Rabbimiz soruyor Ey meleklerim, kullarımı nasıl bıraktınız Ya Rab namaz kılıyorlardı. Öyle bulduk ve öyle terk ettik. Yatağın içerisinde değil. Eğer bir rahatsızlığımız yoksa cemaatle beraber sabah namazını eda etmek. Belki zor olacaktır ama o uykudan kalkıp o tembelliği abdestle atıp dışarıya da çıktığımızda ruhani esintiler olacaktır gönüllerimizde manevi esintiler olacak sabah namazında ve her vakitte olduğu gibi Rabbi Zülcelal'imizin karşısında. Sonra sabah namazını cemaatle kıldığımız zaman Rabbimizin muhafazası altındayız aynı zamanda. Koruyor Cenabı Hak. Ve sonra uyuşukluk, tembellik atılıyor. Çünkü o insan yatağına girdiği zaman şeytan boyun köküne üç tane düğüm bağlayıp senin için uzun bir gece var rahat uyu diyor. Kalkıldığında düğümlerin hepsi çözülüyor. Abdest alıyor, namaz kınıyor. Rabbi Zülcelal'imizi anıyor ve neşeli olarak kalkıyor.
Bir diğeri gözlerini böyle ovalayarak çük tembel ve üşengen üşenmiş bir vaziyette kalkıyor. Ruhen de temizleniyor. Ruhen de zinde bir hale geliyor. Tabii hep mescitte duracak değil. Bakın yarın Allah'ımız lütfederse cuma namazını kılacağız. Es'am ne? Cuma namazını eda ettiğiniz zaman mescitte kalıp durmayın. İşte ben ikindiye kadar oturayım. Yok. Mescide girip içeriği teftiş buyurduklarında bir köşede üç-beş kişiyi görürler. Ne yapıyorsunuz deyince biz tevekkül ehliyiz. Allah'a tam teslim olmuş kimseleriz. Ya Ömer deyince Hayır. Siz tevekkül değil tevekkül ehli yiyicilersiniz. Çıkın. Efendimiz razı olmamıştır Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Dilenen birisine ipi baltayı al on beş gün gözüme görünme buyurmuştur. Çalışmış. Çalıştığının karşılığı olarak elde ettiği paranın bir kısmını kendisine, geçimine bir kısmını da sadaka olarak dağıtmıştır.
Hazreti Ömer radiyallahu anh Efendimiz huzuruna gelenlerin işlerini, güçlerini sorar. Eğer bir mesleği yoksa onun yanında bir değeri olmazdı, buyuruluyor. Ne yapacağız? Evradımızı, eskkarımızı yapıyoruz. Ondan sonra da işimize dağılıyoruz. Yalnız şeytanın hilelerinden birisi ibadet ve saatte de acele ettirir. Aman daha vakit geçiyor. Yetiş. O zaman istiğfar yapılıyor. Tevhid yapılıyor. Sallallahü's Selam çekiliyor. Ölüm tefekkürü ve rabıtalara gelince alelacele alelacele. O zaman da bir şey hasıl olmuyor. Aynen hava gazının üzerindeki çayın üstüne bırakmış olduğumuz dem gibi rabıta-i Şerife. En az on beş dakika kadar demlenir. Üç beş dakika içinde de bir şey olmaz. Hele gönlün kaynaması. Çünkü olumsuzluklar da pek çok. O zaman ne yapalım derseniz ayakta bulunduğumuzda da İslam'ın huzuruna ve künü maasadi kîn sadıklarla beraber olun.
Cismen beraber olmak mümkün olmadığı sürece ruhen beraberliğe gayret ederiz. Gezerken, dolaşırken, işimizde, gücümüzle beraber olduğumuzu hatırlarız. Ne demek bu beraber olduğumuzu hatırlamak? Efendimize sallallahu aleyhi ve sellem ve Cenabıhakk'a muhabbetimizin artması, emri ilahiyeye riayet. Uhrevi amellere azami kaydettir. Sonra Allah'ımızın azabından kendisine sığınırız. Allahümme ecir ni'min en nar. Ya Rabbi bizi ateşin azabından koru deriz. Görüyorsunuz en büyük sıkıntılardan birisi nedir? Yanıklardır. Çok acı çeker. Cenabı Hak hiçbir kimsemize göstermesin. Çok acıdır. Bu nimet için gelen ateşte azap için olana tahammülü mümkün değil. Zaten o azap için olan ateşte bir müddet kalan dünyadaki ateşe girdiği zaman rahatlığından rahatlığından günlerce hiç seslenmeyecek ve o serinliyorum rahatairdim diyecek. Korusun Cenabı Hak cümlemizi muhafaza buyursun.
Sonra Allah'ımızdan cennete girmeyi de temenni etmek tabi cennet deyince orada asıl maksat cennetin maddi nimetleri değildir. Biz onları küçük görmüyoruz ama Cennetü'l Maarif'te Rabbi Zülcelal'imizin cemalinin seyridir. Bunu talep etmek cennetten cemalini, cennette değil de Allah'ımız için bir mekan kaydı yoktur ve caiz de değildir cennetten cemalini. Beş vakit namazımızı da mescitte kılmaya gayret gösteririz. Malumunuz yirmi beş bir rivayette yirmi yedi derece üstün. Fakat bu dereceler sıcaklığı, soğukluğu ölçen derece değil. Genişliği yer ile sema kadar olan bir derece Allah'ımızın ihsanı ölçülemez tabii. O azametine göre lütufta ve ihsanda bulunur. Beş vakit namazımızı elimizden geldiği kadar mescitte kalma. Bu bu kardeşliği de çok temin eder. Belki orada İmam Efendi bir fıkhi meseleyi anlatacaktır. Ya ayetten ya Hadis-i Şeriflerden okuyacaktır. Bir tane olsun.
Bir ayet olsun veya bir Hadis-i Şerif böyle güzellikler hiçbir zaman unutulmuyor. Niğdedeydi merkezinde bir cami olacak. Namaz kıldık. Hemen cemaate döndü imam. Adetimiz üzere dedim bir Hadis-i Şerif meali vereceğim. Bir Hadis-i Şerif meali birdi ama ne kadar hoş oluyor. Ne kadar bitsek ne kadar duysak bile belki o bize tesir edecektir. Böyle bir ilim alışverişi olacak. Bir dertleşme olacak. Bir görüşme olacak. Birbirimizin hallerini sormak suretiyle kardeşliğimizi de temin etmiş olacağız. Birçok faydalar var. Sonra sünnetlere riayet etmek elimizden geldiği kadar çok mühim bir iş yoksa. Böyle arkadan bir kovalayan yok. Zaman geniş. Böyle olduğu halde hemen farzından kılalım yok. Bu bilhassa oturmalarda oluyor. Halbuki bu oturmalarda ezan okunmuşsa hemen kılalım deyinse sünnetleriyle beraber. Çünkü oturuluyor, çok çok konuşuluyor ve yoruluyor insan. Geceleri de kısalmaya başladı.
Ne yapıyor? Diyor ki hiç halim kalmadı. Farzından kılıvereyim. Böyle bir hale getirmeden vaktinde eda etmek, kardeşlerimizi de buna teşvik etmek en güzeldir. Veya dağılacaksak herkes işte evimizde kılarız demeden orada cemaatle kılmak. Melekler imrenir. Allah'ımızın rızasını temin eder. Bu ustaki gafletimiz pek çok hem vaktinde kılacağız elimizden geldiği kadar hem de sünnetleriyle beraber eda edeceğiz Efendimiz aleyhissalatu vesselamı üzmeyeceğiz. Bak onun için ağ oluyoruz. Bir hac nasip olsa bir umre nasip olsa bir anlık nedamet olmaz. Her zaman uyanık ve diri olacağız. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.