Kalbi Selim ve Gönül Sohbetleri kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Şura zaten ayın olması lazım Bu aşırı olarak okurlar Müzüle demek burada makam demek. Oradaki oturacağı kalacağı yeniler anlamına. Böyle de mana verilmez bizim gibi mana olmaz. Çünkü manayı vermek için fesahat biriyim olacak, belagat olacak. Bir de nüzul sebepleri…
Kalbi Selim ve Gönül Sohbetleri kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Şura zaten ayın olması lazım Bu aşırı olarak okurlar Müzüle demek burada makam demek. Oradaki oturacağı kalacağı yeniler anlamına. Böyle de mana verilmez bizim gibi mana olmaz. Çünkü manayı vermek için fesahat biriyim olacak, belagat olacak. Bir de nüzul sebepleri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Şura zaten ayın olması lazım Bu aşırı olarak okurlar Müzüle demek burada makam demek. Oradaki oturacağı kalacağı yeniler anlamına. Böyle de mana verilmez bizim gibi mana olmaz. Çünkü manayı vermek için fesahat biriyim olacak, belagat olacak. Bir de nüzul sebepleri bilinecek. Ayrıyeten Kuran'ı anlamlarını da bileceksin kelimelerin. Bunu son zamanda çıkartmışlar Kelimatül Kuran diyor. Türkçesi de çıkmış. Bu çok önemli ama bu tefsirini yapan varsa o Kelimatül Kuran hemen bulursunuz onu kitapçılardan öyle yapın. Şimdi bizim okul arkadaşlar gibi görürdüm açarlardı hemen mana verirler bu olmaz öyle. Kuran'ı anlamı bilinmezse mümkün değil. Şimdi efendim, salih amelin en güzel ifadesi amel etsin. Amelen saliha Salih amel bak bunu izah edecek.
Şuna okuyan kardeşlerimiz o da dikkat etsin Kuran'da siz tefsirle fazla uğraşmayın. Bu hepimiz yer tarafı yalınız. Mesela bir kelimenin anlamı ikinci kelime onun manasını verir. Kuran'da öyle bir güzellik var. Şeye çok hayret ederim ben bir idareciydi olmaz olsun. Kuran'da şu kadar ayet fazad. Hazzet. Göstereyim size onun dili yeri şu mesela örnek olarak da sana Bir daha var bu ayetçeliğine cehenneme. Bu adamın şundan haberi yok. Bir kere ilahi bir düşünce yok kafası onun materyalist bir kafa madde. Bu vahiy kafası yok onda. Biz Allah'a şükredelim ki kafamız elhamdülillah vahiy kafası. O kafa küfür kafası. Şöyle düşünün Kuran-ı Kerim'i ele aldığın zaman insanın yapısı. Bu şu ya bir kulağın var duyuyor ötekine neye ihtiyaç var der gibi bir şey. Allah'ım bunu boşuna verme. Kulağının birini kesmeyen şu kulak duyar. Şu anne lüzum var deyip kesiyorum aynı olur.
Mesela insan nefes alıyor ağızdan burundan da nefes alıyor bildiği yok ya onun vahiy değil kafası o maddi gözlükle bakıyor ilahi gözü. Diyor ki burun, burundaki nefes alıp gelme bazıları onun gibi işte. Gözün birini yok etmek gibi vücuttaki damarların, yani vücutta üre damarlar var ki efendim buradan ta bana kadar uzatsan vücuttaki damarları dokuz yüz kilometre derpiyorlar. Vücuttaki damar. Şimdi bazı damarlar fazla bak. Şimdi Allah hepimize sade afiyet olsun. Bypass ameliyat oluyorlar. Şuradan damar alalım. Şimdi bunu haydi fazla diye al. Ne oluyor fazla diye alırsan? Allah korusun haydi bir sıkıntı olursa Rabbi Zülcelal bunu oraya koymuş. Hani bunlar bu kadarını görmüş. Onların bildiği o kadar daha bilinmedik ne damar var ki biz. Bu damarı kalp ameliyatından sonra şey yapıyorlar. Burada fazlalık gibi görünüyor, pazarı değil o. İhtiyaç anında onu kullanıyorlar. Rabbimiz.
Güzel ayarlamış Yaratanları en güzelim. En güzel şekilde kurmuş. Şimdi onu ordan aldın haydi baypas'a meddiyata ihtiyaç verelim. Yapacağım onu nasıl yapacağız. Aynen bunun gibi. Mesela gözde ürde damarlar var ki tarif edilmez. Çok kılcal damarlar var çok kılca. Halıkımız onlarla aklımızın gitmeyeceği vazifeleri yaptır. Yani tarif edemezsin yani bunu insan isabet etmesi mümkün değil. Aynen bunun gibi bu yapıyı bozduğun zaman ne oluyor? İnsanı perc ediyorsun. Albin, perc onu çıkar. Bu da Allah'ımızın emirlerini, onların perc etmesinin bir şey. O da bakın, amel etsin. Salih an, salih amel. Salih ameli izah ederken Velaüşrik, ortak koşmasın. Bir ibadeti, o Rabbimize ibadeti ya adi bir şey. Şimdi bizim bir müşrik yoktur yok Elhamdülillah Allah'a ortak açıyor, hiç kimse yok. Burada şu kastediliyor Salih amel ya, salih amel, şunun amel nasıl olacak? Şimdi yaptığımız amelde şirk demek?
Şirk, inkar değil. Eğer kaydediyorsan bir şey diyeyim de onu kaydet parantez, istirahattirayet. Allah'ın varlığına inanılıyor da tekliğine inanılmıyor. Şimdi kaydedeceksin bunu diyeyim size. Şimdi bak kafirler bunların durumu şu Hiç inkar durumları yok, onların Rabbimizi inkar ettikleri yok. Onlar varlığını kabul ediyor da bakın Semavat ve arzı kim yarattı diye sorsanız, LEYE GUULÜNDALLAH Allah dediler. Şimdi bir çıkasın daha rahat olurum. Allah'ım seni versin Hocam! Şimdi bak fark şuradan geliyor efendim. Bizim ile bunların arasındaki farkı ameli ameli biz salih işleyeceğiz. Allah'ımızın sıfatlarını bile kafirler kabul ediyor. Sıfatlarını alakalı. Şimdi bu Mekke'de ki müşrikler, soruyorsunuz ona Semavat ve arzda sizi rızıklandıran kim? Men ve men. Ha bu değilmiş değil mi? Kim? Sizi rızıklandırıyor. Yine sema'a farzlar Göz ve kulağın sahibi de kim?
Bak bunlar hep Allah'ımızın sıfatı rızık sıfatı, ondan sonra duyma, işitme, göz verme sıfatı, hali sıfatı. Şu Rezzak sıfatı: '' Diriden ölüyü, ölüden de dili çıkaran kim? Daha devam ediyor. Bunu da kabul ediyorlar. Hiç inkar etmiyorlar. Ve menudebbirul emm'' İşleri ayarlayandaki yağmuru, karı, bilmem filan. Bu ibadetimize şirk karıştırmamak, riyalı yapmamak, riya gösteriş. Yani şirk ne oluyor bu Allah inkar değil de Celle Celalühü onun yanında ortaklar koşuyoruyor. Ortaklar koşuyor. Bu şirki hafi buyurur Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz riyadır mesela. Kibirdir, benliktir, ucuktur. Bunlardan uzak olarak ibadet ve taati yapmaktır. Salih amel bu. Şimdi Salih amelin asıl anlamı bu olmakla birlikte tabi buradan çıkarma mesajı Kuran'ı Azimüşşan'ı uygun bir amel yapmaktır. Yani hiçbir gaye, maksat gütmeden sırf Mevla için çok, ahicalleler çok. İsmini şu anda çıkaramadım da siz bilirsiniz.
Müsureye, münfekkin diyeceğiz. Bu surede geçer. Dini sadece Allah'a has kılmak. Bir kafayı toplayabilsem bunu da canım. Sami Sultanımız ziyaret etmiş. Buyurmuşlar ki Ali Haydar efendi diye mübarek bir zat çok güzel duydunuz. Onu da bir görün buyurmuşlar. Gitmişler burada mürşidimiz buyururdu ki has olan ihvanı başka kimseye gönderilmiş hadleri saygılı suçu. İşte gayarsa çatalımızın yapar derler. Bunlar mürşidi kamillerini çok iyi tanıdıkları için çok iyi takıyorlar. Onlar işsizdirmişiz de bugün mübarek zat yüz on altı yaşında. Mübarek kulakları hiç duymazmış. Bu ibneanın. Gözü iyi görürmüş. Birini kapat hocam. Şurayı kapat, o pencereyi kapat. Gözleri gözünüzü görür. Yazı ile konuşuyor onları. Bunlar pinç etmiş. Sami Efendi Hazretleri'nin evladı demişler. Tebrik etmiş. Mayanızı demiş, Elhamdülillah bir haramiye kaptırmamışsınız. Salihlerden, hakiki mürşitlerden bir sakliymiş.
Bir gül şimdi sevgisini ifade etmiş orada. Derslerinde sormuş yazı ile bildiriyorlarmış, Bende hazretlerine bunu duymazlar için. Efendim ders aldıkları yere dirilermiş, başka yere de duyurmazlarmış deyince, Sami efendimizi çok tekşid etmiş. Hakikaten büyük bir insan demiş. Doğru demiş. Tahsin ettiler böyle bahsetmiş. Böyle biz Efendimizin çantasını doldururduk kitaplarını. Şu kitabı oku, şu oku, şunu oku. Bir de birazdan biliyorum tabi Efendimizin tavırını bir isimden okumaz. Kitaplarda okuma yok. Fakat kitaplar, doğum ikram mesela. Ondan sonra çamaşırını buluyoruz çok vücudu adileri tabiat olarak demek ki çok terliyorum. Girdim efendimiz niye böyle durdu ya şunu da koydun, şunu da koydun şunu da koydum. Hiçbirine oturmuyor. Efendimizin sünneti gibi oldu mu şimdi? Doldurduk getirdik. Bir izni ilahi eder yok vermiyor musun? Girip o yüzden.
İnşallah himmetleri Tombaklacı Baba'ya kısdım beni bir yerde. Efendimiz'i gitme ziyaretimi. Git kırdı olma. Ama da bayağı bir dikleşti. Dedim! Bendeki üstadımızın harçlığıdır dedim. O benim cebime ne koyduysa onu harcarım dedim. Ahmet amca ne diyorsun! Ahmet Hoca kavuşacağı gelmiş. Şu anlatırdı bunu. Durmuş kalmış evvela ilim olan dönüyor, dolaşıyor yok. Sonra rahmettim himmet ediyorum. Ne halda konuşuyorsunuz, coşmuş ki coşmuş. Her şeyimiz onları al biz. Ne yapabiliriz ne de biliyorsunuz. Orada demiş ki mübarek zat ben serrutre bir ememem, para da ödemem. Allah demiş sizin ziyaretinizi kabul etti demiş bu Ayetellah olmuş. Onlar dini sadece Allah'a has kılarlar sırf Allah için yaparlar diye. Size şunu deyin. Ahmed Yesevi hazretleri diyor ki ibadet ve taat bir köle ibadet, iki tüccar ibadet. Üç Aşık ibadet. Köle ibadeti nedir? Köle hürriyetten ulaşmak ister.
Bir kısım insan diyor cehennemden kurtulmak için yanmayalım diye ibadet eder. İkincisi, tüccar ibadet, kar kazanacak. O da diyor cennet için yapar. Çok güzel bir benzetme yapmış. Üçüncüsü, aşk ibadeti. Ne diyor cennet ümidi, ne cehennem kurtulsa Allah'ımızı aşkından yapar diyor. Üşüdüysen kardeşimiz, madem hep pulur sırtta. Böyle bir pencere açtık beni mi doğrudan var ben bir iznine etap. Taha erinin tahinin pencere açtın. Allah Allah bir aldım diyor. Sen gizlemişsindir birisi dememişsin, dememişim, diyor yillardır. O da şu misali veriyor diyor ki mesela bir ineği süt sağılıyorsunuz. Bir pakraç mı oldu diyelim artık stilde diyelim. Sonra bir damla kan gelse bunu demiş içer misiniz? Tabii insan, İbrahim der. Ne oldu kan damlamış. Buyurmuş ki buyurmuş ki amelinize eğer şeytanın bir rüya, kibirden bir kan, uçup kendimizi beğenmekten bir kan gidecek olursa mahvoluruz. Elhamdulillah ya!
Şimdi, gamatayiye var biliyor musun? Çok güzel Kuran dan sonra deniyor neredeyse Çok güzel bir eser eser. Bu Kürt Gecesi altmış dokuz tane tercümesini yapmışlar şerhini bilmem planı ama o Arapça çok muazzam bir eser. O düzelti bu. Hakikaten ilim nehrinin bir eseri. Hikayem-i atağa diye. İnan bir gün de çıkarana kadar bir gün uğraşıyorsun üstüne yatıyorum böyle. Faili mefhumiz bilmem planı müptedası haberi, bir fiili, şürüldü, uyundü. Bizde kösteki derler bir şey saygı var. Duyardık. Hostekim bir şey saygı. O saygın o adama saygı. Şundan şu Türkçelerden yirmi sayfa bir kitap okumaktan bir cümle sonun yeter. Onun için ilim ehli arkadaşlarımız çok dikkat. Bak bunlar bitiyor, buradayiz. Bunu canlandırsın. Orada diyor ki Allah'a vasıl eden hallerden birisi günahtır diyor. Günah diyor. Şunu hatırlayın yani mürşid kamilimizden hatırlayın.
Günahtır, dahi mücücün hoş devasa, anınçun işlediler, anınçun oldular, oldular günahlar müptelası. Şimdi diyor ki adam ibadet ediyor. Bildiğin gibi değil ibadeti gecesi, gündüzü her şeyi ama bir riyaya düşecek olsak Bir hasetlikle mahvolabiliyor mesela. Bir gıybetle yok olabiliyor sevabı yok oluyor. Fakat günahkar adam ne diyor. O diyor acziyeti Allah'ımız buyuruyor ki ben münkessir harplerle beraberim kırılmış gönüllerle, kırık gönüllerle. Şeyde Hadi Siriftte. Siz günah işlemeyen bir kavim olsaydınız, Allahü zülcelal günah işleyen bir kavim getirir. Onlara tevbe nasip eder affetmeyi verdi. Allah'ımız. Şimdi İbrahim aleyhisselama semavat ve arzın sırlarını gösteriyor. Biz İbrahim'e sempat lazım sırlarını yüz. Yani gördüğümüz bir şey yok kardeşlerim, anlatacağım size. Emin ol gördüğümüz hiçbir şey yok.
Bir parantez açalım diyorlar, bir parantez açayım da kimin sizi tenzih ederim hiç alınmam. Bak kendimi ben cahiliyetle bunu. Şimdi bir talim var talim. İkincisi işaret var. Üçüncüsü de ruhumuz var. Talim nedir? Biz okuyoruz kitaplardan okuyoruz. Öğreniyoruz yani okuyoruz. Tefsirler, hadisler bilmem diyenler okuyoruz. Bir de işaret var. O işaret kalbine ilim verilenler var kalbine. Bir de rumuz var. Bak Kuran-ı Kerim'de göreceksin. Habibullah ile Zat-ı Kibriya arasında. Birden sevdiği kullarına bu humuuzu verir. Mürşid-i kamilimizdeki ilim humustu. Ondan dolayı bize dedi ki: Oğlum ben ilmimi kesiyorum. Kimse anlamaz. Ondan bize ne yapsın İbrahim'i, Yeter'in, Hasan'i Basri'den Rahmetullah'ı anlat. Biz dağdan gelmiş adamlara ne diyeceksin efendimiz, ne kadarsın, ne biriktirsin bunlarla nelerle, karşıma hoca getirin derdi bize. Burada nasıl olduysa Eyüp hocamız gelmişler.
Bir de yanında variz mi düştün mü dümdüz neyse bir kimse varmış oğlum dedi kırk beş dakika bir konuşma beye dahil ettik. Okula geldi Kayseri'ye O Sahabeiyem mahallesinde bizim Mahmut Sargın kardeşimiz müezzindi onu. O zaman Şinasi Oral Milli Eğitim Bakanı ile kabul etmediler. İslam menüsünü diplomasını kabul etmeliler müezzin oldu üç yüz elli liraya müezzin durdu oraya akşam gelenler olmuş sohbet etmiş efendimiz sabah vardık okuldunuz varamıyor. Oğlum akşam niye düniyet açıldı. Efendimiz uğraştılar oğlum şöyle doğdu din ama akşam oldu dedi. İşte bunlar rumuz. Böyle bir ilmi ehli olanların yanında diğerlerine içerdi. Bizim bildiğimiz, gördüğümüz bir şey yok. Bizim gördüğümüz, şu gözün gördü, gönlü gördü yok. İbadetimiz de onun için ayaklarımız bir suya değişip kendimizi bir anlayalım, düşünelim. Şimdi ibadet. Neler ibadet? Allah'ımızın Celle Celalü'l, emredeklerini yapmaktır.
Bir de Ubudiyet var. Ne Ubudiyet? Ubudiyet kul olduğumuzun şuurunda olmak bak ibadet ediyoruz da bunu unutuyoruz biz. Yani senin kulun, senin külleniz Ya Rab deyip böyle bir gözyaşlarıyla ah böyle bir yapabilsek. O taatin geçir ve mükafatını siz ne tartabilirsiniz. Melekler de onu tartamaz olduğu gibi yazdırdı Cenabı Hak. Bir de Ubudet vardır. Ubudet, ibadetlerin sırrını bilir, nuruyla hareket ettirmek. Bu işte. Ondan diyoruz ki böyle olan kimselerimiz kapalı sandık gibi ahirete Bir kadının görünmeyecek yerini kim görür? Kocası. Ona haram olmayan kimse görür. Bir erkeğin de görünmeyecek yerini ancak halini görür. Allah'ımızın sırlarını görecek olan, Onun harimi olan kimseler. O meydanda söz sahibi olan kimselerdir. Onları güzel alır Cenab-ı Hakk. Bunu verdirme olur mu bir şey? Çok bunu anlamazlar. O meydana girenler ancak bunu görüyor.
Mevlana'mız görüyor ya Sakın kendini aşk sahasına aşkın diye atma. O meydana girenlerden şartlar isterler diyor. Şimdi bunları anlayamayız, bilemeyiz her şeyine itiraz etmeye başlar. Çünkü onu ilk gören diyor Sadi pinden olur son gören de zındıktan olur Allah korusun bileme oraya kapatırlar devamlı kapatırlar bizim seviyemizin çok üzerinde. Şurayı diyeyim size de bizim anlayacağımız bu eser. Allah'ımız İbrahim Aleyhisselam'a semavat ve arzın sırlarını gösteriyor. Neden? Çünkü o davet ediyor. Kesin bir inanca irisin diye. Bu sırra irince, semavat ve arzın İbrahim siçenleri görüyor, rivata halinde olanları görüyor, ticari ahlaksızlık içerisinde olanları görüyor Diyor ki Ya Rab bunlar senin arzında dolaşıyor. Senin nimetinden yiyorlar ama sana isyan ediyorlar. Bunları helak et diyor. O zaman Cenabı hak Ya İbrahim ne kadar malın varsa hepsini feda et.
Ne kadar devesi varsa hepsini Allah'ın yolunda kesiyor Celle Celalühü. Biz Rabbimiz, ya İbrahim bir de evladın var. Onu da kurban et. Ya Rab o benim gönül meyvemdir, benden bir parçadır deyince, harikımız buyuruyor ki Bak Ey İbrahim ben senden daha merhametliyim. Halk benim iyadimdir. Ben onları halk ederim. Ben imha ederim ama ihmal etmem. Mühret tanırım, belki türbeler, belki istiğfar ederler, belki yönelirler ben onları bağışlarım ama yapmış olduklarının cezasını da ahirette görürler. Allah'ımız bu kadar merhamet sahibi böyle bir Rahim olan Mevla'mıza kullukta da üşenmeyeceğiz vazifelerimizde de hiç gevşeklik göstermeyiz. Hepimiz aşkla, muhabbetle gayret göstereceğiz. Cenab-ı Hak başarıysan buyursun. Okuduysanız okuyun. Şimdi karanlık bastı ya, cenneti bozmasın. Karanlık basınca yıldızları görür. Ayet-i Cennet'i izahta bitmez.
Şimdi kalbimizde bir kere kötü duygu ve düşünceler kararmadıkça ilahi yıldızlar parlamaz. Onlar bir karar açar. Onlar bir sünecek onlar. O zaman bu ilahi güneşler, yıldızlar doğacak. Çıkınamadık. Yıldızı görünce Rabbim bu değil mi? Namaz aktınız geliyor mu? Hemen bırakın. Yaklaşmış. O bitmiş. O bitince dedi ki Batan benim Rabbim bulamaz. Şimdi buradan şunu anlayacağız biz. Bu uzun süre. Mesela şu sehpa, bu sehpa bunu kim yaptı? Bunu marangoz yaptı, yani bir ustası yaptı. Bu marangoz usta ile bu aynı cinsten değildir. Bu nedir? Bu marangozun sanatıdır ama kendisi değildir. Mesela siz bu çarşı camiine doğru gidiyorsunuz. Giderken bir ayakkabı dükkanının önünden geçerken vitrinde bir ayakkabı görüyorsunuz. Diyebilir misiniz? Bu ayakkabı ya kendi kendine oldu, yoook, katiyen. Dersiniz ki bunun mutlak bir ustası var. Bunu yapan bir usta var.
Bu kainatın da bir ustası var ama o usta yarattığı hiçbir şeye benzemez. Nasıl benzemezler? Buraya getireceğiz. Allah'ımız Şöyle benzemez biz doğduk ve öleceğiz. Bak bizim bir başımız var, başlangıcımız var ve öleceğiz biz ama Allah'ımız için böyle bir hal olur mu? Onun da bir başı sonu o zaman yarattığıyla aynı olmuş oluruz. Yani şu sehpa bunu yapan usta ile sehpanın aynı olması gibi olur ayrı o. Bunun sanatı bu. İşlerin sanatkarı. O zaman Mevla-i Zülcelal'imiz Onun başı yok sonu da yok. Eğer başı sonu olsa onun da bir başının sonu olması lazım. Allah'ımız için Celle Celaluhu sözünü burada dikkat edilirse İbrahim Peygamberimizin gelen bir rukufiyeti var Rabbimizin izniyle. O yıldız battı ya, git yani yıldız ol. Bu batan dedi benim Rabbim olma ben bunu sevmem, böyle istemem dedi. Bu nasıl olacak? Yok olur giriyoruz. Ay'ı daha bir parlak gördü. Rabbim bu dedi.
Aslında bunun böyle olmasının bir hikmeti var. Kafayı yorum buyuruyor Cenab-ı Hakk. Yorum, gelişigüzel hareket etmen bilerek hareket edin. Burada yoksa İbrahim Peygamber böyle Uğur Aleyhisselam değil. Burada bunu ifade eden maksat iyi kullarım. Baktığınız her eşyada beni görün diyor Cenab-ı Hak. Yazarsanız Esma'da müsemma olun artık. Ya Mehmet Efendi bu Yahya'da niye kızıyorum ben ya hiç konuşamıyorum. Bir gün efendimiz dedi bak Yahyalara demem, Yahyalılar bizim canımız. Oğlum dedi bunlara konuşurum ben zarar ediyorum dedi. Mehmet efendi görür, yemin ederim kızmadığımız zaman biz ne kadar kötü bir insanız ya. Şurada bir açıldım neyse. Hiç konuşamıyorum böyle olmaz. Şurada konuştukça konuşasın diyor biiznillahe. Ben de hayret ediyorum. Efendimiz diyor ki sohbetlerinde bir güzellik var diyor sen öyle bant da dinliyorum.
Yani bundan siz yanlış hareket edecek kimse değilsiniz ama hakikaten takdir ediyoruz biz. İçim sıkı diyor bir vakıf var. Kerim için bir adım geliyor. Şöyle bir konuşabilsek konuşalım. Şaşıran kavimden etme dedi. Allah'ım beni şaşıran kavimden dedi. Güneş dedi daha büyüktür. Ben dedi müşriklerden uzak. Bakın İbrahim Peygamberin söylediği şeriat diyorlar tarikat diyorlar marifet hakikat. Onun sırrı bu ayeti. Şeriat nedir? Emri ilahiyi zahiren, bedenen yerine getirin. Tarikat nedir? O emredilen vazifeyi yaparken emrolunduğunuz, kalbin de bir haz, bir huzur içerisinde olmasıdır. Kalbin de iştirakidir. Ruhun da o ibadet ve taatle bütünleşmesidir. Marifet nedir? Marifet Hakk'a yönelmektir. Hakikat nedir? Marifet Allah'tan gayrı celle celalühü bütün düşünceleri atmak, hakikat tamamı ile ona teslim olmaktır. İşte hakikat burda gösterdi.
Diyor ki İbrahim Peygamberimiz Aleyhisselam, Ben tamamen kendimi Cenab-ı Hakk'a yönelttim, ona döndüm. Ben yüzümü ona döndüm. Yüz her şeyi ifade eder. Her şeyimle ben ona yöneldim. Hanib olarak, tevhid inancı üzere olarak semavat ve arzı yaratan Cenabı Hakk'a yöneldim. Ben müşriklerden değilim. Efendimiz davet ederken Sallallahu Aleyhi ve Sellem bakın ne güzel bir davette bozuluyor. Allah'ımız onlara biz Efendimiz için hiçbir söz söyleyemeyiz. Allah'ımız onu sevmiş, onun da davetinde İşte benim yolum budur diyor. Nebiyyekun verimsiz. Ben bu yola bizzat inanarak insanları hakka davet ediyorum. Ben ve bana tabi olanlar. Evet. Ben ve bana tabi olanlar. Evet. Ve subhanallah Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben müşriklerin değil. Olur mu şöyle? İslam'ın alameti nedir? İmandır. İmanın alameti dört, Allah'ımızın varlığını ve birliğini ikrar. Onun kitabına inanmak.
Nebilerle ispat etmek. Onların getirmiş olduğu esasları kabul etmektir. İlmin de dört tane işareti vardır. Asıl bizim işaret dediğimiz Ehlullah verilen ilimdir. Allah'ınızı tanımak manen çok. Çok veciz bir ifade bu. Allah Cenab-ı Hakk'a saygı ve muhabbetle hasıl olan ilim Allah Allah. Allah'ımızın emaneti Onu, onu vaktinde, zamanında yerli yerince yerine getirmektir. Namaz, oruç, zekat ve ihlastır. Çok güzel bir civarda. E Sünnet sünnet nedir şeceratun bir ağaçtır ve şuhur hayır yanlış sünnet değilmiş Sene nedir? Bir ağaçtır. Aylar onun gövdesidir veya dallarıdır. Günler nedir? Şimdi oldu. Bu gövde size bu dallar olur. Saatler nedir? Onun yapraklarıdır. Nefesler nedir? Almış olduğu Havva, o da meyvesidir. Kimin nefesleri taatli olursa ibadet ve taatte O ağaç şecereyi tayyib eder. Hocam sana zahmet şunu söyle. Şimdi efendim Şecere-i Tayyibe burada dört esas anlatılır.
Bu dediğimiz Şeriat, Tarikayı, Marifet, Hakikattir. Allah'ımız Kelime-i Tayyibe Tevhiddir der. Bu çok uzun izahtirsindir. Keşi ceratin Tayyibetin bu hurma ağacına benzetilir. Hurma ağacına benzetilmesinin sebebi hurma ağacı dört mevsim bürünülür. Hurma ağacı kolay kolay yıkılmaz. Bütün kökü tam yerde sağlam. Dallarda sema, semadadır. Allah'ın izniyle her zaman bu nimet verir. Müminleri her zaman nimet verir buraya işaret edin. Tam ayet cinlerin karşılığı olarak verdi. Kim günahta olursa, Han var. Bu da hander bildiğim kadarıyla Ebu Cehil karpuzu demek. Günah dönüyor, Rabbimize. Yani siz konuşursunuz Kuran okuyanları deyin. İhlas nedir? Tevhid ağacıdır, gönül dolar, onun dalları amellerdir. Meyvesi ise ahirette Allah'ımızın yapmış olduğumuz taatlere mukabil, buna olmaz da taatlerinin rızasına mukabil vereceği nimetlerdir demiş izah etmiş uzun sürer.
Bu da İbn-i Kayyim Ev-Cevziyye hazretlerinin Zikrullah hakkında izahı çok uzun ulaşır. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.