Kadir Gecesinde Dua ve Salavatın Fazileti kaydında Ayeti celileye mana vermezden mukaddem. Yine sultan-ı mussultani enbiya şedii a I guzi ceza Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavatı şerifelerin fazaili hakkında bir hadisi şerif nakli beyan edelim. Adeta dualar edelim. Ola ki Rabbimiz şu mübarek Kadir gecesinde…
Kadir Gecesinde Dua ve Salavatın Fazileti ne anlatıyor?
Kadir Gecesinde Dua ve Salavatın Fazileti kaydında Ayeti celileye mana vermezden mukaddem. Yine sultan-ı mussultani enbiya şedii a I guzi ceza Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavatı şerifelerin fazaili hakkında bir hadisi şerif nakli beyan edelim. Adeta dualar edelim. Ola ki Rabbimiz şu mübarek Kadir gecesinde…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 26 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ayeti celileye mana vermezden mukaddem. Yine sultan-ı mussultani enbiya şedii a I guzi ceza Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavatı şerifelerin fazaili hakkında bir hadisi şerif nakli beyan edelim. Adeta dualar edelim. Ola ki Rabbimiz şu mübarek Kadir gecesinde ettiğimiz dualarımızı gergahı izzetinde ahseni kabul ile makbul eyleye, kusurlarımızı af eyleye, böyle cami-i şerife bütün biladi İslamiyyede sıkı sıkıya dolduğumuz gibi Fahri Kainat'ın Firdevs I ala cennetinde böylece Rabbim bizleri haşr-i cem'ile, Habibi Ekrem'i hürmetine, leylei kadir hürmetine, Fatih Kainat Efendimiz, efendiler efendisi, kainatın efendisi mevcudatın sultanı olan Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bana salat gönderenlere, bana Salavatı Şerife okuyanlara Cenabı Hak surat köprüsü üzerinde biri nur ihsan eder.
Ehli nursa ehli nadan olmayacağı bedihidir. Fakat Salavatı Şehife getirenlere Halid-i Zülcelal bir nur yeksan eder. O nurlu olan kimseler ehli nazdan değil, cennet ehli onlar. Allah dilimizden kesmesin. Beyt-i Şer'i tavaf ederken birisi daima Allahümme salli ala seyyidina Muhammedim ma ala alihi ve sapi ve sellem okur. Luttu dedi kardeşim buranın yedi tavafına yedi dua var. Niye o duaları okumuyorsun da habire Salavatı Şerife okuyorum dedi. Benim gördüğümü sen görsen sen de Salavatı Şerife okun dedi. Ne gördün sen? Babamla beraber hacca geliyordum. Babam hastalandı. Babam hastalandı. Son nefes, son sıkıntılı derdi. Şahsı dönmeye başladı. Biraz daha çekti, vefat etti. Sıfatlı hayvan suretinde oldu. Çok ağladım, çok sızladım ve yıkıldım düştüm yorgunum da eşine uyumuşum. Rüyamda nur gibi bizzat geldi. Tepemden, tepesinden babamın ayağına kadar sığadı babam nura tebdil oldu.
Allah aşkına siz kimsiniz derim. Ben iki cihan güneşi Muhammed Mustafa'yım sallallahu aleyhi ve sellem. Şu diyetli günüme ya Resulallah nasıl yetiştiniz? Baban kimde çok günahı var böyle suratı kötü dönecek şeklinde çok isyanı var ama kimde bana yüz Salavatı Şerife getirmeyince yakmazdı, uyumazdı. Benim başımda bir melek var. O melek bütün ümmetimin salavatını bana getirir ve buyurur. Kim olduğunu da söyler. Plan oğlu filan sana Salavatı Şerife okudu ya Muhammed der. Ben onun Salavatını kabul ederim ve o melek bana geldi. Dedi ki sana yüz Salavatı Şerife getiren zat öldü ya yüzü hayvan suratına döndü. O bana Hibrit'i her gece yüz salavat-ı şerife getirdiği için ben şimdi ona yetiştim ve kurtardım buyurdular. Onun için size her vaazımızın önünde Salavatı Şerife'den bahsederiz. Allah Muhammed Mustafa'mızdan bizi ayırmasın. Şimdi Kadir gecesinde herkes bir kağıt yazıp buyurun.
Bir okuyun bağlılığını. Yukarı da fit deyip sinirler yiyormuş. O da buraya duyuruyor, kadınların orada mı? Evet, onu kaldırsınlar, duymasınlar. Devam ediyoruz efendim. Sırat köprüsü, iki yüz elli dört. Yani sırap kıldan ince, kılıçtan keskin. Hildan ince, kılıçtan keskin. Gecenin karanlığından daha ziyade karanlık. Hocam geçebilir miyiz ya öyle? Bu eşkıya ve usab hakkındadır. Asilların, şatilerin hakkında böyle amma müttefin, Allah'tan korkan, ısınacak demeyip de bugün de caminin içine sokulan, amma müttefin hakkında bir sahrayı vaki olacak, iniş havanın yazısı kadar geniş olacak sırat köprüsünün üstü. Kıldan ince, kılıçtan keskin alsa bin adım atılmaz. O asılar için öyle. Geçemesinler de ehli nar olsunlar diye. Yoksa orucunu tutan, namazını kılan, haccına giden, zekatını gelen, anneye babaya itaat eden, İslam'ı prensiplerden ayrılmayan için avanın yazısı gibi bir yazı.
Şöyle bir kat daha temas edeyim, geçiyorum. Sıdatta sual. Yedi yerde yedi kontrol var sorulan, cevap veremeyen yerde bin sene kalacak. Yedi karakol var. Yedi yerde pasaporta bakacaklar. Teamus'a geçebilecek. Teamus'a geçemeyeceksin. Hocam biz geçebilir miyiz? Bakalım sınayalım. Bir, birinci kankara, birinci karakol. İmanından sual olunur. İmanın kamil miydi? Ölünce dirilmeye imanın var mıydı? Bu altı şeye iman ettin mi? Ettim, geç. Yoklayacaklar. İkinci kankara da namazından sorulacak. Çek namaz geçirdin mi? Geçirdinse kaza ettin mi? Kazan duruyor öyle. Namazım kaldı, bekle burada bin sene. Yok namazın tamamsa geç. Namazdan evvel çok konuştuk, herkes geçeceğiz. Üçüncüde zekatından sorulacak. Zekatı tamam verdin mi? Zekatı tamam verdim. Noksanın var mı? Evdeki kaili halılara da verdin mi? Duvardaki çaklı halılara da verdin mi? Ailenin altın bileziklerine de verdin mi?
Koyunlarına, sığırlarına, duvarlarına, mallarına, zekatı tamam verdin mi? Verdiysen verdim. Vermedinse namazın da kabul değil, zeketin de kabul değil zaten. Geçen zekat için çok konuşmuştum. Şimdi o kadar üzüm görmüyorum. Hocalarımız mütemadiyen konuşuyor. Dördüncüsü, havümden sorulur. Orucum tamam mı? Orucu tuttun mu? Tuttum elhamdülillah, gel. Orucu tutmayan, bekle buradan, sıratta senin için yol yok, senin yerin veyl geresi cehennemin içi, düş aşağıya. Başka çare yok. Beşincisi, haccından sorulur. Hicaz sana farz mıydı? Tarzdı. Daha gençsin dediler. Akıl baliğ oldu muydu? Oldu. Niye gitmedin? Sonra fakirliğe düş düşsem. Hiçbir malın kalmasa yörüğü yörüğü etmek üzerine farz olur. Sana az evvelden farz oldu. Oğlumu everecektim, kızımı çıkaracaktım, şunu yapacaktım, yalancı manalarla kaldım. Sonra da fakirliğe düştüm. Yürüyü yürüyüyü gitmek üzerine par.
He, istersen diyan Efe yaz, istersen rüşküden sor, kimden sorarsan sor. Bu böyle. Çünkü namaz ezan okumunca farz olduğu gibi hacca gidecek kadar para eline geçti de gitmedinse inşallah nesrinsün, nesrinsün. Haccim tamam ya Rabbi, geç bulun. Altıncısı abdestten veya gusülden sorulur. Abdestini tamam alır mıydın? Gusli iyi yapar mıydın? Dünkü haber verdiğim gibi gusül yapar mıydın? Yapardım. Guslün tamamıdı, abdestini de yerli yerinde alırdım, kıbleye dönerdim, hustafeyi elimi yıkardım, ağzımı yıkardım, yüzlerimi tüy biten yerinden, kulaklarımın yumuşağından, boğazımın altından yıkardım, girsemide yukarıdan sıkarak, girsemimle beraber yıkardım, başımın dörtte birini mest ederdim. Kadınlar gibi şuraya vurmayla bu mest olmaz. Kadın olsun ense olsun eline suyu alıp dökecek, böyle geriye de dökecek, elinin tüm ıslandığının dörtte birini mest edecek böyle aşağı yukarı sürmekle.
Yeni acetli saç sahipleri, saçını daradığı için böyle sürü verdin mi şurada bir parmak satın yıkamış olduğundan atlayan abdestleri caiz değil. Abdest olmaz, onun olarak kılınan namazla namaz olmaz. Sonra iyice dil. O bozulursa bozulsun aşağı sığanacak, yogaya sığanacak. Test olacak çünkü o saçlar. Anladım efendim. Daha yedinci abdestim de iyi, müslim de iyi, geç bulun. Yedinci sual, zulümden sual edilecek kimseye zulmettin mi, Allah'ın mahlukuna zulmettin mi, zalimlerden bab alıcı miskinler arkasından, zalimlerden hak alıcı miskinlerin ümmeti değil. Hiç tükeneceğiz yok. Öte yerini pek uzun geziyor. Şöyle ayeti celileye dönelim. Aılın bir aşkla. Kelimesiyle cümlemize hüsnü hatimeler tevfik et ya Rabbi. Tevdigine refiğ et ya Rabbi. Mevlamız bu geceye ait ne buyuruyor, hiç sıdkla dinlemeyince, istifade edeyim diye kulak vermeyince istifade edilmez.
Ne buyuruyor, kudret sahibi Halefe Zülkelam, sebebi nüzul, yani ayeti celilenin gelmesinin sebebi eskiden bin ay harp edenler olduğunu Muhammed aleyhissalatü vesselam'a söylediler, Peygamberimizin yanındaki sahabeler hele bilhassa hazret sal efendimiz çok üzüldü. O üzülünce bu ayeti celile nazil oldu. Dinleyelim. Muhakkak biz azim müzisyen Kuran-ı Aliyi ali olan o göğü Kuran'ı bir gecede indirdik. Kadir gecesinde indirdik. Yani cehalet karanlıklarından, cehalet zindanlarından, insanı kurtaracak yollarını bildiren Kuran'ı biz leyleği kadirde inzal ettik, leyleği kadirde gönderdik. Cehalet karanlığı zindandı. Nasıl zindanı güneş böyle parçaları da mahvetti de gündüze kavuşturdu, Muhammed aleyhisselam doğunca, Kuran-ı Kerim gelince dünya zindandan kurtuldu.
O sevgili o marru farip Allah'ın sevgilisi, cariye-i büskin, diri diri hızını yere gömerkene saıkız, yani baba ben niye götürüyorsun, geldi mi? Terbiyesizliğimi hükmü yokken, babam kazarkana yüzüne toz bulaştı, yüzüne toz bulaştı babacığım diyor da daha geride kadar insaf etmiyor. Burayı niye kazıyorsun baba dedi. Senin gibi pırt bulacağı buraya bömeceğim de onu uçumuzu kazıyorsun dedi. Koca azdı tu amel çocuğu kovalamaya başladı. Şeylerde de gördünüz ya müsamahelerde de görüyorsunuz ya, nasıl gömdü de ağız üstünü sapadı, şöyle üstüne toprağa, yirdi yirdi verdi. Hayatımda bunu hiç unutmam diyor. Ciğerim hiçbir gün yanar. Baba diyor da diyor bana cehalet karanlığı zerre kadar haciver diyordu o gün diyor. Tersine kadar acımıyordun. Tersine kadar acımıyordun.
Bu karanlıkları yırtan Kuran-ı Kerim, Ebu Cahil, Allah torunlarından torunlarının şerrinden bizi korusun, Muhammed aleyhissalatü vesselamın gününde Ebu Cahil hep topladı daha o marul farik küfrü halinde, küfrü halinde topladı, o marul fareye çağırın dedi. Çağırdılar. Ya Ömer dedi, senin gibi bir pehlivan zamanında Muhammed aleyhissalatü vesselam, o demez ya Muhammed ejderhaya dönüp geziyor dedi. Beni Erkam'ın evinde toplanmışlar, otuz sekiz otuz dokuza baki olmuşlar. Bunları serin gününde ve ümüne alamazsak bunlar bizim Ebau ecda dinimizi yıkacaklar dedi. Birisi şu pastane tattırmayacak bunlar dedi. Çünkü o güneş doğdu. Hazreti Ömer şişti. Ortuğunu kabarttılar onun. Yeri ben geleyim, Muhammedi Esmeraliyim tek tek karşımızda kırayım dedi. O öfkelendi mi tüyleri tüyleri elbisesinden dışarıya çıkardı.
Hazreti Ömer elkelerince böyle teybetle girerken yolda Lüaycim isminde iman eden birisi rast geldi. Nereye giren böyle ya Ömer dedi hiddetle. Tüh hiddet. Muhammedilerin ismini alacağım. Muhammedilere başındaki olanları da öldürmeye gidiyorum dedi. Diyecek işin peşine düşmüşsün, gücün yetmez dedi. Hücün yetmez bu işi başaramam. Kurarım sen de imanlısın dedi. İlki seni öldüreyim, bana gris dağı veriyorsun dedi. Yakasını tuttu. Tuttuğu zaman dedi ki birden mi iman ettim, kız kardeşine eniştem de iman etti dedi. Yani o ülkesini alman için öyleyse ilk ki kız kardeşimi eniştemi öldüreyim de sonra Muhammed'i öldüreyim diye değil de kız kardeşimin evine döndü. Habbab isminde birisi onlara Kuran talim ediyordu. Kuran okuyordu. Ayeti celilesi nazil oldu, onu belleniyordu. Kapıya da dayak verdiler, onlar gelmesin diye. Herkes onlar ruh-u Paris'tan titriyor. Görmüyor mu?
Zımdan olan dünyayı Kuran-ı Kerim açtı böyle. Allahü Teala hazretleri bizi Kuran-ı Kerim'den ayırmasın. Şimdi efendim gemi kafaya vurduğu zaman kimsiniz ben Ömer'im deyince hemen Hattab'ı orada bir isf bardağı attılar, üstüne yatağa kaydılar. Hemen ikisi gün çıktılar. Kuran-ı Kerim'i pencerenin altından dinlermiş. Böyle devam edip girerken manasını da anladığından ciğerine vurmuş gibi geçmiş. Geçmiş iman etmeye gömülü bir şekilde kapıyı vurmuş, açıverdiler dediler. Hani şu okuduğumuz bir şey var getirin ortaya, hayır ya, onlar biz öyle bir şey görmedik dedi. Niye hiç yalanı sevmezdi, niye yalan söylüyorsun diye eniştesinin şöyle yakasından tutunca vurdum inan Tura gibi resme çıktı, kesecek. Niye yalan söylüyorsun? Dedi kesme yahu. Allah'tan korkman mı ya Ömer dedi. Peygamberden utanman mı sen dedi. Kocamı niye kesiyorsun dedi. Niye yalan söylüyorsun dedi.
Burunca kız kardeşinin ağzından kalp dökülmeye başlayınca, diğeri yandı dedi ki Allah'tan kork dedi. Peygamberden utan dedi. Dini ali gelsin dedi. Kız kardeşim, beni acıttınız yahu dedi. Ben iman etmenin için girdim dedi. Kuran'ı ben koydurdum dedi. Taha suresi okunuyor dedi. Getirin ceylan ceresin dedi. Okulda bir dinleyin. Hat hat emen ayağa taktığı ile. Hazreti Muhammed on mereğinin birini imana getir ya Rabbi diyordu. Demek ki sana duası kabul olmuş şu ayeti celire dedi. Ve bunu okuyunca iman etmem için ne lazım gelir dedi. Hemen uslet. Ile Süleyman Rus etti, Ümmü düştü dedi. Hemen Ümmü düştü Muhammed Aleyhisselam'ın yanına geliyor. Şöyle mazkal deliklerinden bakıyorlardı, işte erkek Hazreti Muhammed Aleyhisselam'a Ömer geliyor ya Muhammed dedi. Hazreti Hamza korkma ya Rasulallah. Hazreti Ali'yi zikzakını cezanı aldılar, afiyetini ezdiler. Hemen keserim korkma dedi.
Yok yok Cebrail aleyhisselam geldi, onlar iman etmeye geliyor dedi. Peygamberimiz. Müjdemi verin, onlara iman etmeye geliyor. Hapıyı açın da ben oraya varayım dedi. Hapıyı açtılar, peygamber efendimiz girer girmez oku dedi. Bir kucaklarında sırt değil, küfür dışarıya çıktı. Haziratü amel Haligenin ikincisi oldu. Bu işte zundanları yırtan Kuran-ı Kerim geldi. Allah bizi Kuran-ı Kerim'den ayırma ya Rabbi. Devam ediyoruz. Muhakkak biz arz-ı şan, Kuran-ı Ali'yi bir gecede indirdik. Ya ekrem er husul, ne şey bildirdi sana leyle-i kadir hangi şeydir, Leyle-i kadrin kadrini, ne şeyi bildirdi? Kim bildirebilir ben olmasam? Kuran'ın büyüklüğünü, leyle-i kadrin büyüklüğünü anca ben bilirim diyor Allah. Sana güldüriyorum habibim, dinleyelim. Yani leyle-i kadrin azametini, o gece o gece olan hayır ve hasenatın derecesini sana hangi şey bildirdi habibim? Neden bildin?
Leyle-i Kadir bin aydan hayırlı, leyle-i Kadir bin aydan hayırlı. Hani biz başka memleketlerde de bulunduk. Develi'de vaaz verdim, Benga Nidere vaaz verdim, Adana'da vaaz verdim, Epuzam'da vaaz verdim, İstanbul'daki verdim, gök köşeleri verdim, bizim çocukları gibi takıp kapıp gelip gelip gelip gelip huzurumuzu bozan bir yerde olmadı daha, bir yerde olmaz. Bu arada mı çocukları yalnız? Bu terbiyenin dışında bir insanlar. Oturacaksan otur oturmayacaksan geç otur sen. Leylei Kadir, Leylei Kadir'in bin aydan hayırlıdır. Yani Kuran nazır olan gece kendisinde leylei kadir bulunmayan bir aydan hayırlı, daha her şeytan durdurmaz burada. Şuradaki durduğun bir ay setten iki seneden hayırlı şurayı bekledim. Azıcık sıvarayı, camii isteyince kalkıp girdi. İçmek mi doğru şimdi? Bin aydan mi hayırlı? Sekten iki senelik ibadet etmek mi daha hayırlı? Soruyorum senden. Niye geldin buraya? İki.
Devam edeyim. Melekler, şimdi melekler, yedinci kat sema melekleri, Cibril-i Emin, Cebrail Aleyhisselam içinde her emir için Rab'ran'ın izniyle o gecede nazil olurlar. Şimdi içimizde Cebrail var, melekler var. Sıkışanlar Cebrail'i melekleri sevmediğinden oluyor. Ruhlar giyinsin, duyun da Allah git de bak diyor onların hallerine, yani leyle-i Kadir öyle bir mübarek gecedir ki, bak kitaptan okuyorum, o gecede semadan yeryüzüne müminleri ziyaret etmeye, ya Rabbi kulların ısıtacak yedileri içtiler, oruç tuttular. Yirmi altı, yirmi yedi gün oldu. Bugün ücretlerini istiyorlar. Ha ne olursun biz de varalım işlerine bir ziyaret edelim onları. Sen oturuyorsun ya senin fiziğin dibinde belki kaç bin melek oturuyor. Sığar mı hocam? Onlar ismi latiftir, şuraya şu elektrik gibi yüz bin tane pay, ziyası sığdığı gibi onlar ziya olduğu için sığıyorlar. Görüyor musun?
Melekler de içimizde şimdi, Cebrail aleyhisselam da içimizde, bütün camileri dolaşıyorlar böyle. Bakıyorlar güzelimize elhamdülillah ağızlarımız sende, gözlerimiz sende, gözümüz Allah'ta bizim. Gözümüz sende, gözümüz Mevla'da. Bugün kendimden ücret istiyoruz. Bin aydan hayırlı olan kadir gecesini bekliyoruz. Başka yerlerde cami kilitlenmez, elektrikler sabahlara kadar yanar. Tespih namazı kılarlar, kadir namazı kılarlar, yüz rekat kadir namazı kılarlar, göklük as tesbih namazı kılarlar, kaza namazı kılarlar, Allah derler, zikredenler, tehdit okullar böyle gideceği sabahlarlar camilerde. Senin memleketinde bir iki saatte sırt dışı verirse çıkmak, başka yerde öyle değil. Bura makarri ulemaymış efendim, hiç inanmaz derolojiye. Dışarlar makarri ulema. İstanbul ne şimdi göreceksin, görüyor. Develi'ye vaaz verdik, Allah dedik biraz Allah. Bir polis yandı dedi sizi karakola buyurun dedi.
Niye karakola girişini yapıyorsun? Sen git de ben varayım. Develi böyle karıştı. Ne olmuş? Siz diyor Allah dediğiniz, Allah demek yasak diyor. Yani hayrete mucip oldu, karakolup bastı millet. Zor hücum milletin numune eyler, polisi attılar, bir de jandarma kumandanıymış, onu da attılar. İkisi de dışarıda, hanım kusura bakma. Açtılar radyoları hem Ankara hem de İstanbul, Allah diye yıkılıyor, Allah diye bağırıyor. Bugün dört köşe yedi yıktın, Allah diye içiyordu bugün. Onların hürmetine Ya Rabbi bizi de affet Ya Rabbi. Kalbimizi sıkıştırma Ya Rabbi. Sıkıştırma, iyi dinleyelim. Yani leyle-i Kadir öyle bir mübarek gecedir ki o gece de semadan yeryüzüne müminleri ziyaret ve istiğfar etmek üzere Cibril-i Emin'le beraber melekler dünyaya ve ahirete müteallet her emin için Rab'llarını izniyle inerler.
Ehl-i imanı ziyaret ederler ve yeryüzünün ibadetlerinin, abidlerinin ibadetlerini seyri temaşa girerler. Müminleri ziyaret eder Cibril-i Emin, melekler keşke biz de melek olmayayız da insan olaylık verirler ve şöyle bakarlar, kimisi tespih namazında belini eğmiş, öyle, kimisi benim günahım çok diyor kaza namazı kılıyor, kimisi Kuran-ı Kerim okuyor, kimisi istiğfar okuyor, kimisi Allah diye feryat ediyor, onları görmeye geliyorlar, ziyarete geliyorlar. Demek ki biz ziyarete laik, ya neyinsin sen? Sen müminsin, mütedeyyinsin, hırslanana kadar iman dolusun. İnşallah bu imanla ölür, cennet-i alayı buluruz inşallah. Olur inşallah. Biz dinleyelim daha. Selamattır o gece. Gün kovuncaya kadar. Kadir gecesi, delilli değil bir yirmiden sonra tek gecelerde. Bu gece sabaha kadar bir afaf olmazsa bu ana kadar selamet yaşar bu gece. Allah ona selamet vermiş. Bu meleklerin selamıyla da dolar yeryüzü.
Esselamu aleyküm ey müminler, kadriniz mübarek olsun. Yanınız insan insana dinler. Bütün melekler de böyle hem dua ederler hem tebrik ederler. Allah'ımız bizleri de tebrik ettirsin. Selamettir o gece gün doğuncaya kadar, yani leyle-i paciz müminler için hayır ve selamettir ki bu gecede şer olmaz. Bu selamet sabahın zuhuruna kadar devam eder. Sabah bitene kadar devam eder. Kuran-ı Kerim nazır olan gece bu gece. Taha suresi ile Hazreti Ömer'in dilini büken gece bu gece. Allah şefaatlerine nail et ya Rabbi. Kuran her kokunuşta ruhani zevk duyulan, hiç o sanç vermeyen bir kitabı kerimdir. Öyle bir kitabı kerim ki insana hiç o sanç vermez. Hoca efendi, Elhamın yerine bugün başkasını oku teröristte canım, başka ayet oku usandım diyen bir kişi duymadım daha. Ne diyor öyle oluyor hocam? Allah kelamı olduğundan doyulmaz. Hocam yerine başka bir ayet oku yerine başka bir ayet oku.
Yerine başka bir ayet oku. Olmaz yavrum bir hoca diyen de bir fert olmaz. Kim okunuşta ayrı ayrı dalı var Kuran-ı Kerim'in, hiç kimseye daha o şans vermemiş. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'den ayırma ya Rabbi. Görüyor musun kardeşim? Daha sana Kuran'dan birkaç kere söyleyeyim de, evini akıl gibi etme de evin müzeyyen bir ev olsun, oğlanlarını okut, kızlarını okut, ailemi okut, kendini oku da evin akıl olmasın, evin müzeyyen Kuran-ı Kerim evi olsun. Allah öyle ev yetmesin evimizi. Ya, Kuran, bir köyü bir bucağı değil yekpare bir dünyayı idareye kafi ve çetin bir Kitab-ı Celil'dir. Bir Tacik köye, bir Türkiye'ye neye değil? Dört köşe yedi iklime yetecek kadar Kuran-ı Kerim'in idaresi var. Kuran, ömründe mağazaları rukuğa indirmiş, hiçbir asıl ondan hüsnı kalmamıştır. Bütün büyükler ömründe rükua evrilmiş.
Utbe'ye geldiler, sen Muhammed'in akrabası olun, git de buna söyle, gel şu iman iddiasını bıraksın da putumuzdan, sanemizden bizi soğutmasın, hiçbir ümit ver. Hem o onlara vahit. De ki yahu b olma istersen senin emrine hepimiz de b edelim, evlenmem istersen en zenginimizden iz alalım, zengin olmak istersen titremeye başladı. Akrabalığımızın hakkı için daha dokunmuyor yalnız dedi. Akrabalığı seversen dedi. Ağzını kapandı peygamberimizin kalktı gitti. Onu gönderen Ebu Cahiller, şeybeler, Ebu Leheb'ler ne bekliyor, gelmedi, evine doğru gitti. Vardı, yahu niye gelmedin dedi. Kanaatim olsun bir şey okudu, siz sıfır diyordunuz. Siz Esadli ile evvel diyordunuz, evvelki satırlar diyordunuz, o şehir diyordunuz, vallahi hiçbirine benzemez, o Allah kelamı, al sana iman evi yazdım dedi. İman evi yazdım.
İman etmedi de vücudun böyle titremeye başladı, akrabalığını seversen yol derim de öyle durdurabildim diyor. Kuran-ı Kerim bu kardeşim. Sen okutturmuyorsun yavrularına niye okutturmuyorsun ama çok zararlısın. Kuran-ı Kerim hür-ü mehdündur. İncilerini müminlere fedaya ediyor. Kuran-ı Kerim, Kuran mucistir, okuyan daima acizdir. Bazı elhamdülillah da yanlıştır. İnsanlar aciz, Kuran mucistir. Dinle, Kuran dünyada şati, ahirette şekidir. Dünyada Kuran şifa gelir. Ayetel kürsiyi oku oku, avucunasız te'lifir, vücuduna çal, hastalık biiznillah uçan girer, ahirette de şefaat eder. İki şey şefaat eder. Birisi Ramazan. Ramazan ayı yeni kolundan tutar, ya Rabbi bu benim için, senin için aç kaldı, su su içmedi, ekmek yemedi müsaade et, bu korkuyor surattan geçmeyi, ben surattan geçireyim.
Kuran-ı Kerim geliyor, ya Rabbi bunu okumak yüzünden başka işlerini bıraktı ve ben buna şefaat edeyim cennete girsin, ikinize denizin veriyorum diyor. Orucuyla Kuran şefaat edip cennete götürüyor. Hadisi şerif bu. Daha okuyorum. Ben doymadım, sen doyuyorsan bilmem. Kuran, kalbe safa ruha refah verir. Kuran emraz-ı teşbiye ve tedavi eder. Hastalıkları şia şifa verir. Kuran'ın kovulduğu kimse hiçbir zaman fena bulamaz. Kuran kovmuş da Kuran sen boşabilin aileyi geriye almışsın, üçten dokuz yemişsün, üç desen yine üç de birlikte düşerdi o, onu geriye aldın. Sen cami üzerine gelme. Sen İslam dinini terk etmişsin, terk etmişsin. Kuran'ın ilk ayeti oku diye başlayan, alemi kucaklayan bir burhan-ı ilahidir. Kuran'ın muhafızı bizzat zadi celilidi sübhandır, yoksa toplar, uçaklar, gemiler Kuran'ı muhafaza iletemez. Deliler Kuran'ı Türkçeye çevireceğiz, hileceğiz, çalışırlar, ne?
Onun muhafuzu Allah'tır, kimse ona dokunamaz. İncil de bozuldu, Tevrat da bozuldu, Zebur da bozuldu. Bak her yerde okunmaz. Radyolarda Kuran-ı Kerim bütün devlette okunur, onu kimse bozamaz. Bozulursa şimdi dört İncil'i gör dediler, bir İncil yüz dört oldu, yüzünü bahşettiler, gördü kaldı, dördüne birbirine uyamadığından şartta okundu, muhartta yanlış okudum diyorlar, okuyamıyorlar. Kuran-ı Kerim dört köşe yedi iklimde okunur, kimse bozamaz Kuran-ı. Devam ediyoruz efendim. Kuran'ın münkiri tevhidsiz ihbar olunur. Anlayamadım hoca. Kuran'ı kim inkar ederse, kim tecrit ayetini tevilsiz olarak kafirsiniz o anıma. O Kuran eski masaldı, geçmiş diyenler onları kim gelirse tevilsiz, yani tevil edilmeden kafir olur. Tecdidi imam, tecdidi nikah edinmezsek olmaz. Daha okuyayım bu sana. Kuran mümine mümine bit evradıdır Müslüman'ın Kuran. Osuzlukta evra dokuyor gibi.
Efendim, mümine bir gurbette iş. Garip düştü mü Kuran'ı okusan iş olur. Hüzünde meserler, ahir zamanın ölüm oldu mu gelip gelip Kuran okudukları onun için ciğerim, baharın, kardeşin öldü, bacım öldü, ailen öldü, yavrum ciğer faren öldü, canım cayır cayır yanıyor. Hafızlar gelir yarı ağustlık okullar giderler, kalbine gusül serpilmeye başlar, onun da yeterli olabilin. Allah bizi Kuran'dan ayırma ya Rabbi. Kaygıdan meseleler zulmetten nur, zulmet zamanından nur veren, evet, dalalette hidayet, dalalet zamanında hidayet tarifesidir. İnsan dalalete düştün mü, Kuran hidayete getirir. Kuran, can-ı ustayız sizden birisi Cenabıhakk'la münacet ve mükalemeyi severse huzuru kal bile Kuran okusun. Sizden biriniz Allah'a konuşmayı severseniz Allah'a konuşayım diye istiyorsanız Kuran-ı Kerim olun, Allah'a konuşmuş gibi sevaba nail olursun. Anlayabildin mi? Daha değil mi?
Camiden hoca kendi Kuran okulu dinlerim, çıksın. Gelin nereden geleyim? Allah'a konuşmadan. Yalansın vallahi. Gitsen yalanında yalan, yemininde yalancı değilsin. Allah'a konuşmuş gibi sevaba nail olursun. Allah bizi Kuran'dan ayırmasın. Kadir gecesi. Kadir gecesini, kadir gecesini şu bulunduğumuz geceyi sıdd-ı yakin ile, sıd-ı yakin ile inanarak iman ederek ihya eden mümin, mümini kamil, günahı-ı sahayiri mahvolur. Medreder bütün ömründen metreder günah yettiyse inanarak, sevabına inanarak, kadir gecesi olduğunu bilerek kim burayı bekliyorsa günahsa gayrı, bütün ömründeki günahı mahvolur diyor peygamberimiz. Memnun olduk değil mi? Yalnız şunlar affolunmaz diyor, bunları sayın. Kadir gecesinden istifade gidemeyen şunlar, açın bir aşılar. Kelimesiyle cümlenize hüsnü hatimeler tevfik et ya Rabbi. Hocam bu kadar mükafatını gösterdiniz de affolunmayan olacak mı?
Şu on kişi affolunmayacak, içinde varırsan kaygılan ve tövbe et. İnşallah yok. Olursa bilmiyorum. Bizde varsa ben tövbe ediyorum. Daha okumadan evleri tevbeyi nasuhla tövbe olsun. Ya Rabbi. Şimdi affolameyanın bu, şu meclisten boş çıkanın birisi sıkıcılığa, sıkıbaz memleketimizde yok elhamdülillah de, sıfır yapan. Bu yok efendim, bir. İkincisi, falcılık yapanlar, falcılık elin nikahında olan aileyi kocasından savrulup da başkasına muhabbet etsin de zineye sebep olsun diye büyücülük yapan, devletin de yaşa ettiği büyücülüğü yapan, bunlar da bu geceden mahfurlar. Şifa içinde bir şey yapar belki, yani ötekinin yüzünden onu da yasakladılar ya belki yapar lakin cücüğü yapar da, cücüğü yapar da milleti yataklara düşürür, hasta eder, yürüğe tutturur. Gelin ırzının namusunu, namusluk ırzının ciğerini, güryaniler de eline oğluna yakacak şey yaparsa bu geceden mahrumdur.
Hiç bu oturmasın, kalksın, depolsun gitsin. Doğru. Böyle yok da çok şükür ne kalkabilir ne de inebilir. Bu da yok bizde efendim, ikisi de yok. Şu da üçüncüsü, meşahin olanlar, meşahini anlayamadım, Müslümanlara kincilik ederek ırkın bulunanlar, ya ırzına ya namusuna bir hakaret yok da partinin neyi için Sene sene küs duruyor birbirine, birbirine. Üç günden fazla böyle küs duranlar da bu mecliste. Ya Rabbi, dördüncüsü mümini hamd olanlar da ümidini teslim. Yani Irak'ıya müptela olan, Irak'ı içen kimselerde tövbe ederlerse derhal kurtulurlar. Tövbe etmezler de ısrar edenlerse bu geceden ve İslami olan ruhani gecelerin tepkisinden mahrumlar. Hep birden tövbe-i nasuhla tövbe olsun ya Rabbi. Tövbe ediyoruz. Bir arzu almanın imkanı yok. Saki iki şey için iman çıkıyor. Birisi elin hırsına uşağını, uç burumu çizerkene iman diyor, dur çıkayım da imansız olarak zina et diyor.
Bir de Irak içerkene şişeyi eline alıp da ağzına getirirkene iman diyor ki Allah aşkına üstüme dökme, çıkayım diyor kafada gölge gibi kalıyor iman. Bunlar imansız olarak bırakayım içiyor, imansız olarak zina ediyor. Allah'u Zülcelal hazretleri bütün müminleri muhafaza etsin. Etsin. Demek ki efendim mümine hamd olanlar da böyle. Daha devam ediyoruz. Zinaya unsur olanlar da, zinay edenler de bu geceden mahrum. Elhamdülillah bunların saydığım birisi bizde yok hocam. Baştan tabiri veriyorum, şu var mı olacağı? Faize unsur olanlar, parasını faize verenler altıncısı, bizim burada faize parasını da vermez. Vermez deme. Okumuş yazmış adamın kendine diyorum da o yarın dükkanda diyor ticaret ediyor, benim de param ticaret ediyor. O dükkanda ticaret caizdir. El kasibi Habibullah, çift bir ticaret edenler Allah'ın dostu, Allah'ın habibi diyor.
Çocuklarının lütfu için dükkanlere sokulmuş da halanından rızık da emin ediyor. Ama seninki paranın faizi oluyor. Paranın faizini Allah Kuran-ı Kerim'in yirmi yedi sahifesinde haram haram haram olduğunu, zehri zıkkım olduğunu, daha doğrusu zina şeye gelen parasını faize gelen kimse Kabe yolunda yetmiş türlü günahı var. Kabe yolunda anasının nikahını kabul etmiş gibi günahkar. İmamı Azam efendimiz Allah şefaatine nail et ya Rabbi. Bir binanın bölgesinde cenaze diler sana şu bölgeye gel ya İmamı Veli'ler varamaz o bölgeye dedi. Nereye varamam? Onda benim alacağım var da onun yerine faiz olur diye vücudun soğur o gölgelen de belki paranın yerine geçen de riba olur, faiz olur diye korkuyorum dedi. Onun için Bağdat'ın o ısında yandı, İmamı Azam onun için imam. Bir koyun çalındı Bağdat'ta, Yahyalığım bir yerde, bu on üç sene kasaptan koyun eti alıp yemedi. Bizim imamımız İmamı Azam.
Niye yemeyeyim? Belki o çalınan koyun kesilir de onun eti olur diye korkuyorum. On sene yaşar koyun, on seneden sonra koyun eti yiyeyim dedi. Hele koyun eti yemeyelim dedi, yemeli. Böyle imamı. Allah şefaatine nail et ya Rabbi. Demek ki faize mısır olanlar da böyle. Daha yenisi tükendi oldu, ona iniyorum. Annesine babasına asıl olanlar da anasını babasını kıran kimseler de bu geceden mahrum. Etme hocam yahu, anasını olsun böyle. Peygamberin yazmışı hadisi böyle. Kim anasını babasını kırdıysa bu geceyi boşuna deklen, illa onların rızası bulunacak. Ondan sonra iş yerine varacak, yoksa imkanı yok. Bu hakka dair, un, un vaaz derse tükenmiyordu. Anne baba hakkı çok mühimdir. Yani Allahü Teala hazretleri Yengine itaatten, ibadetten sonra anneye babaya itaati. Allah emrediyor. Allah'a itaatten şükürden sonra anneye babaya itaat edin diye Allah emrediyor.
Ben ustam belki olur ama imkanı bulunmuyor, belki bir daha elime geçen zil diye geçmem, ana baba hakkında ta Ramazan'ın ilk döneminde konuşmuştum, şimdi bir daha konuşayım, dinle. Sahabe-i Kiram'dan Hazreti Alkam'a, radiyallahu anh, Allah şakatına nail et Ya Rabbi. Hastalandı, peygamberimiz sahabeleri gönderdi, vardılar. Dediler ya altamı? Dilini gösterdi, dilimi göndermiyorlar dedi. Diliyle demedi ve eliyle ahraz gibi işaret ederek, dilim sizin dediğiniz la ilahe illallah'a dönmüyor dedi. Dönmüyor. Topmuşlar peygamberimize. Yetişti peygamberimiz. Dibatlı bir sahabesi. Buldum ya ata mademi. Dil gibi gösteriyor. La ilahe illallah muhammedur resulullah, hastana böyle diyeceksin. Yediysen bilmem birse küfre varırsa anca böyle duyuracaksın. Hem hastaya okunacak bu bir kalp. Yanına vardın mı? Ya Mehmet ya Ahmet anne geliyorsun hep kim, ne ölüyorsun o zaman göz tavana dikilmiş daha.
Gözün feri dökülmeye başlamış, düşmanlık da geçmiş, düşmanların boş görünüyor o zaman ama dolaşan yamaca geçiyor. Ondan sonra La ilahe illallah Muhammedun Resulullah deyince yedi miyelesül o da yerse Böyle diyorsan o da diyecek olursa cennete daim oldu buyuruyor peygamberimiz. Olacak değil mi Eyyü? Kimin son kelamı la ilahe illallah olursa cennete daim oldu. Allah'ım, el aman ya Rabbi, şükran ilgi cesur hürmetine yürürken bunu okuyarak bizi öldür ya Rabbi. Derdimiz buna başka defterlerin hepsi unutulur girer. Bunun ne suçu var acaba dedi yani bir ahlakını haber verin dedi. Oturdular, ahlakını haber verin. Yetmiş kere iyi aklı çıktı. İyi teci kötü aklı yok ya Muhammed dediler. Sabırlıydı, kanaatliydi, teveddülüydü, tevazduluydu, sehavetliydi, comardı, şuyuydu, fuyuydu, saydılar. Öylesine annesinden babasından sağ kimse var mı dedi. Annesi sağ ya Resulallah, getirin anasını dedi.
Getirdiler annesini. Buyur ya Resulallah, şu çocuğuna hakkını helal et dedi, haram olsun ya Resulallah dedi. Ya buldum dedi ya Allah nasıl. Nereye ana ne biçim haram ediyorsun dedi. Ben bunu yeneldim ya resulallah da dedi, gelini geldiğinde dedi kalk yeme bir şey dedi gelinle benim elim demek geldiğini beğenmiyor da dedi, kirli diyor, beğenmedi demek ki dedi, gel de ailesine tak yemeğini pişir dedi. Ana Zahar sana zahmet olmasın diye böyle yaptı. Yapma Allah aşkına yahu dedi. Yok ya Resulallah be oğlum kırıldı dedi. O çocuk da anan imtinesin, yazlık da ailenleşirsin demek istemiş ya, haklı olduğu anda böyle silit duruyor. Ya sen haksız olur da babana bunak, annene koca karı, çenesine vuku yutunca bir tarafa sapılanlardan olursan çekeceğini anca bir Mevla bilir, bu gezilen de zerre kadar bir faydan olmaz.
Peygamberimiz halan etmiyor mu dedi, etmiyor mu bu yalancı böyleyse dedi, peygamberimizde siyaset muamelesi vardı, Çok odun biriktirdi. Ataşı vurdu, ataş bir dur dur dur. Sağ olarak yakalıyla atın ataşa dedi. Ataşı atacak zaman annenin ciğeri yanıt olur. Halam olsun ya Resulallah. Ne oldum dedi. Yavruma dayanamam ya, cehennem hastalığına ne al dayanacağım onu görmüyorum dedi. Çocuk. Alkame La İlahe İllallah Muhammedurresulullah. Ne oldun ya? Alkame La İlahe İllallah Muhammedurresulullah. Ne oldun ya? Alkame La İlahe İllallah. Ya Resulallah anamdan emdiğim yumuşak sütler kemik gibi oldu dilimin üstündeler dedi. Dönmeye imkan bulamadım dedi, dilim dönmüyor dedi. Onun için söylememe imkan olmadı dedi. Şimdi anam helal olsun deyince bilimin üstü yumuşadı dedi söylemeye başladım. Ana baba haklı yüzlerce söz var ama ne diyeyim şimdi nereye sığdırayım Kadir Gecesi'ne. Onun için böyle kalsın.
Şu yedincisi bitmiş. Sekizincisi, kavcılıkla meşgul olup laf taşıyanlar da bu geceden mahrum diyor. Kavcılıkla o partidan o partiye laf götüreyim de bir bulut civarası yesinler, Zıtkının dibini içen inşallah burnundan fitil fitil gelir inşallah. Milleti birbirine bırakıla hiç önemli oldu, plan mı, aslı var mı nedime sürünece? Aklı var mı yok mu demez. O onu birer birer dinler. İ dedi onun bütün kin eder. Aslı yok bira oğlum işte o aranın soy tarzı. Nemmamı, yarın maymun suratında Allah'ın huzuruna varacak. Onu niye dinleyin da memleketin yavrularına küs oluyorum? Allah Allah, böyle bizim hallerimiz yahu. Sekizinci kauculukla meşgul olup laf taşıyanlar da bunlar da şeyde, Azebdeler, kadının birisinin bir kız çocuğu vefat etti. Oraya bir kıymetini eşya düşmüş çıkardılar kabirden. Vardılar ki kadirin içerisinde kız çocuğu atışın, cehennem ataşının içerisinde bir yılan da dilini soruyor.
Geldiler, dediler bir ulemaya, karının yanına vardı. Kız çocuğunda ne adet vardı. Dört nikah, gök vakitlardı da yatsıyı kılmazdı. Bir, Irbıksız olarak tuvalete girerdi, taharet yapmazdı, iki. Üçüncüsü, insanın kapısını dinlerdi ve o evden öteki eve laf taşırdı. İşte bu laf taşıdığının yüzünden, baharatsızlığın yüzünden, yatsıyı kılmadığının yüzünden kabirde daha insanların göreceği şekilde azaba uğruyor. Kitaplarımız bunları da yazıyor. Dokuzuncusu, sıla-i rahimi terk edenlerimde, sıla-i rahimi terk edenlerimde, sıla-i rahimi biz anlamak ki memlekette, farz farz, bir kız kardeşin, bir annen, bir baban, bir kardeşin başka bir memlekette ise onu şimdiki zeketinle, zeketinle, sadakanla, varlığınla gelip ziyaret edip belki fakirliğe düşmüş, onu sıla'yı vehim etmek üzerine tart. Bunu yapmayanlar illallah mesrür. Aktivitler açılsa da bir tezini desem size.
Fahri kainat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin şehrinde bir amelehçi Mehmet baba vardır. Herkes ameletine inanır, senet kürek istemez miyiz? Birisi çok para kazanmış, Türkiye'den olur, orada parayı Mehmet Baba'ya koymuş gelmiş. Şimdi geriye varmışmış, Memmetlobe ölmüş. Yüz tane madeni lira, demiş sana verdi mi sana verdi mi aramış kimse yok, kimseye vermemiş. Bir ulemaya vardı, ölmüş gitmiş, duyulmaz sesi dedi. Öteki ne vardı, duyulmaz. Bir puslu cihana vardır zamanın kutbul attabına, beşayıkı iki zamdan birine. Dedi efendim böyle böyle başımda bir iş var, kolay var dedi. Kimseye girme, duyurmaz da dedi. Gece Trabzon'yı burada haryetsin. Peygamber Efendimizin mescidimesin dedi. Perşembe günü dedi, o hutbalığın içerisine amel etsin, Mehmet Baba, amel etsin ne etsin diye, o sana cevap verir dedi. Bakma dedi, vardı gece sindi, orada çığırdı.
Çığırdığı zaman ilk defa çığırdı ses gelmedi. On defa çığırdı ses gelmedi. Sen kendin mi bizzata duyulur ses, benim gibi adama mı duyulacak dedi. Çıktı koydu, gitti, vardı dedi. Efendim duyulmuyor dedi. Öyleyse plan kuyuya var dedi o perşembe, o kuyuya çığır dedi. Allah Allah dedi, çok kafasını sanladı, gitti o kuyuya çığırdı. Aman ettin Mehmet Baba, emaneti minnettin dedi. Oğlum emanetini Fatıma'da zuhra hurmalarının, iki hurmanın arasını üçer adım ölçtüm, üçüncü adımda altı adım geliyordu. Orada üç taş üstüne kondu, onun tabanında paran gönlü kimseye inanamadım hakkı zayi ederim diye oraya gömdüm. Oradan Oradan al dedi. Peki dedi Amelçi baba, anladım onu ya dedi. Sen dedi dedi, bir perşembe evvel dedi, Ravza-yı Utah'a çıraya çıldırdım da sesim gelmedi dedi. Şimdi dedi bu kuyunun dibinden sesim geliyor. Oraya Allah'ın has kulları varıyor dedi.
Nebi sen has değil misin herkesin emanetini? Ben sıla-i rahim yapmamışım, bura peygamber memleketiydi, annem babam o memlekette kalmış da onlar fukaralıkla ölmüş, ben burada zenginim de onunla sılai rahim yapmadım da onun yüzünden bu azaba duçar oldun, biz cehennemdeydik oğlum dedi. Onun için akraban ne varsa Sıla-ı Rahim yapar. Buna bunlar da buradan kalktın geçsin diyor. Aslan mahrumdur Sıla-ı Rahimi tercihen. Daha onuncusu, humarbaz olanlar, humar oynayanlar, bir pezip çaylak olursa da o kağıdı eline, o aşığı eline aldım motor olayı, kara gözünün kamiyle elini yumuş gibi günahkar oluyor baştan. Oradan bir gece zıkın, çay içtin mi o kumlardan, kızgın ameli has oluyor. Ameli duyuyor yerinde, bunun için bunlar da bu geceden mahrum. Allah bizleri mahrum koyma Ya Rabbi. Ondan sonra bu gecede verilen asiliyeler Hazreti Aişe Ya Muhammed dedi. Ya Muhammed şöyle bu gece de ben ne yapayım?
İstersen Allah'a zikret. İstersen Kuran-ı Kerim oku. İstersen Salavatı Şerife oku. İstersen kaza namazı kıl. İstersen Kestik namazı kıl, istersen kadi namazı kıl, ben sana bir şey tarif edeyim. Bunu mutlaka yap. Anlayamadım hocam, o Arapça olduğu için anlayamadım. Ya Rabbi ben günahkarım, sen aklı 7, beni aksetti, bu gece de akkululursun buyurdu peygamberimiz. Bunun için bizim yapacağımız neymiş? Tespih namazı kılarsak şu, ammi muhteremeleri atlat hasılatlarına, ya ammi dedi peygamberimiz, sana o hasılatı haydi ile ikram etmiş olayım ki onu işlediğin vakıf zemdiğin evveli de affolunsun ahiri de, sana on hasılat vereceğim. Yediydi de affolsun kadimi de. Yemin ettiğin günah da affolsun, evvelki ettiğin günah da. Hataan ettiğinde, karşılık ettiğin de günah affolursun. Sayiri de affolsun kediri de.
Vücut günahını da affolunsun, büyük günahını da, giznisi de affolunsun, aleni'si de, mahfur olsun. Ne diyorsun amcam yeğenim dedi dört rekat tesbih namazı kılacaksın dedi, bunlar tüm affolunacak. Şimdi tespih namazını hoca tendi bir kişiyle durursa sen de ağzından bilmeden ne kadar iktida edersen olur, tespih namazı kıl. Tespih namazını hoca tendi haber versin, istese ben haber vereyim. Bismillah tesbih namazından niyet, Allahu ekber der. Sübhaneke'yi okudun mu? On beş defa bu başında. Dört rekatımda on beşi de başında okunur. Dört rekatın dördünde de baştan on beş defa. Euzu çeker, besmele çeker. Elham okur, zammı surayı okur, on defa daha süphanallah ve la ilahe illallahü ekber sonunda bir yıl azimdır. Rüku'ya aldın mı? On da orada, senin Allah'ın emri de on da orada. Burası otuz, on beşte daha kırk beş oldu. İki secde de on.
İki secdenin arasında on daha, otuz da orada oldu yetmiş beş olur. Öteki rekatta da yetmiş beş olur, yüz elli. Göz rikatta üç yüz tespih olur. Üç yüz tespihi çektin mi günahın evleri de affolunur, ahırı da affolunur, kadimsi de affolunur, yediydi de affolunur, ikincisi affolunur değil müjdeledi. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam. Ya amca, bu namazı künde zır. Künde zırlamazsan hastalığa olsun bir tın. Hastala kılamazsan ayda olsun bir tertiptir. Mü? Ayda kılamazsan senede olsun bir tezip mü? Senede olsun bir tezip kılamazsan ömründe bir tezip olsun bir buyurdu. Bunun için bunu gelmeyip kılacaksınız inşallah. Bir istiğfar okuyacağız, bir perihit zikir okuyacağız, bizden devlet dua istiyor. Ordu dua istiyor. Hastalan dua istiyor. Melizdan dua istiyor.
Mektep çocukları sınıfı yetin diye dua istiyor, anne oğlunun ıslahı için dua istiyor, kadın kocasının ıslahı için dua istiyor, hoca ailesinin ıslahı için dua istiyor, millet yetiminin için dua istiyor, İnşallah duamız kabul olacak çünkü evvel biraz istiğfabi okuyacağız. Herkes şöyle düzenli diz çöpü otursun. Bütün günahlarımızı gözümüzün önüne alırsak çok iyi olur, göz yumuldu mu günahı, gözünün önüne tek gelir. Göz yumdu, gittiğin günahlar şöyle düzülür. Onun üstüne istiğfar suyu döküldü mü böyle yukarıdan aşağı döküldük süre günah gereği mahvolur. İnşallah dağlar gibi günahlarla geldin ama günahsız olarak çıkacağız inşallah. Günahtan tövbe eden o günahı bir daha hiç itmemiş gibi olur buyuruyor peygamberimiz. İnşallah hiç itmemiş gibi olacağız. Gemi günahlarımıza merhamet ettirerek, ruhumuzu ihraç ettirerek alaya illiyyine terakki eden ruhlar gibi ikram et Ya Rabbi.
Şu Cami-i Şerife bütün camilere cem olan ve rahmeti İlahi Cemizin boyun genleri meşru et ya Rabbi. Memnu et ya Rabbi, şehadet ya Rabbi. Züleyha nasıl cem olduysak, bütün camilere cem olan bütün ehli imanı Muhammed Aleyhissalatü Vesselam'ın sancı altında böylece hayırlı cem et Ya Rabbi. Canlarımız kuluma gelip, ellerimiz ellerimizle, ayaklarımız ayaklarımızla, gemi azalarımız birbiriyle, elveda el bırak dediğidun, buyurun aşkla, hüsnü hatimler tevfik et ya Rabbi. Hasakiri İslamiyemize selametleri isyan et Ya Rabbi. Başlara yatan hop, toprağa döşemüp, atası hilkatla, diğerleri bürhan olan ana kuzularımızı perişan etme ya Rabbi. Evlatlarını yetim yete ama koyup sızlatma ya Rabbi. Komünistler ayağı altında ırzımızı, namusumuzu Kelebeklerimizi kabul et. Zeketlerimizi kabul et. Sıfralarımızı kabul et. Okuduğumuz Kuran-ı Kerim'i belki hatim edenler de var.
Dergahı mezhebinde seni kabul ile makbul et yarasıdır. Basıla olan ecri messubatı, evvela bidat, etrafı mahlukat, şedi I vuslat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ruhuna, eline ashabına, bütün beygemberan-ı izam, evliyayı kiram, sahabeyi kiram, mümin, müminat, Müslüm Müslüman annemiz, babamız, akrabayı talimatımız, ciğer fare yavrularımız, dağlar başında kalan, hakile yekkan olan bir Fatiha'ya muhtez olan din kardeşlerimize da ihya edilip Rabbim, vasıl et Ya Rabbi. Gözün mümin, müminatın ruhunu şehadet Ya Rabbi. Gözlerimizi tavana dikilir, yavrularımız kıstın hıştır ağlarken, ailemiz saçlarını yiyorlarsan Allah, Allah, Allah, Allah, Allah diyerek can vermek nasip et Ya Rabbi. Allah Allah diyerek öldür ya Rabbi.
Hamle vardığımız zaman iki melek gelir çınarlar gibi, gözleri yavru dar şimşaklar gibi, birisi sual sorar gök güller gibi, dünya döner bir gün alem far olur, münker nekir gelir çok dil mal olur, kanaatını dostun tek bir ölmeyip kimseniz kalmayacak. Çünkü annelerimiz öldü, babalarımız öldü, genelerimiz öldü, kardeşlarımız öldü. Biz de bu hafta böleceğiz. Sualımızı asalet Ya Rabbi. Kabirden on iki fırka bakacak insan, kimi maymun suratında, kimi hınzır suratında, kimi merkep suretinde, kimi deve suratın da, kimi yılan, akrep suratında, kimisi daim on dördü gibi kalkacak. Bizi mümin olarak, Ay'ım on dördü gibi kaldı Ya Rabbi. Habib-i Ekrem'in hürmetine, leyleği kadir hürmetine, amin diyen dinleri nar-i cahilinde, yakma ya Rabbi. Mahşara varırız, gökerler, karlar gibi yağar.
Kiniz müminlerin sağından gelir, münafıkların solundan gelir, kafirlerin dalından vurur, göçünden çıkar, bizi mahcup etme. Sağdan lütfet ya Rabbi, sağımızdan lütfet ya Rabbi. Kanaatımız olsun, Kuran-ı Kerim'le sabit, mizanı adalet kurulur. Hazır-ı Muhammed kürsüsünü atar sağında oturur. Bütün peygamberan nizam, evliyayı kiram, meleklerin huzurunda günahımız, cevabımız dağıtılır. Boyamız o gün yüzümüze vurulur. Ya Rabbi, günahımızı çok yedirin de, sen benim ümmetimizin niye günah ettin diye Muhammed yanında bizi mahcup et be Ya Rabbi. Mahcubet et be Ya Rabbi. Hadis-i Ekrem'in hürmetine, leyle-i Kadir hürmetine, nur-i zulüm hürmetine, nur-i zulüm hürmetine, nur-i Ekrem hürmetine, cennetten çıkarıp iki yüz sene semaya bakmadan ağlattığın ademe bağışla, suların yüzünde koyduğun, vafurun içinde bıraktığın, seksen gelir zimmetli ile gezdirdiğin, bağışla.
Ya Rabbi, koç gibi boğazlattın, Yahya aleyhisselama bağışla, bütün vücudunu kurda yetiştiğin, Eyyub Hürmetine ya Rabbi. Eyyub aleyhisselama bağışla ya Rabbi. Hazır-ı Musa'yı on sene memleketinden firar ettiren Firavun'u kahrettiğin gibi, komünistleri, dinsizleri Taha isminle, kahret Ya Rabbi. Bizi Hazreti Musa'ya bağışta Ya Rabbi. Hazreti Musa ölmesine Ya Rabbi. Kafirlerin kabzızından, semaya çıkarttığın hazreti İsa'ya bağışla ya Rabbi. Uhud Dağı'nda mübarek yüzünü yardırdığın, şu geminin içine iki tane halkayı bastırdığın, cinn ü saadetini kırdığın, alemine rahmet için gönderdiğin Muhammed Mustafa'ya bağışla. Ayağının altını ejderhaya soktuğun sırtıyla bağışla. Farmını Ebullülüğe yardırdığın o marul fari korvesine, caminin içinde Kuran-ı Kerim yazar okurken ayetinin üzerine haricilerin karnını döktürdüğü hazratı otmana bağışla.
Köpede, hanlının aslanı, aliyalbur tazayı gebe gibi boğazlatsın, ona barışsa. Kerbela'da bir içim su verin de, ne olur hakkım helal olsun diyeyim, gökkesini vurunca suyu kaynatayım, susuz öleyimle Muhammed'in ümmetine, şefaat edeyim dirilttiğin, Hazratı Huzeyfe'ye bağışla. Ailesinin elinden zehiri çıktığın Hazratı hasada bağışla. Yerinden yamalı, muhabbet kızına bağışta. Çoban Veysel kararına bağışta. Allah diyor, göçünü gevezizi gibi gelen Aslulu Kadir Geylani'ye bağışla, bizi bugün günahsız çıkar camiden. Gemi Ümmeti Muhammed'i affet ya Rabbi. Hicaz'a yemiyim diye, diğerleri büriyan olan erkek veya kadın din kardeşlerımıza, acilen hatke gitmeyi nasıl icyalarız? Gidenlere kekler, yetmeyenlere, angayı buz zaman nasıl icyalarız? Mahşer yerinde dediği zaman, ey mücrimler, ey kafirler, ey münafıklar, müminlerden ayrılın dediği zaman bizi Muhammed tarafına ayır ya Rabbi.
Bizi sevgilin tarafına ayır ya Rabbi. Bizi elimizi arkamıza bağlayın, Ayaklarımızı çokun, zebanının eline gelir. Yüzümüz üstün, sürünü sürünü cehenneme atma Ya Rabbi. Hadis-i Ekrem'i hürmetine bizi Muhammed Mustafa ile beraber cenneti ala'dan, İngilizsi ala cennetinden, Yamanını gösterdiği zümraya ilhak buyur Ya Rabbi. Din kardeşlarınızdan gelsin olup da bize şimdi söyleyemeyen, içinde ah benim için de bir dua etsin diyen, öyle temennide bulan kardeşlerimizin içindeki o dertleri hayrına halat et Ya Rabbi. O sıkıntılarını gider Ya Rabbi. Üzerine koyun. Camimizin baştan yapıldığı için bayrağı kapısı da boyaza bulunduğundan, çok şiddetli soğuk olduğundan buraya bir hür sofası alınacak. Bugün onun parası inşallah çıkarkena temin edilecek. Bunu vermemizi yüksek vicdanımızdan rica ediyorum. Buraya hafızlarımızdan birisi gelsin. Bir Kuran-ı Kerim ile bitirelim. Hafız Tayfur nerede?
Kadir gecemiz mübarek olsun. Size çok zahmet etsin, aklınızı helal edin. Benimkiler size helal olsun. Bak şu adam. Peygamberimiz, hazrasal efendimiz bana bir tezsiz hah derlenen şu kadar hakkı var. Boğazındaki defada köleyiliği saparsa anca o hakkı öğretebilirim diyor. Benim bir aydır yaptığım vaz, din goruyla helal olsun.
Kaynak: Genel
Kadir Gecesinde Dua ve Salavatın Fazileti | Mihmandar