Kadir Gecesi ve Ruhaniyetin Derinliği kaydında Kadir Gecesi hakkında birçok beyanlar mevcut. Yalnız El-Leyir diye İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri şöyle bir izahta bulunuyor. Tabii ki deruni anlamlar, buradan Zati aleme işaret ediyor. Geceyi tarif ederken, artık ne anlayabilirsek. Allah'ımızın Celal sıfatının galebesi olarak söylemiş. Şimdi cemal sıfatı malum huzur ve neş'e, genel…
Kadir Gecesi hakkında birçok beyanlar mevcut. Yalnız El-Leyir diye İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri şöyle bir izahta bulunuyor. Tabii ki deruni anlamlar, buradan Zati aleme işaret ediyor. Geceyi tarif ederken, artık ne anlayabilirsek. Allah'ımızın Celal sıfatının galebesi olarak söylemiş. Şimdi cemal sıfatı malum huzur ve neş'e, genel sıfatı da Allah'ımızın artık ehli küfre olan ehli nipaka olan azabı gazabı diye de düşünülebilir. Sehl bin Abdullah Eptüseri Hazretleri, Gaddesallahu sırra geceyi ele alırken nefsü tabr demiş. Nefsin şimdi gece karanlık ya, o karanlıktan esinlenerek şunu ifade buyuruyor. Nefsu tab. Zaten nefsin tabiatı emmahredir hem de mübalağa ile geliyor. Kötülükle emriden nefis demek. Geceyi ona benzetti. Artık onlar irfanlarına göre bunu beyan ediyorlar. Yerine göre geceyi şöyle de ele almışlar, aynün nur ve aynü'l-butuni ve zuhur da demişler. Aynünnur, nurun özü demek.
Nurun kaynağı demek. Ve aynu lutuni veduluhur, aynı zamanda iç aleminin de meydana gelenlerin de bir kaynağı gibi. Şöyle diyebiliriz biz bunu, tabii ki hep bunlar kendi biraz önce dediğimiz gibi irfanlarına göre beyan ediyorlar. Mesela Muhyiddin-i Arabi Hazretleri, kalpte Sallallahuü sırra ben diyor hil'atı gece vakti Beytullah'ta, Altınuluğun karşısında giydim, diyor. Mesela sırların açıldığı vakit nedir, gecedir. Zaten seher hakkında Ayet-i Celileler de var, Hadis-i Şerifler de var. Seher vaktinde Cenabı hakk'ın artık keyfiyeti meçhul. Biz nasıl olduğunu bilemeyiz ama Cenabı hakk'ın dünya semasına inmesi, Allah için celle celalühü böyle bir tabir kullanılmaz, o rahmeti demek.
İşte dua eden yok mu, duası kabul edilecek, bir hacet ve isteği olan yok mu, verilecek şeklinde, yani dua eden yok mu, duası kabul edilecek, bir arzusu, bir talebi olan yok mu, istiğfar eden yok mu, bağışlanacak denen vakitte doğan nurdur. Zaten o nurun doğduğunu bildikleri için ve bunu da yaşıyorlar. Şimdi hepimiz biliyoruz ki seher vakti çok kıymetli ama onlar bunu bizzat yaşıyor. Seherde, bölününe inen o nuru biliyor o. Seherde evradına kalkmış, ezkarına kalkmış, gönlüne de ilahi tecelliler inmiş, o tarif edilmez, mümkün değil. O bambaşka bir zevkin içerisinde cennetlerin üstünde bir cennet ol. Buralara işaret buyuruyorlar. Daha mübarek sözleri var, ariflerin sözlerini ele almışlar. Bir manaya da el leyyin, leylül istiter demişler. Ve neher, neher tecelli, karanlığı bir şekle büründürerek ifade ediyor.
Mesela, örtülerin, örtülerin bulunduğu, perdelerin bulunduğu an olarak haber veriyor, el-Leyl. Bunu illa Kuran-ı Azimüşşan'da geçtiği üzere hadis-i şeriflerde demeyebilir. Bu da geceyi leylül-ül istetar, leylül'l istiter, yani perdelerin aralandığı bir vakit de diyebiliriz. Aynı zamanda gece sır perdelerinin açıldığı vakit de denir. Gündüzü ise nearu tecelli, tecelli bu tarifi yok zaten. Tecelli dendiği zaman sadece biz gördüğümüz kadarıyla nur diyoruz. Yalnız onun zuhurunda yaşayanlar için malum, böyle bir vücut diye bir şey kalmaz. Tamamen nura boyanır zaten, o nur ile hemhal olur. Aşık kimsenin yanan bir kalbin Beytullah deyip de Kabe'yi muazzama'ya kavuşması gibi, ama gerçek anlamda. Aynı zamanda bu tecellileri haber verirken de demişler. Evet, teheccüd anıdır. İlk anı gecenin buyurmuşlar. El-mevkebu'l-ilahi, ilahi yıldızların doğduğu vakit olarak da ele almışlar.
Kadir Gecesi ve Ruhaniyetin Derinliği ne anlatıyor?
Kadir Gecesi ve Ruhaniyetin Derinliği kaydında Kadir Gecesi hakkında birçok beyanlar mevcut. Yalnız El-Leyir diye İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri şöyle bir izahta bulunuyor. Tabii ki deruni anlamlar, buradan Zati aleme işaret ediyor. Geceyi tarif ederken, artık ne anlayabilirsek. Allah'ımızın Celal sıfatının galebesi olarak söylemiş. Şimdi cemal sıfatı malum huzur ve neş'e, genel…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Çünkü onlar gecede olan bereketi bildiği için daha yatar yatmaz o ilahi yıldızların zuhurundan da haberdar onlar, hiç şüphesiz. Daha tarih buyurmuşlar, aynı zamanda İda gara mütefekkiran beka bu şekilde de ele almış. Bunu Ebu Süleyman ed-Darani, katdesallahü sırra, sultanımız ifade buyuruyor. Ehlül leyl, gece ehli aleselesi tabakatim üç kısımdır. Bir kere onlar gece ehli, hadisi şerifte de görüyoruz, Rabbimizin izniyle ümmetimin en şereflisi Kuran'ı hafız olan ve bir de gece ehli buyruluyor ya gece ehli demek gece ona yar olmuş. Mesela biz gece uyusada uyuyalım diyoruz, istirahat edelim. Onlar geceyi ruhlarının istirahatatı olarak kabul ediyor. Gönüllerinin istirahatı olarak kabul ediyor. Geceyi o ilahi perdelerin açılması olarak kabul ediyor. Öyle yatağımız serildi mi yatalım düşüncesi yok. Belki de yatmıyor.
Mesela, Hace Ubeydullahi A'rar Hazretleri, bizim mürşid-i kamillerimiz içerisinde en varlıklı olanlardan birisi. Mesela üç bin işçi çalıştırıyor ama öyle zengin ki ganiyyun anil alemin olan Allah'tan bir nur ile zengin. Öne cebinin kabarmasıyla, kesesinin dolmasıyla, kasasının ne bileyim ağzının açılmasıyla değil, O Rabbi zülcelalimizden bir zenginliğe erişmiş, onun tecellisine mazhar. Biz ne diyoruz? Gani yun anil alemi. Cenabı Hak zenginlerin zenginidir. Samed sıfatıyla hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Tarifi zor. O tecelliye mazhar olan kimsenin altınla toprak hiçbir farkı yoktur. Zeyd ibn-i Harise radiyallahu anha Hazretlerinin buyurduğu gibi, keyfe esbahte ya Zeyd nasıl sabahladın ya Zeyd, esbahte müminen, mümin olarak sabahladın. Her şeyin bir alameti var ya Zeyd, senin imanının da bir alameti var mı? Ya Resulallah, ben ahireti şu dünyayı görmemden daha ziyade görüyorum.
Kevser Havzının başında ehli irfanın kavuşmuş olduğu nimeti müşahede ediyorum ve benim yanımda altumla çamurun hiçbir farkı yok. Ama ben buna gece uykusuz, gündüz de susuz olmak suretiyle diyor eriştim. Şimdi neyletü'l-gadir okuyacağım yeri geldiğinde inanın utanıyoruz, biz anlatmaya bile utanıyoruz. Çünkü bütün semavat ve arzın, nebatat ve hayvanatın secdeye kapandığı bir andır o. Ehllül leyl ala saleseleeti tabakatin, üç kısımdır. Min. I'agara mütefekkiran beka. Bir tanesi Efendimize arz etti kendini sallallahu teala aleyhi ve sellem. Dedi Ya Rasulallah, ben bir gecede Kuran-ı azimüşanı hatmettim. Ne de güzel bir kimseymiş. Efendimizle de buluşabiliyor sallallahu aleyhi ve sellem. Dedi bir gecede Kuran-ı azimüşşan'ı hatmettim. Buyurdular ki, evet Kuran-ı azimüşşan'ı hatmettin, ama gözyaşı nerede? Buyurdular ki Hazreti Sıddıyka söyleyin, imamete geçin.
Aişe-i Sıddıyka validemiz, Aişe-i Sıddıyka validemiz radiyallahu anha, Aişe-i Sıddıyka validemiz Radıyallahu Anha dedi ki ya Rasulallah babam Ebu Bekirünüs Sıddık'ın kalbi çok rakiktir, çok incedir. Namaz kılmaya tahammül edemez, kıldırmaya tahammül edemez. Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem mübarek göğsünün, göğsünün ilahi tecellilerle, tarifi zor, efendimiz için hiçbir şey diyemeyiz biz. Sallallahu teala aleyhi ve sellem ancak bunu veririz. Sallallahu teala aleyhi ve sellem, tanıyamıyoruz ki, tanımadık ki. Efendimizi biz nerede tanıdık, sallallahu teala aleyhi ve sellem. Onu tanıma böyle olmaz, bizim gibi olmaz. Onu tanıyanın bütün hücreleri değişir. Arabanın rektefa olması gibi arabayı alıyoruz, tepeden tırnağa bakma veriyoruz. Ne demek Efendimiz'i görmek sallallahu teala aleyhi ve sellem? Onun hayatı değişir.
Mesela görmeden önceki görüşüne, Gördükten sonraki bakışı tamamen değişir. Kulağının duyması da değişir. Halinde bir sükunet ve vakar meydana gelir. Dersiniz ki bu adam hiç konuşmuyor, ne mutlu bu, rahatsız mı? Zaten kitaplarda da geçen o bedeniniz hasta gibi olsun diyor. Mesela hiçbir şey yok. Efendim bir rahatsızlığınız mı, rahatsızlığı neyi yok onun. O ilahi haliyle tecelli diyeceğiz, bilemiyoruz onları biz. Tecelli ile bir ağırlığın içerisinde o. Senin gibi, benim gibi öyle rahat konuşamaz o. Zaten aramıza girmez kolay kolay. Sadece irşad ve ıslahımız için bulunurlar. Dedi ki ya Rasulallah, ben Kuran azimüşşan'ı atmettim bilgicine, gözyaşı nerede bulunur. Bak mübarek göğsü aynen bir tencerenin ocakta kaynadığı gibi kaymıyor. İşte üzüldüğümüz nefsimiz başta, Efendimizi tanıyamamak sallallahu teala aleyhi ve sellem. Tanısa insan ibadet ve taatte gaflet katiyen olmaz.
İbadeti zaten terk etmez. Yalnız ibadet ve taatinde de gaflet olmaz. Uyanık. Ne oluyor yani, biz ibadet ve taatimizde ki gaflet o malum artık. Aynı şeyleri tekrar edip gülmeyelim. Evet efendim, idee tefekküra saah. O tefekkürü tabii insanın kendi haline göre değişir tefekkür. Hayatımızın muhasebesini yaparız. Yerine göre öyle bir hal ittisaf ederler ki tefekkürleri yapmış oldukları hatalardan neden dolayı olmaz onlarda. İşte niye benim dilim uygunsuz söz söyledi, gözüm niye uygunsuz yere baktı, bunlar katiyen olmaz zaten. Ondan kurtulmuş, temizlenmiş zaten. Ne var? O düşüncelerini muhasebeye alır. Acaba neden böyle düşündüm? Bak, tefekkür edecek olursak Sa'd ibni Muaz radiyallahu anh dünya tefekkürü diyor, eğer gönlüme gelirse namazı kaza ederim diyor. Ama cennet hatırıma gelirse secdeyi sehiv yaparım. İşte tefekkürleri bu. Secdeyi sehiv gerekir mi, o bizimle alakalı değil.
O şer'i esasları koyarız, o ayrı. Vacib'in telkinde farzın te'firindedir, geçeriz ama onlarda öyle bir hal var ki biz leylekü'l-Gadir, Kadir gecesi diyoruz. Kadir gecesini onlar bu şekilde ihya ediyor. Yeri geçse de Ebu'l-Abbasü'l-Mürsi Hazretleri'nden söylesin. Burada var, bir izniyyede. Hidayet tefekkere saha gönlüne gelen düşüncelerden dolayı öyle bir düşünce ki, Esad-ı El-Bibi Hazretleri buyuruyor ki, sinem-i saf eyledim diyor. Bu muazzam bir söz. Bak bizim mürşidimiz bu, efendimiz bu bizim. Yani kendi dükkanımızdan bir alışveriş yapalım. Evet, diğer dükkanlar da kazansın kazanmasın değil ama bizim dükkanımız çok zengin. Bu zenginliğini nasıl ifade edecek? Bak hiç anladık mı? Nefsime diyorum size katkıyı, yan getirmiyor söz. Pazarımı açtım, alan alsın dedi. Bu sözü duymadı mı? Bak bizim efendimiz bunu çok söyledi. Ben pazarımı açtım dedi. Alan alsın. O alışveriş nasıl yapılacaktı.
Konya'dan gelir bir grup, efendim duyduk ki Afganistan'ını bir zata Kabe-i Muazzama da teveccüh etmişsiniz. Sene yetmiş üçte siz Pakistanlı Muhammed Zübeyr, bunlar birkaç tanesi. Bu bilinen olduğu için söylüyorum. Yoksa onun teveccühatı onların teveccüh ayrı bir kelime zaten ayrı bir ifade. Bunu biz Meryem Suresi'nde görürüz. O kuru ağacı kuru ağacı sallamak suretiyle yaş hurmalar düşüyor. Yani tevessül dediğimiz zaman öne bayağı basit bir ifade olarak katiyen ele alınamaz ve yanlış yaparız. O öyle bir nimet ki, öyle bir ihsan ki işte Meryem Vadidemizin hani Rabbimiz Kuran-ı Azimüşşan'da bildiriyor, Teveccüh bu. Anlatırım da Allah'ın izniyle şu kafalara sığmaz. Nereye anlatırsın? Üstadınızın kendisinde olan hali başkasında gibi göstererek ifade ettiği sözleri diyeceğim. Bu kafamız almaz bizim. Bu terazi bu sıkleti çekmez.
Çünkü belli halimiz İsa yahut Melek Aleyhisselam ona şöyle seslendi, tasalanma, Rabbinin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir. Yani tasalanma, Rabbin senin altındaki yani İsa'yı şerefli bir lider olarak yaratmış, hurma ağacını kendine doğru silkele ki üzerine olgun taze koruma dökülsün. Efendim, kuru ağaçtan yaş meyvelerin zuhur etmesidir. Yani tefekkürleri, onlar tefekkür ederken diyorlar efendim, işte duyduk Afganistan'ı duyduk Pakistanlı Muhammed Zübeyr bize de lütuf buyursanız siz varlıkla geliyorsunuz buyuruyor, o yoklukla geliyor. Siz ben de biliyorum, görürdüm ben, Çok da taakip ederdim. Mürşidimizden alışverişin nasıl yapıldığını bilmezsek öyle olur. Efendim ben de bir hocaca kelime söyleyebilir miyim? Biz oturalım oturduğumuz yerde. Onun ikramı gönülden alışverişti, pazarımı açtım dediği o idi. Gönül pazarını açıyordu.
Şimdi hemen bize bu İbrahim Aleyhisselam'ı çağrıştır. Üç tane İbrahim Aleyhisselam'ın feryadı fianı var. Evvahun halib, bir de münniptir. Bir ayet-i celîlede bu üç husus geçer. Evvah, bu Allah derdi ile celle celalü ahu vahyi diyor. Allah derdi ile ahu vahyi. Halim çok yumuşak uydu. Münip Rabbimize tamamen dönmüş, budur. Dinmek istenen bu. Men izagara ve tefekkara behite. Pelamyebki şimdi bu gibi kimselerde böyle bir ağıt değil de gönülleri çok zengin olduğu için ağıt olmaz. Bir şey anlatayım size layık olmayarak. Şimdi Üstadımız Hazretleri bir yerde bulunuyorlar fakat biraz diğer cemaat gibi gördüler. Böyle efendimiz boş bulduğu yere oturacak. Hemen ev sahibine dedim ki bir oda var mı? Var, dedim. Efendimize öyle oturtulmaz demek istedim, değil mi, değil mi? Aldım, buyurun. Bir de çok sevdiği bir dostu var, onu da gördüm. Onu da aldığım yanına açıldı şimdi.
Yahu sen kimi böyle normal bir şekilde o gönüllerimizin padişahı oluyor, insanlar bilemezsek o şekil oluyor. Ne olacak tabii, doğru. Hocalar, biz aşıkları istiyoruz, hocalara saygımız var. Hocalığında aşkı istiyoruz, hocalığında haşyeti istiyoruz. Haşi olmak bir ayrı. O haşyet hali müstesna. Onun kamidesi de var. Şimdi neyse oturdular. O zat dedi ki efendim dedi, eskiden dedi biz yanardık, dönerdik, ne gecemiz vardı, ne gündüzümüz vardı, Allah der uçardık dedi. Şimdi pek bir şey kalmadı bizden. Bunu herkes söyleyemez. Diyorum ya, öyle bir ulu pınar kaybettik ki kaybetmedik aslında bizsek onlar ruhen hayattadır. Neyse geçelim, bu tarafa girip ezan okun zaten. Şimdi buyurdu ki eskiden kalbimiz böyle bir gezme gibiydi, içindeki su kaynadım hemen taşıyordu. Mehmet Efendi buyurdu, kalp inişleri, inişleyince içine dökülüyor. Burada da anlatmak istediği bu.
Şimdi Kuran-ı Azimüşşan'ı okuyor, tefekkür ediyor vehi de kendinden geçiyor. Biz Hace Ubeydullahi Ahrar hazretlerini bu anlatamadık. Üç bin işçi çalıştırıyor. Ganiyyun anil alemin olan Rabbımızdan bir zenginliği var, o bir ayrı. Böyle olmasına rağmen ne yapıyor, yatağa girmiyor. Seccade üzerinde uykusu geldiğinde başı böyle bir aşağıya düşüyor veya sağa ve sola yaş sanıyor. Bu. Biz yapsak olur mu, gözlerimiz kıpkırmızı sabahlarız. O öyle bir alemin içindeki onun tarifi yok zaten. Efendim geceyi öğüne geçiriyorlarler. Eşek ibn-il Faruk Hazretleri bizim diyor, vücudumuz ruhaniyete dönüşür. Yani bizim vücut diyor ruhlaşır, nur olur demek olur, nur olur. Evet, emri ilahi diyor öyle bir hal alır ki onunla biz kelamil basar göz açıp yumuncaya kadar bir zaman içerisinde o taatimizle biz Rabbimize ulaşırız, diyor. İşte Kadir Gecesi bu. Velhamdülillahi rabbil alemin el-Fadam.