Değerli dinleyicilerimiz Musahabe serimizin birinci cildine Höst-i Huluk başlıklı konuyla devam ediyoruz. Sallallahu Teala aleyhi ve sellem efendimiz hadis-i şeriflerinde buyurmuştur. İnsanlar Hak Teala hazretlerinin iyalidir. Allahutaala ve Tekaddes Hazretleri'ne insanların en sevgilisi Hakk'ın iyaline ihsan üzere olan kimsedir. Keza sallallahu teala aleyhi ve sellem bir hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır. Mümin müminin kardeşidir. Ona zulüm eylemez ve bir kimse mümin kardeşinin ihtiyacına koşarsa, Allahu Teala Hazretleri de o kimsenin hacetini reva eder. Bir kimse bir Müslim'in bir şiddetini ferahlatırsa, giderirse Allahutaala dahi kıyamet gününde onun şiddetlerinden birini giderir ve bir Müslümanı sevindiren kimseyi Allahutaala da sevindirir. Bir kimse mümin kardeşinin yardımında bulunduğu sürece Allahutaala da onun yardımındadır, buyurulmuştur.
Binaenaleyh şükrü Hüda-yı Azze ve Celle Hazretlerini edaya gayretle, kemer-i himmeti mahluk-i Hüda'nın hacetlerini edaya gayret edip ve çevik ve çabuk ben olup Halık'ın iyali demek olan müminlere hizmetkarlıkta bulunmayı ve hüsni hulk talakatı vech ve muamelatında rıfk-u sühulet eylemeyi rızayı Mevla'yı hakiki celle ve alaya vesile ve sebebi necat-ı dareyn ve vasıtayı terakki-i derecat bilmek gerekir. Ve dahi hadis-i şerifte buyurulmuştur ki iman-ı kamil sahibi olan mümindir ki hüsnü hulk sahibi olup ve ehline lütfu ziyade ola, buyurulmuştur. Ve dahi hadis-i şerifte muhakkak kul hüsn-ü hulku sebebiyle, güzel ahlakı sebebiyle ahirette derece-i azimeye ve eşref-i menazile baliğ olur. Halbuki onun ibadeti hali zayıftır. Ve yine kul su-i hulku sebebiyle derece-i süfla-yı cehenneme baliğ olur, buyrulmuştur. Keza hadis-i şerifte güzel ahlak hatayı izale eder, suyun kiri giderdiği gibi.
Kötü ahlak da ameli bozar, sirkenin balı bozduğu gibi. Yine hadis-i şerifte, Allah Teala refih'tir. Her işte rıfk eylemek mahbubudur. Keza hadis-i şerifte Agah olun ki, nara haram olup ve nar dahi kendisine haram olan kimseyi size haber vereyim. Her şahıs ki, heyyin ve leyyin ola ona nar haramdır. Yani yumuşak başlı olan kimseye cehennem haramdır diye buyurduğunu Tirmizi rivayet eder. Keza muhakkak ki kul, Hilmi sebebiyle oruçlu ve sürekli namaz kılan kimsenin derecesini idrak eder, buyurduğunu İbn-i Hibban rivayet eder. Keza öfkesinin sonunda hilmeden, yumuşak davranan kimseye Allahü tealanın muhabbeti vacip oldu, buyurduğunu İsfahani rivayet eder.
Keza hadis-i şerifte agah olun ki, Allahü Teala bünyanı şerefyab edip derecatı ref etmeye sebep olan eşyayı haber vereyim mi, buyurduklarında Ashab-ı Kiram'da, ya Rasulallah haber verin, dediklerinde, malumun olmayan kimseye hilmedip sana zulmeden şahsı affedip, seni mahrum eden kimseye verip senden uzak duranı ziyaret edesin. Yani bu ef'aldir, bu davranışlardır, buyurduklarını Taberani ve Bezzaz rivayet eder. Sıla-i Rahm. Kim ki rızkının bereketlenmesi, geri kalan ömrünün uzaması kendisini sevindirirse, o kimse sıla-i rahim etsin, buyurduğunu Enes radıyallahu anh işittim, demiştir. Sıla-i rahim vaciptir. Der ki mes'uliyeti muciptir. Bu hususta müteaddit hadis-i şerifler vardır. Bu sıla-i rahim yakın akrabanın derecesine göre sevabı da fark ettiği gibi ziyaret edilen zata yapılan iltifat, selam veya yardım, hizmet ve muavenetin derecesine göre değişir.
Bazı sıla-i rahim vaciptir, bazısı müstehaptır. Abdullah bin Semure radıyallahu anh'dan rivayete göre Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuştur ki dün gece ümmetimden birini rüyamda gördüm. Kendisine Azrail aleyhisselam ruhunu kabz etmek için gelmişti. Fakat bu zatın babası hakkındaki birru ihsanı temessül edip Melekü'l Mevti bu ümmetimin yanından reddetti. Terhib-i Terhib sahibi bu hadise ha sendir demiştir. Buhari ve Müslim'in Abdullah bin Mesud radıyallahu anh'tan müştereken rivayetine göre bir kere ben hangi amel ve ibadet hayırlıdır diye sordum. Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem vaktinde kılınan namaz buyurdular. Sonra hangi ibadet hayırlıdır diye sordum. Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem ana babaya bir ruh ihsan buyurdu. Tekrar sordum. Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Allah yolunda cihad etmek diye cevap verdi.
Ali bin Ebi Talib radiyallahu anh'dan Silsile düzzeheb halinde ehli beydi Resulullah tarikıyla rivayet olunduğuna göre Hazreti Ali radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve selleme Allah dilediği şeyi mahveder, dilediğini de ispat eder kavli şerifinin manasını sormuş. Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem cevaben bununla maksat Allah rızası için sadakadır. Anaya babaya birru ihsandır, sıla-ı rahim'dir. Ya Ali, bu hasailden her biri şekaveti saadete tahvil, ömrü ziyade etmeye, fena kimselerle karşılaşmaktan vikayeye vesile olur, buyurmuştur. Bu hadisi şerif Hazreti Ömer İbni Abbas, Cabir radıyallahu anhum'dan rivayet edilmiştir. Keza Abdullah b. Amr b. As radıyallahu anhuma'dan Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur.
Bir kimse sıla-i rahmet eder de ömründen üç gün kalmış bulunursa Allah Azze ve Celle onun ömrünü otuz sene uzatır. Bir kimse de sıla-i rahmi keser de otuz sene ömrü bulunursa Allah azze ve celle bunun ömrünü kısaltır da üç güne indirir. İşte bu hadisi şerif ümmetini hayra terhip ve masiyetten terhibe dair hadis-i ha sen olduğu Buhari şerhinde bildiriliyor. Bu hadis-i şerif Kadiri Mutlak Hak Teala ve Tekaddes hazretlerinin mukadderatı beşerden dilediğini silmesi ve dilediğini de ispat etmesi esasını tekit etmektedir, desteklemektedir. Her vakit için bir kitap vardır. O kitap da Allahutaala kulunun üzerine cari olacak ahvalin küllisini yazar. Ra'd suresinde, Allahu Teala dilediği şeyi mahveder, dilediğini ispat eder ve katında kitabın aslı olan Levh-i Mahfuz vardır ve her şey onda mahfuzdur, buyruluyor.
Dilediğini tekvinde veya teşride siler, mahveder, hükümden ıskat eder, eserini izale eder. Dilediğini de sabit kılar, değişmez, Alahalihi olduğu gibi bırakır. Mesela bir kimsenin ömrünü artırır veya kısaltır veyahut saadetini şekavete veya şekavetini saadete tahvil eder Veya zenginliğini fakirliğe tahvil veyahut fakirliğini zenginliğe tebdil eder. Günahkarın defterinden günahlarını siler, mahveder, iyiliğe tahvil eder. Çünkü ayet-i celile sarihtir. Kadir-i Mutlak hazretleri tekvin hususunda dilediğini mahvedip silip değiştirdiği gibi teşrihte dahi dilediği bazı ahkamı zamana göre feshetmiştir. Nitekim Tevrat ve İncil'de ve diğer Kütüb-i semaviyedeki ahkamı Kuran-ı Azimüşşan ile nesh eylediği gibi Kuran-ı Azimüşşan'da da nasih ve mensuh altmış altı ayet vardır. Bu nesh fruata mütealliktir, aslı esası ahkam sabittir. Ve Ümmü kitap onun indindedir.
Bütün kitapların aslı ve esası olan ve hiçbir vechile değişmeyen, layatagayyar olan ana kitap düstur-i Ala Cenabı Allah'ın indinde ilmi ezeli ilahisinde değişecek değişmeyecek her şey ondadır. Tekvin de teşri de mahv u ispat cereyan ettiği halde Ummül Kitab da kaindir. Yani her şey yazılmış bitmiştir, kalem kurumuştur. Yeniden yazılacak hiçbir şey yoktur. Ancak onun ilmi Cenabı Hakk'a mahsustur. Ne melek ne de Nebiyy-i Mürsel vakıf olabilir. Bildirilenler hariç. Ramus hadisi. Ashabım anıldığı zaman hakkında bir şey söylemekten dilinizi tutunuz. Yıldızlar hakkında dilinizi tutunuz, kader hakkında dilinizi tutunuz. Cami-i Sıhir hadislerinden ana babaya hizmet, itaat ve ihsan sebebiyle Cenabı Allah Azze ve Celle Hazretleri insanın ömrünü müzdat buyurur. Ana babaya ihsan ömrü artırır, yalan söylemek rızkı azaltır, hayır dua kazaları reddeder, buyrulmuştur.
Müslim kimsenin sadakası ömrü arttırmaya sebep olduğu gibi son anda kötü ölümden de sui hatimeden de muhafaza eder. Sadaka yetmiş nevi belayı men eder. Bunların hafifi cüzzam ve baras illetidir, alaca hastalığıdır. Sakınmak kaderi def edemez. Lakin, sülahanın duası nüzul etmiş ve edecek olan bela ve musibetleri def u ref'am medar olur. Öyle olunca, ey Allah'ın kulları dua ediniz. Derdini ecnebe serimizin birinci cildini bu hadis-i şeriflerle nihayete erdirdik. İnşallah ikinci ciltte tekrar birlikte olabilmek umut ve arzusuyla Allah'a emanet olunuz.