Böyle sabırlı Fatıma. Biz elbiseleri beğenmiyoruz değil mi? Evet bacılarım beğenmiyoruz. Onların hırkan da vardır kırk yamağı. Evimde çok çetin cefa. Sana sorarsam Mustafa, etme şikayet Fatıma. Ya, hanıma şikayet etme diyor. Sen canların cana mısın, hanımların sultanısın. Sen bir Muhammed kızısın, öyle şefaat, Fatıma. Bunların evsahı böyle söylemekle bitmez, bantlar ne almaz, şuraları bitireyim diye gideceğiz ben inşallah. Kocasından on ikincisi, on üçüncüsü, kocasından fazla bağırmamak şimdiki kadınlar mı efendim? Yani kanaatiniz olsun, efendi yanında köle gibi konuşacak. Evet kocam. Peki, hata etmişim, beni affet Allah rızası için. Böyle dersen anam rızayı kazanacaksın. On dört. Kocasından namaz sonunda dua eylemek. Namazın sonunda Allah, işini rast getirsin. Allah yokluk vermesin. Halalından rızkı bulursun. Kimseye muhtaç olmasın. İmanıyla ölsün, rızanı bulsun.
Cennet-i alaya girsin Ya Rabbi diye. Kocasına dua edecek her zaman namazın sonunda koca da ona dua edecek. On beş Kocasına mahsus olarak temizlenip süslenmek o elbiselerin neyin en iyisini giyip de dışarıya çıkma değil evde giyecek o altınları evde gösterecek o bilezikleri evde gösterecek dışarıda böyle döşlerine taktığı kremsinler koluna taktığı bilezikler anına taktığı altınlar, taşta hal olacak da gövdesine basılacak. Ne olsun kocasına süslenmenin için onlar takılıyor. Kadınlara altın gümüş ipek helal ama kocasına gösterirse helal yoksa böyle illere gösteriyim de illere gösteriyim de bana imrensinler derse katiyen caiz değil de haramdır. Huzur-u ilahiyede çok pişman olur.
On altıncı on altıncı kocasının malını, ırzını daima muhafaza etmek yukarıda Hadis-i Şerifle bunları konuşmuştuk geçelim on yedi izinsiz malını sarf eylememek ondan izinsiz sadaka, lakiv veremezsin Dışarıdan sahil geliyor, isteyenler geliyor, malından tutup veriyorum helal ediyor musun, yetmiyor musun diye soracaksın. Haram olsun verdiğin derse hiçbir faydasını görmen ve mesul olursun. Ama vicdansız değil olmamalı kocalar. Yani kadın dışarıya gelen fakirlere bir şey verince, Allah neden sen yahu, yarın huzur-u ilahiyyede ben mes'ul olurum, benim malımdan ver diyecek. Yani buraya gelmişken bir hikaye, sahih bir hikaye çekeyim size Aişe-i Sıddık'a validemiz de ravisi. Bir gün Huzur-u Rasulullah'a Muhammed ' a bir kadın kız geldi. İki kolları da soğulmuş yani felç olmuş. Ya Rasulallah, kollarım dedi, gururlu kaldı. Ne oldu kızım dedi. Ben bir rüya gördüm. Hayrola dedi. Rüyamda dedi.
Babam da öldü, annem de ölmüştü, ikisini de gördüm. Babamı, havuzu Kevser'in başında gördüm. Havuzun başında insana havzı kevserden su dağı diyor Suyu kardan dahi aktır kokusu miskten atyattır Ebarihı daha güzel kokuyor. Daha güzel kokuyor. Böyle bir Havuzu kevser'e vardım. Babama dedim ki annem nerede dedim. Annem tahil idi, cimriydi. Kocası derdi yahu kardeşlerimizi bir de biz toplayalım da şey yemek verelim, ne yedireceğim, ne içeceğim, çocuklarına baş gelebiliyorsun burada, sen bana sıkıntı ediyorsun der, dilleriyle azarlardı. Sail geldin mi çehresini düzelt. Anından düşen sine kırk parça yarılacak. Halid-i Zülcelal, anam yedirttiğin gibi birine on yedi yüz daha ziyade hem sevap veriyor hem kendi bereketleniyor verdiğin sadaka da öyle. Vardın diyor anneme diyor kopuştu mu diyor cehennemde yanıyor zavallı anneciğim.
Yani deve boyunları gibi ataş üstüne hücum ediyor elinde bir gömlek eskisi, bir elinde de gıcık ekmeğeyle yağ var onunla deve gibi, şu binaların büyüklüğü gibi gelen cızdı ve ataçlara onu karşı dutuverdim ve ataç geriye çekiliyor. Anam bu ne hal dedim. Yavrum bilememişsin baban derdi de ben çehremi azdırır, çemkirirdim, misafir kabul etmezdim, sadaka vermezdim. Ömrümde şu gömlek eskisini bir fakire verdim, şu ekmeğiyle yağı da bir fakire verdim. Bunu elime Allah verdi. Zerre kadar hayır yaptınsa da Allah gözünü gösterecek, zerre kadar şer yaptınsa da Allah gözünü gösterecek. Şimdi diyor onları verdi Ataş gelirken gömleğle yağı tuttun mu vücuduma gelmiyor ama dışarıdan gelen yangınlar böyle vücudumu kapkara etti kuzum, cehennemin üstündendir kapısı, ataştandır civarının yapısı, seksen yıllık yoldan gelir kokusu. Dünya döner bir gün alem fan olur. Münker nekir gelir, çok dil lal olur.
Böyle oldum yavrum diyor bakayım geleyim de babam nasır su getir Ciğerlerim, Gülyan kızım ah bir su getirsen Cennet suyundan ne olur dedi kopuştum geldim Ya Rasulallah diyor Babama dedim ki bir de baba, annem cayır cayır yanıyor da şuradan maşraf aile bir su ver de ha götüreyim. Yok yavrum. Bursu onlara haram, cehennem ehline haram olur bursu. Götüremezsin kuzum. Deri diyor babam diyor. Nebi acıma ama hayat arkadaşı bir yastığa baş koydunuz baba ha vicdansızlık etme. Yavrum merhametım kuruyor cehenneme gidene. Merhametım geçse ağlaya ağlaya yürürüm. Çünkü Allah onu içimizden aldı döv diyor. Ene öleceğim ya ben su götürmeyecek miyim? Götüremem. Ben dünyadayken dedim ki, gel çaylar kaynatalım, misafirler, davet edelim. Allah rızası için yedir dedim, içir dedim. Yarın bu malın hesabını biz vereceğiz. Huzur-i ilahiyyeler iz çöker gibi hesap vereceğiz. Çocuklarımız kana kana yiyecekler.
Onun için bir kısmını böyle hidayete edelim. Bir kısmını sadaka verelim. Camiye yardım edelim. Köprüye yardım edelim, su çeşmesine yardım et, çehresini düvelde cengul fokur fokur fokur olmaz aklını yazsın çocuklarım ne yiyecek ben ne yiyeceğim bu sehavetli desinler diye bu sürü nesşe koca böyle ediyor, derdi ya şimdi çekecek diyor Mueziyet. Bir de baba vicdanın yokmuş dedim diyor. Hemen maçrafayı doldurdum götürüyordum elim kurusun dedi. Sağ elim kurudu tuttum sol elime aldım. Gelirken sol elimde kurusun dedi o elimde kurudu. Maçrafay yere düştü ben de uyandım Ya Rasulallah rüyamda iki ellerimde kurudu şimdi uyandımın ikisi de kurumuş dedi. Allah Allah La Azive la kuvvete illa billah. Ne diyorsun ya Aişe bu hale sen dedi. Ne diyeyim ya Muhammed işte cimrinin pakin hali böyle olurmuş demek ki ben bir dua edeyim siz amin deyin.
Ya Rabbi şu kadının, öyle diyor Peygamberimiz dua ediyor, Ya Rabbi şu kız çocuğunun gördüğü rüya doğruysa ellerini derhal düzelt, elleri düzeliverdi derhal ikisi bir de gördüğü rüya doğruymuş. Yani, pakillerin ne kadar pakil varsa Peygamberimizin hadisi Kökü cehennemde o ağacın dalları dünyada. Bir kimse cimri olur, pakil olur, iş kuruşuna kıyamaz kıyamazsa o daldan tutmuş olur, onunla cehennemin dibine kadar gider. O dalın köküne kadar gider. Sahavetin ağacı cennette bitmiş. Kökü cennette dalları dünyaya dağılmış. Kim saki olursa o daldan tuttuğu için cennetin dibine varır, Cennet-i Ala'ya kavuşur. Bunun için Cennet-i Ala, sakilerin evi buyuruyor Peygamberimiz hadisinde. Sahaet sıfatı Allah'ın birinci sıfatı oluyor. Bunun için hepinize, hepimize rica ediyorum. Allah bizi sahavetten ayırmasın. On sekizinciye gelmişsin.
Kocasından başka namahrama görünmemek Kocasından başka namahrama görünmemek E Hocam işte çarımızı aldılar, peçemizi çıkardılar nasıl görünmeyelim? Kız kardeşim, kendini muhafaza edersen inebilirsin. Yalan söyleme, dışarıya çıktığın zaman bir eldiven giyersen Başından boyuna kadar bir mantı giyersen ta topuğuna kadar bazı kardeşlerimizde görüyoruz biz başına da bir siyah yahut da beyaz alır ve sol elinle de onun ucunu Kayseri'de yapıyorlar, yüzüne söyle bakalım gözleri görünür yalnız. Kimse veremez şimdi peçeyle, çarınan değil, kendini muhafaza edersen her şeyiyle muhafaza olunur.
Muhammed Mustafa Efendimizden neslinden bir kadının size misalını vereyim çarşıdan gezer, çarşıdan geçer yani şöyle yol oradan geçiyormuş oradan geçerken, rüzgarde çok esiyormuş sırtında çar da varmış yüzünde nikabı yani perdesi de varmış Kabe el estiği için hemen perdeyi çarpı verince yüzleri ay gibi görünür verince fena bir erkek Uhbe b. I Ulam diyorlar ismine Efendimiz Tezkiretil Evliya'ya yazıyor onun ismini orada diyor kadının arkasına düşüyor onun namussuzmuş yani elin ırzının arkasına düşenlerden imiş. Geliyor kadın koşup giden, koşup o da geliyor, o da geliyor. Halı kapısına girivermiş arka burnunu atmak istemiş hemen git ver de yine açmış. Ne yapalım?
Erdoğan'dan acele çıkmış kapıyı kilitleyin demiş kapıyı kilitleyen adam yetişmiş kapıyı vurduyla içeriye girmiş oraya oturmuş cariyesine bir tabak altın doldurmuş cariyesine, hizmetçisine yani demiş ki şuna demiş, şu misafire ver de muradını başka yerden istesin. O lekeli adammış zaten biliyormuş kadın. O altını görünce mendili kaldırıverince böyle deyince altını yere sarçavermiş böyle Ben kendimim demiş yüzünün aşığı oldum, ben onun cemalına bir bakayım onun cemalına bir bakayım ben demiş. Şöyle karşıma dinlesin demiş.
Bir şahsını göreyim şöyle, karnım doyana kadar bakayım gözlerine aşık oldum onun nirkis gözlerine demiş Ben de mi zina etmeyeceğim gözlerine kana kana bir bakayım onu kadın öte anda duyuyor Ey benim kıymetli gözlerim, Mehmet elin erkeklerini yoldan mı çıkarıyorsun sen diye o kız çocuğu varana kadar iki gözünü ceviz oyar gibi oymuş, tabağa koymuş mendil etmiş, korkmasın diye yüzünü örtmüş. Ah demiş şunu götür de bunu istiyormuş demiş. Götürüvermiş mendili atsak ki kıpkırmızı iki tane göz al kanın içinde İki tane göz al kanın içinde Allah Allah ağlayaraktan kalkmış Ya Rabbi ben ne fena ne namussuz insanım olsun da böyle kıymetli bir hanımın gözlerini uydurdum diye akla akla gitmiş o gün dev lüksün uğramış ki orada uu diye ağlıyorlar. Ne bacım demiş burada ne ağlıyorsunuz.
Bir hanım vardı, delirmiş mi ne ettiyse gözlerini oymuş da onun sancısı ile öldü de cenazesini kaldırıyor ağlaya ağlaya yetmiş Fırat kenarına oraya ağız üstün kuma kapanmış Allah'a Allah tövbe it hay it Tövbe-i nasuhula tövbe olsun ben ne ettim de böyle ettim ben ne namussuzluk yaptım diyor ama Allah'a yürür Allah'a arana bir dahaki bir dahaki uyumuş kalmış uymuş kalmış mahşer yerinde Muhammed Mustafa kürsünün üzerinde oturuyor sağında sağında bir kadın solunda bir kadın oturuyor. Ya Udre bin Hulam gel oğlum gel demiş. Varmış. Buyur anne demiş. Yavrum Yavrum Allah senden razı olsun demiş. Ne anne siz kimsiniz? Ben o gözünü görüp de gözünü o yan kadınım demiş. Şu oturan Muhammed Mustafa şu da demiş şu oturan da Fatıma da Zuhra sonuna da beni oturttular demiş. Namahrama riayet ettiğim için Halık-ı Zülcelal beni beni oraya oturtturdu demiş.
Sana hakkımı helal ettim, sen çalış evliyaullahtan olacaksın demiş. O da çalışmış velilerden olmuş. Efendimiz de bunun ismini Tezkiratül Evliya'ya yazıyor. Validemiz pederimin ailesi benim annem, Aişe annem Çok, nama rağmen riayet eder. Çok, kocasına itaat eder. Pederimin ismi yoktu. Onun ismi, Kurban olduğum. Ne buyurdu KURBAN ÖĞUM! Böyle derdi! Ahirete iftihar etti Nidenin Damsa Köyü'nden, Kadri Tarihi halifesi Ali Efendi bir mektup yazıyor babama. Diyor Ayşe isminde iki ay evvel vefat etmiş bir aileniz var mı yedi. Ne olduğunu bilemedik ederim. Mektup yazdı. Lazar Zümbildir. Evet, diyor. İki ay evvel, vefatle, Aişe isminde bir ailem vardı. Yeniden, bana mektup yaz diyor. Mektup yazıyor. İki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz'i rüyada gördüm diyor. Rüyamda diyor yanında bir de hizmet eden hanım var diyor.
Gidiyor, geliyor, hizmetini ediyor Bu kimya Resulullah dedi Bu, Yahyalı Usta Efendi'nin hanımı Ayşe Hanım iki aydır benim hizmetime verdiler benim hizmetimi yeter buyurdular. Acaba rüyamda Saadet miyim, doğru rüya görmüş miyim, görememiş miyim diye sana yazıyorum diyor. Tabii, validem şu dıştaki çağrımı görürler diye üstüne şu Adana halalarından yaylahaneye gelirken bir şey bürünür. Kadın olduğum belli olmasın. Yedi yaşından sonraki çürüklara görünmezdi. Sonra beni hatırlarlar diye Allah'a, ibadete, itaate ne kadar ehemmiyet verirse insan o kadar yükselir Hemşire hanımların Onun için riayet ederim Allah aşkına On dokuzuncuya gelmişiz Kadın kocasından talep isteyip beni boşa demek bu büyük günahtır. Bazı kadınlarda sinirlenir, öfkelenir. Öyle söylerse büyük günah, irtikab etmiş olur.
Hadis-i Şerif'te yani çok kadınlar yukarıdaki hukuku muhafaza edemiyor, kocaları yüzünden acayip görse gerektir. Çok erkekler de var. Ailelerin haklarına riayet etme etmemek sebebiyle azaba layık olsa gerektir hafizan Allahutaala ve iyyakun. Hemşireler diyecek ki şimdi, bizim hocalarımızda hiç mi hakkımız yok? Sizin de onlarda hakkınız şu, belki onlarda dinlerler. Herhangi bir hatun, kocasının kötü ahlakına, kötü huylarına katlanıp cefasını çekerse, Allahü Teala o kadına Hazreti Asya'nın sevabı gibi büyük bir sevap verir. Hazreti Asya biliyorsunuz, Firavun'un ailesi yedi, bir defa elli devam etti. Ona elini uzattı mı bir şeytan halkı olur herhalde Allah Onu ona beraber olur. Asiye annemiz bakire olaraktan ahirete iftihar etti. Yarın cennette inşallah Allah bizi de davet edip o mecliste bulundurduğu kullar zümrasında ilhak buyursun.
Meryem annemizle yani İsa ' ın annesiyle, Hasiye annemizin düğünleri olacak Peygamberimize verecekler Cennet Teala'da. Kadının gece üzerindeki hakları şunlar diyanetini talim etmek, dinini belletmek, hocasında hakkı. Rıfık ve hilm ile ülfet ve muhabbet eylemek, hocasında hakkı. Güzel ahlakla muamele eylemek, kocasındaki hakkı. Aileye selam verip hatırını hoş eylemek kadının hocasındaki hakkı. Ev işlerinde yardım eylemek hocasında hakkı. Elbise, yiyecek ve evini temin etmek kadının hakkı kocasına ait bunlar. Dünya içindeki kusurlarını af dilemek dünya içindeki kusurlarını af dilemek koca kocanın hakkı. Kötü huylarına sabretmek kötü huylarına sabretmek kadını azaplandığı vakit sükut ile karşılayarak kadını büyük günaha yetirmemek ailesine son derece muhabbet göstermek ev işlerinde danışık yapmak evde ekmeğimiz var mı pirincimiz var mı şehremiz var mı? Yağ reçel var mı? Diye sormak lazım.
Mekin mi ihilasından kaçınmak ayıplarını bastırmak, nutfedip mülaabe eylemek, setr ile ziynet ile evinin haricine alıştırmamak. Kocasında hak olur, Ben bir yemeğin tuzunu az atsam çok azsam öfkelenirdim de ben ziynetle dışarıya çıkıyordum da sen bana niye niye öfkelenmedin diye hakkını alır. Her çoban güttüğü oyundan sual olunur. Ailesinden izinsiz sefere gitmemek, huzurunda mahzuniyetini icap eden şeyi söylememek harp oluyormuş şöyle oluyormuş böyle dememek. Farz, vacip, müstahak olan din işlerini talim edip bid'atlardan muhafaza eğilmek. Bunlar kadının kocasında hukuku diniye ve dünyeviyesidir. Hadis-i Şerifte buyrulmuştur. Yani kişinin en evvel suali Allah'a karşı namazından, haklarında zevcesi hakkından sorulacaktır. Ailenin hakkından deyip sorulacaktır. Onun için ailenin büyük hakları vardır. Şunu da hazırladım size Mevla rızası için. Validemden andım da Fenerime çoook hizmet etti.
Çok memnun etti. Razı etti. Pederim, validem vefat ettikten sonra bir gün baktım ki elinde kağıtlar, o ne babam, annem hatırıma geldi yavrum. Unutamıyorum. Daha çok göreceğim geldi ahirete gelince. Bizim sevgimiz Allah için idi. Biz, Tarikat-ı Aliyye için sevişirdik, böyle dünya maddi sevişmezdik, bunun için dayanamadın da şunları yazdım diyor. Pederin Vali'ye sözü, diyor. Pirkat elemin yaktı özünü, yaşla doldurdu iki gözümü, kimlere yapayım kalan nazımı, bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Haddini ezel'e razıyım Mevla, El ta-yı Sabrullah gönlümüz doyla. Mevtadır kalbimiz, el aman sağla bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Nus höpendi ile gönül doylarken Hilmi Ledünni ile hikmet söylerken haşyetullah ile daimalarken bizim görüşmemiz mahşere kaldı.
Rihleti saadet, şehadet şeriat, ahlak-ı hamide, yani tarikat, yetişir kuluna haktan hidayet, Bizim görüşmemiz ukbaya kaldı Meydanı arasat bir gün kurulur Defterler verilir, ora varılır Sağından alana neler görülür Bizim görüşmemiz mahşere kaldı Ahir yastığına koydu başını, şehadet şerbetini, iştahını, tahrik-i letaif rüyet taşını, bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Vergi hatıt gibi olsun yüzlerin, şimşek gibi olsun yüzlerin, ey benim hanımım. Ruhumu okşayıyor oğlun kızların. Hasan'ın, Fatıma'nın, Hatice'm de ruhumu okşayıyor. Hünde yasiller okuyorlar. Burada neler görmüş idi gözlerin, bizim görüşmemiz ukbaya kaldı. Burada neler görmüş idi gözlerini, diye sordu mudur babama. Dedi ölmeyince demedim oğlum. Annem postunun üstünde otururken yedinci kıt sema yarılır, Arş-ı Azam'ı açıktan görür, gözünden mütemadiyen yaş akardı. Ne oluyordu, derdim ben. Demezlerdi.
Ahirete gidince Mermi Arş-ı Azam açıktan görünürmüş kendine. Allah şefaatini alsın. Memurun sözleri yetişir kalan, Bed ehlinin hem derdini bilen, ölmeden makamı, ulvi bulan, bizim görüşmemiz mahşere kaldı, der, bitirir ve şöyle son veririm sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin ruhu tayyibelerine, eline, ashabına, bütün peygamberani izam, evliya-i kiram, Sıddık-ı Azam Efendimizden sultanımıza gelene kadar bütün piran-i zan efendilerimizin ruhuna. O sevgili pederimin ve kıymatta annemin, kimle dinleyenlerin annesinin, babasının, akraba-ı taallukının, mümin müminatın, müslim müslimatın, dağlar başında kalan, hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan iple din kardeşlerimizin ruhuna üç İhlas bir Fatiha! Hanım kardeşlerime Allah rızası sünh edeyem olsun, beni dünyadan unutmasınlar. Belki dinler, amel eder. O yüzden kocasıyla iyi geçinir.
Peygamberimize itaat eder, Allah'a itaat eder, üstadına itaat eder, Cennet-i A'la'yı bulur. Yarın Huzur-u İlahi'ye de, yegane acısı olmaz. Sen bizim efendimizin neden bize vaaz nasihat etmedin? Ben bunu düşündüm evimin gizli yerinde yarı dolaşayım.