İhsan Mektebi programımızda bugün yine sizlerle sevgili dinleyiciler. Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi tefsirine devam ediyoruz. Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallallahu Sirrahul Asis'in yorumu ve beyanlarıyla. Ey müminler Allah'a ve Resulüne ve emanetlere hıyanetten vesairme harimi irtikap etmekten ittika eder, sakınır ve nefsinizi sakınırsanız, Allah Teala sizin için Hak'la batıl arasını tefrik edecek hidayet melekesi halk eder ve bu hidayet sebebiyle menfaat ve mazarratınızı tefrik eder, ayırır. Menfaat cihetini takip edersiniz. Şu minval üzere ittika ederseniz Allahutaala günahlarınızı setreder ve bütün hatalarınızı mağfiret buyurur ve Allahutaala ittika eden kullarına fazlı ihsan sahibidir. Furkan ile Murat Beyzavi'nin beyanı vechile hak ile batıl arasını tefrik eden ayıran nusrattır, yardımdır. Yahut Furkan'la murat nurdur. Buna nazaran manayı ayet şöyledir.
Eğer measiden, isyanlardan nefsinizi sakınırsanız Allahutaala kalbinizde bir nur ve inşirah halk eder ki onur sebebiyle hakkı batıldan ve sevabı hatadan ve ilham-ı ilahiyi ihva-yı şeytaniden tefrik edersiniz demek olur. Yahut Furkan'la murat marifet-i kalbiyedir. Buna nazaran manayı ayet eğer ittika ederseniz Allahutaala kalbinizde bir marifet halk eder ki o marifet sayesinde kalbinizde olan ıllu giş pektu hased gibi ahlak-ı zemime zail olur. Binaenaleyh Salah kesbedersiniz demek olur. Zikret o zamanki ki. O zamanda kafirler seni haps yahut katıl yahut Mekke'den çıkarmak suretlerini istişare ederek hile ve hud'a etmişlerdi. Tuzak kurmuşlardı. Onlar seni ihlake, seni yok etmeye dair olan müşaverelerinin neticesini saklar. Allahü Teala onlar için hazırladığı kahrını saklar. Zira Allahutaala saklayıcıların en hayırlısı ve kavisidir.
Çünkü Allahutaala onların hile muamelesine karşı hile muamelesini en güzel yapıcıdır. Mekke müşriklerinin Daru'n Nedve'de vaki olan istişareleri üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hicreti sebebiyle onların şerrinden halas olduğuna dair Cenabı Hakk'ın inan buyurmuş olduğu nimetini bu ayetiyle tasvir ve beyan buyuruyor. Müşrikler Daru'n-Nedve'de içtima ettiklerinde İblis de Şeyh Necdi suretinde geldi müşavereye başladılar. Ebu'l Buhteri, Muhammed'i hapsedelim ve vefat edinceye kadar çıkarmayalım dedi. Şeytan, bu rey hatadır. Zira Muhammed'in kabilesi çok, size mukabele ederler ve hapisten çıkarırlar. Aranızda da büyük mukatele zuhur eder deyince cümlesi İblis'in reyini tasvip ettiler. Hişam bin Amr, benim reyim Muhammed'i bir deveye bindirerek Mekke diyarından çıkarıp elinden kurtulmalıyız dedi.
İblis bu reyin de hata olduğunu beyan ederek Muhammed'in vechi güzel lisanı tatlı ve kuvve-i müdafaa yani savunma kuvveti ve cazibesi mükemmel, her nereye gitse herkes kendisine ittiba eder. O zaman birçok tebasıyla gelir, sizinle harp eder, başınız bütün dert içinde kalır deyince cümlesi İblis'i tasdik ettiler. Ebu Cehil, benim reyim Kureyş'in her kabilesinden birer delikanlı intihabıyla seçimiyle ellerine birer kılıç vermeliyiz, cümlesi birden hücum ile Muhammed'i katletmeliler. Beni Haşim bütün Kureyş'e mukatele edemezler, diyete razı olurlar, biz de diyeti vermekle alas oluruz, dedi. İblisle beraber hepsi bu re'yi, bu görüşü kabul ettiler. Cibril-i Emin şu istişareyi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verip Medine-i Münevvere'ye hicret buyurulmuştu.
Mekr hile ve huta manasına olup Cenabı Hakk'ın iradesini icrada hile ve hutaya ihtiyacı olmadığından bu makamda Allah'ın mekri onların mekruh hilelerini kendi ayaklarına dolaştırmaktan ibarettir. Çünkü onlar katletmek üzere toplanmış oldukları halde gözleri önünde Resulullah'ın çıktığını Cenab-ı Hak onlara göstermedi ve şerlerinden muhafaza etti. Yahut Allah'ın mekriyle murat, onların hileleriyle kendilerine mücazat etmektir. Çünkü onlar Resulullah'ı Mekke'den ihraç yahut katletmek üzere karar verdiler. Allahü Teala Hazretleri de onları Mekke'den ihraç ve Bedir'de katletmek suretiyle kendi kararlarını kendi üzerlerine icra buyurdu. Yahut Allah'ın mikri Bedir gazasında Allahutaala ehli İslam'ı onların gözlerine az göstermek suretiyle onlara hücuma cesaret verip kafirler de hücum edince ehli İslam'ın kılınçları altında helak olmalarıyla onlar hakkında Mekke ilahiyi zuhur etmiştir.
Kulasa ehli Mekke'nin Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e haps yahut katıl veyahut Mekke'den ihraç etmek suretlerinden birini ihtiyar eylemek üzere Darun Nedve'de istişare ettikleri ve onların bu hususta hilelerine karşı Cenabı hakk'ın resulünü muhafaza etmek suretiyle onlara hile muamelesi yaptığı ve Allahü Teala makirlerin tuzak kuranların en hayırlısı olduğu cihetle sevgili kullarını düşmanlarının şerrinden muhafaza edeceği bu ayetten müstefad olan fevaid cümlesindendir. Kafirler üzerine bizim ayetlerimiz tilavet olunduğunda onlar istemiş olsaydık biz de bu kadarı söylerdik. Zira Muhammed'in söylediği ancak evvel geçen ümmetlerin haber ve yalanlarıdır derler. Ya Ekreme'r-Rusül!
Zikret o zamanı ki, o zaman da onlar dediler ki Ya Rabbi eğer Muhammed'in söylediği sözler ve getirdiği din hak ise kendi indinden bizim üzerimize semadan taş yağdır veyahut bize acıtıcı azap getir ki biz de muhasebe olalım. Habibim sen onların içinde mevcut olup onlar da istiğfar eder oldukça Allah Teala onlara azap edici olmadı. İstiğfar insanların azaptan selametlerine yegane sebep olduğuna bu ayet delalet-i vazıha ile delalet eder ve Ebu Musa el-Eş'ari Hazretleri rivayeti vechile Resulullah'ın Cenabı Hak benim ümmetime iki necat verdi. Birincisi benim onların içinde bulunmaklığımdır, ikincisi onların hatalarına istiğfar etmeleridir buyurduğu Kelam-ı Nebevileri de istiğfarın helakten kurtulmaya çare-i müstakille yani bağımsız bir çare olduğunu teyit etmektedir. Yahut istiğfar ile murat kafirlerin neslinden gelecek ehli imanın istiğfarıdır.
Şu halde ilmi ilahide onların neslinden gelecek müminlerin şerefine ve onların istiğfarları sebebiyle bunlar azabı dünyevi ile azap olunmazlar demektir. Ne gibi şey mani olabilir Allah'ın onlara azap etmesine ki Allahü Teala onlara azap etmesin. Halbuki onlar Mescid-i Haram'ı ziyaretten ehli imanı men ediyorlar. Onlar şu menleri sebebiyle azaba müstahaktırlar ve onlar mescidin velisi ve mütevellisi olmadılar. Mescid-i Haram'ın mütevellisi ancak şirkten vesair asiden ihtiras eden muttakilerdir. Velakin müşriklerin ekserisi mescidin mütevellisi muttakiler olduğunu bilmezler. Onların mescit yanında namazları ancak ıslık çalmak ve el ele vurmaktan, alkıştan ibarettir. Hal böyle olunca ey kafirler, kesbetmiş olduğunuz küfrünüz sebebiyle ahiret azabını tadın.
Kafirlerin Resulullah'ı vesair ehli imanı hicrete mecbur etmeleri ve Hudeybiye vakasında ehli imanı Mekke'ye koymayıp bir muahedename akt ederek döndürmeleri Mescid-i Haram'dan men etmeleri cümlesindendir. İmkanını bulabilselerdi ehli imandan Mescid-i Haram'a bir fert koymayacaklardı. Lakin bu hususta muvaffak olamadılar ve akıbet Mescid-i Haram'dan kendileri tard olundular. Binaenaleyh ehli iman üzerine tatbik etmek istedikleri planları kendi ayaklarına dolaşmıştır. Beyt-i Şerif huzurunda onların itikadınca salat ancak ıslık çalmak ve el ele vurmak oldu. Bunlar tavaf ederken layık olmayan şu fiilleri işledikleri gibi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken sağına ve soluna geldiler. Zihni Resulullah'ı teşvik ve Cenabı Peygamberle istihza etmek için ellerini birbirine çarpar ve ıslık çalarlardı.
Hülasa zamanımızda konferanslarda vesair mehafilde toplantılarda kutlamalarda Avrupa'yı taklit ederek alkış unvanıyla yapılan el şakırtıları adeti cahiliyeden bulunduğu ve bu adetin gazabı ilahiye sebep ve adatı İslamiyeye münafi ve indi ilahide mezmum olduğu bu ayetten müstefat olan fevaid cümlesindendir. Yine bu ayet-i kerimeden çıkarılan faydalar cümlesindendir diyor, Ahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahü zirrab-ül Aziz. O kafirler ki onlar nası hak olan tarik-ı ilahiden verdin İslam'dan men etmek için mallarını infak ederler. Şu halde yakın bir zamanda infak ettikleri malları kendilerine hüzün olur ki o hüzün ve keder onlar için pek şiddetli olur ve bu infaktan sonra kendileri mağlup da olurlar. O kimseler ki kafir oldular. Onlar cehenneme cem olunurlar.
Allahutaala habis olan kafiri kayıp olan müminden temyiz ve tefrik ve habis olan kafirlerden bazılarını bazı ahar diğerleri üzerine vaz etsin. Bazısı bazısı üzerine toplanınca cümlesini bir yerde cem etsin de cehenneme atsın. İşte şu habisler dünyada ve ahirette zarar edicidirler. Tefsirlere nazaran bu ayet Bedir'e giden müşrik askerlerini infak edenler hakkında nazil olmuştur. Yahut Ayet-i Celile Ebu Süfyan ve emsali hakkında nazil olmuştur. Çünkü Ebu Süfyan Uhud Muharebesi için kırk okka gümüş sarf etmiştir. Ya Ekreme'rusül. Sen küfür üzerine devam eden kafirleri Hakk'a teşvik etmek üzere onlara de ki.
Eğer onlar bulundukları itikadatı batıla ve amali habiseden o çirkin amellerden bihakkın gerçekten iman etmekle vazgeçerlerse onların geçmiş olan günahlarının cümlesi mağfiret olunur ve eğer onlar iman etmez ve muharebeye avdet ederlerse Ümm-i Salife önceki ümmetler hakkında adatı ilahiye muhakkak geçti. Bunu biliyorsunuz. Onlar hakkında cereyan eden adat bunlar hakkında dahi cereyan edecektir. Ey müminler katledin kafirleri ki şirk olmasın ve dinin küllisi tamamı Allahü Teala'ya mahsus olsun. Eğer sizin kıtaliniz üzerine onlar küfürden vazgeçer, terk ederlerse muaheze etmeyin. Zira Allahü Teala onların amellerini görücü ve bilicidir ve eğer onlar evamir-i ilahiyeyi ilahi emirleri kabulden iraaz ederlerse yüz çevirirlerse endişe etmeyin. Zira Allahutaala sizin muininizdir, yardımcınızdır. Allahü Zülcelal ne güzel Mevla ve ne güzel muin yardımcıdır, nasırdır.
Yani eğer kafirler vaki olan kusurlarından nedamet ederlerse işledikleri günahları affolunur. Anadan yeni doğmuş gibi olurlar. Zira İslamiyet'ten evvelki günahlarını İslamiyet mahvu izale eder. Hukuku ibadi de izale etmesi hakkında ihtilaf varsa da esah olan, sahih olan İslamiyet hukuku ibadı kul hakkını da izale eder. Kelime-i Tevhid en büyük cinayet olan küfrü izale edince küfrün madunuu daha aşağısı olan hukuku ibadı da kul hakkını da mahvedeceği evleviyetle sabit olur ama hukuku ibadın sükutu, kul hakkının düşmesi vacip Teala'nın hak sahiplerine haklarına mukabil başka lütuf ve ihsan etmek suretiyle razı edeceğinden hak sahiplerinin hakları da zayi olmaz. İkinci ayette dinin kütlesi dini vahit olarak Allahutaala için olmasıyla murat, Arz-ı Hicaz'da dinin küllisi Allah için olmaktır.
Eğer Murad-ı İlahi bütün alemde dinin küllisi Allah için olmak lazım gelseydi bütün alemde kıtal ile beraber küfür zail olur ve dedin de ancak İslam dini olurdu. Halbuki nefsül emr işin hakikati bunun hilafınadır. Şu halde Murat Arz-ı Hicaz'da dinin külliyesi Allah için olmaktır. Hazreti Ömer zamanında Arz-ı Hicaz tamamıyla küfürden tathir olunmakla, temizlenmekle ayetin sırrı tamamen zuhur etmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ceziretü'l Arap'da iki ayrı din bulunmayacaktır kavli şerifi de bunu teyit etmektedir. Yahut dinin küllisi bütün alemde Allah için olmak muradtır. Çünkü kıtalle emir fitnenin izalesi garazına binaen ehli imanın her yerde ve her zaman daha kıtale sa'y etmeleriyle emretmektir. Yoksa kıtale sa'y'nin semeresi olan fitnenin zevali her yerde bilfiil bulunmak manasına değildir ki hiçbir zaman da bütün alemde din bir olmadı diye itiraz varid olmasın.
Çünkü sa'yin bulunması hiçbir zaman da maksadın husulünü icap etmez. Lakin bu maksadın husulü için Ehl-i İslam'ın Sa'yi vaciptir. Binaenaleyh sa'y etmedikleri surette ehli küfrün fitnesinden emin olamazlar demektir. Bulasa kafirlerin fitnesini kaldırmak, her yerde dini İslam'ı ilan etmek için ehli küfürle muharebenin vacip olduğu ve kafirler küfrü terk ederlerse Allahü Teala'nın onların imanlarına göre mükafat vereceği ve eğer küfre devam ederlerse ehli İslam'ın onlardan çekinmemesi lazım olduğu ve Allahü Teala'nın İslam'ların nasır ve muini olduğu cihetle ehli İslam'a nusratını vaat ettiği bu ayetten müstefaat olmaktadır sevgili dinleyiciler. İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de burada bitiriyoruz. İnşallah Enfal Suresine bir sonraki programımızda devam edeceğiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu yorumlarıyla.