İtikat ve İbadet Birliği ile Ruh Arınması kaydında Bizim bir faizimiz var. Kayseri'de. Bu yeni faizliğe başladı. Suriye'den bir Alim ile istişarede bulunmuş. Suriye'den bir Alim. Demiş ki ben, Ben Baizim. Ben Baizim. Acaba halka nasıl nasihatte vurursam demiş. Onur verilmiş maddemiz yok, çok güzel. Güzel demiş mi? Aynen bir muayene masası gibi düşün, hastayı almışım, o muayene masasında…
Bizim bir faizimiz var. Kayseri'de. Bu yeni faizliğe başladı. Suriye'den bir Alim ile istişarede bulunmuş. Suriye'den bir Alim. Demiş ki ben, Ben Baizim. Ben Baizim. Acaba halka nasıl nasihatte vurursam demiş. Onur verilmiş maddemiz yok, çok güzel. Güzel demiş mi? Aynen bir muayene masası gibi düşün, hastayı almışım, o muayene masasında başta hastalığı bir teşhis seviyorsun. Acaba rahatsızlığı nedir bunun? Onu teşhis ettikten sonra Deva sun. Bakıyoruz Nebi-i Ekrem Aleyhisselam efendimizin Usul-ü Muhammedileri bu şekilde. Mekke döneminde, Mekke döneminde, itikadi konuları ele almışlar. İtikadi konuları inançla alakalı. Buyuruyorlar ki Hadis-i Şeriflerinde, sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, İslam, Garip olarak başladı, tekrar Garipliğe adet edilecek. O zaman ne olması gerekir? O ilk zamanlar gibi itikadi konular üzerinde durulacak.
Şimdi bu itikadi konular, zaten bunların ölçüleri verildi. Sizinle sohbet eden, sohbetleri idareyle kardeşlerimiz bunu çok iyi bilecekler. Bunu güzeli olarak anlatıldı, söylendi. İşte, Gölcük diye bir zat, Onun İtikat kitabında, Ömer Nasuhi Bilmen Hocamızın ibadete ait İslam ilmi halinde ve ahlaka dair Sami Efendimiz hazretlerinin yazmış olduğu eserler, Diyorlar ki dilleri alınır. Şimdi bizim dergimizde, dergimizde onu sadeleştirerek veriyorlar. Sadeleştirerek dergimizde veriyorlar. Üstadımızın eserleri de var, Ahlaki konular olarak, mütalaa edilir, bu konu. Şimdi zaten biz itikadi olarak İmam-ı Azam'e gittik. Amel olarak, amel olarak İmam-ı Azam Rahmetullahi Ali Hazretleri, ahlaken de Ahlak-ı Muhammedi, bak bu üç bir sözü çünkü iyi tutacak bizi. Çok önemli, itikat çok önemli.
Bu Medine'deydi mübarek bir zattı bu Samirendis hazretleriyle de görüşürlerdi, görüşürlerdi Yalnız öyle evraklı ezkarlı değil de bunlar daha başka görevleri olan kimselere. O söylerdi aman itikadi konular üzerinde durursun. Şimdi bakıyorum üstadimizin en azından zahiri batıni şifa talibi, zahiri batini şifa talibi itikadi konuları almış. En başta, böyle bakıyorum itikata ait ondan sonra ibadete ait Allah'ımız gönlüne lütfetmiş. Üstadımızın üstadında da bu var. Ondan sonra, ahlaki konulara geçiyorlar. Bunu sağlam tutmamız gerekiyor. Şimdi yolumuz malum, hocaların yolu ehli gibi öncü olmuştur. Bu sebeple ihmal edilmesin. Cehalet kadar kötü bir hal yoktur. Yani maluma sahip olacağız. Cüneydi Bağdadi hazretlerinin, müridinden birine söylediği söz var. Buyuruyor ki Sufi muhaddis değil, muhaddis sufi olur. Yani, ilmi de talim edin. Yani bu şu demek değil.
Evvela biz bu medreselerde alakalı olan kimseler var. Bir dediler, on iki ilim derler. Şimdi, o ilmi bitirdikten sonra Tarikatı Aliyyeye girecek değil, hem ilmi meseleleri bir programımız olacak. Bu hep verildi artık, siz biliyorsunuz. Bir müridin günlüğü diye çok güzel anlatıldı. Bu yedi bu rüyaya bakarsanız görürsünüz orda, başka nasıl bir alaka kuracağız ki kardeşlerimizle, günümüzde en kolay birbirimizle irtibat kuracağımız bunlardır, biliyorsunuz. Artık bunu anlatmaya gerek yok. Bu teknoloji vasıtasıyla diyeyim, iletişim vasıtasıyla çok kolay insanlar birbirlerine ulaşıyor. Yalnız biz, bir şeyden rahatsız oluyoruz. Ulaşuyor. Geçen gördüm, hoş değil. Mesela biz, şeyde kasabada kütüphane düzeltiyoruz. O kalınmaz. Sor ona göre al. Şimdi bunu herkes sakin ediyor. Yani yolumuzun bir edebi var, bir imkanı var, onu kitap düzeltir bir onu olmaz.
İtikat ve İbadet Birliği ile Ruh Arınması ne anlatıyor?
İtikat ve İbadet Birliği ile Ruh Arınması kaydında Bizim bir faizimiz var. Kayseri'de. Bu yeni faizliğe başladı. Suriye'den bir Alim ile istişarede bulunmuş. Suriye'den bir Alim. Demiş ki ben, Ben Baizim. Ben Baizim. Acaba halka nasıl nasihatte vurursam demiş. Onur verilmiş maddemiz yok, çok güzel. Güzel demiş mi? Aynen bir muayene masası gibi düşün, hastayı almışım, o muayene masasında…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Güzel bir uydu olur, nasihat olur, irşadımız için başta biz faydalanmak istiyoruz zaten. Estağfurullah, irşad olalım diye, böyle bu bir haktır aynı zamanda. Söylenin, ona göre. Bu iletişim vasıtalarıyla birbirlerimizle ne yapıyoruz? Haberleşmiş de oluyoruz. İnşallah bunu temin ederiz. Bunu, şu sebeple söylüyorum. Şimdi ameliyat masası mı değil, artık muayene masası teşhis edip, ona göre devam. Bakıldığı zaman cemiyetimizde en büyük sıkıntı, aile meseleleri. Biraz önce konuşuyorum. Şimdi seccademy üzerinde güzel bir telviseğimiz var diyelim, oturuyoruz. Tabi gece çekilir evrakla ezdiler. Ara ara deyiveriyim de, belki hatırlarımızdan çıkabilir. Sami Efendimiz buyurmuşlar ki Gece yapılan devrakla gündüz yapılan devrak kazaya kalan oruç gibi gündüz yapılacak olursa gecenin zevki başlıyor Şimdi eskiden bu lambalar neler yoktur? Kirası siz ne dersiniz bilmiyorum kazanmasın.
Onu anneler tutarlar, çocuklarını gece kalkarlar, Kuran'ı Kerim okurlardı. Gece çünkü ezberlemesi daha kolay. Evrad ve Ezkar günü. Diyelim yetiştiremiyoruz, yetiştiremiyorsak, aldığımız yerde başka bir zaman onu tamamlarız Allah rabıta'ya asıl ağırlık vereceğimiz yer orası. Şimdi, mahallede demişler ki mahallede imam olan birisi mi? Hocam bize bir def tarif et demişler. Bak, herkes def tarif eder ama herkes tarif ederken, izinli olan kimseler o zikrin nuruyla verirler. Şimdi, üstadımız bizi kime emanet ettiyse bu hiç oradan görür. Başka olmaz zaten. Çünkü oraya el işaret buyurmuşlar. Onlar da, onlar da, bizim üstadlarımız, nuruyla verdikleri için, başlı tarihler anlayalım, karışmaz ona. Ve sağlıklı bir şekilde gidelim. Şimdi biz ders aldığımız kimse vasıtasıyla, Cenab-ı Hakk'a erişmeyi kafamıza koyacağımız bu. Ben, bu ders aldığım kimse vasıtasıyla Cenab-ı Hakk'ı bulacağım, demiştim.
Onların vasıtasıyla mühim olan ona erişebilmek. Mesela, beynimizle ona erişebilmek tefekkür ediyor. Tefekkür kadar ibaret olmaz zaten. Tefekkür ediyoruz. Mesela gözümüzle de Cenabı Hakk'a gelişmek ne demek? Haklı dönmek. İbretle bakmak. Kulağımızca da hakka gelişmek, böyle hikmetli sözlerini duymak, eşyanın Diyor mesela, biz bunu sadece kalp olarak alınmak, zaten kalp onu hissetmeye başlayınca, azalar da o yolda olur. Böyle dikkat ederiz, riayet ederiz. Şimdi, bunu yapmakla beraber diyoruz ki, bize bir ilmi meseleleri öğreneceğiz, ondan sonra evlenirken, değil, beraber okuyoruz. Bunlar beraber. Mürriyeti, kulağın izniyle, bakıyorum da bizim Mürşid-i Kamillerimiz, yani arayacağımız tarayan bir şeydi. Elhamdülillah, ilk sınırı tamamlamışlar, ellerimizde verirsin. Biz bazen diyoruz misal olarak. Diyoruz ki: Mesela, bir dağda maden var. Maden. Ne yapacağız madenimiz? Çıkaracağız.
Nasıl çıkaracak? Bunun hazması olacak, küre olacak, tuzeri olacak, greyleri olacak, ne bileyim, o da mahsur çıkaracak aletler. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, insanlar madenler gibidir. Gerçekten Allah'ımızın kullarında olduğu bir kafiliyet var. Öyle bir dış var, öyle bir kuvvet var. Mürşid-i kamillerimizin yapmak istediği bu yüzü ortaya çıkarmaya çalışıyor. Madem var, bunu nasıl çıkaracağız biz? Onun için bak, isteğim var mı? Tevhid vermiş, salat-ı selam vermişler, bilhassa asıl arz edeceğimiz ölüm tepekli ve rahat. Böyle dersler görüşülüyordu, bir ara herhalde Efendimiz hazretleri bir yorgunluk mu oldu, nasıl olduysa? Topladı böyle. Tek tek görüşüyordu, topladı. Böyle on beş, yirmi gibi bir sayı. Buyurdu ki sizinle tek tek görüşsem de görüşmesem de mühim olan şu, derslerimizi yapacağız, ölüm tefekkürü önemli. Ölüm tefekkürü bir kere bize bir mahzuniyet verecek.
Veri öğrenin, o zaman kendimizi ölen insanların yerine koyacağız. Ve düşüneceğiz, belki bu ilk anda olmayacak ama bir müddet sonra kalbimizde gönlümüzde bir necamer, o nedamet hissi meydana gelirse Rabıta-ı Şerife biiznillah çok güzel olur. Ondan sonra, namaz sonlarında dururuz, yatarken dururuz, tarikat da aynı, bu demek. Ruhun kemalidir, ruhun. Bedenen yapılan tatil Risale-i Erbil Hazretleri buyuruyor ya, aynen bir Karnın'dan'ın yürüyüşü gibi, ruhi olacak olursa, bir trenin girişi gibi değil. Biz buna ağırlık vereceğiz. Ruh tarafına, şu bedenen yaptığımız saatte ruh tarafı nedir? Artık his mi diyeceğiz? Mesela imanda ruh tarafı. Ne demek imanda ruh tarafı, alt tarafı? İman nedir? Dilimizle ikrar ediyoruz. La ilahe illallah Muhammedurresulullah. Şimdi kalbimiz bunun nasıl sence? Ma'ribeün bil'kalb. Rabbimizi kalbimiz tanımayacak. Günde olursak, büyük tarif edilmez.
Dediniz ki, ya biz bu zamana kadar çalıştık ama bir şey yapmamışız. O kelime-i tevhidte kalbin, artık hazzı ve lezzeti alması bunun tarifi yoktur. İşte o zaman insan kırmızı, o zaman o maden ortaya çıkmış olur. İmanı, takdir ve lezzetini, bunu hissettiği zaman. Taatlerimizde de öyle, hepsinde. Mesela yağmur yağıyor bakıyoruz, böyle yağdığı zaman bir türlü toprağa işlemiyor. İşliyor da böyle üç santim, beş santim işliyor. Asıl tabela ne biçim? Tabana geçerse, o zaman tabii ki gözden de coşar, gönülden de coşar bambaşka hallolur. Bunun yaşını bir husus. Kısa dursun, beğendiğin ayine hususunda maddeler olarak verivereyim, fazla uzatmayayım. Bir, kadın ve erkek, çok uzun bu, çok uzun bunu gözet olarak çıkar. Kadın ve erkek kendilerini, birbirlerini ve varlıklarının amaçlarını çok iyi bilecek. Şimdi evlilikler bugün, zaten evlilik neredeyse tükeneci. Gençler evlenmiyor. Niye?
Özgürlüğümüz bu dinmez ama kısıtlanıyor. Gerçekten şimdi, gençlerde evlenme bekliyorum. Evlenme. Ya senin ne dese kıble geldi evlenirsin. Sinyal mi? Ondan dolayı burada bazı maddeler sayacağım, hemen sayalım onu size. Evliliği teşvik edeceğiz. Tam bunu kolumlar olarak yapılacak. Şimdi, evlilik dendiği zaman en lüks paralayabilecek, gezecek, nerede yemek yiyecek, bunu aileler de o şekle bürünmeye başlar. Halbuki, evlenen kimseler dininin yarısını, işte gemilerini tanımak bu, yarısını tamamlamış olur, bir yarısı hususunda da Allah'tan korksun buyuruyor. Bunu sadece nefsani ve şehevvi olarak almak yabancılardan birisi de demek istemem. Yabancı bir düşünür bu, ama bir hakkı söylüyor, ne yabancı? Diyor ki kadını sadece fiziki olarak 7 bir kimse en adi kişidir. Onun ruhu önemli olan kalbi önemli. Bak Efendimiz, buna ne lüzum var?
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Bak, dini gönlü terzidir, buyuruluyor, hep o. Nasıl dinimize hizmet ederiz, nasıl İslam'a hizmet, nasıl bu amele hizmet ederiz, düşünce sonucu. Efendim siz üşüyebilirsiniz de açın bak buraya. Mı? Gel gel, Tahsin abi gel, misafirimiz sayayım. Muhammed Bahaüddin Hazretleri'nin İhvanına demiş ki, şöyle demiş, rahat gibiyim. Ondan sonra da, sizin demiş, diziniz ağrıdığı zaman, benim kalbim sızlıyor demiş. Ne büyük bir Mürşid-i Kamil'mizmiş onunla. Her şeyimiz düşünür derim, her şeyimiz. Bu, görevlerini bilecek. Mesela Kuran-ı Kerim'de Esselami, enricer kavvamun alinnisa. Erkekler kadınlar üzerine nedirler? Hakimdir. Güçlüdur, kuvvetdir böyle değil misiniz? Şimdi, erkek erkek olacak, kadın da kadın olacak. Buradaki gallamun edilmesi, onları idare eden, yetiştiren, İslam'ın edep ve erkanına göre olgunlaştıran.
Efendimize bakarız, bizim üçümüz yılbaşı kim olacak ki? Sallallahu Aleyhi ve Sellem annelerimizi İslam hukukçusu olarak geçiştirdi bir kısmı. Aişe annemize gelir gelir sorarlardı radiyallahu anh. Ya Aişe şu mesele nasıldır diye, en çok Hadis-i Şerif rivayet edenlerin içerisinde. Şimdi bakıyorum, kadınların çalışması, meşgul olduğumuz yerler de çok güzel. Gayet diyorum ki, şimdi muharebenin birinde kadınların cihattaki gayretini görünce demişler ki erkekler de utandınız demiştim. İyi çalışanım da gördüğüm böyle çalışmalar var, Ta kibeciler bu Genç Hanımlar diye. Maşaallah var. Hep de ilim sahibi kimseler, çok güzel yetişiyor. İnşallah kardeşlerimiz de öyle olur. Birbirlerimizle, böyle toplanarak görüşelim. Nasıl tatbik edeceğiz? Neleri yapacağız? Özel çalışmalarımızı da, gurur idare edenlerimiz temin eder Allah'ın izniyle. Bak, geceler bitmiyor, çok uzun. Çok büyük bir fırsat.
Efendimiz bu fırsatı değerlendirmek için sallallahu aleyhi ve sellem buyururlar ki kış gününün gündüzleri kısadını oruç tutarsınız. Zaten oruç tutuyoruz biz. Üç yiyen yok ki günde iki defa yiyoruz. Aslında bunu şuurlandıracak olursak, olur mu tabii. Daha sonra geceleri uzundur, namaz kılarsınız. Tabii vazifelerimizi yaparız, kökünü. Bu uzun. Kuran üstünlüğünü, şimdi kadınların erkek ve birbirlerini ve varlıklarının amaçlarını çok iyi bilecek. Her iki cins de yaratılışlarında seçimlerinin olmadığını kavramalım. Sen kadınsın, ben bir kel değil, bir iddianın içine girmeyeceğim. Ne diyecek? Üstününü takvada vereceğim. Size bir şey anlatayım. Çok uzun süre aslında hemen ilke yapalım der de. Şimdi yoruluyorsun, yetin, yetin, yetin. Burada Hacı Fatma Es'adi Yer birliği hazretleri icazet veriyor.
Onun kocası itham müdürü Abdullah Efendi hazretleri veriyor ona icaz edilmiş, annemize gelince, demiş kimsenin icazetin, kocanlar altmış derece üstün. Ama söyleme demiş. Belki arada hazzetlik gibi bir hal olabilir, Bunu bize Hacı Ahmet Atasaya anlat. Annem bugün Sami Esad Elmila hazretlerinin geri gibi oturuyor. Diyor. Böyle bazı evde sıkıntılar olurmuş, annemiz gözyaşıyla cevap verilmiş, niye böyle yapıyorsun demezmiş. Gözyaşıyla. Üstünlük nedir? Takvadadır. Bir gün evimizdeyiz, efendimiz konuşuyor, yani bizi gülmüyor, cahilen gülmüyor, bizim savundu da, sekiz tane kapılır. Diyorum efendimiz, çekirdek deliğinden kapısını mı yapmış, diyor. Diyor. Böyle iç içe, iç içe, duyuyorum. Bazı hanımlardan bahsediyor, kendine konuşuyorum, eteğine basıyorum, diyor. Uçaya diyor. Allah'ım lütfetmişse, ihsan etmişse bu kadın erkek olmaz ki.
Esselame ve zaki linallahe tezhiran ve zakirah Allah'ı zikreden erkek ve kadınlar diye buyur diyor. İşte kadın da kul yapmış. O zaman Rabiyyetü'l Adeviyye Annemizi nereye koyacağız? Meryem Validemizi nereye koyacağız? Asiye Annemizi nereye koyacağız? Fatımaüz Zehra radıyallahu anha hakkında kırk tane Hadis-i Şerif var. Fatıma annemizde öyle bir güzellikler var ki, bunu Üsas-ı Sami ve anlattım. Huzurunda bulundurdum. Şimdi demiş ki Efendimiz'in can dostu birisi, Hasan Efendi bugün bir rüya gördüm kardeşim demiş. Efendimiz'le de Fatıma annemizi mi gördün demiş radiyallahu anh, müstesna. Kevser'in bir anlamı da Fatıma annemizdir radiyallahu anh, bir anlamı. İnşallah buna sevgi ve muhabbetimiz de çoğaldı çünkü Bişr-i Hafi Hazretleri'ne Aleyhissalatüdular ki seni Allah'ımız arkadaşların arasında seçmiştir. Neden biliyor musun? Neden Ya Rasulallah ehli beytime muhabbet?
Şimdi bizim hepimizin ehli beyit olması lazım. Nasıl olacak bu? Kullü takim el Muhammed kurtuldu. Her muttaki olan kimse Rasulullah'ın ehlinedir. Ömer ibn-l Farı diye Arap şairlerinden mübarek bir zan var. Bir gün böyle uyanıyoruz, uyandığında, Ya Rasulallah, Ya Rasulallah diye uyanın. Ben Mısır'ın falan mahallindeyim, ben Mısır'ın falan köyündeim. Hayır buyurmuş Efendimiz aleyhisselam. Sen benim evladımsın, hiç neseben alakası yok. Bu yakınlığı inşallah temin ederim, buna ruhi itaatlerimiz olacak. Şöyle diyeyim bakın, bu size çok iyi dikkat edelim. Bir, Rabbımızın Azamet-i İlahiyeyi düşüneceğiz. Bunu elde edebilmek için, bunlar. Çünkü bu huzur bitmez tükenmez. İkincisi, Azalarımıza çok iyi sahip olacağız. Yoksa olmaz. Azalarımıza sahip olacağız. Rabbimizin Azamet gibi Yasin'i düşüneceğiz. Kalbimizi muhafaza edeceğiz.
Yoksa konuşulur, inilir ama bir kullasa göreceksiniz o zaman hasıl olur, böyle aranmaya da gerek yok. İşte, şunu büyüklerden, bu hiç gerek, buyuruyor ki sen Mevlana bu Şems gelir. Yani, biz eğer bu halleri yakalayabilirsek, gönlümüz, Rabbımıza döndüğü zaman, kendi bilinen hasıl olurum Risale-i Kuşeyliye olacak Allah'ın bir hadise ötürü. Böyle kıymetli insanlardan birisi dağda dolaşır. Bir mahalleye denk geliyor. Burada ibadet eden kimseler var, ibadet eden kimseler var. Siz ne yapıyorsunuz? Diyor. Efendim, biz evliya olmak için ibadet ediyoruz. Uzakta diyor ki Allah Allah, kendinizi mahvetmişsiniz, kendinizi helal olsun. Allah için yapın taat deyince, Niyetlerini değiştirmiştir. Bir gecede Cenabı Hak lütfetmiş, bir gecede. Efendim, hepimiz kendimizin yerine göre doktor olalım. Bak efendilerimiz olacak tabi, müşavir Kamil. Vahyihanna.
Şimdi bunun yanında biz de kendimizi nasıl inşa edeceğiz, ıslah edeceğiz ona bakacağız. Nasıl inşa edeceğiz kendimize bunun hepimizin bitmez. Çok uzun. Evet, üç saat, üç saat daha fazla. Şimdi kendimizi nasıl inşa edeceğiz? Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyor: Allah'ımız bir kimseye hayır murad ederse, kendisini kendisine vaaz eder. Bak okuyorsunuz, biliyorum. Es'ad-i El-Bidî Hazretleri, ilim tahsili buyurmuşlar. Bunlara ifadeyi bile setin yetarı'nın bizim, müstesna için bu Es'ad-i El-Bidî, Nur-u Muhammedi öyle mi? Allah'ımıza öyle bir açtı var ki bunun, Ne darım var beni mes'at, ne de meylidiyarım var. Cemali ibali'den başka intizarım yok, Allah'ımıza kavuşmuştur, demiş. Nuh, kendisi ilim tahsil etmiş, böyle düşünmüş. Demiş ki ben bana akıllı diyorlar, akıl bulmam için ne gerekir demiş. Düşünmüyorum. Demiş babalarımın, dedelerimin yolunu tutuyor.
Çok uzaktan giderdim, böyle anlatılan kitaplarda geçiyor. Kendisi Taha Halil hazretlerini bile tutuyorum. Ta Taha Halil hazretlerini nerede bulacak? Bu sene Rabbımızı lütfen. Taha gayri benimimize için. Yirmi ay tane, erkek çok yakın. Münasebet koymuşlar. Onu ondan haberim var, onu ondan haberim. Abi şu, bir bize talebe geldi. Çok hoşuma gitti ama. İlim ehli. Çok genç. Daha asker ve maskel de yok. Çok genç. Fakat, şeklen bende beğendi. İlmi, böyle resmi onun vücuduna, alnına, şekline, şemalına boğulur. Bilime. Beş yüz tane temel eserlerden Arapça bitirmiş. Çok iyi biliyor. Hz. Ömer Efendimiz buyuruyor ki radıyallahu anh insanların akli seviyesinin sorusunu anlarım. Oturduk dinledi, baktı. İzne teyzemizle alakalı onlar. Şimdi, dedi ki efendim dedi gönül gözlerimiz nasıl açılacak? İşte, gevşek insandır olacak.
Bu, uğraştıkları efendilerimizin aman ha zahirde kalmayın, batıl hiç alemine dönün. Bak, herkes im ve Ezhel okurum. Ama bir istiğfar okurken, Allah'ımızın vahu oluşunu pis bu yaşayabilmek. Rücub nura göre, Rücub nura göre. Her imtihan var elimizde inşallah çalışır, devenin, eserleri güzel, teshir edelim bir yandan, okuyalım, bakalım kendimize bir görün. Ne edelim? Zaten bu bel, O zaman ne düşünür bize, gayret düşüyor, çaba düşüyor, çalışma. Öldükten sonra da bu olmaz. Bu hayat hakkı bize bir defa verilmiştir. İkinci defa geleceğimizi zannetmeyelim, mümkün değil. Yırttiğimiz zaman da dönüşüyoruz. Kayser'de bir amcayı çok arıyorum. Bak bu bizim yolumuzda da değil. Başka tarikatlarını. Buyurun, anlıyorum. Anlıyorum, şeydeyiz, Medine-i Münevvere'de bir arkadaşımız dedim ki ismini vermeyelim. Nerden? Efendim, Mekke'de. Kapıdan gör, dışarı çıktı mı da, karşımdan yarıyor. Öyle mi?
Gelmeye gitme etmez. Gelmişsin o senin dışında. Tabi konuştuk, görüştük. Bir şey söyledi. Bak, o sözünü sizden naklettik. Oturduk, bayağı oturdu. Kendisi bütün hastalıkların içerisinde, ailesine ve her şeyinde bunun geçimini kağıt tokar. Kağıt tokar, onunla kongelere gider, hacca gider. Bu, sıkıntılı. Dedi ki, dönüşü olmayan bir yolculuk. Bunu hiç unutma. Dönüşü olmayan bir yolculuk bizim hepimizin başına giriş. O zaman, Risale-i Nur, Aklımızı başımıza alacağız, azığımızı takva olarak Allah'ımıza kulluk ibadet taar, kulluğumuzu bak derine dalmak diyor, bu bitmez, derine dalmak. İbadetimiz var, ondan sonra ubudiyet var, abdiyet var, ubudiyet var, bir de ubudiyet. Ubudetlerime, ibadetin esrarı meyil ettin. İnşallah layık oluruz dualarıyla. Bize de rahatsızlığımdan dua buyursun size de. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Kısa doğrusu vakit bir aylık geçin, Biraz istiğfar ediyordum.
Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine, elinin ashabına, oradan beraizan ve Pira nizam bütün geçmişlerimizin ruhları için bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif.
Kaynak: Genel
İtikat ve İbadet Birliği ile Ruh Arınması | Mihmandar