Mesela burada itikadi olarak şirki ele alırken şunu söylemiş. Allah'a inanıyorlar, inanmıyor değil mi? Bu müşrik dediklerimiz küfür değil, küfür tamamen inkar eder ama şirk indiği zaman Allah'a ortak koşmaktır Celle Celalühü. Bu ortak koşmalar da şu şekilde oluyor. Diyorlar ki melekler Allah'ın kızlarıdır, diyor. Sonra İsa Allah'ın oğlu diyorlar. O zehir Allah'ın oğlu diyorlar. Pukları önlerine koyuyorlar. Bunlar diyor bizi Allah'a diyor, vasıl kılmaları için diyor, takıyoruz. İşte bu şekilde ortak koşuyorlar. Onların ekserisi inanmazlar. Siz böyle yapıyorsunuz ama ansızın sizi yakalayacak olan azaptan emin misiniz? Bunu da şey hatırlıyoruz, bütün peygamberleri hatırlayalım. Bundan sonra da gününüzle siz münasebeti kafanızdan vurun. Ben diyeyim, siz vuracaksınız. Şimdi tsunamiyi alın hele. Ondan sonra korkımları alın hele. Korktum ne biliyor musunuz?
Korkum olacağı yeri günler evvel meteorolojiye haber verdi. Diyor ki aman ha, irileri, bahları boş kaldın, gidin ki. Şimdi geçmiş peygamberlerin, kavimlerinin, peygamberlerini inkar, hakikati inkarları neticesi ama önemli bir vurgu burası. Bir dikkat edin, o, bulursun kimseye. Burayı dinle ya. Dur sen de, bunu. Şimdi, o peygamberler, o kavim, Peygamberler inkar ediyor ki yalancısın diyorlar, bizim sefihimizsin diyorlar, hem aşağımızsın diyorlar, taşlıyorlar, boğuyorlar, öldürüyorlar hatta, Peygamberler öldürüyorlar. Hakikatleri inkar ediyorlar, münker ediyorlar. İnkar edince tek tek saymaya bilmiyor. Ad kov, Semud kov, Nuh Aleyhisselam kov, Lut kov, taş şahan yerler var. Siz gibi vurun ben bir meymak. Kimisi taşla, kimisi rüzgarla, kimisi su ile, kimisi Cebrail Aleyhisselam'ın sayasıyla ne oldu? Helhak oldular.
Allah'ımız buyuruyor ki siz inandık diyorsunuz ama yaşantınız tamamen batılların yaşantısı. Aldınız batılların hayatı, haram yemeden. Sonra şahit ve ispat olmaksızın şahsiyetli kimselere olan müftaklarımız bilmeden gelin getirdiği söz üzere hareket lideri çoğu anlayışlerimizin aralarında bu sebeple pek hoş bulur. Bol. Çünkü sözlülüğü umhas, hasene. Aniden gür, Emin mi oldular? Allah'ın azabının anında kuşatacağı, ilmi oldular. Bunlar hiç akillarına getirmediği bir zamanda kıyametin kopacağından izinlediler. Artık kıyamet hakkında uzun konuşmamıza gerek yok. Her şey bitmiştir. Küçük alametler olarak her şey bitmiştir. Geleceğe olan çok az, önemli alametlerdir. Bunlar da bizi uyandırmadı, teselli. Bu yalnız bu Ayet-i Celil Efendimiz'in son noktayı koyması gelir. Anlatıyor, anlatıyor. Ondan sonra da bak yok inkar ediyorlar. Burada biraz önce geçti. Onların çoğu iman etmezler.
Gitmiyorlar zaten. Çoğu gitmiyor, gitmiyorlar. Ondan sonra Efendimiz Efendimiz daralmışlar, daralmış. Onların bu sözlerinden dolayı daralmanın neticesi bu mübarek sözlerini söylemişler. Paralmış, kola da daralmış. İki ay güneşi, sefop dağ, daha iyi alabildiğim sebep. Yani bu. Şimdi ayetin, o açtığım ayetle En'am Suresindeki yüz elli üçüncü ayetle münasebeti var. Onun için aştım. Efendimiz baktı ki inanmıyorum, inanmayınca bunlar inanmıyorum. İnsan Benim yolum, Allah'ımızın bana tayin etmiş olduğu yoldur. Siz ne derseniz iyi. El Basiretle bu yola davet ediyorum. Bu basiretle davet etmeyi Ulema-i Kiramımız çok güzel ele almış, üç şekilde almış. Birincisi, feminum menyetü ala basiraki ikincisi İslam gözünde diyor. Bir davettir İslam'ın o güzelliğini bölerek İslam'daki mesela ilahi emirlerdeki güzelliği. Mesela içki nedir? Haram. O haramdaki trendi görüyor adam sarhoş ne yaptığını bil.
Aklını zayi ediyor. Ediyor. Bir bu şekilde İslam'ın güzelliğini görerek, bir de dinimizin esaslarına bizzat bilmeyerek diyoruz. Bizzat gönüllerine tamamen işlemiş, bu şekilde bir de iman gördüğünde, iman ki kalbine yerleşmiş tadını ve lezzetine almış. Her tarafı iman olur. O şekilde görmez, yine şu şekilde izahta yapmışlar. İhsan, Allah'ı görür gibi taat etmek, bir de şuhluk gibi kapalı hiçbir şey yok. Hülya affeder, ölmüyor. İşte Efendimiz'den basiretli Allah'ın da ona sizi davet ediyorum. Bir de Evliyaullah'ın iç gözlerinin açılmasına ve delalet ediyoruz. Aban hakim davetçilerin ilahi davet yapan mürşidi kamillerinin gönül gözlerinin de açıklığına işaretmiş bu. Davetçiler için görürlerdi. Mesela huzuruna gelen bir kimsenin son halini dönmeden bir estirdiğinde sonra. Yine bu.
Şimdi mürşid Kamilimiz aman ha esirgemeyin dediği için belli ama onun ne noktada olduğunu biz Allah'ın izniyle, Rabbimizin bildirmesi denir. Ondan fayda gelir mi? Gelmez mi? O ne noktalara gelirdir? Biri o. İblis-i Hakkari. Allah ona, o keşfi, o kemalatı ihsan buyurmuş. Bir bu hakikaten seçkin bir insan sahibi, olur dedi. Ben ve bana tabi olanlar, Resulullah, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz, kemal sıfatları ile mutlasıktır. Onun mutlak emrine uymamız icab eder, o öyle bir Allah ki Celle Celaluhu, kendisini nasıl lafsediyordu, öyledir. Ben müşriklerle değilim. Hadi sonuna doğru geliyorum, izah gidemem çok uzun. Buradaki basireti ele almak lazım. Sübhanallah kelimesini izah etmek lazım, uzun ve yazdı. Habibim buyuruyor, biz peygamberleri onlar meleklerden istiyoruz. Bir melek olacak, gökten dürtüşecek vesaire. İnkar ediyor ya, her şeyi söylüyor. Peygamber diyorlar meleke de.
Peygamber diyorlar gökten süzülüp binecek diyorlar, eder diyorlar, evet diyorlar. Allah'ımız buyuruyor ki ben onu rica erkeklerden. Çünkü kadınlardan bir kısmına da Peygamberlik isnadını yapmışlar. Meryem maaliyet kelimesi. Yapmışlar erkeklerinin ve ehlül gura dediği de burada, ehlül bura, bu da şehirlerden, peygamberlerin daha ziyade şehirlerde oturduğuna hain oluyorlar. Onlar yeryüzünde gezip dolaşıp ibret almazlar mı? Evvel geçen kavimlerin inkarlarının neticesinde hale düştüklerini hiç görmezler mi? Böyle derulu ebedi olmuştur. Şimdi peygamberlerde şu hadğr zuhur etmiş. Siz Kamer suresine verdim inşallah, eve gittiğinizde veya müsait olduğunu bakarsınız. O da peygamberler bazı söze söylüyorlar. Bayağı bir mücadeleleri var peygamberlerin. Bu mücadele neticesinde, bu mücadele neticesinde inanmadıklarını görünce artık ümitleri kesiliyor, büyükleri kesiliyor.
Diyorlar ki, peygamberler söylüyor bunu, artık bunlar inanmazlar diye gönüllerine oturuyor. Artık bunlar diyor kabul etmezler. Çünkü Efendimizin mücadelesine bakarsanız Sallallahu Aleyhi ve Sellem devamlı anlatıyor. Anlatıyor anlatırken şair anlatıyor anlatırken sihirbaz diyorlar. Anlatıyor diyorlar. Yani Gevmekçilerin satırlarından okuyor diyordu. Diğer Peygamberlere diyor. Size o Peygamberlerden ilk örnek sunuyor bunu. O da şudur. Allah'ım buyuruyor Celle Celalühü. Onuncu ay celle, Kamer suresi onuncu ay celle. Şimdi hakikaten inkarda bunlar, onlardan önce Nuh'un kavmi de ne yapıyor? Peygamberlerini yalanlıyorlar. Pekala bu yalanladılar. Kulumuz Nuh'u yalanladılar. Dediler. Delidir dediler. Devamlı Nuh Peygamberimizi davetten vazgeçirmeye çalıştılar. Devamlı engel oluyor. Devamlı engel oluyor. Yani bugünümüzü ele alırsanız nasıl talep edeyim? Mesaj der.
Sen bir yere girersen arkandan eser yazar, bilmem ne. Her oyun oynarlar. Allah'ımız Celle Celalühu Şimdi Nuh Peygamberimiz Rabbine yalvarıyor, diyor ki: feda Rabbeu en ni'mağrurdur. Ben artık yenik düştüm Ya Rab diyor. Doğru ya şimdi dokuz yüz elli sene var. Dokuz yüz elli sene az bir yıl değil. Dokuz yüz elli yıl, uğraş, uğraş, uğraş, uğraş. Birbirleri malum. Hemen hemen bütün peygamberler de burada, Ak Kavminde ve Semud Kavminde Salih Aleyhisselam, Şuayip Aleyhisselam, burada şey de var, Lut Aleyhisselam da var. Nuh Peygamberimizi başta almış, altmış. Şimdi hep yalanlamakla meşguller. Bak mesela. Hep yalanlıyorlar. Yalanlıyorlar, yalanlıyorlar. O yalanlamanın neticesi diyor ki en mimarlık, artık ben mihenk düştüm ya adam, hem tas, bana yardım et diyor. Sonra ne oluyor? Biraz uzun söyleyeceğim Sema'nın kapakları açılıyor. İşte Samsun'u geliyor, daha ölüler çıkıyor.
Elbet bir yağmurun süratle yağması ne hale gelir. Göğün kapakları açıldı ve her para ma'nun sünnet olduğusuna boğdular. Burada peygamberlerimiz diyorlar ki Bildiler ki bunlara benim sözüm tesir etmeyecek. Buna inanıyorlar artık. Peygamberler, bizim diyorlar bunlara yapacağımız bir şey yok. Mesela Yunus Aleyhisselam anlattı, anlattı, anlattı, anlattı, anlattı, hiçbir halde yok. Enbiya suresine baktığınız zaman görürsünüz. O zaman iki tane ümmeti vardı zaten. Yok hayır yanlış söyleriz. Yunus Aleyhisselam da öyle oldu mu? Eyyub Aleyhisselam. Eyyub Aleyhisselam'ın iki tane ümmet. Daha o kadar çalışmayıp iki ümmet. Derhal tahammül Bu Cenabı Hak'ta teslim etti. Çoğu peygamberlerde var bu. Rükmü İmani ile Rükmü Hacer arası denilir, yetmiş tane peygamberin kabrini olduğu. Bunlar hep artık ümit kesmişler, Allah, vazifemiz. Yaptır demişler.
Allah'ımız, esaret, fenüdci yemen neşe dilediği kimseleri, inanan kimseleri azattan kurtarıyor tabii. Hiçbir şey yok. Ve la yuratü besun anil galm-i müslimi. Artık mücrimlere inkar edenlere gelen belanın da tepedilme imkanı yok. Gelmişler. Bir ayeti ayette misal. Kafasını çalıştıran, gönlünü yatıştıran, böyle nur ile dolan insanlar Yusuf Peygamberimizin kıssasından çok dersler alır. Mesela onun Allah'ımıza olan ibadetiyle, taatiyle köle iken melik olması. Demek ki ibadetle taat Allah'ımıza saygı Celle Celaluhu, onun melik durumuna geliyor. Meliklerde köle durumuna geliyor. Allah'a isyan sebepleri, çok alınacak versin. Değil ve tapsiyle Şimdi Kuran Azimüşşan'a iftira ediyorlar ya, işte bu diyorlar geçmiş demişler. Allah'ımız buyuruyor ki bu bir uydurma söz değildir Habib'i. Velakin tasdigalleri beynahyi değil.
Bir kere geçmiş kitapları Tevrat'tır, Zebur'dur, İncil'dir, hep onları tasdi giren bir kitaptır, Davul'dur. Ve tafsil külli şey, haramı, helali, tarzı, vacibi, sünneti, müstevi her şeyi açıklıyor. Açıklamadığı bir şey bu. Günümüzde en önemli hadise neyse onları açık. Mesela bol bir yağmurla helak olan o kuzeydeki bir birlik etmez. O bize neyi öğretiyor? Kuran-ı Kerim'e baktığımız zaman, ibret alın, ev salıın. Hatta siz kendi nefsinizde olanı değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez. Ona olan kulluğunuzu tam yapın, samimi olun, sadık olun. Hep bu dersleri veriyor bize. Her şeyi tafsil eden, beyan eden. Yani belli bir tarih, belli bir zamanla mukayyet değil bilmek istemiyor bununla. Şimdi bazen yanlış görüşler doğru ediyor. Bu görüşlerden birisi şu, Mesela demiyor ki Kuran o devirde inmiştir. Hükmü de o zaman için geçerli. Hükmü diyorlar, o zaman için geçerli. Hayır.
Evet, o devirde inmiştir Kuran-ı Kerim doğru. İnmiştir ve hadiselere göre inmiştir. Olaylara göre inmiştir. Fakat geçerliliği kıyamete kadardır. Nasıl Peygamberimiz bizim Akif zaman peygamber olduğu için, o artık bütün son sabahı haşir diyelim, her şehit çinalı en son ana kadar, ona mucize olarak gönderilen Kuran-ı Azimüşşan da ahir zaman Nebi'sine bir mucize olarak verilmiştir. Onun geçerliliği de belli bir tarih içerisinde değildir, ebedidir. Mesela bir misafir verelim. Şimdi diyorlar ya belli bir vakte ait. Nasıl belli bir vakte ait? Mesela ismini haramlıyor. Şimdi içkiyi millet bile yasaklıyorlar. Diyorlar ama ama şu yaş altında olan pinkine giremez diyor. Çeşitli değişik şekillerde bütün yasaklıyorlar. Haksız kazanç mesela, eksik tartı, eksik ölçenler. Onlar vay hallerine buyuruluyor. Bunun üzerinde şiddetle doyuruyorlar. Göz açtırmıyorlar için.
Aman ha yanlış ticaret yapıp da insanları aldatmalar, haksız kazançlara gitmeler, bunları önlemek için ne kadar önlemler aldıkları hepimizin malumu diyor Allah'a şükür. Hep hafif, ölü açı. Ne derseniz ben başka dikkat edemiyorum. Bunu daha güzel beyan edersin. Mesela Sure-i Yusuf sadece Yusuf Aleyhisselam ile alakalı bir hadiseyi geçmiş bitmiş diyemezsin. Ne deriz biz? Biz deriz ki bu hadiseyi anlatırken, mesela burada Yusuf Aleyhisselam'a büyük hakaretler düşünüyor kardeşlere. En sonunda bağışlanmayı talep ediyorlar. Yusuf Peygamberimiz de, ben size yapmış olduğunuz hataları buyuruyor. Yüzünüze getirecek değilim. Allah'ım affedisidir, bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir diyor. Hani bu nasıl geçerli olması? Demek ki nefsimize yapılan hakaretler ve bağışlamamızı söylüyor. Nefsimize yapılan hakaretler ve bağışlamamız. Ondan sonra Allah'ımız ruhu ve Rahim'dir. Dedi.
E, Allah tamam siz diyeceksiniz ve ona göre konuşsak çok. Mesela orada Bünyamin'i yanında bırakıyor. Onun çuvalı içerisine, çuval içerisine padişah kendi altında veya kendisine mahsus bıraktı. Siyaseten işte kimin çuvalında çıkarsa o milletin yanında, anacak kimin öyle hapsi külümler onu hop yanına koymak için. Bu da bir siyaset. Her zaman geçen bahane sırlarını ve hidayettir, rahmettir, inanan bir ordu için duyuluyor. Hidayet ve rahmettir. Nasıl hidayet ve rahmettir? Bizim bu letaiflerimizi geçmemize hidayet Ayet-i celleye ele aldığımız zaman bile yalın adil demezsiniz. Hidayet indiği zaman küfürden imana geçiş olarak anlatırsınız hidayet. İmandan İslam'a geçiş olarak anlatırsınız. İnanacak, inandığı esasları yaşayacak. Bu da bir hidayet.
Yaşarken Allah'ımızı görür gibi yapabilmenin yolunu meşayizan bize, aman ha hayvaniyetten insaniyete geçin diye Situllah'la rabıtanızı artırın, derslerinizde Situllah'ta açıktan demeden haz duyuyorsanız onu artırın, Gizli bir içinizde haz duyuyorsanız onu artırın. Aman ha, kalbiniz bir heyecana geçsin, şöyle yansın, batsın, vursun, Situllah'a, duakıbelere geçin, İlmelyakine geçin, Aynelyakine geçin, Hakkalyakine geçin, Şedi-i Şerif-i Zahiren yaşayın, Batınemde artık yaşadığınız, yaptığınız ibadet ve taatin sevgini duymaya başlayın. Daha ötesine doğru gidin, hakikati bulun, marifeti bulun. Bunlara hidayet ediyoruz Kuran'ın. Var mı böyle hususlar Kuran-ı Kerim'de? Hani sen bunu anlattın, hani niye öyle yazıyor Kuran-ı Kerim'de? Oradaki basiret, hakkal yakin ifade eder. Ne yapacağız o zaman? Aldığımız bizim lügatime defsiyle kalmayacağız. Artık ilk ders almışız. Bununla kalmayacağız.
Ne yapacağız? Biz üç gün olsun istihgariye yapacağız. Ya Rabbi beni bu mübarek yola nasip et diye huzurlu bir şekilde yatıp kısa kısa yazacağız. Ondan sonra ders aldığımız yere bildiririz. Onları muvaffak görürsek bize bölüm tefekkürünü ör. Bir zaman ha bölümün sapalarmış, dünyanın geçici oluşunu, mağfiretin ebedi oluşunu düşünerek aman gözümüze sahip olalım, arama baklayalım diye düşünüp, dedim de Bilime sahip olayım diye düşündüm. Elimden gelen sözlere inanmayayım diye gönlüne, kopasına yerleştiriyorum. Ondan sonra bir defa, Elinle Allah yolundayım, kalkıp düşünün. Ayağıyla Mevla yoluna yürümeyi düşünüyorum. Sonra rabıta ile Ehlullah'ın gönlünden istifade etmeye çalışır asıl zaten faydası bu. Rabıta-ı Şerif'teyken kalbimizin nurlanması, temizlenmesi. O bir buhip temizliktir. Asıl kaydonda zaten. Mesela bir bahçıvan bahçesindeki meyveleri yetiştirirken ne yapıyor?
Suyunu veriyor, gübresini veriyor, çapalamadı vesaire. Gazetelerini yapıyor. Ama güneş ışığından faydalanabilmek onun için en geçerli olan gelir. Bizim istiğfar okuruz, Tevhid, Salavar, Ölümtepe, Turve, asıl olan rabıta. Burada sıraya da dikkat ettiğimiz zaman, istiğfar okuyoruz affımız için. Tevhid okuyoruz imanımızın üç ve gurbet bulması için. Selatü selam okuyoruz ruhi alakalar için. Ölümü düşünüyoruz kalbimizdeki güçsüz duyguları atmak için rabıta sıraya gelir. Rabıta da yağmur. Çünkü bir bahçe gibi kalbimizi düşünecek olursak hep bunlar da içlerini söylüyor, rabıta da yağmur yağıyor. İlahi, rahmet yağarına yağarına Rahmet yağarken yağarken güzel ahlak meyvelerini bu sayede yetiştirmeye çalışıyor. Bakıyorsun ki cimri adam rabıtası ve murakebesiyle iyi bir dikkatiyle cömert haline geldi. Cahil adam alim olur. Kafası çalışmayanı da müthiş iş kafasın çalış.
Bu dünyada diyor şununla bununla meşgul olursa, çevrem iyi kimseler olmasa bunlar beni berbat edecek, diyor. Hep hayırlı insanların yanında olmaya gayret ediyor. Artık burada oluyor. Hadiseleri çok güzel seyretmeye başlıyor. Burada Allah'ım bana Rabb'i gatta teyte mimülken diyor ki bana mülk lisan buyurdu ve teb'vil ile Hadif hadiselerin de, de esrarına girmeye başlıyor. Doğan güneş ona büyük ders oluyor, ay ders oluyor. Ondan sonra yürüdüğün toprak ders oluyor. Buyuruyor ya Bir deve nasıl yaratılmıştır Hiç siz ders almaz mısınız, bakmaz mısınız? Bu deveyle sırf bir deve düşünmeyin, düşünmeyin. Bütün hayvanatı düşünecek. Ne diyeceksin? Bir deve sayesinde burada hayvanatı düşünürken, yahu diyeceğiz bir koyun etinden istifade ettiriyor, sütünden istifade ettiriyor, derisinden, tüyünden, gübresinden.
Acaba ben insan olarak mükellef bir varlığım, benim yemden istifade edilebiliyor bu insan derken? Aile hayatımda istifade ettirecek bir durumum var mı? Efendimiz diyor ya, ailesi ağlar, ne olur düşündüm sizleri ağarmış. Ondan sonra kimiyete ne faydam var kurtuluşu için bu insanlığı böyle düşünmeye başlıyor ve yine semaya bakıyor, yere bakıyor. Dersan artık bu yol bunları bize öğretecek. Geliş güzel değil, hakikaten çok önemli bir yoldayız. Yalnız tuttuğumuz zaman iyi tutalım, yarım yamalak tuttuğumuz zaman yürümüyor mu? Sağlam tutalım. Ne bileyim sağlam tutarsa korkmayın. Allah'ım sağlam tutmayı bize. Yahya kitabını kuvvetle tut. Öyle asıl demek değil o. Kaydet asıl, fikren asıl, ödül olarak asıl, azim olarak gayretli olun, hedefini gözettiler. Hedefini gözeten insan hiçbir zaman şaşırmaz. Eğer hedefi gayesi olmazsa şaşırmaya başlar. Çünkü gayesi yok.
Hedefimiz, Allah'ımıza bulmak olursa her şeyimiz düzelir. Bak, aile hayatımızdaki düzeni açıklar bize. Onlar evleriyle güzel yesinlerler koyun. E, cemiyetle olan münasebetimizi anlatın. Ne anlatır, nasıl ifade eder? İnsanlar arası münasebetimizden kötülüğü, iyilikte def etmiyorlar. Sadece bir unsur. O zaman Kuran'ın manasıyla okuyacağız. Derin derin düşmeyin. Hayırlı insanlarla beraber olacağız. Gideceğimizi ihya edeceğiz. Kuran-ı Azimüşşan dediğim gibi okunacak. Namazı huzurla durmaya çalışacağız. Hırsımız temiz olacak. Taharetimiz huzur olacak. Hayırlı insanlarla beraber olacağız. El Fatiha. Elhamdülillahi rabbil alemin ten-ağaç.