İstikamet üç şekildedir. Birincisi istikametü'l cevheri, azaların düzgünlüğü. İkincisi ve kalplerin düzgünlüğü. Üçüncüsü ve gönül aleminin ve ruhun müstakil olması. Azalarımızın düzgünlüğü Allah korkusu ile hasıl olur Ve tahkikul mutabe atili sünnetil Muhammediye. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin sünneti seniyyesine uymakla hasıl olur. Takva ile azaların düzgünlüğü, ayağımızın isyana gitmemesi, elimizin harama uzanmaması, gözümüzün men olunan yerlere bakmaması, kulağımızın hak eder. Kalplerin istikameti, ayıplardan, hatalardan, günahtan, isyandan temizlenmek suretiyle hasıl olur.
Mesela kibir gibi kendimizi beğenmek gibi yaptığımız saatler vesair hizmetlerle gösterişle ve süm'aati İyiliği yapmış olduğumuz hayrı başkalarına duyurmakla, ve'l habdi ve'l hased, hasetten kin, kibir ve boğazdan uzaklaşmakla baş olma arzusu ve mal sevgisinden kurtulmakla ve bunun yanında düşmanlık gibi buğz gibi ve rızk Allah'ımızdan gelen rızıkta Halıkı Zülcelal'e olan güvenin terk edilmesi ve havfu sukutil menzil bulunmuş olduğu makamdan düşme korkusu insanların gönlünden düşme korkusu. Ve şuhru vel buhul aşırı cimrilik ve tulü'l emel uzun endişeler taşımak, bunlardan kurtulmak, övünmelerden ve kalpteki yersiz duygulardan ve kendisine bir şekil vermek, bir kıymet biçmek, bir diğer insanlardan üstün görmek ve bunun Türkçe ifadesi biçimsiz dalkavukluk derler. Kasvet katılık, gönlün katılığı da olabilir. Hareketlerdeki katılık da olur.
Böyle hiddet şiddet öfke gazap bu illetten kurtulmak ve gaflet eza etmekten, velacele acele davranmaktan. Bu çok önemli. Aslında biz böyle sıralayıp geçiyoruz ama acele dediğimizde duyduğu bir sözden dolayı hemen harekete geçmek, araştırmadan, sormadan, soruşturmadan bu tavra girmek uygun bir huy değildir. Kendi kabilesiyle övünmek ve gönlünün varlığı ve şefkat ve merhametinin olmayışı Artık diyor saymakla bitiremeyiz. Bunun gibi kötü ahlaklardan kurtulmak burada oldukça fazla sıraladı. Tabii. Eğer kalp bu kötülüklerden arınırsa kurtulursa şu sıfatlarla da sıfatlanır. Allah için alçak gönüllü olmak. Rabbimizin katında onun azamet-i ilahiyesinden dolayı hasıl olan insandaki güzellik deriz. Buna bunu anlatılmaz. Bunlar yaşanacak bir husustur. Bu rabıtası dersinin rüknü azamı olacak, yarısından fazla olacak. Dilimizi muhafaza edeceğiz. Azalarımızı koruyacağız. Kendi derdimize düşeceğiz.
Kabir nasıl olacak diyeceğiz. Haşir nasıl olacak? Bu bunlar da temin edilir. Cenabı hakk'ın emrine büyük bir tazim Cenabı hakk'ın koymuş olduğu sınırları aşmamak. Tabii izahı uzun sürer. Mesela Allah'ımız nasıl bir sınır koymuş? Yüce kudretini düşünecek, azameti ilahiyesini tefekkür edecek, gördüklerinden ibret alacak, bunun dışına çıkmamak ve tedeellülili ve tedeellülili rubbiyyetihi Allah'ımızın azamet-i ilahiyesi karşısında hiç olduğunu bilmek. Bu nasıl olacak? Onun rububiyetini Rab olduğunu bileceğiz ki bu hasıl olsun. Bu da murakabelerle. Büyüklerimizin günlerinin hepsini hemen hemen hemen murakabeyle geçirmesi. Öyleyse bir mescide bir dar alana girip de orada kuru kuruya düşünmek değil bu. İşinde de öyle gücünde de öyle. Rabbim beni görüyor düşüncesini her an muhafaza etmektir.
Kulluğunda samimi olmak, rızayı İlahi için yapmak ve Allah'ımızın hükmüne razı olmak ve Allah'ımız ister lütuf etsin, ister lütuf etmesin, ister tatlı olsun, ister acı olsun, ne olursa olsun kederli olsun, neşeli olsun bunların hepsinde Rabbimizin vereceği nimeti düşünmek, bu musibete ben uğradım, bu sıkıntıya uğradım ama sabrettiğim zaman neticesinde ne ikramlar olur diye bunu bilebilmek. Bak bu güzel bir ahlak. Çok güzel bir hususiyet. Bizim yapamadığımız bir hal. Daralıp bunaldığımız zaten dedi sadrın daralması diye çok güzel izah buyurdu. Tespit çok müstesna. İnsanlara da şefkat gözüyle merhamet gözüyle bakmaktır. Ve rifk. Şefkatli, merhametli ve yumuşak sözlü olmak. Tabiatı yumuşak. Ve gönlünde bir genişlik ve yumuşak uyduruk. Ve ihtimali sıkıntılara katlanmak, kendimizi muhafaza etmek, kendimizi koruduğumuz gibi cinsimizi etrafımızda korumak. Bu bir sıfattır aslında.
Emanetlere dikkat etmek. Nezahat insanlık sıfatı. Şöyle baktığı zaman seveceği bir hal arz ediyor. Böyle memnun olacağı bir güzellik bu manevi bir tatlılık bu. Nezahat bir sıfat aslında çok güzel bir sıfat. Ve Rabbimize güven ve acele hareket etmemek. Çok önemli. Gerçekten bu hep ayeti cebilelerle izah edilebilir. Bu vakar dediği mukmainne sıfatıdır. Mutmainne sıfatı kötülükten hiç eser kalmamış. Öyle camide bir saatliğine, sohbette iki saatliğine, öyle tefekkürde üç beş dakikalığına değil, her zaman bu vakarı muhafaza etmek. Zaten o huy olur ona. Bir ağırbaşlılığı, bir sükuneti, bir güzellik onda olur. Yani ağırbaşlıdır. Öyle hafif değil. Ağır. İnsanlar da ona saygı duyar zaten. Kendiliğinden duyar. Misal vermek istemiyorum. Bu sıfatta olan çok kimseler vardı bir tarih. İnşallah şimdi de hasıl olur. Cenabı hak hayırdır, bakidir, ezelidir, ebedidir. Görevimiz Rabbımızadır.
Bu güzelliği temin etmek, bu gönülde olur, bu öyle bir hal yaşar ki onda ruhani aleminde tatlılık meydana gelir. Şimdi biz Açasın Efendimizi mi bulacağız? Sami Efendi hazretlerini mi bulacağız? Esad Er-i Billy Hazretleri'ni. Onların müstesna evlatlarını mı? Biz de o evsafa bürünmeye gayret edeceğiz mühim olan. O onlar yaşadılar. Rivayet ettiler. O güzelliği sağladılar. Şimdiki iş hepimize düşüyor. Onlar yapmış ve erişmiş ve seha. Seha vel küt ikisini beraber zikretmiş. Seha ve cömertlik. O da bir huydur. İnsanın zorla yapacağı bir şey değil. Zaten huy olursa huy olursa kolaylıkla yapar. Onda bir zorluk olmaz. Gerçekten güzel bir sıralama yapılmış. Böyle tebessümlü, gelişigüzel de değil. Olgun bir tebessüm. Bunun yanında insanları da uyaran, insanlara hakkı gösteren güzel sözleri var. Bu olgunluktan daha başka ne kadar sayılabilirse? Öyle güzel sıraladı ki başta ne dedi?
Azalarımızın şu bedenimizin ruhen ve kalben temizliği, ondan sonra kalbi biz yine döndürüyoruz başka şekle bedenimizin temizliği şerhi Şerife dinimizin emirlerini korumak bu. Harama gitmemek işinde gücünde, alışverişinde. Ondan sonra kalbi olanı da burada sıraladı. Müellif hazretleri o kadar müstesna bir kimse ki bunları derece derece insanın ilk ulaşacağı nedir, onunla başlayıp sonuna doğru yürümüş oldu. Bu kalbin temizliği dedi. Ondan sonra da ruhun temizliği. Biz bunu bilemeyiz işte. Ruhun temizliği. Şimdi şuna dikkatimizin çekilmesi gerekir, demek ki kalp de durulacak. Şimdi elimize dikkat ediyoruz ama kalp eline de dikkat edeceğiz. Gözümüze dikkat ediyoruz, kalp gözüne de dikkat edeceğiz. O nedir? Düşüncelerimizin de safiyete ulaşması. Düşüncelerimiz de berrak. Zihnimiz de güzel. Zihnimiz de güzel olacak. İşte bu büyük bir gayret istiyor.
Kendimizi buna tamamen kelimeler yeni kelimeler kullanmak istemediğimden zorlanıyorum. Kendimizi bunlara tamamen odaklayacağız. Böyle olur. Yoksa zor da olmaz olur. Ruhun ve sırların düzgününü Allah'ımızdan gayrı hiçbir şeyin gönülde bulunmaması. Okuduğumuz eserler siz de okursunuz. Bu eserlerde iki hususa çok dikkat çeker. Hep bunu görüyorum hemen hemen. Eğer hülasa edilecek olursa en çok yoğunlaştıkları şu iki husus. Birisi halktan kaçın diyorlar. İnsanlardan kaçılır mı? Kötülüklerinden kaçın. Çünkü düşünceler temiz olmadığı için sizi de alır. Kendi artık düşüncesi içerisinde kendi fikrinde yoğurmak suretiyle helake götürür. Kaçın Ancak nasihat için bulunun. Öyle karşına gelmiş aman kaçayım deyip selam da vermemek hal ve hatır sormamak da değil bu. Kötülüklerde mesela söz oluyor, birisi hakkında konuşuluyor, onda takoz oluvermek. Ya acaba biz nasıl olacağız?
Neyi vermek bak hepimizin düştüğü sıkıntıların en büyüklerinden biri bu. Dedemin şu dörtlüğünü ezberlesek yeter. Elden bize ne lazım? Gıybet etmeyin gözüm. Ağarsın iki yüzün, siyah yüzü sevmesin. Bunu diyebilsek tamam. Bak eğer bizi Kiramen Katibin zaten yazıyor. Allah'ımız biliyor. Bir gizli kamera mı diyeyim? Nasıl diyeyim? Böyle bir cihaz olsa da kendimizi sabahtan akşama kadar böyle bir cihaz kaydetsa bir dinlesek. Hiç ne olacağız? Biz ne neden böyle gönlümüzü yedi kat semayı bilip de arşı azama açamıyoruz? Bunu mu diyoruz? Rabıtada nasıl durulacağız? Bunu mu söylüyoruz? Yoksa şu şunu etti, bu bunu etti mi? Evet. Gönül alemimizin daha da bir iç durumumuzun temizliği şu. Artık bunlar azaları nur gibi etmişler. Kötülüğe gitmeyen bir aza var. Sonra kalpleri de nur gibi hiç kötülük diye bir şey barındırmıyor.
Ruhlarında ve sırlarında güzellik bu anlıya bildiğimiz kadarıyla müşahedeye gider. Müşahede yanıt. Müşahede Rabbimizle olmanın dışında bir şey değil. Her anı Mevla ile beraberdir o. Daha izah etmiş değiliz ki. Yani müşahede şahit dediler ya, şimdi mahkemeye gideceğiz diyelim. Mahkemeye gideceğiz. Ne istenir? Şahit ister. Şahit neden istenir? Şahit bizzat görüyor da onun için Bu bizzat Kuran-ı Kerim'deki esrarı görüyor, okuyup geçmiyor. Orada Rabbimizin ondaki maksatla gayesini görüyor. Kuran'ın biç manalarını şer'a uymak suretiyle müşahede ediliyor. Bir ya Rabbi bizi dosdoğru yola kılavuzda derken o dosdoğru yolu Rabbimiz onun gönlüne gösteriyor. İşte bu. Evet. Allahü Zülcelal'in dışında hiçbir şeyin kalmaması. Olur mu böyle? Böyle olursa asrı saadet olur. Resulullah'ın asrı olur Sadullah Sadullah. Saadet asrı demek bu işte. Bir kere gözünü kendisinin dışındakilere dikmiyor.
Dikiyor, başkalarına da bakıyor ama ıslah nazarıyla bakıyor. İrşad nazarıyla bakıyor. Kurtulsun gözüyle bakıyor. İnsanların diyor haline, durumuna, bilmem planına buna girmemek. Yani bazen oluyor bu bilmediğimiz için oluyor tabii. Ne iş yaparsın? Ne edersin? Şu ne yapıyor? O demek istemiyor mesela. Bunu siz araştırıp durmayın, bela Hatice sesin. Belki diyemeyeceği bir durum vardır. Orada zorladıkça belki de yalan söyleyecektir. Bunun da ayrıyeten günahına girmemek lazım. Halini hatırını sorup illa sura sura sura sura sura yoldan çıkarmamak lazım. Misal vermek istemiyorum, misalleri çok bu sebeple evlendiği halde boşananlar var, sorma. Yani Allah'ımız da razı olmaz. Biz beşeriz. Hatalarımız var. Sonra tövbe etmiştir, istiğfar etmiştir. Şeytan bile biliyorsunuz namaza kalkamamış da kalkamamış, öyle bir ağlamış öyle bir sızlamış ikinci gün kendisi kaldırmış.
Öyle bir tövbe eder ki kişi öyle bir Cenabıhakk'a yönelir ki biz bir dururuz, şu şöyle oldu bu bir halbuki o 0 tövbesiyle Cenabıhakk'a yakınlık kesbetmek suretiyle gözyaşının her bir damlasında ilahi rahmet deryası vardır. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.