İstiğfar ve Tövbe Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakkiler
İstiğfar ve Tövbe Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakkiler kaydında Rabbinizden mağfiret dileyin. Ona tövbe edin. Doğrusu Rahim. Rabbimiz merhamet eder ve çok sever. Ayet-i celilede mühim bir husus var. Onu beyan etmek istiyorum. Çok önemli bir husus. Burada diğer ayet cellilerde öyle. İstiğfar gelir, ondan sonra tövbe gelir. Bu çok mühim ama. İlk istiğfar gelmiyor, sonra tövbe gelmiyor. Bunu Hud…
İstiğfar ve Tövbe Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakkiler ne anlatıyor?
İstiğfar ve Tövbe Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakkiler kaydında Rabbinizden mağfiret dileyin. Ona tövbe edin. Doğrusu Rahim. Rabbimiz merhamet eder ve çok sever. Ayet-i celilede mühim bir husus var. Onu beyan etmek istiyorum. Çok önemli bir husus. Burada diğer ayet cellilerde öyle. İstiğfar gelir, ondan sonra tövbe gelir. Bu çok mühim ama. İlk istiğfar gelmiyor, sonra tövbe gelmiyor. Bunu Hud…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rabbinizden mağfiret dileyin. Ona tövbe edin. Doğrusu Rahim. Rabbimiz merhamet eder ve çok sever. Ayet-i celilede mühim bir husus var. Onu beyan etmek istiyorum. Çok önemli bir husus. Burada diğer ayet cellilerde öyle. İstiğfar gelir, ondan sonra tövbe gelir. Bu çok mühim ama. İlk istiğfar gelmiyor, sonra tövbe gelmiyor. Bunu Hud suresinde üçüncü Ayet-i Celile, altmış birinci Ayet-i Celile ve bir de doksanıncı Ayet-i Celile'de Sadece bir surede bu geçer. İlk evvela istiğfar. Bu şuna benziyor. Başta kabı biz temizliyoruz. Kabı temizliyoruz. Ondan sonra da yemeğe pişiriyoruz. Bu işte. Üstadımızın çok güzel evlatları var. Çok güzel. Zaten Sami Efendi hazretleri, Hadisallahu sira buyurmuş İhvanın kötüsü olmaz. Bu çok güzel bir söz. Çok güzel bir söz. Ancak bunu kut bul ahtap söyler. İhvanın demiş kötüsü olmaz. Şimdi hep iyi olacağız da hastaneler ne olacak?
Hepimiz sıhhatli, afiyetli hastaneyi niye kuruyorlar Herhalde tedavi için. Onların da hastaneleri, gönül hastaneleri bizim gibi insanların tedavisi için. İnsan bazı hususlar tecrübe oluyor, unutamıyor. Bir de bu hanede hep bu hususlar görüşüldüğü için tarikat-ı Aliye görüşülüyor. Ondan sonra marifetler, hakikatler, gelenler, gidenler çok değişik insanlar geliyor. Kötülüğün içerisinde olan da oluyor. İbadet ve saatte olan oluyor. Çok hayırlı kimseler de oluyor. Tabii görüyoruz onları biz. Şimdi hastanelerde görürsünüz. En güzel eğitim nedir? Bizzat görerek işe soyunmuş, hastaları artık doktorun yanında artık doktor demeyelim de Oğuz'ta uzman olan profesör olan kimsenin yanında asistanları zaten koşuyorlar. Onunla hastanın durumunu bizzat ondan görüyorlar. Artı tedavisi vesaire. Aynen bunun gibi Tarikatı Aliyyede de Meşayı ezan yanında böyle kimseler bulundurmuş.
Aman ha öğrenirsin yolun esası diye. Çok ince noktalar olur. Bir tanesi çömlek yaparmış. Bir diğeri de demiş ki ben o çömlek ebe ben de yapar demiş. O demiş kazanıyor. Ben de kazanıyorum. Fakat bu adam ne kadar çömlek yapsa çömlek çatlanırmış. Diğerinde o yok. Fakat bunun yaptığı çömleklerin hepsi çatlıyor, hiçbir işe yaramıyor. Hiç inceliğini söylememiş. İşin püf noktasını hiç dememiş. Meğer bir kıvama geldiği zaman şöyle bir vuruyormuş. O çömleğe şöyle bir dokunuyormuş. O dokunduğunda onun kırılmasını, parçalanmasını çatlamasını önlüyormuş. Çok önemli hususlar var. Şimdi Mürşid-i Kamilimiz gerçekten herkesin bir sevgi içerisinde olmasını istiyor. Bir gün çok uğraştı Efendimiz bu hasetliklerde doğduğundan herhalde son anına kadar bitmediler. Hasetlik, hasetlik. Mürşid-i kamilimiz vaazlara çıkar öyle. Sohbetlere çıkar öyle. Yönüne. Canını verecek insan da var. Canını alacak insan da var.
Denge böyle. Bizi bir tanesine gönderdi. Oğlum dedi, şunlar dersen görüşürüz. Muhabbet olsun. Görüştüm düzeltene kadar ne çektik? Meğer Mürşid-i Kamilimiz bu işin gerçekten ustasıymış. Bu Mahmut Akay'ı rahmetle yad edelim. O geldi. Böyle haftada bir gelirdi. Hiç yol ne ona görünmez. Otobüse akşam yine sabah gelir. Dersini görüşür. Dersini görüştüğünde her bir defasında letaifleri geçerdi. Bir dersinde bulundun. Müstazımız dedi ki oğlum Mahmut ruh dersine geç dedin. Allah Allah. Gerçek müşfik Kamil. İyi sarılalım gerçek müşfik Kamil. Böyle oğlum dedi, cıva gibi akar dedi. Gerçekten düğüne ruh tarafına iyice hasıl olduğu ruhun zikrinin gerçekleştiği meydana geldi. Bir kimse daha var. Çok başımızdan geçen hususlar dersini geçiriyor. İşte bizim çocukluğumuz. Bayılacaktım bir teyze. Kalp zikrini verdi. Kalp zikrini. Kalp zikrini verirken böyle kendimden geçiyorum böyle. Hemen uyardılar.
Demek ki gerçek mürşid-i kamil karşısındakinin halini biiznillahi Teala çok iyi biliyor. O da ondan etkileniyor. Yani mürid ile mürşid arasında bir bağ oluşuyor. Kuran-ı Kerim'de Rabitu' denirken bunu biz sadece rabıta olarak almıyoruz, geniş anlamı. Rabitu tek taraflı yapılan bir vazife değildir. İsneğin beyninde müşarekettir. Değildir. İsneyin beyninde müşarekettir. Yani bir kişi de yapılmaz rabıta. Rabitu derken iki kişi arasında gerçekleşir. Yani bir alıcı bir de verici vardır. Şimdi alıcı da hayır yoksa ne yapsın verici? Alıcı da hayır yok. Eğer verici de hayır yoksa alıcının kusuru nedir? İkisinde de kabiliyet olacak. Bu kabiliyet alıcıda teslimiyet, muhabbet ve rabıtadır. Unutmayalım, teslimiyet, muhabbet ve rabıtadır. Onda da bir ehliyettir. Bizzat fahri kainatın imzaladığı ve tasdik ettiğidir Sallallahü Aleyhi ve Sellem. Bakın bir vekalet var. Bir de asalet var.
Şimdi sizi vekil olarak tayin ediyorum. Güzel vazifeleri yürütün. Bir bu yönü var için bir de asalet yönü var. Mürşidimiz asildir. Gelişi çok muazzam. Şimdi gördüğümüz kadarıyla işin ehli olmamız icap ediyor. Ehliyet nedir? E giriyoruz biz. Ehliyet de alıyoruz trafikte. İmtihana giriyoruz. İmtihana girdiğimizde eğer şartları uyarsa zaten bir mülakattan geçiririz. Ondan sonra ne yapıyor? Ehliyetini veriyor. Kullanabilirsin diyor. Bunun gibi onların ehliyetini risalet fena efendimiz veriyor Salli Allahu Teala Aleyhisselam. Her zaman gözetim altında zaten. Bak şunu çok düşünelim. O bizim peygamberimiz niye göremiyoruz? Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz'i kafayı bunlara yoralım artık. Artık de geçti zaten. Yani bu kömür bizde bulunduğu sürece geçmez de üzüntümle diyor. Efendimiz de münasebet kuracak bir tarike. Sallallahu Aleyhi ve Sellem.
Şimdi görüştüğümüz için böyle kıymetli insanlarla her gün görüyorum. Her gün Demek ne kadar güzel bir hal bu. Ne kadar güzel. O zaman hayatı değişiyor. Bak görmenin sadece duyduğumu söyleyeceğim bir hali var onu görmenin. Bütün zerratı değişir. Gördüm Peygamberimizi sallallahu teala çok güzel. Öyle değil. Gördüğü zaman tepeden tırnağa değişecek. Yoksa gördüm demekle olmaz mı? Nur şeklinde. Yani. Biz efendim yapacağımız vazifelerde, görevlerde delil olan bir Mürşid-i Kamil vasıtasıyla alakayı kuracağız. İstiğfarımızı okurken, biz istiğfarımızı, istiğfar nedir? Özür talep ediyoruz. Allah'ım bizi bağışla diyoruz. Tövbe nedir? Tövbe yönelmektir. Ağ ve fiilinden zaten. Yönelmek. Şimdi istiğfar okuyoruz ya biz, dikkat buyurulursa bizim istiğfarımızda üç lafzai Celal var. Esma var. Üç Esma var.
Estağfurullah son devreleri Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu tefsirlerde incelenirken Tefsiri Tüster-ütüsteri bir cilttir. Ama çok güzel el alır. Efendimizin diyor sallallahu aleyhi ve sellem son günleriydi. Mübarek rengi atmış vaziyetteydi. Sonra yürürken, böyle otururken bir mahsuniyet hali müşahede ediliyordu. Ve okuduğu da Estağfurullahe lavimme ve etubu iley. Efendimiz bunu okuyor. Günahımı var, bize yol gösteriyor. Ve bu devamlı bir makam kaydettiği için evvelki makamın böyle bir burs şekli deniyor. Onun geçmesi için. Yoksa katiyen Fethi suresinde buyurulduğu üzere gelmiş ve geçmiş bütün günahları bağışlanmıştır Allah'ın Resulünü Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bu Muhammed suresinde on dokuzuncu ayeti cellede Bu Ayet-i Celil'e ilmel yakin ele alır. Aynel yakin alır. Hakk'l yakin alır. Murakabeyi ele alır. Nasıl murakabeyi alır? Allahu ve Allah ya alemu bilir.
Mütekallebekum sizin nerede kaldığınızı ve mesvakum nerede duracağınızı. Burada rivayetler pek çok. Mesela ana karne ile ve masvaekum, dünya. Dünya ile ahiret. Daha bir anlamları var mı? Elbette var. Sizin bir halden diğer bir hale geçmeniz. Mesela hal. Diyorlar ki hal nedir? Büyüklerimiz şimdi buradaydı gitti diyorlar. Yani o değişir. Bir bakarsın ne güzellikler olur. Bir de bakarsın tam tersi. İnsan kendine de taaccüb eder ki ben ne güzel bir haldeydim. Şimdi ne oldu bana? Çünkü o değişir. Şimdi buradaydı, gitti. Değişmeyen nedir? Değişmeyen makamdır. O işte mutmainneye doğru gider. O olduğu zaman, o olduğu zaman değişmez. Onu işte kesrette vahdet tabiri var. Kesrette vahdet. Kesrette vahdet şu. Mesela cemiyetin içerisine karışmış. Cemiyetin içerisine karışmış. Hiç bozulmuyor. Öyle bir yapı var ki çok kuvvetli.
Gönlü Cenabıhakk'a öyle bir muhabbet arz ediyor ki, arz ediyor, onun bozulması mümkün değil. Bu makamdır işte. Başta ne yapıyoruz? Tevbeler, istiğfarlar, tövbeler, ahdediyoruz, cehd ediyoruz, gayret ediyoruz. O sonra yerleşiyor. Tam oturdu. Oturdu mu mümkün değil bozulması. Kolay kolay bozulmaz. Şu anda biz her zaman değişiriz. Bunu Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar Ya Rabbi beni göz açıp yumuncaya kadar bir vakit de olsa, ondan da az bir zaman da olsa nefsime terk etme. Şu anımız o. Bak iki Hadis-i Şerif var. Birinde Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar ki İki yanınızda bulan nefsiniz sizin düşmanınızdır. Bir Hadis-i Şerif'i var. Nefsiniz bineğinizdir, ona rıfk gösterdiniz. Bak ikisi de birbirine ters görünüyor. Birisi, nefis sizin düşmanınızdır. Bir diğerinde onu düşman bilin buyuruyor. Bir diğerinde de şefkat gösterin. Nasıl olacak bu?
İlk anı nefsimizin dediğimiz gibi mutmainne haline kadar. Mümkün değil. Ondan sonra enbiyadan bir tanesi dedi ki Ya Rabbi ben gece ibadet ve taate kalkacağım ama benim vücudum çok zayıf. Böyle kalktığımda rahatsız oluyorum. Bünyem tahammül etmiyor. Rabbi Zülcelal'imiz yumurtanın sarısını tavsiye buyurur. Bak ibadet için yiyor. Taat için yiyorlar. İlk başta nedir? İlk başta az yemek, az uyumak, az mum, ondan sonra zaten onun hayatı tamamen yoluna girmiş. O bozulma diye bir şey katiyen zuhur etmez. Olur mu? Çok nadir. Çok nadir istikamet üzere olur. İnşallah böyle olursa bozulmayız. Bu da iyi bir yoğun bakıma girmemiz gerekiyor. Bir arkadaşımızdı böyle konuşup görüşülünce dedi ki anladım dedi ben kendimi yoğun bakıma alacağım dedi. İki gün geçmedi. Geçmedi. Efendim dedi kalbimle duramıyorum. Bir hareket başladı. Vuruyor böyle. O vurması gelişigüzel değil. Gözüne ağıt meydana gelir.
Yaş meydana gelir. Gönlünde de bir ilahi sızı hasıl olur. Bir gün Üstadımız hazretleri cemaate konuşuyor. Biraz üzerlerine vardım dedi bize. Vardım gibi. İşte dikkat edelim ne demiş. Hiç dedi, ummadığım bir kimse ikinci gün efendim bu kalbimde bir yanmalar, bakmalar, vurmalar başladı diye. Dikkat edince olmaz diye bir şey yok. Diyoruz ya her şey bir bedel karşılığı. Çalışınca hasır olur. Bizim evimize böyle bir kimse geldi. Üstadımızın evlatları gerçekten müstesna. Onlar bizim bağımızda, bahçemizde çalışırlar. Meğer Bunu Bunu müderrislerden bir zat anlattı bize. Vermiyorum ismini. Dedi ki Mürşid-i Kamillerden birisi dedi ev yaptırır, ev söktürürmüş dedi. O esnada evlatlarının terakkisini temin edermiş diye. Bir kimse geldi. Çok acayip görüntüde öyle, Hande öyle. Sonra ne diyeyim, ilahi alemde bir bülbül gibi oldu. Evradı, ezkarı, yani sorma yok ki sorulmazsa olmaz. Ne soracağım diyoruz.
Bir şey yok ki soralım. Yine sormamız lazım. Hafta geçmez, tekrar gelir, görüşür. Edebiler letaifin işte geçer diyor ya Efendimiz Hazretleri çok güzel söylemiş. Geçti ve çok kıymetli insanlardan olur. Bu dağlarda ne de yol kesen bir adam. Eşkıya. Eşkıya da yol kesiyor, kimse emin değil. Evinde güvenemiyor, çoluğunda, çocuğun da, malında, mülkünde güvenemiyor. Dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin zamanında çok sıkı bir denetleme mi var? Ne diyeyim? Takip var. Dedem, Esadi Elbili Hazretlerinin halifesi. Zikrullah halkai zikri teşkil için görevlendiriliyor. Gevrad ve ezkar için tabi yapamaması da ona çok ağır gelir. Ne yapmışlar? Böyle çok muhafazalı yerlerde Allah'ımızı anmaya çalışıyorlar. Kapılar, pencereler örtülmüş Müdraside. Bu eşkıya dediğimiz kimse nasıl olduysa haberdar olmuş. Demiş ki bunları gelince şikayet edin. Bir düşünmüş şikayet edeceğim ama içinde akrabam var.
Şimdi duyulacak. Kim şikayet etti deyince şu adam olmaz diyor. Şöyle iyi bir taş alayım. Bunların huzurlarını kaçırayım demiş. Taş alayım kapıya indireyim. Böyle düşünürken hep hatırıma Hazreti Ömer gelir radiyallahu anh bunu anlatırken. Efendimizin sallallahu teala başını almaya giderken başını ona teslim etti. İlahi sır. Hadi ilahi cilve. Böyle düşünürken düşünürken demiş ki ya bunlar Allah'ımızı zikretsin. Ben de kalkayım. Bunlara bir hile olacak bir şey değil demiş. Nedamet etmiş. Dedem keramet ehli bir insan. Böyle otururken herkesin kerameti değil, bunu ayrı konuşacağım. Böyle keramet olan insanı bağrına basarsın. Burayı unutmayın da size bir şeyhten anlatacağım. Çünkü çok oyunlar var. Öyle kalp gözüm açıldı bilmem filan. Hayır. Bir şey anlatayım size. Elhamdülillah mürşitimizin huzurunda bulunduğum için arşta geziyorum. Ne bileyim, kalemde hiç inanmam.
Gördüğüm için biliyorum bir izni edani. Onun nasıl olduğunu. Burası sevmedikçe mümkün değil. Sen istersen ne halel yap. Gez. Şimdi güzel bir şeyti. Yani içi dışı birbirine uygun. Gel dedi seninle bir şey hak edelim arada muhabbet olursun. Ne olacak? Gittik. Şey efendi sıkıntılandı biz. Dedik ki herkes şeyhlik yapamaz dedi. Dinliyoruz tabii sükut. Sözün nereye geldiği belli. Canım dedi. Şeyhlik dedi yapabilmen için şu evsaf halis olacaksınız. Süküt. Çünkü kararların güzelleşmesi için gitti. Süküt ediyoruz. Efendi Hazretleri de bizden. Benim dedi bir müridim var. Ne güzel. Bu dedi fenafir resul dedi. Şuram atma. La ilahe. Çıktık. Efendi hazretleri dedi ki beraber gitti. Ne diyorsun sen buna dedi. Adam fenafir ras ölmüş dedi. Evla dedi. Ben konuşmayayım sen konuş Hazreti dedim. Sen konuş ben ağzımı açamam. Ben dedi fenafir rasül olanın değil ayağa bastığı yedi öperim dedi.
Ne fihristu güzel. Böyle oyun gibi bir şey bu. Oyun. Bir tanesine yazdım. Söylediği emin olun hükmü cihanları makamı. Hutbu cihanları marzıyye makamına gelmiş. Dedem şiirinde bunu ifade ediyor. Bir hutbiyetin makamı. Yani kul Allah'tan razı, Allah da kulundan razı. Elhamdülillah, Esad Erbili Hazretlerinin buyurduğu gibi, Nakşi kutupları yaman olur diyor. Gerçekten bizim efendilerimizde müstesna bir hal var. Şimdi bir kardeşimize bakıyorum, o bilirdi bunu. Dört dakikada Sami efendimiz Hazretlerinin bir evladı var. Tayyi mekan yapıyor. Eyvah buyuruyor Sami efendimiz. Eyvah. Nefsi bununla büyük oyun oynuyor. Nefsi bununla büyük oyun oynuyor diyor. Efendim? İş bir kere onların tasdikinden geçmedikten zor. Zor. Bak biz muameleler yaptırıyoruz. Resmi muameleler neler hepiniz yaptırıyorsunuz. Bu tasdik edilmezse kabul görmüyor. Bir kere Hızır Aleyhisselam hayatta, Havsili Azam mevcut.
İmaman dediğimiz iki tane imam ve kutbu cihanlar vesaireler. Bunun bizde bütün kayıtları var. Bize gelirler. Bu tip insanlar çok saygımız var, sevgimiz var, muhabbetimiz var. İncitmemek görevimizdir. Onlara okuyorum. Bunlar ilmi hususlardır. Böyle hayalen olan şey değil. Hepsi Kuran ve sünnete dayanan, sünnete dayanan esaslardır. Zahiri yönleri var dört tane. Dört de batıni yönleri var. Tevekkül, kolay mı o tevekkül hali? İbrahim Aleyhisselam'ın makamı, tevekkül. Böyle sureten tevekküllü gibi görünür de içten olmaz. Şuna benzer. Efendim bazı böyle karpuzlarda, kavunlarda, domateslerde doluyor. Böyle kulpunu kıvırıyorlar. Kıvırıyorlar. Daha olmamışken kızarıveriyor. İçi ise daha ham. Oturacağız, kusurlarımızı muhtelif olacağız, istiğfar olacağız. Tövbeler edeceğiz. Nebiler içerisinde hatip olan Şuayip Aleyhisselam'dır. Kendisine hatibün Nebi denir.
Hatibün enbiya, nebiler içerisinde hatib olandır. Buyuruyor. Şuayip Aleyhisselam, altı tane özellik ifade ediyor. Evet. İki cihanın saadeti de buna bağlıdır. Elevvel fethu'l basira, iç gözlerinin açılmasıdır. Şu iç gözlerinin açılmasıdır. Ve nüfuzü'l azime gayret ve çabasının çok olması. Yani bu işi Allah'ın izniyle götüreceğim demek. Başaracağım demek. Ve tenvirul kalbi min bir marifetillahi Teala Cenabı Hakk'ı tanımak suretiyle kalbin nurlanmasıdır. Hatta yekune ala beynehum min Rabbi. Öyle olur ki Rabbi ile kendi arasında artık sevgi oluşur. Muhabbet oluşur ve onu tanıma, Rabbımızı tanıma. Hali zuhur eder. Nasıl tanınır denirse buyurun diyor ki işte Rabbımızı nasıl tanıdın diyorlar ariflerden birisine. Arafullah'a Arafü billah. Allah'ı Allah ile tanıdım diyor Celle Celalühü. Onun bana kendisini tanıtmasıyla, hani insan gayret gösteriyor da bir de lütfu var, Kerem'i var, İhsan'ı var.
O şekilde diyor ben tanıdım. Essaniye tesir rızk el hilal. Helal rızkın kolaylıkla elde edilmesi diyor. Şu var Allah'ımız bir kulu sevdiği zaman ona dünyevi işleri de uhrevi işleri de kolaylaştırılıyor. Yani dünyevi işleri de rast geliyor. Ahiret işi de rast geliyor. Zorluk, sıkıntı çekmeksizin Cenabı Hak ihsan buyuruyor. Çünkü Cenabı Hakk'ı zikirden dolayı, Cenabı Hakk'ı anmaktan dolayı eğer diyor dünyevi işlerini unutursa Cenabı Hakk onun işlerini halleder. Rast getirir Mevla Zülcelal. Ibadet ve taatinde Mevla'yı Zülcelal onun ibadetteki ihlasında, ihsanında, takvasında yardımcı olur. Şimdi emri ilahide zorluk diye bir şey olmaz. Şimdi biz bu kantın bir görüşü de der ki vazifeyi vazife olarak yaptır. Mesela İslam'daki nedir? İslam'da görüş bir vazife hak rızası için yaptır. Allah'ımıza muhabbetle yaparlar. Essal ise üçüncü olarak. İnsanların Allah'ın kullarının irşad ve ıslahı.
Bu iki cihanın saadetidir. Yalnız bir kere irşad ve ıslahta bulunurken insanlardan bir talepte bulunmaz. İşte ben şu vazifeyi yapayım da, bu vazife sebebiyle benim dünyevi işlerim görülsün değil. Bundan çok sıkıntılanırlar. Çünkü Eshabü'l-E in ecrie illa ala Rabbbil alemin, Bizim mükafatımızı Rabbimiz verecek derler. Efendim dördüncü olarak Er-Rabia. Allah'ımıza candan bir bağlılık, ona bir dönüş, Onun tevfiki diyor yardımı ve ihsanı ile. Dünyevi ve uhrevi bütün işlerde sadece Allah'a dönüyor, sadece ondan korkuyor. El Hamise beşincisi. Resullerin getirmiş olduğu emirlere muhalefetten şiddetle sakınıyor. Allah'ımıza ibadet ve saatte onun emirlerine sımsıkı yapışıyor. Ve sad ise altıncı nasihati. Tevbenin gerçekleşmesi ve tövbede çok böyle mahsun bir hali var. Kırık bir gönül, bir yalvarış var. Bir yakarış var. Zikrullah'ı ve istiğfarı çoğaltıyor.
Bağışlayan, günahını bile göstermeden, affeden, Kerim, ikram sahibi Cenabı Hakk'ın sevgi ve muhabbeti, hasır olmak sureti il. Il. Bunu diyor Şuayip Aleyhisselam ifade etmiştir. Ayet-i celile bildir, dediğimiz gibi bu Hud suresinde üçüncü, altmış bir ve doksanıncı Ayet-i celileler. Onlardan bir tanesi Ayet-i Celileler'nin ashab-ı Rabbinizden mağfiret dileyin. Ona tövbe edin. Doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever. Vedud kelimesi, Vedud kelimesi değil Allah'ımızın ismi Vedud yarattığını 7 manasınadır. Halk Allah'ın eyalidir, buyuruyor ya. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim mekayim eylesin. Elhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
İstiğfar ve Tövbe Yoluyla Ruh Arınması ve… | Mihmandar