Değerli Dineğişlerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü Sirrahü'l Asis'in Ashabı Kiram isimli eserine başlıyoruz. Önce Merhum Ömer Kirazlı beyefendinin taktiğini sizlere sunmak istiyorum. İslam Hak ve Hakikat İmanı. Saadet ve selamet ilmi. Cemiyet, hukuk, iktisat ve ahlak nizamı, sıhhat ve sanat düzeni, huzur ve beka duygusudur. İslamiyet içinde en küçük bir eğrilik, en basit bir tenakus, en cüz'i bir boğuşma olmayan gerçek, ahenkli, mütekamil bir fikir ve hayırlı iş ve tevhit manzumesi olarak Cenab-ı Hak tarafından Hazret-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin risaletiyle kurulmuş bir dindir, hakiki nizamın kendisidir.
İslamiyet ihtilafa, tefrikaya düşen kuvvetleri birleştirmek ve her türlü meyil ve şevkleri meşru olarak mezcetmek zengin fakir, alim cahil, beyaz siyah, küçük büyük her zümreyi vaziyetlerine göre tatmin etmek, insan, hayat ve tabiatın durumlarına göre haklarını, ilgilerini, bağlarını temin etmek ve birlikleri dirliklerini doğuracağını telkin etmek ve bu hakikati cihana yaymak için gelmiştir. İslamiyet, arz ve semaları ilahi, tabii kanunlarda, dünya ve ahireti din nizamında, ruh ve cesedi insanlık adabında, ibadet ve ameli, fıkıh kaidelerinde, hukuk ile ahlakı hayat düzeninde birleştirerek hepsini sırat-ı müstakime götürmek ister. Bu işi, bu sulh-u müsalemeti ne fert hesabına, ne bir cemaat namına, ne de bir neslin veya zümrenin aleyhinde diğer bir neslin veya zümrenin hesabına yapar. Çünkü bunlardan her birinin hak ve adalet üzere rivayete mecbur oldukları durumları vardır.
Ferd, cemiyet, ırk, zümre, fırka, millet, ümmet, nesil ve nesillerin hepsi yaratılış kanunu ile kayıtlıdır. Bu kanunun tek bir gayesi vardır. O da nesillerin, yani bütün devirlerde insanoğlunun faaliyetlerini hayatın gerçek hedefine yöneltmek, insanı, insanı kamil olarak kainatın yaratıcısı Allah'a erdirmektir. Böylece insan için gerekli huzur ve bekayı, yani felahı temin etmektir. Bunun layıkıyla anlaşıldığı ve tatbik edildiği yer ve devirlerde geceler gündüze döndü, insanlık talim, terbiye ve seyr ü süluk ile yetişti. Felaha erdi. Bunun layıkıyla anlaşılmadığı ve tatbik edilmediği devirlerde gündüzler geceye döndü, insanlık hüsranda kaldı. Bugün dünya artık edindiği tecrübeler ve çektiği çilelerden dolayı uyanır da çıkmaz sokakları bırakır, hak ve hakikat yoluna girerse Allah'ın yardımı ile birliğe, dirliğe ve huzura erer.
Durum ve gerçek böyle olunca artık akıl sahibi insana bu yolda yetişmek ve cihad etmek bir vazife olur. Bu cihad i'la-yı kelimetullahtır. Yani kainatın sahibini, onun elçisini bilmek ve bildirmektir. O da kelime-i tevhid ile ifade olunur. Başka hiçbir ilah yok, ancak tek bir Allah var. Muhammed Mustafa Allah'ın elçisidir. Zati ve subuti sıfatları ile kendini bildiren Allah, Halık ve Rahim olarak mahlukatın, mevcudatın nizamını sağlamış ve oluşu anlamak üzere elçisine Kur'an'ı indirmiştir ve cümle hakikatleri bildirmiştir. Alemlere rahmet olarak gelen Allah'ın Rasulü, iki cihan saadetini sağlayan İslam dini ile bütün insanlığa ve varlığa gereken değeri vermiş ve icaplara göre en hayırlı ve mesut düzeni kurmuştur. O mesut düzen devam etmelidir ve insanlık bundan haberdar edilmelidir ve bütün insanlar mesut ve bahtiyar olmalıdır. İşte bu noktadan dolayı cihat başlar.