Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Ben onu size çok haber verdim. Şimdi yetişemem Bunlar kafirin zulmünden, taakdisinden kaçtılar, dağlara gizlendiler. Kefeşte taayyüş de çobanını biliyoruz. Köpeğin arkasına düştü. Köpek bizi buldurur aman köpeğini ayır dedi. Köpeği ayır, önce tepemin yanına iletti. Köpeğe sahip ol, ben dinimi muhafaza etmeye geliyorum. Köpeğim uley geldi teslim etti. Kendine eve köpek gelmiş yine. Etmir geldi. Götürdü dine kardeşim bu çakal görür, tilki görür, canavar görür, ürer. Aman götür tekrar götürdü yine geldi. Üçüncü defa götür canımız zorla yahut sen de git, o da geçsin. Bizi durduracak dedi. Ritmini götür tepemi. Köpek lisanı haline, bilmem haline böyle diniyle dedi ki siz kilim kurduysanız ben bu arada kuluyum dedim.
Ben Ben sizi sevdim, ayrılmamı istemiyorum diye, haberiniz olsun beni seçmeni çeksinler. Bu mekana tokanır içlerinde. Canımıza bu tokanır, sana çok ayet okurum ve yumrukla ayet hadisanla, daha çok tokanacak şeyi söylüyorum. Köpek böyle söyleyince gittiler beraber Halid-i Zülcelal on gene hayvanı, hayvanları, o Nuh Aleyhisselam'ın develerini devedeki iki şerefelerini devesini, İsmail Aleyhisselam'ın koçunu, İbrahim Aleyhisselam'ın danasını, Huzeyher Aleyhisselam'ın merkebini, Peygamberimizin devesini vesairünü yün düğünü, karınca filan on tane hayvanı koç suratında cennetten yayacak hayvan ama. İlilerden ayrılmalı için, gemilerle ışın baktığı için almak kırderi, Anamların Elmila amelinden bulamasını, adamların Allah diyenini sevsem de konu mula beraber sevsem mi gelir anasına babasına asum olanlarla ailesi var sana gerisini atlarım onları.
Gel dedim terazaya koy bile yavrum dünya dayana ben sana yanları yalvarları verecekler der mi zar? Bu Ashab-ı Kehf, bir de Allah'ımız Enfasid diyenler Ashab-ı Rahim üç kişiler bunlar, serbest serbest çekeyim size. Şura iki işte dağ dağlarının, dağda bir mağara çok rahmet yağınca yağmur çok hızlı yağdı, büyük bir kaya koptu yukarı dağdan. Ayeti celilei cemilesinde de Allah bunun tefsiğinde de Allah'tan korktuğundan kayaların anasından su fışkırıyor. O kayaların gözyaşı diyor Allah. Kayalar dağda duramıyor, Allah'ın korkusundan kitlediğinden yuvarlanıp yendiğini görmüyor musunuz? Bu hafızlardan birisi bu ayeti bana okuyabilir miyiz? Fıktla kaşat kılıyorduk? Ayeti celine bu işte, kendim yemin ediyorum. Allah'ın korkusundan, başların arasından suyu fışkırttırıyorum da şu gözlerime bak, taştan daha katı olmuş derdim.
Yani taştan daha sert oldu bundan sonra, kullarımın gözleri üstünde kaset kalıyor, kalpleri siyahlaştı, gözleri taştan katı oldu, taşın arasından su fışkıriyor da. Etten gözyaşı dökemiyorum. Giycecik Allah korkusundan, şu gözünden yaş kesse cehennemden yerini sövdürürüm diyor Allah. Millet cahil cahil yanırkanı Cibril-i Emin bir kada su almış elinde getirmiş o ne ya Cibril. Ya Rabbi bunları gözyaşlarını yere dökmedim, ukdehın içine korkladım, Allah'tan korkusundan şafakları ağladı, onları yanacak yere dökeceğim de ateşini söndüreceğim diyor. Onun için yedinci kart, yedinci kart cehennem öteki cehennemden kadar şiddetli değil, çünkü Allah'tan korkan kimselerin gözünün yaşını gözünün yaşı serpiliyor da ora serinleşiyor, hamam gibi oluyor. Allah gözlerimizi yaşattı ya Rabbi sen bile etten yaş çıkmıyor kardeşim etten.
Biz ne kadar kalbimiz kararın ben görüyorum Getvana gittim, Ertişe gittim, Adana'ya gittim, Cihama gittim, İzmir'de vaaz verdim, İstanbul'da verdim, da Ankara'da verdim. Hünbür hüngür ablaya yollardı. Bizim memleketin adamlarının gözü, pangadan para yiye yiye, faizden para ala ala, ceresini haksız ala ala, İçi haramla dola doma baş olmuş gözleri yahu. Ben nevi nasıl tesir ettireyim? Neye bağırıyor hocam? Babam geldiği tarafta boyuna bağırılır mı? Pürdün dilin mi ardına düşer gelir. Ahsı keçileri her biri elin yetimlerine kavuşur da, keçilere çoban bağırır. Benim bağırdığım Şeriat-ı Harrayı Ahmediyenin füdüğünün dışarısına çıkıyoruz da çıkma yüzüğü bağırıyorum. Yoksa niye bağıracağım? Kendimi neye yoracağım? Niye hastalanacağım sizin yüzünüzden? Yettim üç gün evde sürüm sürüm süründüm. Cemaat bana aşık dedim. Şimdi otoposta taksiyle neyle gelirler.
Hocam gelemedin geçmiş olsun gelirler mi? İltaç ehbabımdan başka yüzüme bakan yok. Yine şu cemaat var ya birbirimizi sevenler, bunlar biz Diğer yandan 7 yok. Tükenmez etmez Ya Rabbi, bir şeye baştan diyorum tükenmiyor ki. Teyipi de yarım boy yok, Kuran'ı da yarım boy yok, mahcubum her şeyden. Açılın branş kalan. Başka yere gitme hocam. O geldi taş boşa boşa mağaranın ağzını har plana kapattı. İçinde üç kişi kaldılar, ağlamaya başladılar. Üç gün kaldılar aç, bir yere de aç. Dışarıdan yüz kişi, bin kişi gelse başı kaldıracak gibi diyor. O böyle diremik ne yok, külüm kıyamazlar, kaldılar içinde. İşte sağ olduk ya ancak kırk günde görebilirim sık açlıktan, birbirinin gözüne bakmaya başladı. Bakmayla olmaz, gelin Allah'a dua edelim dedi. Allah'a dua edelim, duamızı inşallah kabul olur. Geçen haber verdim yarım kaldı. İkisini dedim de duayı yemedim dedi. Bak buraya lazımmış.
Malıntı zeketine sarı alın. Allah böyle buyuruyor, bir afat gelmesin o memlekete. Hep zekatlerin. Mevsimi mevsiminde rahmet lazım. Amma afat yağıp bahçeleri çığlılar doldurmazsın. Zekat vermediğimizden böyle oluyor. Sadakayla da hastalarımıza şifayı sadakadan arayın. Duayı da belayı reddedin gelmesin. Kardeşim birer dua edelim de Allah belki şu taşı kaldırır başımızdan dedi. Vehbi kardeş sen bir dua et, elini ayağını bil ya. Ha bir dua et, ne var? Benim Allah'ım ne biliyorsun? Yok, ağlıyor kalp incelmiş, bir akallı olur. Gözü ağlıyor. Yalnız dedi, anam babam var dedi. Anam babam var, beş ön der malımız var, geçimizde varımız. Daha yaymaya gidelim, getirir saldırır, bir şey verir. İlki anamı babamı doyurur, ondan sonra çocuklarımı doyururdum. Böyle anama babamı hürmetliydim. Bir gün geç gelmişsin ortalık kara gün yok. Bulana geldi mi de yatsı olmuş, yatsı yıkıldım, hemen suyu pişirtirdim.
Koltuğumu ekmeğe aldım, el mesuyla aldım, bulmuştum ki anam babam sıza kalmış, uyumuşlar. Acap uyandırırsam kırar mıyım diye korktum anamdan babamdan. Acap uyandırmazsam kendileri uyanır da, yılan sokluğunu uyur da aç uyumaz derler. Uyuyamazsa, uyanırsa çocuğum, babam bizim yemeğimizi getirmemiş deyip dırılırlarsa ben ne yapayım Ya Rabbi deyip sabaha kadar koltuğunda ekmek, elinde taspekleri şatada uyandılar. O ne oğlum dedi. Yavrum niye var dedi. Geç geldim ben yatsıya yetiştim ancak, bilemedim halam olanı. Bir şey girdim akşamdan beri başımızda dinliyoriyorum yatsıdan beri. Anam babam bana kırılmasın da şu sütü şu ekmeğe yedirdiğimde, ondan sonra çocuklarım aç içinde ağlıyor ya ağlasın, onlar zararı yok. Yalnız anam babam ağlamasın derim. Babam ekmeğinizi yiyin, em yavrum, Allah senden razı olsun dediler, ağlaştılar.
Ya Rabbi hiçbir amelim yok ya, anamı babamı razı ettim, benden razıysam şu taşı geriye çek deyince baş bir geçer verdi. Kafuşuna baktılar kafaları olmuyor. Aman ortancın kardeş, duayı sen yapasın şimdi. O da duaya benim bir yüzüm yok ya dedi, ben ziraatçıydım. Ekim pişirirken öğlenleyi bir ırgat geldi. Kuran-ı Kerim'in hikayesi Bir ırgat geldi, ırgat dedi ki, o ırgat dedi ki haber de biçeyim, aradım aradım bir iş bulamadım, hey de sen demiş dedim, Girdiranla alan çok pehlivan, oraı çok özel çalar, özel biçel bir erbabıymış, öğünde bir ekim pişti ki, onların sabahtan akşama kadar biçtiğini ula biçebildi. Yani onlar kadar da o pişti. Akşam olunca ücretlerine dağılıyor mu, Ben filmde temamberi gördün yanına kadar, onlar kadar da vermiştim. Fakirlik yaptım, insafsızlık yaptım, cimrilik yaptım, yarım verdim, tüm vermem dedim. Gitme dedi gitme dedi yalvardı vermedim, küstü gitti.
Almadı hakkını. Ben böyle insafsız bir adamdım. Lakin o gittikten sonra pişman oldum, ona bir gülle zahra buğday ettim dört kişilik, o dikti onu biçtim, sürdüm soğurdum bir inek aldım, inekten ikiz bir erkek bir dişi buzağı ötekinden bir buzağı ötekinden üç, beş, derken iki yüz kadar sığır oldu yirmi seneye kadar. Bir gün bir Asafallı adam geldi Esselamü aleyküm, ve aleyküm selam. Biliyorum bir gün eylemliğe erken biçtiriyor da, ben demiştim de yarım içtin diye hakkımı vermedim. Yarım girdim şimdi çocuklarım aç kaldı. Allah rızası şimdi yarım biçtiğim hate ver de çocuklarım karnını doyuremde. Elimden tuttum götürdüm. Şu iki yüz sığır çabanla beraber senin oğlum dedim. Erttim biçtim, kaldırdım yine kardım, çomaktım tosun, boğana oldu, hiçbirini satmadım. Şimdi bu inekler, bu sığınır, bu öküzler senin haydi götür. Sen yarım şeyi vermedinle bunu verir misin beni aldatma.
Vallahi verdim, pişman oldum çünkü derim. Ömüne kalktım, nötrdüm. Kim kendini, kim yüzle sığınır. Ya Rabbi bu hakka riayet indiririm, böyle çoğalttım rızana muvafık gelse, çek lan şimdi. Ama bütün çocuklarda sevmeyen dedik o duaya ben ne diyeyim benim bir dua edecek gücüm yok, ben baştan küfrü halinde bir Yahudi'iydim dedi. Yahudi halinde İslam'dan komşuların varlığı dedi. O komşularından aç kalmışlar, gece kocası yıkılmış ağzından köpük geliyor. Beş altın ara çocuğu ağzından köpük geliyor. Ben ayaktayım bir rokla elde yedim ekmek evirdim diye ettim ayaktayım. Hanım dedi bana bir ekmek bul diyen almak rızası için dedi. Diyor. Çocuklar bizi döndürmeyenim geldi, gece yarısı çıktım, o Yakup benden, ben Yakupiyim, benim evimden başka bir yerde bornozık yok geldi, kapı çat çat çek bence. Kim diye çıktı mı, komşumun güzel bir kadını, Müslüman kadını kapıyı buluyor, ne hanım dedim.
Hocam beş altı tane çocuğu ayrıktan görüyor, derim ayağa yiyor. Ne yaparsan yap bizim karnımızı doyur, gel içeriye gel içeriye. Bana gerginlik teslim et zina edeyim seni de ondan sonra vereyim. Benim, benim okut haliyerim kocamın hak. Kocam hakkına tecavüz edip de zina giremem. Ekmeğim yerinde kalsın, aygıttan geberelim biz. Ben namuşumu gelemem dedim, koydum gittim, kocama vardım. Kulama ben ne ekmek, ekmek ejderhanın ağzında dedi. Ne diyorsun sen? Ekmek ejderhanın ağzında Yahudi diyor ki ırzını teslim edersen sana etmeğe veririm diyor. Irzını teslim etmezsen bir lokmacı ekmek verme, sadece biz sizin fırsatınızı arıyor. Namusumuzu, yani şimdi Yahudi, nasranı, komünist bizim içimizde anarşik yaratır, ırzımızı, namusumuzu elimizden almaya çalışıyor. Bizimle ağaç Müslüman, Dinini, Muhammedini Allah'ını seversen halkından vazgeç, İslam olarak bir araya gel.
İslam birleşsin, kafirler ruhsat vurmasın diyorum sana hoca yüz yemin versen, ben sandalyenin aşığıyım, paranın aşırıyım, ben şöhretim aşığıyım, ben elem vaktinde yemin vermeyle değille beni kurtaramam. Sen Araplardan Muhammed'i vasfetsen, Ebubekir Sıddık'ı vasfetsen, o malı mutarede vasfetsen, Osman'ın Sünn-i Nureyn'i vasfetsen, Aliyyen Murtaza'yı vasfetsen, Miladi Hadiş'i vasfetsen mühendis gelmiş de seni ümmetçi görüyorum ben. Sen Araplara ne yalnız meyyansın, ben o bu hammedin ayağına kurban olayım. Ben o sıddıkın ahzımın ayağına kurban olayım, o diyor ki ille türkü vasfedeceksin, Türkün neresini vasfedeceğim? Kuran onlara yendi ve tam onlarda, dediğine onlarda, cennet onlarda, arşaırsam onlarda, Cebrail onlarda, acayip onlarda, her şey onlarda, ben onların için göreyim, senin aklın başında yok, Sen cemaatinla beraber cehenneme ayılsın.
Beni sızlatman, beni anlatmam, beni öldürmen kürsünün üstünde. Bizi sen kurtar bunların şerrinden Ya Rabbi. Sen kurtar Ya Rabbi. Sen kurtar Ya Rabbi. Buyur eşedi. Kocasına vardır. Demek ki ekmek ejderhanın anzında, benim namusumu istiyor. Ben sana danışmaya geldim kocacığım. Irsını teslim edeyim de ekmeği alayım geleyim mi? Yoksa açlıktan görelim mi? Kadın bana demeden ne olur sen böl, sirayette tek ekmek getirdi. Yani Allah acgınla terbiye etme Ya Rabbi. Ben diyor vardım diyor, benim yanıma geliliyor o üçüncü arkadaşı bin o Ashab-ı Hakim'den taşın altında kalanı, elin açlıktan giydiriyorsa ekmek yine ondan sonra sınayım senin demiyor. Ya Allah'tan korkuyorum da, seninle Allah'ın huzuruna çok duvarım diye korkuyorum da, evliya deresini, Yahya'nın deresi, ziraiden kadınımız seveceğimiz duyuluyor. Buraya rağmen düşmez bela gelir. Bunları tükürümüzle kederdi. Tükürseniz keder bunlar.
Geri Allah'tan korkuyorum da, bir gavurla çakışmuş da, huzuruna Allah'ım geldi derdi, korkuyorum diyelim böyle dedi Allah. Estağfurullah, o Yahudi gen dilim giriyor. Eşhedü enla. Bacını iman ettim ben. Şu yanıma düş bir suçlu ekmek, birçok peynir dan, bir çuval un, sırtımda götürdüm kocasının ağzını, aç ağzını dedim, açtı doyurdum, çocuklarını doyurdum, hem zina etmedim, hem İslam oldum, hem aç doyurdum su taşı hem çekeceksin buradan deyince diyor. Taş çekildi, tüm çekildi. Çıktık ki diyor aşağı doğru yuvarlanıp geliyor taş diyor. Kurtulduk gittik böyle diyor. Ben anadan babadan haber vereyim gelirken buralara gittim, zeketten haber vereceğim, imkanını bulamadım. Yalnız dün kardeşlerime söz verdim. Zekat, oruç namaz da hac gibi tarz, kelime-i şehadet de bunların üstünün örtüsü, iman oldu. İmanımızı tezalemin. Tam uşağın zamanında zekat farz oldu.
Onların zamanında dörtte biri farzıdır, Peygamberimizin hürmetine kırk da biri farz oldu. Ümmeti vergi veremez değerli cehennem olurdu. Anladınız mı? Yani mükafatlar burada şimdi kağıt var ama esen ne okundu? Sabırsız cemaat olduğu için de yazlık olur. Pazar çıkıyor memur kardeşlerimizin evvel dairesine, içine okşuyor her zaman onlar için pes kesiyordur. Halk partisinin camisi ayrı öyle mi bura da Türk'ün Türkeşki ayrı. Hayır yavrum. Camilerinde hep var. Gençlerden başka kimseyi göremiyorum, bu camiye geliyor onlar da. Hiçbirine var diyorlar diyorlar. Soruyorum, Allahü ekber Allahü ekber gelir mi diyor. O zaman diyor giriyor diyor, vaaz duymayayım diyor. Ne hain oldu bu millet biliyor musun sen? Allah ıslah, Allah ıslah, Allah ıslah, Allah ıslah, allamayı getir. İşte orada Tahir hoca geliyor deyince yol ayırdı bu ne kadar bu millet, başkalar karşılandılar bu kadar karım üstünde.
Bana dediler, dinle milletvekili ol. Ben Ümmü gül köşesinde bilirim, şerefimi dahi giderim o zaman. Milletvekillik ne dedim yanında? Milletvekili, Allah'ın vekili. Allah'ı bunu da Allah'ı razı ederse bak size açık söylüyorum. Sevgimizi elden almamış diyorsunuz ya, ben bir kulumu seversem, cimrili çıldırırım. Ya Cibril gel, şu kulumu ben seviyorum yeryüzünde sen de sev. Ben de severim diyor. Bütün meleklere çığır, kumlar da sevsin, bütün melekler de sever onu. Ondan sonra o melekleri sevdikten sonra yeryüzüne de çıksın. Mümini kamilin gayblerini de sevsin onu, bir tarafı van, bir tarafı buğla dört köşeden ziyaretçisi geliyor, peygamber de geliyor, ihbar edeceğiz, filan edeceğiz, yüz türlü bile arıyorlar, o sevgiyi arabanla, kimseye kes, bilmeseler de o sevgiyi semadan Allah gönderiyorlar. Allah diyor.
Takdir-i Huda, takdir-i Huda, dönmez, Allah'ın takdiri bileklerle dönmez, bir şema ki, bir çırak gibi Allah yaka, bir leşine sönmez, kimse o çırayı söndüremez. Güneş'e üfürdür yarese, yarasenin üfürdüğünde sema da güneş söner mi? Sönmez. Hocalarınla kopuşma bir anda. Evliyalarınla kopuşma ve onun o makine var. Sen köpek gibisin o zaman. O makine iltizar tekerinin altına seni bir kara alırsa yolda bacın eder seni. Hop dur hele, hiçbir hoca ile imlalaşma, sümüğüm sürüm sürünürüm. Filana niye bir şey olmadı? Filana olmadı mı? Olmadıysa firavun tabiatli o. Ahirette olacak, daha zor bu. Hasan Hüseyin Efendimiz'e şehri gelenlere birisi demiş ki bunların başına felaket gelmeyen kimse kalmadı deyince ihtiyar ahtı diyor, ah sakallı diyor. Ben demişti o Hüseyini öldürürken yardım edenlerden dedim, Hiçbir başıma sıkıntı da gelmedi. Niye yalan söylüyorsun demiş.
Anamcağız çok mahsur olmuş çünkü aslı varmış derginin ama o kalk dolaşcaya Allah ahirette ceza vereyim diye ceza vermemiş belki olur dedi. Bir dahaki çırayı anıyormuşmuş, Elifümeni daha iyi yakayım, idareyi daha iyi yakayım diye kalkmış da umarıyormuşmuş. Allah oradan, oradan ne olmuş? Oradan bir ata, bomba gibi ateş fırlatmış döşüne, döşünde ateş tutusmış, bütün vücudunu kovalamış, söğüm düğmeye çalışmışlar imkan yok. Orada bir su varmış, suya geri atmış, hem boğulmuş hem de yanaraktan gidermiş, gelmiş. Söylenecek söz çok var orada. Lakin vakit geçiyor salli ve salli mübarek. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.