Bir kere şuna değinmemiz gerekiyor. Vakit geçti sözünü hiç kullan bir adam. Bir murat için bu ifade doğru olmaz. Bizim her zaman uyan bulmamız lazım. Çünkü yolumuz kutsi bir yol, davamız. Çok müstesna bir dava. Biz gayret göstermezsek, aynen Bedir Muharebesinde Aleyhisselatu Vesselam velimizin buyurduğu gibi, eğer bu cemaat yok olacak olursa senin dinini kim koruyacak Ya Rab diyor buyuruyor. Bu aşkla bu muhabbetle çıkmamız gerekir. Evradımız, ezkarımız en güzel şekilde yapılacak. Biz takva yolunu seçen bir yolun müdavimiziyiz. Gördüğüm kadarıyla namazlarda çok büyük bir sıkıntılar var. Namazlar eda edilmiyor. Sabah namazları kaçırılıyor. Saatlerimizi kuralım, telefonlarımızı kuralım, sabah namazını geçirmeyelim. Bu Altı Gün Savaşlarında İzakşamir miydi o zaman hangisiydi, hangi bela ise? Dedi ki hiç endişe etmeyin. Siz onların sabah namazına devamına bakın.
Eğer cuma günleri gibi bunu şeyde de duydum. Bu Libya seferinde de duydum. Yüzlerce diyemem daha fazla. Böyle kanaat önderlerinden vardı, Hassini diye hatırlıyorum, çünkü çok yıllar oldu. Kayıt da gitmediğim için gittim size de yok elimde şu anda. Hassini Hazretleri dedi ki, bizim başarımız cuma günü nasıl camilerde toplanıyor, cami almıyor, ta avullarına taşıyor, caddelere taşıyorsa, sabah namazında da öyle bir devamımız varsa o zaman kendimizi başarılı görelim diye. Yani bu Sıddîk-ı Azam'dan gelen Ali Kerremallahu veç Efendimizden gelen yolun müdavimleri müstesna olmalı. Bu da bizim halimizle alakalı. Çünkü örnek olmamız gerekiyor. Üstadımız hastanedeyken bir söz söylüyor. Buyuruyor ki, biz şu anda İslam'ı temsil ediyoruz. Bize bakanlar bizde İslam'ı görüyorlar. Onun için dikkatli olmamız gerekir buyuruyor. Biz mürşid-i Kamil'imizi düşünüyorum. Daha yeni yeni anlayabilirsek anlıyoruz.
Öyle ifadelerde bulunmuş, öyle ufuklar açmış ki bize, mesela bir defasında bura küçük bir kasaba, bir tane hocayı bu cemaate katabilmek için düşündüğüne bakın. Bunun diyor arkasına şöyle yirmi tane bembeyaz takkeyle gençleri oturtun. Şöyle selam verdiği zaman o görecek ve dikkatini çekecek. Bu kimdir deyince, işte Efendi Hazretleri'nin evlatları der, onun bu mübarek yola hizmet etmesini sağlarız diyor. Bizzat bize, oğlum üç kişi sen bulacaksın, üç kişi sen, üç kişi sen diye tembihatta bulun. Şimdi devir esas olarak onları alacağız biz, temel olarak bize onlar çok önemli. Çünkü muktedabihtir onlar, uyacağız onlara. Yalnız günümüzün şartları çok değişik. Teknolojide çok ileri safhalara geliyor. Mesela siz burada karar verme durumunda değilim ama bir kardeşiniz olarak biz de bazı önerilerde bulunuruz.
Bu çalışmaları teknolojide göstererek, devam ettirecek olursak daha başarılı olacağına inanıyoruz. Çünkü bu zamanın gençleri buna Yunus Emre herhalde dokundu kardeşimiz, çok zeki. Ona göre bunlara yol açmamız gerekir. Bir de şoför koltuğunu terk etmeden, şoförü önü açılacak. Bunlara mani olursak o zaman hiçbir şey yapılmaz. Çünkü onlar bir özgüven istiyorlar. Böyle hata edebilirler, olur. Belki büyük de hata edebilirler. Bunlar hoş görülecek. Bizde bir tabir var, göç gitgide düzelir diye gitgide düzelir. Çünkü gençlik artık Allah'ımızın varlığını tartışan bir üniversite gençliği var. Neredeyse bu moda haline geliyor. Yani tahammül edilecek gibi değil, bu ilahiyatlara girdi. Allah'ımızın varlığını tartışmaya başlıyor. Ona göre burada konuşmalarda kulağıma geldi. Paylaşımlar yaşlılara göre olmaz.
Bizim üstadımız, bakın mürşid-i kamilimiz, o günde bile bugün bugünlere ışık tutacak sözler söylüyor. Buyuruyor ki velileri cami köşelerinde aramayın. Okullarda dininin mücadelesini yapan kimselerde görün diyor. Bunu kim söyler? Bunları aşmamız gerekir. Bak yolumuza dikkat edeceğiz. Her yolun kendine göre usulleri var. Usul bunları dikkat ederiz ama hiçbir cemaatle yadırgamayız. Yani Allah'ımız öyle bir güç vermiş ki, bizim mürşid-i kamillerimiz çok güçlü. Ruhen manen çok güçlüler, zeka olarak güçlüler. Ondan sonra akıl olarak çok güçlü, ruh olarak güçlü, gönül olarak güçlü, her yönüyle teçhiz edilmiş kimseler, öyle belli bir noktada yetiştirilen kişi değil onlar, Her noktada örnek olacak numune kimseler, her yönüyle yetiştiriliyor. Sadece postun üzerinde doksan dokuzluk tesbihat ile değil, o tesbihat bize neyi icap ettiriyor? Neyi yapmamız gerekir? Mesela gençlik çok önemli.
Yani biz bunu derken bile tahammül edemiyoruz. Yani göğüslerimiz yaşla doluyor. İnsan acıyor. Kendi arkadaşlarımızın evlatları bile ne durumda? Yani öyle bir hal var ki bir vurdumduymazlık, bunu siz de müşahede ediyorsunuz. Saldım kayıra, Allah kayıra. İnanın çoğunun kafası böyle. Nasıl diyor baş geleceğiz diyor. Nasıl baş geleceğiz diyor. Önüne geçilecek gibi değil diyor. Bu şuna benziyor. Diyelim ki bir ev yıkılmış, her taraf, duvarları da sökülmüş, tavanda yere inmiş, böyle ellerimizi yanlarımıza koyup düşünmeyeceğiz. Diyor ya Akif ey elleri böğründe şaşkın adam kalk dediği gibi en azından orada taşını, toprağını bir tarafa çekeceğiz, temeli kazmaya çalışacağız. Bakıyoruz itikaden uçmuş, ahlaken uçmuş söyleyemiyorum. Yani öyle sözler var ki ancak bunu Hud suresinde Hud suresinde Lut Aleyhisselam'ın kavminin başına gelen belalar, neredeyse bunlar yasallaştırılacak duruma geliyor.
Yani çok mühim yani Rabbimiz sorar bizden. Bak tesbihatımızdan belki sormayacak. İbadet taatimiz müstesna ama bu tesbihatın, bu ibadette tatil bizde cihat ruhunu verip verilmediğinden soracak. Yani cemiyetin bu derdinden soracak bize. İnsanlığın helaka doğru gidişinde onların kurtuluşu için ne yaptınız diye Allah soracak bize. Bunun altından kalkmak da kolay değil. Onun için vay toplantıya gelmemiş, gelmemeymiş, bilmem filanmış. Ondan sonra rapor verecekmiş. Bu ne demek bu, bu ne demek? Evet o kimseleri dışlamayalım ama hakikati ortaya koyalım. Diyelim ki iş bildiğiniz gibi değil. Şeyh söylüyor ki Turgut Özal, oğlu Ahmet'e, Ahmet oğlum ben bir sene sonra anlaşın. Bakıyorum verdiğimiz verilen ölçüler, ta otuz sene, kırk sene önceki ölçüler, tatbikte çok geri kalmıyor. Çok evvel söyleniyor bunlar, çok evvel söyleniyor. Ama bir başkası bunu alıp tatbik ediyor ve derde deva oluyor.
Biz bunları ihmal etmeyeceğiz. Sonra bir edeptir. Bu mübarek yolda tevile gidilmez. Yani lime tabirini kaldırırlar. Yani niçin denmez? Böyle mi deniyor? Bunu mutlak yapacağız. Yani çok önemli, çok mühim husus vardır. Daha uzun konuşup görüşmeyeyim. Yazdığım yazıyı okumak istiyordum. En son bölümünü okuyayım size, En son bölümünü, daha olgunlaşmadı, Rabbimizin iznini yazarız. Ebubekir Radıyallahu Anh'den alınan sadakat nuruyla şekillenen Sinsile-i Zeheb, Altun halka sadat-ı kiram. Hazreti Ömer'le Radıyallahu Anh, Fatih Sultanlar, Hazreti Osman Radıyallahu Anh'la Kuran'la Kariler, Cihat meydanında Hazreti Ali Radıyallahu Anh'dan ışık alan çöl aslanı Ömer Muhtar. İslami hareketin öncüsü Hasan El Benna, Murad'a ben ölsem bile gelecek nesil mücadeleye devam edecektir. Çünkü ben onların gönüllerine cihat tohumu ektim diyen selamet, Haşimler ve daha niceler. Örnek ortada.
Örnek Hacı Hasan Efendi, cihat için nasıl gayret gösterdin? O Kudsi Şerif toplantılarında en öndeydi Üstad Azımız Hazretleri, o yaşında. Sonra dedem Rahmetullah Ali, zaten dört sene Çanakkale'de cihat etmiş, vefat ederken de bu cihatla şuradan siz hareket edin, buradan siz hareket edin, İslam hakim olsun diye vefat edin. Sami Efendi Hazretleri hakeza, bak günümüzdeki o hastalığı söylüyorum, çok mühim bir dert. Öyle basit değil. Çünkü konuşula konuşula konuşula bu basitletmeye başladı. Buyuruyor ki bu fiil, o Lut kavminin fiili İstanbul'da bir gecede yapılıyor diye mübarek dizimin üstüne gelip heyecanlanıyor. Bunu diğeri ta elli bir yıl. İş miyim? Böyle tembelliğe atmak bilmiyorum. Bunu biz duymayalım bile, hiç duymayalım bile. Böyle bir kimse aynen Yunus Emre için işte Tapduk Emre diyor, hiç dağdaki odunların eğrisi yok mu? Efendim hep eğri ama bu kapıya odunların eğrisi bile yakışmaz.
Oraya gafil, ondan sonra vay şu bahaneydi, bu bahaneydi deyip insanlar acaba nasıl girebilirler? Odunun dahi eğrisi girmezse fikri bozuk olan, bozuk olmaz da, böyle tembel olan kimselerimiz düşündürür tabi bizleri. Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha.