İslami Yaşantıda Şeriat ve Tarikatın Önemi | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İslami Yaşantıda Şeriat ve Tarikatın Önemi
İslami Yaşantıda Şeriat ve Tarikatın Önemi kaydında Ve ala ali ve sahbihi ecmain ve ala ali ve yoldur varana hakikat, marifet andan içer. Şeriatın de, tarikatın de, marifetin de, hakikatin de dört tane esas. Bunun kendi arasında bölümleri var. Her bir mertebenin, her bir makamın onar tane maddesi var. Burada birinci olarak Şeriat nedir? Şeriat, itikat, ibadet, ahlak, muamelat. Bunların…
Ve ala ali ve sahbihi ecmain ve ala ali ve yoldur varana hakikat, marifet andan içer. Şeriatın de, tarikatın de, marifetin de, hakikatin de dört tane esas. Bunun kendi arasında bölümleri var. Her bir mertebenin, her bir makamın onar tane maddesi var. Burada birinci olarak Şeriat nedir? Şeriat, itikat, ibadet, ahlak, muamelat. Bunların hepsini içerisine alan müstesna bir yoldur. İtikat, inanç esasları. İbadet malum, inandığımız esasları yaşamak. Ahlak, yaptığımız ibadetlerle ahlakımızın güzelleşmesi ve muamelat, ticari husus, zirai meseleler, nikah ahdi vesaire. Aile hukuku, insanlar arası beşeri münasebetler, bunların hepsidir. Dikkat buyurulursa bir ibadette nedir, önümüzde oruç ayı var. Biz ondan ele alalım. Oruç ayında itikat var mı? Var. Yani orucun farziyetine iman edeceğiz. İbadet var mı?
Zaten tutuyorsun sen onu Allah'ımız nasip ederse sabahtan akşama kadar yeme, içme ve cinsi münasebetten uzaklaşarak. Bunun ahlaki yönü ne olacak? Ahlaki yönü de bütün azalarımızı kötülüklerden koruyacak. İbadetlerin dört şekli var. Bir, kalbi yönü var. İki, kavli yönü var. Üç, fiili yönü var. Dört, imsaki yönü var. Kalbi nedir? Mesela Allah korkusu. Bunu siz zahirde göremezsiniz. Bu batında olur, kalpte olur. Mesela haşyet, azamet-i ilahiden titremek. Bu gönülde olur. Niyet, mesela buraya geliyoruz. Niyetimiz nedir? Buradan bir manevi haz, manevi nasip elde etmek. Halimizin güzelleşmesi. Nefsani halden kurtulup. İlahi güzelliklere eğilme düşüncesi. Bak bu kalbi ameldir. Bu niyet içinde olur bu. Mesela şefkat, fakire acıyorsun. İsyanda olana acıyorsun. Kurtulması için içinde bir sızı var, bir aşk var. Bir muhabbet var. Bu işten olur. Mesela buğz. Ehli küfre buğz ediyorsun.
Bu kalbi amellerdendir. Kavli net. Kavli olan da Kuran okuyorsun. Bak, bille alakalı. Bak dil tekrar ediyor bunu. Bu dille alakalı ibadettir. Mesela namaz kılarken Dille alakalı. Allah diyorum dille alakalı. İstiğfar okuyorum dille alakalı. Tevhidtir dille alakalı. Selatü selam dille alakalı. Bir de fiili olan ameller vardır. Fiili bedenle. Ben namazda ayakta durmuyor muyum? Bedenim ayakta durmuyor. Rükua da varıyor. Mesela cihat ediyorsunuz, cihat da bizzat bedeninizle ehli küfre karşı saf bağlıyorsunuz, bir araya geliyorsunuz bunun gibi. Bir de imsaki olan ameller vardır. İmsaki tutmak. Mesela yalandan kendini tutuyorsun. Gıybet etmekten tutuyorsun. Allah korusun başkasının namusuna bakmaktan tutuyorsun. Bunun gibi imsakı olan ameller. Demek ki bütün ibadette ne var? Şu saydığımız hususlar var. Önümüzde Ramazan-ı Şerif olduğu için nedir, başta biz oruç ibadetine iman ediyoruz.
İbadeti nedir? Oruç tutuyoruz. Ahlaki yönü nedir? Ahlaki yönü oruç bizi bütün kötülüklerden alıkoyuyor. Bu işte bütün ibadette mevcut olan husustur. Biraz daha açacak olursak nedir? Müslüman ve Müslüman kadına, erkek ve kadını her birimize farzdır ilim. İbadetle taatlerimizi yaparken farzını, vacibini, sünnetini, müstehapını bunu bileceğiz. Bu farz. Bunun bir de ibadet yönü var. Ne yapacağız, ilmi öğreneceğiz biz. İlmi öğreneceğiz, ilmin farziyetine bir inanacağız. Çünkü bilenlerle bilmeyenler bir olur mu, buyurun diyor. Bir bileceğiz biz. Neyi bileceğiz, Allah'ımızın, Allah'ımızın varlığını ispat edeceğiz, bileceğiz bunu. İnan dedikleri esasların hepsine inanacağız, bunu bileceğiz biz. Nasıl inanmamızı emretmişse o şekilde inanacağız. Biz inanacağız. Ondan sonra ne yapacağız, talim edeceğiz. Mesela biz Kuran-ı Kerim okumaya ne var, bir imanımız var.
İslami Yaşantıda Şeriat ve Tarikatın Önemi ne anlatıyor?
İslami Yaşantıda Şeriat ve Tarikatın Önemi kaydında Ve ala ali ve sahbihi ecmain ve ala ali ve yoldur varana hakikat, marifet andan içer. Şeriatın de, tarikatın de, marifetin de, hakikatin de dört tane esas. Bunun kendi arasında bölümleri var. Her bir mertebenin, her bir makamın onar tane maddesi var. Burada birinci olarak Şeriat nedir? Şeriat, itikat, ibadet, ahlak, muamelat. Bunların…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bize vahyolunan Allah'ın kitabını okuyacağız. İlim bize nedir? Farzdır. İbadet öğreneceğiz. Mesela oruç taatinde, bundan misal verdiğimiz için bunu diğerine kıyas ederiz. Orucun farzı nedir? Sünnetleri nedir? Orucu ne bozar, oruca muhalif olan hareketler nelerdir bunları bir bir bir tarih veririz. Aynı zamanda biz ilimle de bunu ifade edecek olursak ilmin farziyetine inanıyoruz öğrenmenin. İkincisi öğreniyoruz, ibadet. Ahlaki yönü nedir? Allah'tan en çok korkanlar O'na ilim sahibi olanlardır. Şimdi ilim ehli olur insan da eğer Mevla korkusu meydana gelmezse o ilim bizi Allah'tan uzaklaştırır Celle Celalühü. Bütün taatlerde bu esastır. Şimdi ilim taatinin farziyetine inanıyoruz. Bu ibadette nedir? Yapacağımız vazifelerde ilmin farziyetine inanıyoruz. Ilim öğreniyoruz. İlmin bizde gerçekleştirileceği de nedir? Allah korusun. Bir İmam-ı Azam Efendimiz gibi, rahmetullah Ali ne yapıyor?
İlmin öyle şartları var ki biz ezil diyoruz diyor. İlmin öyle şartları var ki. İlim artık onlarda meyve veriyor. Efendimiz aleyhissalatü vesselam, Allah'ı en çok tanıyanınız benim, en çok korkanınız da benim. İlim sayesinde malumatı arttıkça neyi artıyor, edebi artıyor. İlahi korku artıyor. Ben diyor meslülüm, çünkü bildiğim halde yapmayacak olursam ne olurum huzur-i ilahide diye. Burada dedelerimizden bir zat tedavi için sığara icap etmiş. Kendisi talebelerle meşgul. Esad El-Bili Hazretleri de dedem Rahmetullah Ali'ye hazretlerine de demiş ki kayınpederinize görmediği halde selam söyleyin, selam söyleyin mübarek bir zat. Velilerden bir zat. Daha bir üstadımızın bu ana tarafından dedeleri, baba tarafından dedeleri de buranın aynı zamanda kadısı, Mustafa Efendi Hazretleri. Velayetinde hiç şüphe yok. Sami Efendimiz Hazretleri geldiği zaman kabrinin başında duruyor.
Dedeme, Mustafa Efendi bu kimdir diyor. Bu efendim, dedelerimizden mübarek bir kimse, diye söylüyor. Biliyorsunuz ilim talimi için ilçeden buraya gelirken huzurlarını, soğuk kış bönünde ısınmak için çalı çırpı neyse onları yakıyorlar. Huzuruna geldiğinde o öğrenciler diyor ki evlatlarım siz yolda o çalıları neleri yakıyorsunuz, o ağaçları yakıyorsunuz, içinde küçük küçük hayvancıklar var, öyle müttaki. Bunu kimse düşünmez öyle, kolay kolay. Onlar da yanıyor deyince talebelerin gözlerinden böyle inci mercan gibi yaşları dökülüyor. Böyle bir evliya. Korkuyor Mevla'dan. Benim halim bir başkalarına delil olur diye, fiyalu ulema delililü'l cühela olur diye, alimin hareketi bizim gibi insanlara delil olur diye çekiniyor. Mecburen kullanıyormuş, ondan sonra da öğrencilere, bu yanlış bir örnek olmayayım diye çok gizli bir şekilde bacaya doğru üflüyor.
Ağzını yıkıyor, misvekliyor, gül suları, haramillerle aman ha böyle bir şey belli olmasın diye dikkat ediyor. Bu hepimizin geçerli çünkü hepimiz çobanız şimdi, hepimiz. Evrehisiniz ya çobansınız. Elimiz altındakinden mesulüz. Hepiniz eminsiniz şu anda. Hepimiz emir durumundayız, mesulüz onlarla. Akşam bir halloldu burada evden çıktım bir çalgı acayip böyle mahalleyi kaldıracak gibi. Sonra öğrendim bizim yakınımızda bir düğün vesilesiyle çalgı menre a minkum min keran fel yuvayir hubiyedi ile ahiru bir kötülüğü gördüğünüz zaman elinizle değiştirin. Bu yanlışlığa mani olalım dedik ve elhamdülillah terk edildi. Biz de arkadaşlarımız arasında emri bil maruf nehy-i anil münker farzdır. Bak buna itikadi yönü budur. İkinci yönü nedir? İnanıyoruz buna. Bunu bizzat yapmak ama usulüne uygun bir şekilde yapmak ve terk edildi. Bunun getirisi nedir? Ahlaki yönü nedir? Memleket temizlenecek.
Ruh da temizlenecek. Gönül de temizlenecek. Ülke de temizlenecek. Hepimiz bir kötülüğe mani olacak olsa tamam. Allah'ımızın sevdiği taatler bunlardır. Böyle bir inanç. Birinci olarak şeriat, dört başlık altında birincisi şeriat. Bunun, bunun on tane riayet edilecek esası var. Allah'ımıza iman, meleklere iman, kitaplara iman, resullere iman, ahiret gününe, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman, kadere, öldükten sonra dirilmeye iman. Amentü de ki altı esas, birincisi bu. Ezani essalavatul hamsül'l mefruba beş vakit namazı kılmak vel muvafalatu alaya, buna ne diyeceksiniz vel muvafalatu alaya, edebi, edebi, kılıp geçmek değil o zaman. Namazın edeplerine dikkat edeceğiz. Üzerinde tek tek durulduğu zaman bitmesi mümkün değil. Sizin gibi anlayışlı kimseler onu çok genişletirsiniz. Namazdaki edep nedir? Mesela taharet. Taharet zaten farzıdır. Edebi, ünlün de taharetidir.
Kıbleye duracağız, istikbal-i kıble. Fiziken durmayacağız, ruhen de döneceğiz. Maldan, mülkten, kadından, kızdan, araba sevgisinden, şundan, bundan her şeyden dönüp Mevla'ya. Öyle bir kıble, basitçe ifade edilemez. Ayet-i celilesinin işareti budur. Her an kıbleye dönmüş bulunduracağız. Her an O'na döneceğiz. Düğünümüzde O'na döneceğiz, sem bulacağız. Oynayacağız. Yememizde, içmemizde, ticaretimizde ona döneceğiz, haram girmeyecek. Evimizde, barkımızda batılların yaşantısı hiç olmayacak. Evde suretler neler hakim iyice. Evimiz Resulullah'ın teşrif edeceği bir ev olacak sallallahu aleyhi ve sellem. Büyüklerimizin gidip çıkacağı ev olacak. Bu yakın bir yerde üstadımız teşrif buyurmuş bir hane. Eski evlatlarından birisi de hiç haberi yok onda, üstadımızın geldiğinde. Ev sahibine demiş ki üstadımın kokusunu alıyorum evde, hayırdır bir şeyim var.
Demiş bugün Hacasın Efendimiz gelmişti Haddes Allahu Sırrı, demiş Hayrettin Efendi o kokuyu hissettim de onun için demiş. Onların kokularını, tatlarını, huzurlarını alacağımız bir ev ev olacak. Artık anlıyorsunuz. Üçüncü olarak ezzeku idave cebet aleyh, la yimnehuhan müstahak bihha. Bir kere zekatta önemli olan şu. Zekatta mal. Ben hesap ediyorum. Fazlasını da veriyorum. Böyle olmaz. Bizzat sayılır. Human sayılacak. Sayılacak. Ondan sonra hesabını yapacağız. Yapıp vereceğiz. Müstehakkına bir de araştıracağız. Er-Rabi, Saum-u şehri Ramazanillezallahu Teala, levmeti Muhammedinin-neb-yi Mus'aba sallallahu aleyhi ve sellem. Ramazan-ı Şerif orucunu tutacağız. Şimdi şartları yerine gelmiş, malı da var, mülkü de var, Hacettepe asliyesinin dışında, yani ihtiyaç duyduğu mallar var, ihtiyaç duyduğu kabında, kaşığında, yiyeceğinde, içeceğinde, İşte düşemesine de.
Fazla olanlarda hesap edip farziyeti icap eden bir durumda hac vazifesi yapar. Altıncı olarak Helal kazanç. Şeriatimizde altıncı esas, hiç bozulmayan, şeriat binasının temeli, esası ayakta durmasına vesile olan dileklerden birisi neymiş? Helal kazanç. Çünkü helal kazanç bereketlendirir. Faiz batırır, helal kazanç ne olur, artırır. Bu artırılmayı siz sadece maddi olarak hesap etmeyin. Evimizde güzel geçim artar. Tamam oldu mu evimizde güzel geçim artar. Çocukların anneye ve babaya itaat eder olur. Bozulmaz. Daha sonra ağız tadıyla yersin. Bundan iyi bereket mi olur? Çoğu insan evinde yemeğini ağız tadı ile yiyemiyor. Yok, huzur yok. O huzurlar meydana gelir. Kalbimize Allah'ımız bir nur verir, genişler. Gözümüze bir ibret verir. Kulağımıza hakkı duymayı ihsan eder. Hep bereket meydana gelir Ve sonra duamız da kabul olur. Es-Saviyet yedinci olarak Kalbimizi katılaştırır.
Sanki taş, belki taştan da daha kat. Ashab-ı Sizin kalbiniz buyuruyor Mevla taştan daha katıdır. Taşların övünesi var ki içinden sular akar. Öğünesi var ki sular fışkırır. Öğünesi var ki Allah korkusundan dağdan aşağı yuvarlanır. Allah sizin yaptığınızdan gafil değildir mi? Ezamin, sekizinci olarak, ettühulü tahte taatiş şerr. Dinimizin emirleri altına gireceğiz yani kendimizi kayıtlı bileceğiz, başıboş değil. Burada bir su bardağını kaldırırken kayıklıyız. Ne niyetle kaldırıyorsun. İbadet ve taate güç olsun diye. Ağzımıza götürdüğümüzde üç yudum da içeceğiz ve içine nefes vermeyeceğiz. Bir kayıt altındayız. Lokmayı yerken de yemek tabağında kayıt altındayız. Önümüzden yiyeceğiz. Kimin verdiğini düşünerek yiyeceğiz. Mescide geliyoruz. Mescide gelmenin en az yirmi dört tane edebi var. Hep kayıt altındayız. Biz geziyoruz, tozuyoruz, gezmemiz de kayıt altında. Şımararak yok.
Biz aynı zamanda halatı söylüyoruz, işlerimizi görüyoruz. O da kayıt altında. Böyle bağırıp çağıranlardan değil, gönül rencide edenlerden değil. Ses kayıt altında. Ve linul kelen, içinden, dışı dışından içi görünen köşklere girecek olanlar kim, sözü yumuşak söyleyenler. Bu da bir kayıt altında. Biz akşam evimize gelip gireceğiz. O da kayıt altında. Herkesi takip eden bir şeytan vardır. Yahudi besmele çekersek şeytan giremez içeri. Her şey kayıt altında, bu kaydın altına gidecek. Emrine uyacağız, ilahi emirlere uyacağız. Zaten Allah'ımızın emrettiğinin dışına çıkmak, arabayla yolda gidiyoruz yaşama öyle bir uçurumlar var ki, tekilden gidiyorsunuz. Eğer sağa, sola Allah'ımızın gösterdiği yolun in sapacak olursa o yoldan, Allah korusun tepetakla aşağıya girer ve helak olursun. Allah aynen onun gibidir.
Bir dilimizin iftiralı söz söylemesi bilmediğiniz meseleyi karıştırması tepetakla gitmektir. Gözümüzün harama bakmamız o da öyle elimiz, ayağımız. Bütün harekatımız ve sekenatımız Ben-i rab'ım, Şeyban-ı Rahîm'in çizdiği daireler gibi birinci olarak, birinci olarak dini, şerli dairenin içerisindeyim ben, Kuran'la çizilmiştir, farz dairesi. İkinci bir daireyi Rasulullah çizmiştir, Sailallah aleyhi ve sellem, sünnetleriyle çizmiştir. Üçüncü bir daire var ki, takva dairesidir. O daireyi de çizen sıddık-ı azamla aleyh Efendimize emanet edilen zikirler ve o emanettir. Demek birinci daire, şeriat dairesi, farz dairesi. İkinci daire iç içe alacak olursak, o daire, şeri emirlerin en güzel şekilde yaşanmasını tavsiye eden Rasulullah'ın hadis dairesi, sünnet dairesi. Üçüncü bir daire var.
Farzı ve sünneti en güzel şekilde yaşamanın, sadece bilme değil tatbik yönü olan, ahlak yönü olan nedir, zikir dairesi, ihsan dairesi. Allah'ımızı görür gibi taat yapma dairesidir. Et-tahsi. Dokuzuncu olarak dokuz. Kuran'ı okumak sadece okumakla değil tasdik ediyoruz, gereğiyle amel ediyoruz, manasını düşünüyoruz, emrettiklerine uyup nehyettiklerinden kaçıyoruz. Aynı canlı Kuran diye ifade edilen Ashab-ı Kiram. El-aşir, onuncu olarak iyilikle emredip kötülüklerden kaçındırma. Oğlumuz, çocuğumuz, kızımız, gelinimiz, eşimiz, dostumuz, akrabamız, komşumuz, iş arkadaşımız, çevremiz, kimi bulursak. Kime gücümüz yeterse. Lokman aleyhisselam, ey oğulcağızım, ey evladım, namazı dosdoğru kıl epimus demenin öyle manaları var ki, böyle yat kalk değil o. 0 huzurla, edeple, huşu ile riayet etmek. İyilikle emir kötülüklerden kaçındır. İyilikle emir kötülüklerden nehyederken başına sıkıntı gelecek.
Başta annen mani olacak. O başına iş açma. Baba, bak böyle bir iş duyuyor sakın ha, otur otur diyor. Sana mı kaldı bu iş diyecek. Kardeşlerin de mani olacak. Akraban da diyecek. Yüzgara sorma bize. Senin yüzünden hepimiz yanacağız diyecekler. Biz sen mi çıktın şimdi, deneyecek. Hep bunlara sabret. Bu hakikaten imrenilecek işlerdendir. Ve fani babut tarika velleha aşaratu makamat tarihi kati aliyyenin de on tane mertebesi var. Bu mübarek yol nasıl ters haber verilmiş, öyle geniş şu güzel ifade edilecek esas değil ki. Bakın burada haber veriyorum. Bunun hangisine siz karşı tutulacaksınız? Kirletilmiş bir kadın, bir ilki. Bir kadın, bir ilki aldatılmış. Sadece yiyen bir grup olarak haber verilmiş. Yeğici olarak haber verilmiş. Bir başkasını dışlayan, acayip hareketlere giren kimse katiyen öyle değil. Bakın söylediğim zaman anlaşılacak. Tövbe. Tarikat-ı Aliyyede birinci esas tövbe etmek.
Şimdi memleketimizde huzursuzluklar görünüyor. Nedir görünen huzursuzluklar? Çok kazalar yollarda meydana geliyor. Neden? İçki içiyor. İçki içince kafayı saptıyor, kafa bulamıyor. Kazalar, belalar, musibetler görüyorsunuz içki vesilesiyle. Kumarla masa başında birbirine silah çekiyor. İşte bundan tevbe edeceğiz. Bir haram kazançla görüyorsunuz, neredeyse bir kabile ortadan kalkacak gibi dövüşüyorlar. Söylenen bir söz, çirkin bir sözle arada öyle ihtilaf meydana geliyor ki birbirine yillarca konuşmuyor, nerede denk getirse ona hakarettir. İşte bunlardan alıkoyuyor. İnsanların sanki bir sivil emniyet gibi, sivil emniyet gibi aman ha uzaklaşın diyoruz. Her sorumlunun üzerine farzdır. Tövbe edeceğiz. Yöneleceğiz. Allah'ımıza yöneleceğiz. Galallahu Teala ve tübu lillahi cemmian dikkat buyurulursa hepiniz birden buyruluyor. Hepiniz birden Allah'a yönelin. Şimdi biz ne yapalım? Birkaç kişiyiz.
Üç beş kişiyiz. Dokuz on kişiyiz. Tövbeler ediyoruz. Hepiniz birden buyruluyor ama. Hepimiz birden yapmak şu, biz orada üç beş kişi bir araya geldiğimizde bir de vakit ayırıp on dakika olsun bir öz eleştiri yapacağız. Diyoruz ki çocuklarımızı bak buraya oturtamıyoruz biz. Onlar acaba nerelerde çıktı, hangi internet kafelerde, internetlerde nereleri karıştırıyor, nasıl bir saygısızlıkla kendisine bir arkadaş bulmuş onunla, dini ölçülerin dışında konuşuyor, görüşüyor. Bunları masaya yatıracağız. Diyeceğiz ki ne yapalım, bu çocuğun böyle olmasının sebebi, çevresi yok. Çocuğa bir çevre bulacağız. Bak şimdi, elhamdülillah Diyanet'in de tespit etmesi üzere bir yaz eğitimleri var. Yaz eğitiminde bak çocuklar geliyor dikkat ederseniz, geliyorlar. Yüzlerce hatta bine ulaşıyor, geçiyor bine yaz eğitimlerine. Neden? Çocuklar orada bir çevre buluyor.
Şimdi kırk yaşındaki bir adamla on dört yaşındakini getirip oturtamazsın, oturmaz onu. Bir gelir, iki gelir, ondan sonra kaçmanın yolları var. Şöyle işim var, besmele de çalışmamıştım, bir arkadaşıma söz verdim, oraya gideceğimdir. Gelmez. Bir de bu bizim örnek oluşumumuzla alakalı. Şimdi evde anne ve baba otururken, sert bir mücadeleye başladığı zaman söz atışlarda nelerini, çocuğun kafasında bu bir iz olarak kalacak. Yetmiş yaşını varsa da o evdeki çekişmeyi unutmayacak ama biz üstadımızın gece kalktığını görürdük. AİHNeferleri olarak da biz arkasında otururduk. Şimdi bu kaldı bizim kafamızda. Kendilerine süt ikram edilirdi, artığını bize verir unutmuyoruz. Onun bir camiye gidişi, gelişi, onun etrafıyla çok güzel konuşması, ayetler, hadisler okuması, kitap mütalaaları vesaire. Bir fakire gitmesi, yoksula gitmesi, ihtiyacı olanların ihtiyacını gidermek için gayreti ve çabası bu kalıyor.
Şimdi çocuğa başta biz buraya oturmuyor derken buraya oturacak bir karakteri, bir özelliği taşımıyoruz. Bunlar oluyor. Çocuğun yanında görüşüyoruz. Çocuk bizim yeme tarzımıza bakın. Yerken kıtlıktan çıkmış gibi yerken o gönle yenileşiyor çocuk. Giyimlerimizde, uşamlarımızda oturuş, kalkış konuşmamız, her hareketimiz çocuk da büyük tesirler yapıyor. Bundan dolayı iyi bir ortam, aile ortamı güzel, çevresi güzel. Şimdi yaz eğitimlerinde işte ikiye kadar diyelim eğitim yapıyor. Ondan sonra çocuğa diyor ki sizinle diyor bir uçurtma yarışını diyor tertip ettik oraya gideceğiz. Çocuk sevilerek gidiyor. Çocuğa sen ikinci gün gelme oğlum desen ağlıyor. Diyor ki ki muhakkak geleceğim çünkü geldiğimde beni hocam diyor toplu olarak yüzme havuzlarına götürecek diyor. Bir çevreyi bulduğunuz zaman nasıl düzeliyor? Bunu devamlı konuşacağız, görüşeceğiz ve araştıracağız.
Diyeceğiz ki yahu aileler de azgınlaştı. Hayatları değişiyor. Derhal güzel bir çevreyi tespit edivereceğiz. Güzel bir çevre, onların içine katacağız. Görev güzel olur. Onları da meşgul edeceksiniz. Bak sizin çok güzel, Allah'ımız muhafaza etsin, çok güzel bir düzeniniz var. Çünkü bir aile görüşmelerinde de gördüğüm hepsi bir görevli orada. Kimisi diyor ki ben diyor bir hizmet etmek istiyorum, fakirine, yoksununa, eğitimde sıkıntı çeken kimselere yardımcı olayım diye kermesle görevliyim diyor. Birisi diyor ki, ya kafalarımız cahil kalmasın, ben de bir bilgi bilmem filan, bunları dağıtmak istiyorum, bununla da görevliyim diyor. Bir başkasına bakıyorum, ne olabilir. Görevli böyle olduğu zaman ne olur? Hiçbir dedikodu olmaz. Aleyhissalatü Vesselam vermesin. Tebük Seferinde sahabeyi kolay kolay oturtmamış, dinlenmişler ama o dinlenme anında İslam'ın emirleri verilmiş.
Cihada bakarsanız cihatta, buyuruluyor ki biz cihad ederdik, cihad ederdik. Cihat da dinlenme anında hep ilmi çalışmalar yapardık. Cihat da yapıyorlar bunu. Hep değerlendirirsek ne olur hiçbir sıkıntı olmaz. Hepiniz birden Allah'a dönün. Ey müminler. O zaman kurtulursunuz. Böyle tek tek değil. Bunun müşaveresini yapacağız. Ya şu insanı nasıl kurtarabiliriz? Biz çabaya düşeceğiz. Allah'ımız bereketi ihsan eder o zaman zaten. İkinci olarak hüsnü huluk, güzel ahlak ve yendericitahtehu, külli hasletin hamide. Çünkü güzel ahlak bütün, iyilikleri kendisinde toplar. Ve hullu fialin melih, Böyle çok tatlı, hareket, yaşantı, sevilecek durum Ve salih amel. Şöyle olur. Mesela diyelim ki biz şimdi mahsul zamanda buğdayı bir tarafa topladık. Ambar diyelim. Ambar delik deşikse ne olur? Oradan akmaya başlar. Bir de haşaret girdiyse onlar gelir. Şimdi yaptığımız saatleri kalbimize yerleştiriyor muyuz?
Kalbimiz manevi bir ambar ama delik deşik. Neresi delik deşik? Gözümüz harama bakıyor. Hasetle bakıyor. Delinmiş. Ayak isyan mahallerine giriyor. Deşik deşik deşik bir şey. Bunlarla da eğer haşaret girilmezsek o mahsulden fayda hasıl olacaktır tabii. Elhamdülillahi rabbil alemin.