El-ilmü ilimdir vel amel ameldir vel ihlas ve ihlas bunu Türkçeye dün dersek samimiyet deriz, bozarız. İhlas, ihlas. Ve malamiyete hakkak, eğer bunlar gerçekleşmezse o zaman la tata hakkakış şeriat la tata hakkakış şeriat şeriat de yerine gelmez buyurmuş viyekul el cehil. Cahil diyor. Yalnız burayı iyi incelemek lazım. Eşşeriatü'l lehe ev zahir şeriatın dış olarak, beden olarak yaşanması. Arif eşşeriatü lehhe el zahiratu velbatın. Zahiren yaparken kalbin de iştirakidir. Namaz kıldığımızda haşretullahı da gönül olarak duymaktır. Madem şey yaptık, boşa gelir. El Vacibu fişeria, el Vacib, vacip fişeria şeriatta ibadettir. Ve vacibetünniyye niyet vaciptir. Ve kalbi hül ihlas. Kalp samimi. Niyet mutlak şart. Niyet şart. Şeriatta nedir? İbadetler, saatler. Vecibu şeriat, şeriatta gerekli olan nedir? İbadettir. İbadeti hiyel gıyemu bilvefah. Verdiğimiz söze vefalı olarak demiş.
Menazilü ehli şeriat şeriat ehlinin konakları demek ama daha güzel ifade edilebilir bu. Şeriatın menzilleri. Şimdi Türkçeye döndürmek zor oluyor. Şeriatın sınıfları diyelim. El irade. Gelirken de konuşuyorduk. İrademizi rabbımıza teslim etmek. Şöyle, konuştuğumuz şu, bir külli akıl var, bir de cüzi akıl var. Cüziye akıl, işte ben geleceğim. Cıncıklı camiinde İlyas Efendi'nin arkasında namaz kılacağım. Bu cüzi akıl. Külliye akıl nedir? Külliye akıl kılacağım namazı Rabbimizin müşahedesiyle onu görür gibi taat yapabilmek. Şöyle izah edilebilir. Diyelim ki böyle kayıklar var denizde denizde bazen fırtınalı ondan sonra dalgalı ne yapar o kayıklar orada yok olup gidebilir o suların içine kaybolur ne yapmak lazım onu bir rıhtıma veya demirlemek gerekir buyurun diyor ki siz akıl kelimesi devenin diz bağı demek deveyi o bağla bağlayacağız ki kaçmasın şimdi cüzi akıl devenin dizindeki bal.
Külliye akıl nedir? Onu bağlamak. Şimdi biz aklımızı külli akla külli akıl Allah'ımızın yaratmış olduğu eşyadaki sırrı görebilmektir. Yani vahyine münasebetli olan akıl. Vahye yani külli akıl vahye bağımlı olan akın. Şimdi oldu. Demek ki irade. İkincisi nedir? Tövbedir. Tövbe. Şeriatın konaklarında zühüt. Bunu bilirsiniz. Tevekkül, sabır, hüzün, keder demek ama ahiret kederi. Müminlerin sıkıntısını gönlümüzde duyma. Vel havf ilahi korku ve reca rahmetinden mübar olmaktır ve şükür şükür muhabbet, şevk, üns ve dosttur. Daha gelirken anlattığımız neydi? Hatırlayabilsem. Bir şeyler anlattık mesela diyelim ki biz bir konakta misafiriz ama konak padişah konağı. Her türlü nimet içinde mevcut. Kuşun sütüne kadar var. Her türlü rahat ve istirahat mevcut. Fakat kişi nefsi dışarıya çıkmak istiyor.
Dışarıda o kadar güzel mekan var iken her türlü imkan orada boncukla cuncuyla böyle işe değmez, ne bileyim hareketlerle meşgul oluyorlar. Buyuruyor ki siz şeriat sarayına girmişsiniz. Tarikat sarayına girmişsiniz. Marifet ve hakikat sarayına girmişsiniz. Nefsinizin arzusuyla dışarıya çıkıp da nefsin oyunla şeytanın aldatmasına neden kapılıyorsunuz diyor. Şeriat el ahkamı şerhia şeriattaki yani dinimizdeki hükümler ive ahaz teala vechir ruhsa böyle gılgavlidirler. Canım hep böyle dinliyor ama şöyle de bir kolaylık var. Bu diyor, kolaylığa kaçmak vel fetva, fetvadir. Ya bunun fetvası ver diş meselesi vesaire buna şeriat dinliyor. Muhammed Bahaeddin hazretlerine şeyhi söyledi Bahaeddin dedi aman ruhsatlar değil, azimle amel edin Senden dedi bütün kainat hizmet bekliyor Ne diyeyim? Azimet de takvadır. Bu da tarikattır demiş. Eş Şeria, şeriat nedir? Lübbül akın, aklın çok hassas, özü.