Ebu Süleyman Eddarani Gatta Sallallahü Sırra müminin sıfatını şu şekilde ifade buyuruyor. Biz bu okuyacağım hususları Rabbimizin lütuf ve keremiyle kendimizi ölçüp biteceğiz. Buna ne kadar uyuyoruz? Biz bu hususta hangi noktadayız? Bunu tefekkür ederek mütalaa edersek başta nefsimiz ve ıslahımıza, nefsimin ıslahına hepimizin istikamet bulmasına vesile olur diye düşünüyorum. Kalbül mümin münevverun bi-lrillah, müminin kalbi Cenabı hakkı zikrille nurlanır, aydınlanır, hakikate erer, zulmetten kurtulur. Bir kere müminin zikir gıdası olmalı. Velünsü rahatuhu Rabbi Zülcelal'imiz ile ünsiyet, onunla temin edilen muhabbet, dostluk artık bunun izahı pek zor. Nedir? Müminin rahatıdır. Burada bir misal vermek istiyorum. Mecnun dağın başında böyle rüzgarın da estiği bir yer. Diyor ki bunaldım, daraldım, sıkıldım. Diyorlar ki bunalacak, daralacak ne var?
Diyor ki Leyla'mı kucağıma verin de beni kabre sokun diyor. Büyüklerimiz buyurmuşlar ki bir an Allah'tan gafil olmak Celle Celalühü bize cehennem ateşinde yanmaktan daha zordur diye. Bu ünsiyet elde edilince böyle söylenir. Ve tevekkulu ayitemaduh, tevekkül ise onların en büyük dayanağıdır. Ve'l-fikru deliluhu, hayatının muhasebesini yapmak, hayatımızın muhasebesini yapmak, Cenabı Hak'kın yaratmış olduğu varlıklar üzerinde tefekküre dalmak, kevni ayetler ve olaylarla ilgili ayetler üzerinde düşünebilmek ne yapar? Bize Cenabı Hakk'ın Azameti İlahiyesini gösterir ve ona yönelmemizi de temin eder. Ve Rada süruru Rıza-yı İlahi onun en büyük neşesidir. İbadet ve saatte bununla tamamlayacağım çünkü uzun. İbadet ve saatte Cenabı Hak'kın bizden istediği bir nimet var. Yapmış olduğumuz taatlerden acaba biz ne kadar ürün alabiliyoruz?
Mesela yapmış olduğumuz saatte, kılmış olduğumuz namazdan ne kadar istifademiz var? Yapmış olduğumuz tespihatta öyle, yavrularımızın irşadında, ıslahında, aile hayatımızda en önemli olan bu. Çok düşünüyoruz. Elbette siz de onu tefekkür edersiniz. Okullarımız malum, bu bizi gerçekten bellerimizi kıracak şekilde itikat noktasındaki bozukluk, isyana gidişat, Allah korusun imanın tehlikelere düşmesi gerçekten çok sıkıntılı günlerdeyiz. Rabbamızdan kurtuluş diliyoruz. Acaba imanımızı nasıl kurtarırız diye düşünüyoruz. İbadet ve taat yapıyoruz ama onun razı olduğu taatleri yapabiliyor muyuz? Cenabı hakk'ın korkusu, onların en büyük sermayesi ve husnul muamelemaallahi ticaret ouğu, bir kere yaptığı hareketlerden ede her şeyde Mevla'mız ile münasebet kurarak, çünkü Halık'ımız yarattığına göre yaratmış olduğu varlıklar üzerinde tasarrufu var.
Her yarattığını hiç şüphesiz bilmektedir Mevlayı Zülcelal ve bu müminin nedir? Ticaretidir. Bir hususu ifade etmek istiyorum. Ne ki var? Allah'ın bilgisi dahilinde insan insan bir ayettir. Karşılaştığımız her şey bir ayettir. İnsan ayetin indiği bir ayettir. Bu alem ise Cenabı hakk'ın tecelligahıdır. Ona göre dikkat edip ona göre riayet edeceğiz Rabbimizin lütuf ve keremiyle. Rızayı ilahiye erişmek, büyüklerimizdeki hal bu. Biz taatlerimizi yerine getirdik deriz ama onlar acaba rızayı ilahiye muvafık düştü mü, düşmedi mi diye bunun tefekkürü içerisinde olurlar. Vel-Mescidü Hanatuhu, Mescid onların, bu kelimeyi nasıl kullanacağımı düşünüyorum. Onların dükkanı gibidir de biz öyle demeyelim. Bizim kazanç yerimiz, kazanç yerimiz, gece ise onların sanki bir pazarıdır. Ehlullah'tan bir zatın sözünü ifade etmek istiyorum. Her ne zamanki sabah olur beni bir kaygı, beni bir keder alır diyor.
Allah'ın dostlarından birine diyorlar ki bize Maide suresinde elli dördüncü Ayet-i Celile'ye mana verin. Gece olsun da öyle vereyim diyor. Sebebini sorduklarında gece sır perdelerinin açıldığı vakit, Artık Ayetcelleler malum, ashabimle. Kardeşlerimiz, Ehlullah'a muhabbet eden kimseler olduğu için, onların yollarını takip eden kişiler burada Sami Efendi Hazretleri'nin bir sözünü nakletmek istiyorum. Eğer Evrad ve Ezkar seher vaktinde yapılmaz da gündüze bırakılacak olursa kazaya kalan oruç gibi buyuruyor. Çok önemli ve daha ibadet onların elbette ki meşguliyetleridir, en büyük sermayesidir, kazancıdır. Kuran bida atuh, Kuran-ı Azimüşşan onlar için ele geçmez bir nimettir. Böyle manasını veririz ama kısa geçiyorum, gerçekten öyle. Veddünya hazanetuhu, dünya onların ahiret kazançlarıdır. Vel kıyameti biz ruhu, kıyamet ise onların sanki bir ekin taradası gibi değil bunu.
Bir tohum manasına gelir ama ve sevabullaha rövruhu Allah'ımızın vereceği mükafat da onların kazancıdır. Yalnız Hadis-i Şeriflere baktığımız zaman kardeşlerimizi anlayan bir kimseler olarak görüyorum, takdir ediyorum. Onların Cenabı Hakk'a bağlılıklarını takdir ediyorum. İnsanlar tasnif edilirken kimileri dünyayı ister, kimileri ahireti ister, kimileri de Mevla'yı ister. Sami Efendi Hazretlerini 7, onların yolunu tutan, Efendi Hazretleri'nin Hacı Hasan Efendimizin muhabbetini gönlünde taşıyan kimselerin hayatı bu olmalı. Biz Mevla'ya talip olmalıyız, rızasına talip olmalıyız. Cenabı Hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın. Velhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.