Bütün peygamberden yazan, evliya-i kiram, mümin müminat, Müslüman Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, akrabayı taalluk halkımızın ruha tayyibelerine dağlar başında kalan hak ile yeksan olan bir Fatiha olan kardeşlerimizin ruhuna hiç ihlas bir Fatiha. Padişahı, Sultan padişah. İşte zevkinden keyfimde padişah olduğu için bir gün yatağında yatıyordu. Mamulöz evinden kıt kıt ve saf geliyor. Kim o, Mağar olsun Damın başında, eve yitirdim Deva Arayı Hep ibret alalım işte, öyle düşünelim yani. Kıssadan hıfsa almak lazım. Deve damın üstünde olur mu? Deve damın üstüne çıkar mı? Bunu akıl kabul eder mi? Deve damın üstüne çıkmayacağını biliyorum da yatağın içinde yatmakla Allah'ın rızası bulunun mu?
Yani bakayım kaza namazı kılayım, teheccüt kılayım, istiğfar okuyun, tövbe edeyim, Allah diyeyim, ibadet edeyim demiyorsun da yatakta uzanmışsın gocumun padişah her şeye aklın yeter de Allah'ın rızası böyle ayağını uzatıp yapma ile bulunmaz mı bulunmaz mı diyor. Ben de senden soruyorum. Diyor kaybolup geliyor. Sobana kadar, içerisine gelip kataş düşmüş, dağılan, uyuyamıyor, ama ibadet de inemiyor alışkın de yani. Öyle sen alıştım onda yıllar abdestini alıp, namazını kılıp seccadeye oturup, gözlerini yumup Mevla'ya boyun bükük gözlerinden dökmeye herkese nasip değil. Bu Allah'ın bir dökmek. Allahu alem-i ervahta bize nasip etmiş bu mesleki. Yoksa elimizden onu yapacak değerli arkadaşlar. Sabah da Fasınız iniyor. Kaç sene altın seksen tane, şöyle onların arasında gidiyor.
Erkani devlet karşısına geçiyor, Emretdoduyum padişahım o devir yani tahtına oturuyor, birkaç unutuyor o ataç, o sıkıntı, o geceki çektiği meşakkat, o ağır duyduğu sözler unutuyor oturuyor, bakmışlar ki kapıyı birisi açmış milleti yarıp geliyor. Nöbetçi ne geçebiliyor, nöbetçi geçebiliyor, ne polis geçebiliyor, ne muhafız yere biliyor. Dongu gelmiş buraya elini koymuş masaya. Yavrum ne İstanbul babam demiş bak bu şöyle vaziyetini akşamlı deveciye benzer çorabını dışından çekmiş bir de aba giymiş sırtına aynı deveci gibi ne alıyorsun oğlum sen ne ara burada benim bu şeyimde, serayım da şeyimde. Ben Han'a geldim diyor. Sen tanıyor musun diyor. Evet, Ben ana geldim diyor. Burahangah oğlum, bura benim Serayü Hümayunum. Yani bura Serayü Hümayun demiş. Sen öyle anne zannetme, esenden evvel kim bilir demiş bura. Benden evvel demiş babam adı. Babamdan evvel kimin ezmiş, dedem aradı.
Dedemden evvel kimin ezmiş, daha geçmişlerimizin padişahlık evlattan evlalar kalırdı böyle hisseden gelirdi. İşte ben Han olduğunu ondan bildim biri gelip biri gittin mi oraya Han diller. Hiç kimse mağrur olmasın. O birisi gelir, o birisi gider. O birisi gelir, o birisi gider. O dünya kimseye kalmaz kardeş çağırır. Onun için biz ibadetimize, itaatımıza bakalım her şeyi düşünüp kafamıza sıkıntı etmeye çalışmayın. Allah rızası için. Yani bir hocamız olarak, babamız olarak, hayır amcamız olarak hayırlı evit bunlar kimsenin aleyhinde diyerek, inan şurada sohbet olur, tenilerce oldu, daha bir defa artı lafını geçmiş diyerek ve şurada olun, burada olun. Ne lazım bize onlar lazım değil, Bize ahirete girerken iyi ki Allah'ın rızasını bulup, ölürken Allah, Allah diye iman da ölmez. Bu dünya, bu dünya bildiğiniz gibi değil. Nasıl?
Yani sizinle konuştuğum şeyleri de Nuh Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bin elli yaşına vardı dokuz yüz elli sene peygamberlik etti. Çak Vakası Kuran-ı Kerim'de. Nasıl geçtim dünyayı diyor iki kapılı ham buldum buradan girdim, şu kapıdan çıktım gittim bin elli sene de yaşadığımı bu kadar biliyorum. Dünkülere dedim oturuyoruz, buralı gibisiniz, değil mi dedim? Evet, biraz sonra Fatiha çekilecek, efendim iş bitecek çıkıp gireceksiniz. Hiç oturduğunuz belli olacak mı yani? O bir haftada oturmuştur diye hiç belli olur mu? Geçen gider, hayat bunun gibi. Üstadın hayatı diyor, bir insan suya gömülür de böyle bunalır kafasını çıkarıverir sudan çünkü burnuna kulağına su girecek çıkarıverir o suyun içindeki durduğu dünyadaki duruş kafasını kaldırıp erişir ahirete geniş olacak. Allah cümlemizi imandan ayırmasın. İnançlı değilsin tek kişi kalmayacak ki Böyle kaç defa doldu boşaldı böyle yedi defa.
Dünya doldu doldu, pır pır pır pırına doldu. Adem Aleyhisselam bin sene yaşardı. Havva annemiz bin, bir sene yaşardı. Nuh Aleyhisselam bin, elli sene yaşardı. Şartdan çok şeyi var huzurdan haşa. Efendim yaşı var. Firavun'un birçok yaşı var. Her, yetmişlerde yetmişlerde biz kalacağız her imkanı mı var sana? İşte biz yok, Allah gaflet uykusundan uyandır. Gaflet uykusundayım. Dinlesin uyuyor diyor Peygamberimiz yani gaflet uykusunda uyuyor, ölünce uyanıverir ve amma tavşan amacı geçer. Hiçbir faydasını göremem, ölünce uyanmanın. Bu sözler tahrik ederek bizi uyandırsın diye konuşuyoruz. Hem dünyalarken uyanalım bu işi ibadeti itaatı, yerli yere şey yapalım inşallah. Allah'ımız gafletten şimdiden bizi uyandırsın. Amin. Deli rahatsız oldum ben, hatlarımı çekeyim dedi vezir guzara çıksın dışarıya, bir ova çıkalım dedi İbrahim Günaydın.
Oğlum gitti ya, Hanbeli gitti, Hızır Aleyhisselam'ın Ağaşankı İlyas Aleyhisselam'mış damının üzerinde gezen Burak Hızır Aleyhisselam'mış yani gelip bunu irşad etmek istiyorlarmış Padişahı, Hızır'ını, İlyas'ını Allah'ımız gönderiyor. Atlara binip de giderken Sanat Tunussunurdaş, Üstadın ellerinden çıkmış yazı Tezkiretü'l Evliya'da. Ben bunu birden Nevaklı Şeyca Müzeki Nüfus Kitabında çok gençliğinde okumuştum, daha acı böyle şeyler var onun. Öyle yazılmış, Batın ehirinden İntabah Ya İbrahim, böyle ses gelir. Öznur, bakın kendi atın eherinin karşından geliyor ses. Yiyen ya İbrahim, yeniden bile Işık gidiyor, duymazçadan geliyor. Işıl olmak istemiyor, yola gelmeyi istemiyor. Tekrar azıcık daha gittin mi? İnte bah, kable entemte bah ya İbrahim. Koca padişah, delik padişah. Bakmış ki bir geyik çıkmış evine, sağ, getirisi. Hemen şeyini hazırlamış okulu vuracağı zaman geyik geriye dönmüş.
Allah seni o olmamak için mi halt etti yoksa ibadet, itaat Allah'ın rızasını bulmanın için mi seni halt etti? Sen hiç düşündün mi? Demiş. Ah be, caminin yerinden yağdır kısıldı. Atdan gelmeni aşağı atıverdi. O çengelli elbiseleri yoldu yoldu ben istemiyorum. Bunları dedi çoban imarım şöyle gel çobanın evine, ha şunları sen giy de o kefelenen taklanma bana bir et eyle. Başlarından melekler ağlamaya Ya Rabbi! Yavrum. Padişah çengelli elbiseleri yıktı. Hatta şimdi çobanın kefeneğiyle takkasmanın altında kaldı. Melekleri ağlattı yani periktahlar görür, hıçkırık hıçkıra ağladılar. Allah şefaatine nail. Amin. Sevaka uzun, esas o çıkar gibi. Enstitüler, Müdürleri, Topbul vay be Allah'ın emri halikemallahü çok. Saat gece saat ikiye kadar sohbet edildi çok güzel sohbetler edildi, teypimizde de var bizi ne olunca konuş dedi ayağa bakınca İbrahim Milletin hatırına geldi konuştum.
Kırk beş tane eda sürmüş konuşmam. Dünya arasında kapışıldı böyle, tabii Rucu Urfaya varmış. Almışlar, ben de iyi verdim, kendim de aldım Şehife. Seyve ve başka yanında nişanımlara başka olacak. Dünyayı gelir bakalım, bilmeyenler kabiliyetleştikten sözler beynime ulaşır. İbrahim dünya elbisesini çıkardı ahiret elbisesini geliyor diye ağlıyorlardı. O kefeneyle gittiler, inan o halinde birisi köklüden düşmüş de kız dur bir Bismillah deyince adam suya düşmedi köklüle şeyin arasında böyle dağıldı. Hemen böyle keramet keşif zuhur etmeye başladı gittim. Şaki ve Belhi hazretlarına benim şeyhim o diyor, cehenneme ben onu zannediyorum intisab etti. Siz dedi, çok safa ile yaşamışsınız, cefa etmek lazım size, dağdan odun getir dedim. Gıdlağımıza dağdan odun getir de tekke de yahsınlar dedi. Peki dedi, on sekiz sene olunca sırtında buralar yara olmuştu böyle padişah'ın emir tutuyor böyle.
Size Tarikatı Aliye'nin adabımla konuşmuş oluyorum bu sırada. Bir gün on sekiz sene sonra geldi diz çöktü. Efendim bize himmet buyurun Ustam dedi. Şeyh'ın beni değişti, şahsı değişti, canı sıkıldığını bildiğinden kalktı'yi ufaltaya aldı koydular dedi. Hatibiç Yılında, Hatibo dedi ki bu dedi adam dedi, o İbrahim dedi, bu işten yıladın demek Öldüm bana himmet et de, ben korkuyorum bu olan odundan demek diye kalbim de bu vaat eder. Çılışı görüyor onlar ayna gibi. İkincisi, sen himmet edecek vakti bilmiyorum, himmet et, ben himmete layık oldum, aktarıldın, ikilemdim, üşendim, tohum atılmaya layık oldum demek istiyor.
Bir Bostancı Bostanının dikim zamanında bilir Çapa zamanında bilir sulama zamanında bilir Demek biz evlatlarımızın himmet edilecek zamanını bilmiyor da bize bu adam ümit virdiğinden hata etti diyor Yani hiç seslenmiyor bizi himmet ettirmiş ya arası bütün kusurlu çıkıyor böyle şimdi bunu da dinleyen arkadaşlarımız var dinlesinler ondan sonra bir cehne nispet ettin. Sen devir bir ayakkabı giy ayağını İbrahim odana girerken yetiştiğin yerde ayağının gökçesi yalınayak gider gökcesine bas. Seslenmez bir şey demezse Vücuttunince bir daha bas dedi. Seslenmez bir şey demezse Vücuttunince bir daha bas dedi. Seslenecek olur bir şey diyecek olursa dedi ipi baltayı elinden al gel dedi. İpi baltayı elinden al gel haydi oğlumla seni men etti. Sevmeyeceksin, o kapıya hizmete layık değilsin. Böyle niyaz gördüler de adam oldular.
Bizim arkadaşlara diyor, küçücük bir hakkına devamlı son bek yok desem eberi kırılır gibi. Yani bir ekmek var ne ver demez. Onun için bir şey söylenilmez bu zamanın anlamını. Bir bastım diyor bu sultanımız, ora kanadı yere kan döküldü ama hep seslenleri diğeri büyük, üstadımımı durdum ben bir anda himmet istemem. Himmeti himmet bile büyüklerin yanında edepsiz. Tahir hocamız var, tanıyorsunuz Efendimizle beraber Hicazza'ya orada şimdi onun bayramına gittim de dedi ve efendiye hiç şey rica ettim birisi dedi, efendim müsahhar buyurun mu konuşmama? Buyurun dedim, bana himmet et diyemeyeceğim çünkü hizmet edemedim dedim. Hoca ilmi olduğu için. Efendim bana dua et diyemeyeceğim çünkü emir vermiş olurum. Duaya ben layık olsam sen zaten dua ediyorsun bizlere, duan gelir. Bir şey isteyeceğim yalnız, sizden bir şey isteyeceğim, konu kabul buyur buyur diyorum diyor.
Efendim, sizi sizi ve sizin etrafınızdaki insanları canım gibi seviyorum, şiddetli seviyorum. Bu sevgi bazı gelir, bazı da gider elde eder. Ha belki gitmesin bu sevgiyle yaşayın, bununla üzeyim bununla kalkayım mahşerda ne olun. Amin, bu sevgiyle yaşatsın, bu sevgiyle öldürsün Tahir teyze diyor. Efendimiz üzülerek dedi ki diyor Tahir Efendi benim de bundan başka bir ümidim yok, yani bu kardeşlerimin sevdiğimden başka bir ümidim yok. Bunların yüzü gözü hürmetine affolunur muyum bilmem diyor baktınız gözünden ağlıyor böyle. Çünkü kardeşlerime ben söyleyeyim hepsine birden belki son mevzimiz olacak bu. Şimdi bizzat keseceğiz şey Fahri Kainat Muhammed Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz İğrenç'tan teşrif etti. Şöyle iki yazı gördüm diyor iki tane yazı var.
Birisinde levhanın Ne kadar Sofu, takva, ibadetli, itaatli olursam o kötü insanlarla beraber düşüp kalkıyorsan Kişi sevdiğiyle beraber haşreceğim olacağından o kötülerle beraber cehenneme girer. İsterse dünyanın balosu ibadet olsun. Allah bunu kötüden tutmuş dünyadan, fena kimselerle teşviki mesai etmiş. Bir insan ne kadar isyankar, günahkar olursa olsun ikisini satır. Günahlarına tövbe ederek iyi kimselere karışmış, onlarla sohbet eder, onları sever, onlara karışmış. Harika Zül Celal tevzet suretiyle bütün günahlarını affederim, onlarla haşri cemilerim mahşerda Onlarla beraber haşricem ederim. İçinden günahkarı seçmeye de haya muamelesi buyururum. Şu olanı içinde yaramazı da var, ben bilirim. Şimdi gelen cevabım sen sen sağacaksın kardeşim, haydi çıkın diyemem çünkü. Bu Lukana utanırım ben, utanırım.
Sen bu Lukana diyor utanın da isyanlı isyansız, kötü kalb ile gelen, iyi kalb ile gelen insanı sert halde çık canımın içinden ben Allah'ın Resulü. Diyemem de diyor, ben diyebilir miyim diyor Allah'ın. Ben Allah'ı kalb, haya muamelesi yapma mıyım? Çünkü onu seçici olsam o kötü insanı peygamberler seviyor, otlu cihanları seviyor, gavsül, ahzamları seviyor, otlu ullaları seviyor, salihen zümrasını seviyor, İşte şu cemaat salih cemaat. Allah bunu bize vermiş elhamdülillah. Bunların içinde oldu mu Allahü Teala hazretleri, onların içinden sizi seçip de cehenneme gönderemem. Gücüm yetmez demek istemiyor da ya muamelesi buyursun, onlarla neream onlarla günahın çoğulu amma tövbe etmişsin, geç onlarla derim. Tanrıcığım Efendimiz bile ağlıyor diyor ki Allah diyorum seni diyor bu sevgiden ayırmaya artık diye bakmış gibi böyle.
Herkesin bir tecübmün ettiği yer olarak Allah için sevişme kardeş, Allah için sevişme. Ya Musa benim için ne amel ettin? Namaz kıldın Ya Rabbi! Oruç tuttum Ya Rabbi! Hack ettim Ya Rabbi! Zikrettim! Hep bunlar senin için! Namaz, delil olacak cennete mi öldüreceğiz! Oruç cümle olacak perde olacak! Zekat vücuduna, bedenine, gurbet ve üstüne gölge olacak. Zipullah nur olacak. Benim için ne yaptın dünyanın surat ve pususunda nur olacak. Onlar hep senin faydan var, bana ne yaptım bilemedim Ya Rabbi. Sen beni oraya deli hareket Ya Rabbi. Benim için bir velini sevdin mi? Bu Allah'ın sevgili olur diyerekten onu sevdim mü? Bu da Allah'ın düşmanı namaz kılmaz, abdest tanımaz, oruç tutmaz, ağzından püsüh söyler. Onları da benim için onlardan da ayrıldı mı? Yaptın mı? Oğlum yaptım mı? Ya Muciz, böyle yapayım ya Rabbi. İşte benim için amel bu olur, benim sevdiğimi söyleyeceğim.
Kardeş, işte bir yolumuz bu gösteriyorum, ben birer zerrcüsünü üstünü açıyorum. Demek ki Allah'ın iyi kulları ile sevişeceğiz, başka çaremiz yok. Allah'ın sevmediği kullardan da ayrılacağız, kalbimizi ayıracağız. Bir işiniz maksadıyla dükkanımıza girdiniz, tezgahımıza girdiniz, Rabıta olaraktan o işi göreceksin. Çok fazla oturmadan, onu daha çok tutmadan müşteri salacaksın. Bir şey yok başka. Kalben ve daima iyilerde olacaksın. Sade. Sade. Buyuruyor Allahü Teala diyor. Sade kullar ma'r-i senleşmekle olsa sen de bulduysan Şöyle Tuttuğun zaman Onun hatunun da bir dinde günde olur Bunu Üstad'ı yendin sanmayın Diyor ki Nasıl da Güneş Şahtan durdu bile bu rüyası nerde efendim? Rüyası. Rüyası bütün dünyayı kaplamış. Güneşin rüyasına uzaklık olmadığı gibi. Evliyaullah'ın da. Evliyaullah'ın da ruhaniyetine uzaklık yakınlığı yok! Kardeşlarımız, zengin insanlar var içinde biliyorum.
Sizin için bunun hiç farkı yok! Onun için büyüklerle kaiden de olsan yanlarını doğururken. Allah onların yanından ayırmasın, rica ederiz inşallah! İbrahim'ine temenni ettiler efendim! Efendim. Birinci bastığında ayağı diyor ana deyip seslenmedi efendim. İkinci kanadığında diyor inan diyor böyle sıyrıldı tinildi o değeri diyor. Üçüncü bastığında ben biraz gemi çıkınca da dayanamadı geriye baktı Hulusi dedi ki o delikta kaldı dedi. Delihta padişahına bassan belalarını buldururdum ama şimdi derviş insanın basasan bassan demek ister efendim. Dedi ki bu bizim işe yaramaz. Çünkü dedi, deli yanmış, daha delikin padişahlık kokusunun rayiası bunun burnunda duruyor dedi. Daha o sevgi duruyor, huzura yaramaz dul gitsin demiş. Oldular, gittiler. Ama bunlar hep nişan için oluyor. HUHSURSUR BİRETRED İÇİN OLMUYOR. Yani Ayıkson da daha iyi olsun diye istiyor Efendisi onu.
Ne diyor kendi memleketine varıyor. Padişah serayına çıkıyor. Çok dervişler çıkmışlar. Demişti muhteşere dediler atıyeler dağılıyor herkes hadi çıkın diyor hadi diyor ben diyor bu dervişler değilim, hal dervisiyim, yan dervişi değilim diyor. Ha ne olursun diyor, şöyle bir duruyorum kendi yaptığı serayın şöyle bir lehçilerinin oturduğun yere şöyle oturayım şöyle yapayım ben ibadetim. YET senin gibi çok hırsızlar geldi buraya diyor. Hiç bilemiyorlar çünkü sakal saça karışmış. Amin. Bismillah. Oğlum bir tanrı selamı verdin. Allah selamı verdin. Allah'ın selameti senin üzerinin olsun derim de ve aleyküm selam demedim. Amca beni mazırgır. Beni devlet çalıştırıyor burada.
Oğlunun birini aşağı, Vali Epümüsselam desene elim durur da bir odunu aşağı atarsam, kırk paralık haram yesem yedi zikir, cemiyet ile kılınmış, kabul olmuş namaz verilecek yerine bir lokma haram katarsan dostuma kırk gün duam kabul olmaz amelim hap olur. Bu orguyla ve aleyküm selam diyemedim. Şimdi bizim arkadaşlar hep Yusuf dua ediyor, efendim. Allah sen bilin ya Rabbi! Hakkımız olsun, şöyle bir. Nasıl kabul olsun pankayı doldurursan kalbine imhec olması elde yersen veresini cüret etmez de, ailenin veresini Kuran-ı Kerim'e göre almaz da, köpek ki. Şeye göre, zamanın kanununa göre alırsan, Bir tarafının zehri zıkkım edersen rızkıyın. Bir taraftan yaptığın ticarette dile kalkar, iyisini yukarıya, şeyini aşağıya. Yani, kaç senedir neden biz inan şey alıyoruz, çilek alıyoruz, şey alıyor o zaman da efendim, meyvalardan armut.