Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Sadık bir müminin gecede ve gündüz de riayet edeceği edep. Ebterbiyetü'l İslamiye adlı eserden alınmış, oradan nakletmeye çalışacağım. Yelkurullahe ta'ala inde kıyamihim min nevmi. Gerek ayakta olsun, gerek yatarken olsun, her anda Cenabı Hakk'ı hatırlamak. Bu nasıl olacak derseniz işimiz var, gücümüz var. Tabi çiftçi ise bahçesinde uğraşacak doktorsa masasında, hastasında, bir mühendisse artık alanlarına göre hizmetlerini yapacaktır. Hangi görev, hangi vazife olursa olsun onu Mevla rızası için yapmak rızkım helalinden temin edilsin düşüncesi affımıza vesile ve zikirdir. Hangi iş olursa olsun bir ayakkabıcıdan tutun, bir oduncuya kadar artık devletin en üst kademesinde bulunan kim olursa olsun insanlara faydalı olayım. Onları bütün sıkıntılardan korumak için azami gayret göstereyim düşüncesi zikirdir.
İmam-ı Rabbani Gatta Sallallahü'l-Sirrac Hazretleri'nin ifadesi bu. Özel yaptığımız virdimiz olur, ezkarımız olur. Fakat bunların yapılmasından maksat ve gaye nedir? İşimizi düzgün ve dürüst yapmak. En güzel bir şekilde yapmak, gecemizde ve gündüzümüzde Rabbi Zülcelal'imizi anmak. Namaz zikir olarak ifade buyrulur. Çünkü zikir Cenabı Hakk'ı hatırlamaktır. Cenabı Hakk'ı hatırlatan her şey zikirdir. Bunun yanında nafile taatlerimiz olur. Vesaire. Tebliğimiz olur, davetimiz olur. Yeri geldikçe söyleyeceğim. Gündüzümüzde ve gecemizde ibadet ve taat için sıhhat ve afiyet içerisinde olmak için istirahat etmek. Hem şahsımıza karşı vazifelerimiz, hem çoluğumuza, çocuğumuza, hem etrafımıza, insanlara karşı yapacağımız vazifelerimizde daha sıhhatli ve afiyetli olmak için istirahat etmek.
Zaten abdestli olarak yaptığımız zaman uykuda olsak dahi ecir ve mükafat Rabbimizi zikrediyormuş gibi tesbihat yapıyormuş gibi mükafatı var. Allah'ımızı her an zikretmek ve unutmamak. Bu çok önemli bir tabir ama. Mesela ne diyor? Benim işim gücüm çok. Şimdi ben evrakla, eskilerle meşgul olamam. Daha çoluğum çocuğum evlenmedi. Ondan sonra benim görevlerim, vazifelerim var. Damın, taşım da yok, olmaz demeyeceğiz. Çoluğumuzu ve çocuğumuzu evlendirmek, namusunu muhafaza için, gözünü korumak için ibadet ve taattir. Birçok ecri var. Çok büyük mükafatlar var. Onların istirahatini, evimizin geçimini sağlamak sadakadır aynı zamanda. Bu şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Benim işim başımdan aşkın düşüncesiyle olmaz o. 0 işlerimizi de İslam ahlakının birinci şartından olan her ne yaparsan Allah için yap. Rızayı Bariyi kast et. Mesela Kant da bir şey söylemiş.
O da diyor ki bir şeyi vazife olduğu için yap. Bizde nedir? Mevdamızın rızasını talep ederek yap. Şimdi kaçış yolu yok. Diyeceksiniz ki işim gücüm çok. Süleyman Peygamber kimdi? Allah'ın Nebisi. Bir devlet reisiydi. Öyle görevleri, öyle vazifeler olur ki bitmez. Ta Van'dan Edirne'ye kadar vazifeler biter mi? İş güç biter mi? Bitmez tabi ama adaletli bir şekilde vazifemizi yapmak Allah'ımızın arşının gölgesinde gölgelenmek bu nimete nail olmaktır. Hazreti Ömer'in rivayetleri var. Ali Efendimiz'de olduğu da söylenir. Veysel Karani ziyaretinde bir abasının açılmasında on sekiz bin alem seyredilir. Hazreti Ömer'in radiyallahu anh artık ben devlet reisliğinden vazgeçeceğim. Bunun gibi bir deve çobanı olup çukur kazıp içinde ibadet edeceğim deyince bak ya Ömer Veysel Karani Gaddesallahu sırra öyle buyuruyor. Bak ve's, bak ya Ömer Resulullah'ın sözünü unutma.
Bir saat adaletle hükmetmek altmış yıllık nafile ibadetten üstündür. Üstadlarımızdan bir tanesi İbrahim bin Edhem Hazretleri için şunu söyler. Eğer ben devrinde bulunsa idim onu bu görevinden almazdım. Hem devlet reisliğini yapar hem de dervişliğini yerine getirir. Onu en güzel şekilde yapmak dervişliktir zaten. Çok yüzlerce, yüzlerce sufilerden devlet reisi olan kimseler var. Bütün görevlerini en güzel şekilde yapmaya gayret göstermişlerdir. Diyelim ki adam tarlasına gidecek. Traktöre bindi. Marşa bastı. Bismillah diyerek. Ya Rab, rızkımızı helalinden nut et, ibadet, fetaat. Efendimizin bir muharebe neticesinde ashabıyla musafaha ederken Hazreti Muaz'la musafasında ellerinin kabardığını, çalışmaktan dolayı nasırlandığını, nasırlaştığını görünce Allah ve Resulü çalışmaktan kabaran elir sever diye buyurdular. Sonra sabah namazını mescitte kılmaya gayret gösterir.
Rabbi Zülcelal'imizin cemalini görecek olanlar da ikindi ve sabah namazına devam edenler nöbetlerin de meleklerin nöbetlerini tam değiştikleri zamandır birbirlerine devrettikleri zaman. Rabbimiz soruyor. Ey meleklerim kullarımı nasıl bıraktınız Ya Rab namaz kılıyorlardı. Öyle bulduk ve öyle terk ettik Yatağın içerisinde değil. Eğer bir rahatsızlığımız yoksa cemaatle beraber sabah namazını eda etmek. Belki zor olacaktır ama o uykudan kalkıp o tembelliği abdest dağıtıp dışarıya da çıktığımızda ruhani esintiler olacaktır gönüllerimizde, manevi esintiler olacak sabah namazında ve her vakitte olduğu gibi Rabbi Zülcelal'imizin karşısında. Sonra sabah namazını cemaatle kıldığımız zaman Rabbimizin muhafazası altındayız aynı zamanda. Koruyor Cenabı Hak ve sonra uyuşukluk, tembellik atılıyor.
Çünkü o insan yatağına girdiği zaman şeytan boyun köküne üç tane düğüm bağlayıp senin için uzun bir gece var, rahat uyu diyor. Kalkıldığında düğümlerin hepsi çözülüyor. Abdest alıyor, namaz kınıyor. Rabbi Zülcelal'imizi anıyor ve neşeli olarak kalkıyor. Bir diğeri gözlerini böyle ovalayarak cuk kemben ve üşengen, üşenmiş bir vaziyette kalkıyor. Ruhen de temizleniyor. Ruhen de zinde bir hale geliyor. Tabii hep mescitte duracak değil. Bakın, yarın Allah'ımız lütfederse Cuma namazını kılacağız ashab ne? Cuma namazını eda ettiğiniz zaman mescitte kalıp durmayın. İşte ben ikindiye kadar oturayım. Yok. Buyuruluyor. Ta okullarda görmüştük. Tevekkül hususunda Hazreti Ömer efendimizin mescide girip içeriği teftiş buyurduklarında bir köşede üç beş kişiyi görürler. Ne yapıyorsunuz deyince biz tevekkül ehliyiz. Allah'a tam teslim olmuş kimseleriz. Ya Ömer deyince hayır.
Siz tevekkül değil tevekkül ehli yiyicilersiniz. Çıkın buyur. Efendimiz razı olmamıştır sallallahu aleyhi ve sellem. Dilenen birisine ipi baltayı al on beş gün gözüme görünme buyurmuştur. Çalışmış. Çalıştığının karşılığı olarak elde ettiği paranın bir kısmını kendisine, geçimine bir kısmını da sadaka olarak dağıtmıştır. Hz. Ömer radiyallahu anh Efendimiz huzuruna gelenlerin işlerini, güçlerini sorar. Eğer bir mesleği yoksa onun yanında bir değeri olmazdı, bölünüyor. Ne yapacağız? Evradımızı, ezkarımızı yapıyoruz. Ondan sonra da işimize dağılıyoruz. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.