İslami Yaşama Rehberliği ve Zina ile Mücadele kaydında Şimdi bu hadiselere baktığımız zaman biz kurtuluşu neyle bulacağız? Mesela insan şaşırıp kalmaması gerekiyor. Mehmet Akif'in Rahmetullahi bir sözü var. Diyor ki, ey elleri böğründe şaşkın adam, halk. Biz öyle ellerimizi böğrümüze koyup şaşkın şaşkın duracak değiliz. Ne yapacağız? Her şeyin kendisine ait olduğu, her şeyin kendisine ait…
İslami Yaşama Rehberliği ve Zina ile Mücadele ne anlatıyor?
İslami Yaşama Rehberliği ve Zina ile Mücadele kaydında Şimdi bu hadiselere baktığımız zaman biz kurtuluşu neyle bulacağız? Mesela insan şaşırıp kalmaması gerekiyor. Mehmet Akif'in Rahmetullahi bir sözü var. Diyor ki, ey elleri böğründe şaşkın adam, halk. Biz öyle ellerimizi böğrümüze koyup şaşkın şaşkın duracak değiliz. Ne yapacağız? Her şeyin kendisine ait olduğu, her şeyin kendisine ait…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şimdi bu hadiselere baktığımız zaman biz kurtuluşu neyle bulacağız? Mesela insan şaşırıp kalmaması gerekiyor. Mehmet Akif'in Rahmetullahi bir sözü var. Diyor ki, ey elleri böğründe şaşkın adam, halk. Biz öyle ellerimizi böğrümüze koyup şaşkın şaşkın duracak değiliz. Ne yapacağız? Her şeyin kendisine ait olduğu, her şeyin kendisine ait olduğu Rabbi Zülcelal'imize bakacağız. Askerde bir söz söylerler. Eğer askerlik yapmışsanız, Saabak, Saabak hizaya gel dediler. Saabak o zaman böyle duruş tam düzgün bir şekil alır. Bizim sağa bakıp hizaya geleceğimiz yer Allah'ın Kitabı Kuran-ı Azimüş ya. Biz ona göre hizaya geliriz. Başkası bizi hizaya çekemez. Bak hukuktasınız, hukukla ilgili işiniz. Bizim hizaya geleceğimiz Efendimiz aleyhissalatu vesselamın sünneti Muhammed'i yesin. Bunun dışında olmaz. Şimdi hukukta kanun maddeleri A fıkrası, B fıkrası, C fıkrası Onlarca değişiyor.
Deveye demişler ki, inişli yolu mu seversin, çıkışlı yolu mu? Bunu diyenin gözüne şöyle bir bakmış. Düz yola ne oldu demiş. Bana gösteriyorsun, insanların kendilerine göre yapmış oldukları esasları. Halbuki bizi yaratan Mevla var Celle Celalühü. Esselamü. Salhullahü'l-alayan yarattığını bilmez mi? O yarattı bizi. Onun koymuş olduğu esasta Rabbi Zülcelal'imizin hiç bozulma yok. Değiştirilemiyor. Mesela Kuran-ı Kerim üzerinde çok durdular. Çok. Acaba nereden bir eksik, nereden bir gedik buluruz da biz orayı böyle olumsuz olarak gösteririz. Bulamazlar. Hatta o bulamayan insanlar Kuran-ı Kerim'de ki üstünlüğü görerek iman ettiler. Dediler ki, böyle bir Kitabı Kerim görülmemiş dediler. Bir de bakıyorlar Kuran-ı Kerim'deki esaslar diyelim ki bin dört yüz yıl önce inmiştir. Şimdi o zamanada ait olmuyor. Konulan esaslar, konulan esaslar hep günümüzle alakalı.
Bakıyoruz, diyoruz ki yani Kuran-ı Azimüşşan'ı ancak zaman tarif ediyor. Gün geçtikçe onun üstünlüğü haber veriliyor. Biz sağa bakıp hizaya geleceksek Cenabı Hak. Karada ve denizde meydana gelen fesat, sıkıntı sizin elinizle yapmış olduğunuz hatalardan buyuruyor Cenabı Hak. Biz ne hatalar işledik? Hata şu. Hata Cenabı hakk'ın koymuş olduğu esasın dışına çıkmak. Tevbe Suresi'nde bir ayet I celile var. Tevbe Suresi'nde. Cenabı hakk buyuruyor ki Esnah, Onlar Rabbi Zülcelal'imizin koymuş olduğu sınırı muhafaza ederler. Sınır belli. Yolda giderken hep işaretler konmuş. Yoldaki işaretlere dikkat edilmezse büyük sıkıntılar zuhur ediyor. Mesela biz süratli bir şekilde gidiyoruz ama bir levha konmuş. Orada da sürati gösteriyor. Altmış diyor, seksen diyor. Sonra hasisler onu gösteriyor. Bunun yanında oradaki dönemeç yerlerini gösteriyor bize. Oralarda da kızın kesilmesi gerekir. Ne olur?
Kendisini alamayarak. Ala bakalım. Helak olur. Gidecek, Allah korusun. Efendim işte ben bu yolda yine giden yoruldum. Biraz soldan gideyim. Ya sol tarafta büyük uçurum var. Sağdan, biraz daha sağdan gideyim. Konulan örtünün dışına çıkıldığı zaman mesela orada da helak. Bid'atler. Ben canım Ramazan-ı Şerif'te bayram. Bir gün, bir gün yenecek. Onun yenmesi gerekir. Bayramda bir gün. Yani hep tutacağım. Orada işte bidat. Dinde aslı olmayan bir hareketi yapmak suretiyle Allah'ımızın koymuş olduğu, Rasulünün tespit etmiş olduğu esaslar aşılınca, bidat büyük hatalardandır. Her bir bidat sünneti yok eder. Yok ben sorudan, şu tarla tarafından da gideceğim. Uçak bir ara inerken havaalanına yolu tespit edemedi. Yolu tespit edemedi. Kenarda tarlalar var. Belki de dereler de var. Hemen havalandı. Onu gören kimseler demişler ki, bu uçağın gelişi pek düzgün değil. Havalandı.
Tekrar yolu tam tespit etti. Allah'ımız Esselam'e innet dine indellahi illi İslam. Yol olarak bize İslam'ı seçmiştir. Onun dışına çıkamayız. Biz bütün esaslarla kayıtlıyız. Çok basit bir misal. Şimdi yolda trafik levhaları var. E, dikkat etmeyince Allah korusun bir hayvan da çıkabilir diyor. Haydi Cenabı hak korusun. İsmini demek istemem. Öyle hayvanlar var ki arabayı devirebiliyor. Çok güçlü. Ben ismini burada anlıyorum. Şu güzel mescitte. Hanazir diye geçiyor Kuran-ı Kerim'de. Çok güçlü. Arabayı devirebiliyor. Yapı olarak çok güçlü. Şimdi bir bakıyorsunuz iş makinası çıkabilir diyor ve ne olacak? Büyük bir bela. Nasıl ki yolda işaretler varsa Allah'ımızın koymuş olduğu yolda da Kuran-ı Azimüşşan'ı tasnif ederken şöyle bir sıralama yapmışlar. Bini emir ayeti. Bini de nehiy ayeti. Bin ayet işte şu tavsiyelerde bulunuyor. Cenabı Hak. Kuran-ı Kerim'de mesela.
En'am suresinde yüz elli bir ve yüz elli iki. Orada on tane esas var. Bütün dinlerde bu ortaktır. Bak bu emir. Bunun dışında nehiy yok mu? Neh yolundan da var. Mesela zina fiili. Nehyolunuyor. Ne olur yapıldığı zaman, Allah korusun, arzın hareketine sebep olur buyruluyor. Yani dünyada nizam, intizam diye bir şey kalmaz. Şimdi kanser hastalığında bir şey tarif ediyorlar. Diyorlar ki, biz şimdi doktor değiliz. Ama işittiğimiz ve buradan bir ders alarak bazı hususlarda uyanmamız icap ettiğini fark etmeye gayret ediyoruz biiznillahi. İnsanın hücresindeki yapının vücudundaki hücre yapılanmasının bozulmasından dinliyor. Allah'ımız bizim yapımızı, Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri buyuruyor ki Kuran'ın zahiri insanın zahiri. Kuran'ın batını iç yönü insanın içi.
O zaman biz bu yapıyı değiştirdiğimiz zaman, mesela Allah korusun bir livata, bir zina, bir gözün harama bakması, bir kulağın, o kadının, kadının sözünü işitmek suretiyle, dilleşmek suretiyle ondaki hayvani duyguların kabarması. Mesela elleşmek, dokunmak suretiyle bunlar nedir? Bunlar bizim ruhani ve manevi yapımızı bozuyor. Ama biz bunu bilemiyoruz. Mesela şu virüste devamlı yapı değişiyor. Şekil değişiyor. Diyorlar ki, biz aşı bulamıyoruz. Halbuki yüzlerce aşı çıktı. Tutmuyor. Diyorlar, biz tıbbi olarak bunu tespitte zorlanıyoruz. Çünkü bir aşı hazırlıyoruz. İkinci bir hastalıkta bu aşının hükmü kalmıyor. Tutmuyor. Şimdi ruhumuzdaki bizim hastalıklar nasıl onu bilemiyorsa işte burada düşüneceğiz. Amelin hapt olmasına girer. Amelin kabul olunmama şekli Allah korusun. Mesela büyüklerimizden birisi, Üstat-ı Ali'miz huzurunda bulunduğumuz, Sami Efendi hazretlerini anlattı.
Efendim, karınca kadar yapmış olduğum hata, şimdi gözüme Erciyes Dağı gibi görünüyor. Nasıl etkilenmiş? Böyle sevap ve günah haber verilirken, günah sizin içinizi tırmalayan ve başkalarının görmesini istemediğiniz haldir diye geçiyor. Burada bizim işaret taşlarından en önemli olan husus nedir? Namusu muhafaza etmektir. Kuran-ı Kerim'de zina fiili beş yerde geçer. Belki çok az bir yer de olabilir. Az da olabilir ama onun vahameti, onun açmış olduğu insan hem bünyesinde hem de ruhani alemde, bununla da kalmaz kainatın dengesini bozar. Zina fiili, kainatın dengesini bozar. Neden bozar? Onu da elimizden geldiği kadar anlatmaya çalışırız. Nasıl bozar? Kainatın dengesini bozuyor şimdi. Dünyanın dengesi bozuluyor. Bizim bir ara devlet düzeyinde yüksek makamlarda olan bir kimse Osmanlı döneminde Avrupa'ya girer. Avrupa'da oturdukları yerde bu fiili söylemekte zorlanırız. Bir zina fiili.
Yanındaki batılı sözde onların ileri noktada olan kimseleri der ki, sizde bu fiil işlenmez mi? Biz de doğan çocuğun anne ve babası belli olsun diye yapmazlar, diyor. Bak bu fiil, yani çocuk kime ait? Anaya mı ait? Babaya mı ait? Ondan sonra şuna mı ait? Buna mı ait? Yok. Baba belirsiz. Ana belirsiz. Kainatın düzenini bozuyor. Düzen bozuluyor. Sonra nesebin nasıl belirlenmesi varsa nikah sayesinde neslin de devamı var. Hep biz batıdan misal veriyoruz. Neden? Yolunu şaşırdığı için bunu söylüyoruz. Deniyor ki yaş ortalaması yetmiş beş. İşçi bulamıyor. Genç, nesil yok. Sonra mirasın takvimi. Mirasın, nasıl yapacağız biz bu taksimi? Şimdi anası olacak, babası olacak, kardeşi olacak, dayısı olacak, amcası olacak. Bir miras hukuku var. İlmi Feraiz çok önemli. Bizim bu üniversitede, bizden sonra üniversite oldu. Yüksek İsa Menüsünde tefsir hocamız hep bu dersi verildi.
Çünkü kalkacak bir ilim diye bu, kalkacak bir ilim. Aman ha, yok olmasın diye ilmi feraiz. Mesela birisi vefat etti ya. Vefat edince oğluna kaç düşer, kızına kaç düşer, işte torununa kaç düşer. Bunları tespit etmek. Beş yerde geçer. İsra Suresi, otuz iki. Furkan Suresi, altmış sekiz. Mümtahine, on iki. Nur Suresi, iki ile üç. Mesela bu, Mümtehine, Mümtehine suresinde geçen husus, geçen husus Bir hanımın riayet edeceği hakikatlerdir. Mesela bir hanım nelere dikkat edecek? Nelere riayet edecek? Bunu bildirir. Essalle. Şimdi hepsini belki ifadede zorlanacağız. Çünkü çok uzun sürer. Ama bakıyoruz Rabbi Zülcelal'imiz Mümtahine suresinde son ayetlerdir. Ne güzel bize gerçeği haber veriyor. Rivayet etmemiz gereken hususları. Bir kadın nelere dikkat edecek? Nelere riayet edecek? Bunu bildiriyor Cenabı Hak bize. Bir kadının riayet edeceği hususları.
Ey Peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem eftaluttehaya. İnanmış kadınlar Allah'a hiçbir ortak koşmamak. Bak tek tek sinirleniyor. Sınıflendiriliyor. İnanmış kadınlar iman eden. Çünkü başkası dikkat etmez. İnananlar onlara da ders veriyor Cenabı Hak. İnanmış kadınlar iman etmiş. Allah'a hiçbir ortak koşmamak. İşte bu deizme en güzel cevaptır. Allah'a hiçbir ortak koşmamak. Emrinde ortak koşamazsın. Çünkü hükmü ve esası koyan Allah'tır. Ama efendim bir türlü bu oturmuyor. Mesela günümüzde virüs çok önemli. Bunu nasıl edeceğiz? Şu Avrupa levha olarak astı. Efendimizin Hadis-i Şeriflerini. Veba olan bir yere eğer içindeyseniz çıkmayın, dıştaysanız girmeyin Hazreti Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem. Yemeğe oturmadan önce elinizi siz yedikten sonra da ellerinizi yıkayın. Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bak gördünüz kilisede ezan okundu.
ABD'de Kuran-ı Kerim okuttular. Dinliyorlar. Çünkü insanın fıtratında din var. Kendisini kaybetmiş. Hırsızlık yapmamak. İzina etmemek. Çocuklarını öldürmemek. Başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnatta bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana bey'at etmek üzere geldikleri zaman onları kabul et. Onlara Allah'tan bağışlanmak ile doğrusu Allah bağışlayandır, acıyandır. Şimdi çocuğun öldürülmesini biz nasıl ele alacağız? Çocukları öldürmeyin buyuruyor. Çocuğun ruhani gönül, manevi gönül. Çocukların ellerinde hep telefonlar. Ondan sonra laptoplar vesaire. Bunlar aynen bir bıçak gibi. Bıçak ne yapıyor? Bıçak adamı da kesiyor, ekmeği de kesiyor. Şimdi burada bu aletlerle biz eğer ruhi ve manevi yönlerimizi kesmeye başlarsak, mesela zina fiili. En çok bu aletlerle alaka kuruluyor. Nur suresi iki, üç. Fahşa diye geçer.
Bu fahşa çoğulu fevahiştir, Zina manasında kullanılır. Bunu beyan ederken fuhşiyatı, ağza alınmayacak kötülükler denir. Artık ne kadar çirkinsa. Katiyen açamam. Bir kötülüğü söyleyemem. Almanya'da bir tanesi bizi bir yerden geçirdi. Allah'a şükür ki gözlerim görmemiş. Allah'ımıza hamdolsun. M çılgınlıklarından artık insanlarla yapılan değil, hemcinslerle yapılan değil, onun dışı hayvanatla kurulan bir kötü şenaat ve fiil, ağza alınmayacak şekilde. Bu fahşa, ağza alınmayacak fiiller Kuran-ı Kerim'de nerede geçer? Nisa Suresi, on beş ve yirmi beş. En'am Suresi, yüz elli bir. Ahzab Suresi, otuz. Bakara Suresi, yüz altmış dokuz. Nahl Suresi, doksan. Nur Suresi, yirmi bir. Neml Suresi, elli bir. Şeytana uyanların zina filleridir, davranışlarıdır. Kesin dille kınanır. Açık hayasızlıktır Kuran-ı Kerim'de. Kesin dille kınanır. Büyük günahlardandır.
Hadis-i Şerif'de ağır bir suç olarak beyan edilir. Rabbimiz esamle ve la taprabuz zina, İsra Suresi otuz ikinci ayet celîlede, sallallahü aleyhi ve sellem. Buna bizim İslam hukukçuları büyüklerimiz ilimde, içtihat, ehli müçtehid kimselerimiz zinaya yol açacak fiillerin de haram kılındığını beyan eder. Nedir onlar? Zinau'l aynini enna var. Gözün zinası bakmaktır. Zinau lisen en nutk. Dilin zinası konuşmaktır. Zinau yedeyin. Elin zinası el bat, Dokunmaktır. Daha bir ağza alınmayacak haldedir. Ve zinerricileyn ve zinerricileyn. Ayakların zinası el meş. Bu fiil için hareket etmek. Ve zinaülfem, ağzın zinası. El, Uber. O da ağızlı. Ağız yoluyla yapılan kötü fiildir. İnsan hayvani duygularını öldürmedikçe, hayvanlık seviyesinin üzerine çıkamaz. Neden? Isabella. Onlar hayvanlar gibidir. Belhümedal, belki de daha aşağıdır.
Bundan kurtulmak için hayvani duyguların, bu şehevi duyguların ibadete büründürülmesi lazım. Nasıl ibadete büründürülür? Nikah. Allah'ımız bu duyguyu boşuna yaratmadı. Bu duygu sayesinde ne oluyor? Nesil meydana geliyor? Ve bu duygu, ve bu duygu ibadete büründürülüyor nikahla. Helal oldu. İb, Miskeveyi ve Gazali. Rahimehumullah. Rahimehumullah. İnsanın asıl hürriyeti haz düşkünlüğünden kurtulmaktır. Ravibel İsfahanî. Mesela yeme aşığı. Bir yere izimi hemen yeme. Böyle bir hal başımıza geldi bizim. Mürşid-i kamilimiz yemek olarak da sofra düzeni olarak da çok güzel. Böyle çay olarak da güzel. Zaten tavşan kanı çay buyururdu. Bir tanesi eve giderken mübarek kulakları da duymuş. Çay demiş. Buna mahsun olmuş. Çay hazırlandı fakat kimse ağzına vuramıyor çayı. İçemiyor. Kokusundan içemiyor. Kabları, kaşıkları temizlerken ona mahsus bir bel süt var.
Bu kabın ve kaşık ve bulaşıkları temizlemekte kullanılır. Bu biz dem dini içerisinde unutulmuş. Üzerine de dem dökülmüş çay. Üstazımızın razı olmaması işte bu neticeyi intac ettirdi. Bu neticeye sebep oldu. Düşkünlük. Bunu hiç sevmezdi mürşidimiz. Büyüklerimiz bu yeme çılgınlığını hiç. Çünkü fıtrat İslam olunca aleyhissalatü vesselam Efendimiz yemek seçmiyorlar. Yalnız Zeyd, Halid İbni Zeyd radiyallahu anh'ın hanesindeyken yemediler. Sebebi de neden yemediniz ya Resulallah deyince, ben bir sarımsak kokusu aldım. Cebrail Aleyhisselam'la konuşuyorum. Rahatsız etmeyeyim diye buyurdular. Maverdi, şehvetini öldüren mürüvvetini diriltir insanlığını. Zina, Kuran-ı Kerim'de küfürle beraber geçer. Nur suresi üç Mesela de. Zani, zina eden ancak kötü insanlarla beraberdir, onunla. Yani iyiyle olması mümkün değil. Bir necasetin bir tatlıyla beraber olması mümkün mü? Neciz.
Bir madde, temiz olan bir maddeyle mümkün değil. Onun gibi. Ahlakını, huyunu, edebini, insandığını zina ile yitirmiş insan yine zaniye, o kirliyle beraberdir. Temizle, katliye. Ev, müşrike. Yahut da müşrikle. Sami Efendi hazretlerine ellinin üzerinde bir cemaat intisab için gelir. Orada iki kişiye ders verirler. Evrak ve Ezkar verirler. Bir tanesi de böyle ilim ehli bir kimse. Ona vermezler. Buyururlar ki, halbuki asıl onun alması icap ediyor. Senin bir fiilin var. Onu düzelt de öyle gel. Meğer, başkasının, başkasının nikahında olan bir kadın almış. Bunu düzelt, döve gel. Nasıl Cenabı hak gösteriyor? Bu kötü fiil içerisinde olan zamanın kutbul aktabının eline bile gelemiyor. Adam öldürmek ile beraber ifade edilir zina fi'ni eshame. Ve la yaptulunen nefselleti haramallahu i'lem öldürülmesi katiyen caiz olmayan bir kimsenin canına katiyen kıymayın.
Ancak şer'i emir dinimiz müsaade buyurmuşsa. Ve Sakın ha ve zina fiilinde de bulunmayın. Furkan Suresi, altmış sekiz. Bu fiilin günahı kebair, yani büyük günah olduğu gösterilir. Nedir günahı kebair? Neticesi helak olan, azap olan, işte elimun alayım diye böyle, büyük bir azap vardır. Azabı bildirilen hususlardır. Gazali, Rahmetullah Ali, evlenmeyle ilgili hadislerden yola çıkarak, Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden ayrılırsa benden değildir. Evliliğin fesadı önleyeceğini bu hadis-i şeriflerde çok güzel ifade eder. Bakara Suresi, iki yüz seksen altı, esamle. Ilahinnaya saygılar bizim. Ya Rabbi bize gücümüzün üstünde bir yük yükleme. Bunu ulema-i kiramızı ele alırken, müfessir-i niyazamdan bir kısım kimselerimiz, şehevi duygu olduğunu ifade etmişlerdir. Ya Rabbi, bizim üzerimize güç yetiremeyeceğimiz takat getiremeyeceğimiz, hani güç yetiremeyeceğimiz bir şeyi yükleme.
Bu şehevi duygudur demişler. Çok güçlü olduğu için. Esselamle ve holical insanu davifa, sadak suresi yirmi sekizinci ayet celilede, insanın çok zayıf yaratıldığı. Gerçekten insan bir bünye olarak da zayıf. Mesela bu virüs gözle görülmesi mümkün olmayan bir mikrop. Gözle görülmüyor. Ama değil bir eldeyi, değil bir ülkeyi, bir kıtayı bütün dünyayı yaktı kavurup da geziyor. İhsan zayıf. Bu duygular da hususunda bunu izah ederken yine ulema-ı kiramız cinsel zaafa işaret etmişlerdir. İnsanın zayıflığını. Adam öldürmeden sonra en büyük günah olarak sayılmıştır. Ve Gale Babül Evliye bir kısım veliler buyurmuşlardır ki, Külli Şehvetin, Tahçubü'l-galp. Tuh kibül kalp. Şehevi, arzu, duygu, kalbi, perdeler. Anillah, Allah'tan. Bu nedir? Şimdi adam birisiyle çok samimi telefonda konuşuyorlar. Nikahlı olmak şartıyla diyelim ki evleneceği hanımefendi. Böyle her zaman telefon açarken bir ara açmıyor.
İki taraf da bayağı sıkıntılanıyor. Niye telefon gelmeli? Bu bir kadın. Bu bir erkek. Bu bizim alaka kuracağımız kim her an bizi gören, bilen, duyan, bizimle beraber olan, bize bizden yakın olan Mevla-i Zülcelal'imiz. Bunun için o ruhani irtibatın kesilmesinin çok ağıran mal olduğunu beyan eden Arifani ilahi bir an Allah'tan gafil olmak bize cehennem ateşinden daha zor diyorlar. Allah'ımızla kurulan Habiblu Velid insanın kalbine en yakın olan damardır demiş Arif ani ilahi. Bu damarla Cenabı Hak'la kurulan alakanın kesilmesi onlara ölümden de beter. Bunun için Hasan'ı Harakani, Gatta Sallallahü Sırri Hazretleri, Ebu'l Hasan-ı Harakani Hazretleri Cenabı Hak kırk yıl kalbime nazar eder, kendi muhabbetinden başka bir şey göremez. İlle Şehvetelcime ancak buyuruyor nikahlı bir arada bulmak. Vefil Haber. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz.
Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne sebebi bırakmadım. Böyle huşluğu olan, bir cazibesi olan kadına bakmak şeytanın oklarından, tuzaklarından bir tuzaktır. İnsan bazı dünya zevk ve nimetlerine düşkün olarak yaratılmıştır. Bunlardan biri belki de en önemlisi iki cinsin birbirine olan meydidir. Bu ilginin ölçülü kullanılmaması her taraf için de tehlike doğurur. Hadis-i Şerif'te bu tehlikeye erkeklerin dikkati çekilmekte, kadınlar konusunda dikkatli ve uyanık olmaları istenmektedir. Bu konuyu şu Hadis-i Şerifle açıklayabiliriz. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyuruyor, dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekidir. Çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrailoğulları'nda ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır, buyuruyor. Dikkat edin.
Bir erkek yabancı bir kadınla baş başa kaldığında muhakkak üçüncüsü şeytandır. Efendimiz buyuruyor ki bir kadınla yapayalnız kalmaktan sizi şiddetle sakındırırım. Dedi ki ya Resulallah haydi bizim akrabamız olursa böyle diyelim ki kayınbiraderi. Kayınbiraderi kadın. Sonra nikah düşecek şekilde olanlar vesair buyurdular ki, Elhamu vel mevtu bu ölümdür, daha da biterdir. Yani kocanız, kocanın babası ve çocuklarının haricinde diğer erkekler akrabalarına ne dersin diye ifade ediyor. Zira İslam'da ve önceki bütün semavi dinlerde haram ve çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiştir. O büyük günahlardandır. Irz ve neseplerine yönelik bir suç olduğu için de cezası hadlerin, yani verilen cezaların en şiddetisidir. Zina fiilinden, zena, zina anlat derken, zena fiilinden mazhardır. Zinanın sözlük ve terim anlamı birdir.
Bu da bir erkeğin kadınla bir akde veya haklı bir sebebe dayanmaksızın onunla birlikteliğidir. Zina eden erkeğe zani, kadını ise zani denmiştir. Esselamü. Kuran-ı Kerim'de Cenabı Hak, Ayet-i celleler pek çok Esselamü. İster açık ister gizli olsun fuhşun ve ahlaksızlığın her çeşidinden uzak durun buyruluyor. Şu çok şiddetli bir Hadis-i Şerif'tir bu konuda. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyorlar. Bir şahıs zina yaptığı zaman ondan imanı gider. Tıpkı bir gölge gibi kişinin imanı başının üzerinde durur. Buna verilen anlam şu olmuştur. Aynen diyorlar bunu kabul edin diyorlar. Fakat fukaha beyninde deniyor ki, yani bizim mezhebimize göre büyük günah insanı dinden çıkarmaz. İşte böyle bir imanın da hayli olmaz. Zina yapmak konusunda sürekli ısrar eden bir kişi puta tapan bir kimseye benzer. Muhakkak ki yedi kat gökler ve yedi kat yerler zina eden yaşlı kimseye lanet okur.
Hiç şüphe yoktur ki zina yapanların avret yerlerinin kötü kokusu cehennem halkını dahi son derece rahatsız eder. Zümer suresinde Cenabı Hak esrarı, Ey insanlar sizi böyle açık ve net olarak uyarıyoruz ki hiç kimse hesap günü yargı önüne çıkarılınca, eyvah. Allah'a karşı işlediğim günahlardan dolayı yazıklar olsun bana. Meğer ben ne büyük hakikatleri alaya alıyormuşum da haberim yokmuş demez. Rabbi züccalimiz buyuruyor. Bu yüzden Allah sakınmanız gereken her şeyi size bildirerek mükemmel bir hukuk sisteminin temellerini oluşturacak prensipleri size öğretiyor. Çünkü Allah kullarına karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir, buyuruyor. Yani bu gibi asılsız iddiaları, söylentileri, her tür ahlaksızlığı destekleyerek insanlar arasında ahlaksızlığın, çirkin davranışların, fuhşiyatın yayılmasını isteyenlere hem bu dünyada hem de ahirette can yakıcı bir azap vardır.
Bu sayılan çirkin çirkinliklerin topluma ne büyük zararlar verdiğini ve buna karşı neler yapılması gerektiğini tam olarak sadece Allah bilir. Siz bilemezsiniz. Öyleyse her şeyi bilen Rabbinize güvenmeli ve onun hükümlerini hayata eğmen kılmalısınız. Çirkin fuhuşun. Artık fuhuş deyince her türlü fenalık ifade edilir. Bir de öyle bir fitneden sakınıyorum ki o içinizden yalnız zulmedenlere çakmaz, ammeye de sirayet ve hepsini perişan eder. Hem bilin ki Allah şüphesiz azabı çetin olandır. Bu fiili belli bir zümre yaparken bu umumumuzun helakine sebep olur. Yani olduğu gibi bütün dünyanın mahvına da vesile olabilir. Mümin erkeklere gözlerini harama bakmaktan sakınmalarını ve mahrem yerlerini korumalarını söyle. Bu onlar için en güvenli arınma yoludur. Hiç şüphesiz onlar ne yaparsa Allah ondan haberdardır. Hatta bu şarkışlardaki Bekir amca Hızır aleyhisselam'la görüşürdü.
Bekir demiş, şu yakasını gömleklerinin vurmamaları, şu ön kısmının böyle yakayı vurmadıkları zaman görünmesi bile başkalarının niyetini bozuyor. Tar elbiselerde aynen diyor ve çok ağlıyor diyordu bize. Ümmet-i Muhammed'in bu halinden dolayı. Diğer Hadis-i Şerifler pek çok inne minezzina zinel ayneyni bin nalar ilel avrad. Yani bakılması caiz olmayan göbek ile diz kapağası öyle bir dikkat etmiş ki veliler dişi hayvana bile bakmamışlar. Velinin birisi hasta yatıyor. Ayağını ovalıyorlarmış. Bir anda çekmiş. Bir genç elimi temas etti acaba diyormuş. Gözün zinası bakmaktır ve devam ediyor hadis-i şerifler. Efendimiz Yani bir bakıştan sonra diğer bir bakışı yapmayın. Gözünüze ani bir kadın bölünmüş. Ondan sonra ikinci bir bakmaya işte kadının o şuhluğundan ve cazibesinden dolayı bakmayın. Birinci ani bakmışsınız. Yani elinizde olmadan. Diğeri ise sizi cezaya götürür. Buyuruyor.
Cenabı Hak cümlemizi bu fiilden muhafaza buyursun. Neslimizi de korusun. Büyüklerimizin çok bir husustur. Ulema-ı Kiram'mız tabi durmuştur. Burada zina hakkında çok Hadis-i Şerifler var. Sadece en son kısmından bir tanesini okuyayım. Zina farklı tevdid eder. Yani fakirliği meydana getirir. Bir kimse zina ederse imanı ondan çıkar. Şu kadar var ki kemali nedametle hadisten tövbe ederse affolunur diye buyrulmuştur. Deminki okumuş olduğumuz Hadis-i Şerifi, Esad Erbili Hazretlerinin vereceği manaya bakarak ifade edelim. Son olarak demiştim ama bunlarla beraber ifade edilmiş olsun. Bir gölge gibi üstünde bulunur. Ancak tövbe ile rücu eder. Daha da ileri giremiyorlar. Zina gibi fuhşiyatın zuhuru, hareketi arzın vukuuna mucip olur. Fırın gibi iştigal eder, yanar. Zinadan sakınınız. Zira zinada dört hal vardır. Vecinde yüzünde olan nur cemali ve rızkında olan hayır ve bereketi giderir.
Cenabı Allah'ın gazabını ve uzun bir müddet ateşte bulunmayı meydana getirir. Zinau'l ayneyn ennalar dediğimiz gibi gözlerin zinası harama bakmaktır. Diğer hadis-i şerifte de çok önemine binaen ve Bir kimse ağzını menhiyattan ve namusunu da küfrfuhşiyattan kötülüklerden hıfzederse cennete dahil olur. Yani bazı kimseler herhal ve harekatını şer-i Şerife dinimize uygun etmiş iken yalınız lisanını muhafaza edemediği veyahut esiri şehvet olduğu görülüyor ki, bu kişiler iş bu hadisi şerifin hükmüyle amil oldukları halde, dahili cennet olacakları şüphesizdir. Bu gibiler iş bu hadis-i şerifin hükmüyle amin. Yani dilini muhafaza ediyor. Namusunda bunlar için bir teminat ifade buyruluyor. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruhu tayyibelerine, ehlin ashabına, peygamber-ı nizam ve piran-ı nizam, bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına, El-Fatiha.
Kaynak: Genel
İslami Yaşama Rehberliği ve Zina ile Mücadele | Mihmandar