Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Müminin huzura ereceği düsturlar haber veriliyor bu bölümde. İblis, Pishisar, seher vaktinde kalk Rabbi Zülcelal'imize yönel. Seher aynen bir yıl içerisinde ilkbahara benzer. Bu kadar kıymetli. Çünkü Cenab-ı Hak, onlar seherde istiğfar ederler diye buyuruyor. Ve met dahi değil. Namazını kıl, evrad ve ezkarını oku. Ellerini de Cenabı Hakk'ın kabul dergahını aç, yar var. Çünkü keyfiyeti bilse meçhul Allahu Zülcelal. İsteyen yok mu, isteği verilecek. Dua eden yok mu, duası kabul edilecek. Diye nidaların olduğu bir vakit. Artık bu şekilde de Cenabı Hakk'a Kur'an-ı Kerim'dir bir kısmı. Bu şekilde Mevla'yı Zülcelali yalvar. Gözünü Hakk'ın kitabına dik. Bir kere sıhhatiniz için, afiyetiniz için şunlara dikkat edin. El-Ferah, ve Raha, Vel-Himye, Ferah, kelime anlamının birini sürur demek ki. Raha gönül huzuru olsa gerek.
Tedavi için gerekli ne varsa bunların temini. Seni de şu güç uygunsuz işlerden sakındırırım. Ebteşe'un. Böyle uğursuzluk. Işte kuşun kanadı şöyle geçti, şöyle bir şekil aldı, hava da şu belirdi, suda şu oldu, tabiatta bu hadise zuhur etti. Ne deyip? Böyle bir uğursuzluk düşüncesine dalma. Hiçbir şeyi uğursuzluk sayma. Çünkü her şey Allah'ımızın Celle Celalü takdiriyle olur. Ve vehim. Bu da şüphe içerisinde olmak. Bu diyor, sizin düşmanınızdır. Mesela giriyorsunuz yolda bir kimse, kendisine mahsus bir hareketi de olsa bu bana bu şekilde yaptı, şu şekilde itti deme gibi yanlış da oralar. Vehim, şüphe. Devamlı endişe diyor. Acaba şu şöyle baktı, bununla şunu mu kastetti, şu şöyle yürüdü, yanımdan böyle geçti gibi düşünceler, ye siz. Vel Ganut Allah'ımızın rahmetinden ümit kesmek. Bunlar tatlı olmayan hallerdir.
Nikrullah, Allah'ı Zülcelal'i anmak, yurdir-Rahman, Rabbi Zülcelal'imizin rızasına sizi nail kılar onu anmak. Ve yesadul inse insanı da mesut kılar. Huzurlu olursunuz Rabbi Zülcelal'imizi anarsanız. Ve yuhsi'üş şeytan, Rabbi Zülcelal'imizi anarsanız şeytanı da kasaplandırırsınız. Ve yuh hibü'l ahse Dertleriniz, sıkıntılarınızda geçer. Ve yemle ülmize mizanınızı da ecir ve mükafatla doldurursunuz. Şu diyor sıralayacağım hususlar da dünyanın zevk duyulacak hallerindendir. Dünyadan zevk alınmaz da artık nasıl ifade edilebilir? Uhrevi olsa gerek. Es-sefer, ma'amen, tühip bu. Sevdiğin insanla beraber yolculuk yapmak. Bu davetlerde de önemli. Mesela davet veriyorsun bir kimseyi. Biliyorsun işte bir kimseden sıkıntı da duymuyor ama ruhu onunla barışık değil. Ruhlarında bir karakter olarak bir ayrılık var. O kimseyi mahzun etmiş olursun. Bir sor. De ki kimleri çağırabilirim?
İşte bunu vesile edip de şunu bunu demedi. Gönlünün seveceği, memnun olacağı insanları davet ederseniz, yolculuk olarak böyle kimselerden çıkılırsa insan büyük bir zevke de nail olur. Yoksa ruhen de daralır, sıkıntılar olur. Böyle bir hareketle bulunmayın diyor. Böyle gününüzün, ruhunuzun seveceği, ısınacağı kimseler de olur. Buyurun. Sizi kinlendirecek sözüyle de yer alıyor. Haliyle de yer alıyor. Böyle bir kimseden de uzak olun. Meselaametü min men yuhliim. Size eza vere kimselerden de kurtulun. Tabii bu tamamen alakayı kesmem manasına değildir. Yalnız gönül alacak kadar rencide de gitmeyecek şekilde bir halde bulunur ama böyle bir seferdir, bir davettir. Ne için bunlarda da beraber olmayın. Çünkü sonunda sıkıntılı bir hal zuhur edebilir. Bunun olmaması için. Efdalül Eyya çok güzel izah buyrulmuş. Günlerin en üstünü kıymetli olanı çünkü bu günler nedir?
Ömrümüzden bir yaprağın düşmesi gibi her gün, bir takvim yaprağı düşünürsünüz. Her gün ömürden bir yaprak düşüyor. Bunun gibi. Bu bakımdan günümüzü Emri ilahiye muvafık geçirmek. Ne güzel de ifade edilmiş. Eğer size yumuşak huyluluğu, güzel geçimi, iyi bir tabiat, iyi bir ahlak, bunu temin ediyorsa, o günlerin en üstünüdür. Böyle bir hilmiyet. Hakikaten daralıyorsun. Belki ruhumu da sıkacak. Fakat ne yapıyorsun? Hilmiyetle yumuşak davranıyorsun Ve bunu da bilince ne yapılır? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakına baktığımız zaman, Hz. Vahşi, radiyallahu anh, Hazreti Hamza efendimizi, radiyallahu anh, şehit etti. Sonra da Rabbimiz iman lütfetti. Hakkında Ayet-i celileler çokça geldi. Efendimizin mübarek huzurunda iman gitse bile buyurdu ki Hz. Hamza'yı katleden sen misin? Evet Ya Rasulallah dedi. İşte sizi görünce amcam hatırıma geliyor.
Böyle bir sahabe ile toplandığında geliyordur. Şimdi bir insanın eğer ruhunu daraltıyorsa karşısında bulunma. İşte tutmuyor, mönü tutmuyor. Ya suludur ya sağıdur. Dilekler var güzelce arkasında. Bunu biz Mürşid-i Kamilimizin mübarek hayatında görüyoruz. Tabii ki bizim uygunsuz tavırlarımızdan dolayı iç alemimizi seyrettikleri için rahatsız oluyorlar. Büyüğümüzü de mutlak korumamız gerekir. Tam karşısına kendisini, rengi değinecek, manen incitecek bir kimse oturdu. Biz de bunu biliyoruz. O bütün dini ölçüler içerisinde muamele yaparlar. İncinecek belli. Böyle güneşli de bir hava idi, Açık bir alan, bir bahçe. Bir kardeşimiz dedi ki amca orada güneş tepenize vuracak. Şöyle bölgeye gelin. Demek ki rencide oluyormuş ki üstadımız bundan o kadar memnun ve mesrur oldu ki bak dedi oraya güneşte şöyle geçin. Bir de korumak da icap eder. İşte gündüz gibi görünüyor.
İnadına bir hareket tatsızlık meydana getirir. Eğer gününüz ve menahaka hilme, hilmiyet ve menahaka itme Günahtan da sizi koruyor. Bugün günahtan, hatadan korunmuşsunuz. Ve Ataeke fehmen. Böyle derin bir düşünceye de dalıyorsunuz. Derin bir düşünceye dalıyorsunuz. İşte ne olacak halin? Nasıl ölürüm? Kabirde nasıl kalırım? Huzura nasıl dururum? Bunların düşüncesi içerisinde isek işte yavrularım nasıl budur? Acaba ıslah edebildik mi? Edemedik mi? Onlara hayırlı bir dost bulabildik mi? Bu gibi düşüncelerle geçiyorsa o gününüz sizin bulurdur. Ve ve hebeke azmen bir gayret içerisinde diyor. Sizi o gün büyük bir gayrete getiriyor. Rabbimize kulluk da günlerin efdali ve hudul buyurmuş ibareler. Seni böyle yersiz düşüncelerden sakındırırım. Böyle bir kuruntu bu. Önüne gelen kuruntu. Yersiz düşünceler. Kafayı karmakarışık ediyorum.
İşte hatırlıyor bir kimseyi kendisine diyelim nasılsa muhalif ona içinden nefret, böyle devamlı bir sıkıntı. Bundan sizi sakındırırım. Bu sizi rahata kavuşturmaz. Devamlı hayatınızı zehir edersiniz. Kurtulun bundan. Deyin ki Emir Buhari hazretleri gibi babam diye karşısındakine hitap ettiğini, çocuk yaşta da olsa herkesi kendisinde büyük görme özelliğine sahip olursanız müstesna. Yoksa o beyin, o yersiz buluntular size sevdir, yeridir. Ve'l acze feinnehu mevt. Hiçbir iktidarınız yok. Böyle acizlik, acizlik. Bundan da sakındırırım. Yani orda bir Meclis diyelim sükut ediyor. Onun dışında bir yaz. Bunu yapmayın diyor. Orada da usulüne uygun bir şekilde eğer bizi de dinlerseniz bu mesele şudur diye güzel konuşun. Orada ağzımı açamadım. İşte burada konuşuyorum demeyin diyor. Yapmayın bu hareketleri demek istiyorum. Acsiyet içerisinde olup orda da onun acısını çıkarırım demeyin.
Eğer uygun bir ifadeniz varsa güzel güzel konuşun. Birden parlamayın. Ne cenazeme gel, ne cenazeme varırım gibi sözler gitmeyin. Belki utanacağın haller olur. Yapmayın. Unutur. Bize müellif derken hep bunları ayet ve hadis içeriklerden alarak mesela Kim sabreder, suç bağışlarsa bu hakikaten imrenilecek işlerden buyuruluyor. Bu da büyük bir gaybtır. Tembellik. Böyle bir kalkarken dahi tembel. Eğer bir adam ağır oturup, ağır kalkıyor af buyurun, yağlanmış da bir hali varsa hastalık müstesna, ondan çekinirler. Efendimiz buyurdular ya Cenabı Hak alimlerin etli olanını sevmez. Yahudi cemaatinden öyle birisi geldi. Yok dedi bizim kitabımızda böyle yazmıyor halbuki yazıyor. Böyle ağır neşrep. Bunlardan sakının. Bu tembelliktir diyor. Siz sakındırırım. Böyle yürürken bile Efendimiz aleyhissalatu vesselam mübarek adımlarını tam atıyor ya ayaklarını tam basıyor. Kadem-i şeriflerini. Öl olun.
Tembellik yapmayın. Kalkmışsınız. Bahçeye gireceğim diyorum. Git işte bağırıyorum. Gitsem mi? Gitmesem mi? Ne yapsam? Değil mi? Eğer evlat okuyacaksın çek onu. Evradını çek. Kuran okudıysan Kuran aç. Kuran mı okusam? Evradını mı çeksem? İşte bir komşu var. Hastaydı giremedim. Gitsem mi? Gelsem mi? Kalk. Azim içerisinde o. Esalet feida Azem de bir işe azmettiğin zaman Allah'a teslim ol celle celalühü. Zahir ziyaretini geç. Ondan sonra pazarda bir işlerim vardı. Ne yapsam buna? Ne içsem? Gideceksin git oraya işte. Hem zaman kaybolmaz hem de böyle tembelce bir hareketten de kurtulmuş olursunuz. Burada Ayneyn, aynı halde demiş. Allah'ımız size iki göz Lut etmiş. İki tane de kulak ve yedek, et, ev, vericle, ayaklar, ve lise, dil ve ima, ima ve Kuran, Kur'an ve ema, Kurtuluş. Ve Eyne şükür, ye insan. İki tane gözün var. Onunla Elhamdülillah Allah'ın kitabını okuyabiliyorsun. Kulakların da var.
Onlarda da hayırlı kelamları dinleyebilme nimeti de lütfedilmiş. Ayakların var, camiye de gelip gidiyorsun. Dilinde var. Hakk'ı konuşuyorsun. İman da lütfetmiş. Kuran da var ama şükür nerededir. İsrail billah. Rabbi Zülcelal'inizin hangi nimetini yalanlarsınız? Şu altı husus size yeter. Bunu da tamamlayın. Şu altı husus din. Elhamdulillah dinimiz İslam. Ne büyük bir nimet. Bunun izahlarına geçmeden, sıralayayım da tamamlansın. Din. Ne büyük bir nimet diyor. Zaten başlığını koymuş. Size nimet olarak en büyüğü ikram edilmiştir. Bunlardan birisi dindir. Ebedi huzurunuza vesiledir din. Ve ilmin, maluma sahibisiniz, biliyorsunuz. Vevine mal da lütt etmiş Cenabı Hak. Ve mürrue. Böyle sizden iyilikler de zuhur ediyor. Kim müracaat etse, kimle konuşsanız, dürüstseniz sizden hep iyilik meydana geliyor. Ve Afrin. Öyle bir güzel ahlakınız var ki, size zulmedenleri de bağışlayabiliyorsunuz.
Bu büyük bir nimettir diyor. Ve Afiye Rabbisi Celalimiz bunun yanında hem maddi nimetler mühletmiş hem de manevi nimetler mühletmiş. Din, ilahi bir nimettir. Dilinde hakeza güzel ahlak verilmiş. Af gibi, bağışlama gibi bir lütfada mazhar olmuşsunuz. Bunun yanında maddi olarak da Rabbimiz size aç koymuyor. Elhamdülillah. Yetecek kadar yiyeceğiniz, içeceğiniz, hem kendiniz, hem eviniz hem de etrafınıza da hizmet gidecek kadar Mevla lütufta bulunmuş, ihsan etmiş. Bu ne büyük bir nimettir ve afiye, şu bedenimizi sıhhatli kılmış Mevla yüzüncülah. Ne bir iç rahatsızlığı var, ne elimizde, ne dizimizde, ne gözümüz de, ne de kulağımızda bir rahatsızlık yok. İşte bu nimetten dolayı, Allahu Zülcelal'e hamd edin. İnsanlar şu iki hususta aldanırlar buyuruyor efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Birisi boş vakit, birisi de sıhhat ve afiyettir. Vaktini bir türlü hayırla geçirmez aldanır oruçta.
İşte geçirme zikriyeti. Şükür, hayırlı amelde olun. Bir de bedenimizin afiyetli olması. Bunun da gereği nedir? Ne için yaratılmışsa onu da o şekilde kullanmaktır. Vermiş olduğu nimetlere Cenab-ı Hak sonsuz kılar. El Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.